Kısa cevap: Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten, satışa arz eden, satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kişi, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 30/1 uyarınca 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Suç şikâyete bağlıdır ve cezaya hükmedilebilmesi için markanın Türkiye’de tescilli olması şarttır.
Dükkânında ya da deposunda taklit ürün ele geçirilen esnaf için bu suç, kaçakçılık dosyalarına benzer bir tabloyla başlar: ürünlere el konulur, tutanak düzenlenir, ifadeye çağrılırsınız. Ancak hukuki rejim önemli noktalarda farklıdır ve bu farklar savunma açısından belirleyicidir. Aşağıda maddenin fıkralarını, şikâyet ve tescil şartlarını, malın kaynağını bildirene tanınan cezasızlık imkânını ve savunmanın odaklandığı noktaları ele alıyoruz.
Marka Türkiye’de tescilli değilse ya da şikâyet yoksa cezai sorumluluk doğmaz. Bu iki nokta erken aşamada denetlenmelidir.
SMK m. 30 hangi fiilleri cezalandırıyor?
Marka hakkına tecavüze ilişkin cezai hükümler, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu‘nun 30. maddesinde toplanmıştır. Madde üç ayrı fiil grubunu farklı ceza aralıklarıyla düzenler.
| Hüküm | Cezalandırılan fiil | Ceza |
|---|---|---|
| m. 30/1 | İktibas veya iltibas suretiyle marka hakkına tecavüz ederek mal üretmek veya hizmet sunmak, satışa arz etmek, satmak, ithal veya ihraç etmek, ticari amaçla satın almak, bulundurmak, nakletmek ya da depolamak | 1 – 3 yıl hapis + 20.000 güne kadar adli para cezası |
| m. 30/2 | Marka koruması olduğunu belirten işareti mal veya ambalaj üzerinden yetkisi olmadan kaldırmak | 1 – 3 yıl hapis + 5.000 güne kadar adli para cezası |
| m. 30/3 | Yetkisi olmadığı hâlde başkasına ait marka hakkı üzerinde devretmek, lisans veya rehin vermek suretiyle tasarrufta bulunmak | 2 – 4 yıl hapis + 5.000 güne kadar adli para cezası |
Maddede geçen iktibas markanın aynen alınmasını, iltibas ise karıştırılma ihtimali doğuracak derecede benzetilmesini ifade eder. İkinci hâlde ürünün birebir kopya olması aranmaz; tüketicide karıştırılma ihtimali yaratacak benzerlik yeterlidir. Bu değerlendirme bilirkişi incelemesiyle yapılır ve savunmanın denetlemesi gereken teknik bir konudur.
Kaçakçılıktan en büyük fark: suç şikâyete bağlı
Kısa Cevap: SMK m. 30/6 uyarınca bu maddedeki suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Marka sahibinin ya da yetkili kişinin şikâyeti bulunmadan soruşturma yürütülemez; şikâyetten vazgeçilmesi hâlinde kovuşturma sona erebilir.
Bu, uygulamada en çok fark yaratan hükümdür. 5607 sayılı Kanun kapsamındaki kaçakçılık suçları resen soruşturulur ve şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez. Taklit ürün suçunda ise marka sahibiyle kurulan ilişki dosyanın seyrini doğrudan etkileyebilir. Kaçakçılık rejiminin karşılaştırması için kaçakçılık suçu ve cezası rehberimize bakabilirsiniz.
Markanın Türkiye’de tescilli olması şartı
SMK m. 30/5, maddedeki suçlardan dolayı cezaya hükmedilebilmesi için markanın Türkiye’de tescilli olmasını şart koşar. Bu, cezai sorumluluğun kapısını belirleyen bir hükümdür.
Pratikte denetlenmesi gereken noktalar şunlardır: markanın tescil edilip edilmediği, tescilin hangi sınıflar bakımından geçerli olduğu ve tescil tarihinin fiil tarihinden önce olup olmadığı. Yurt dışında tescilli olmakla birlikte Türkiye’de tescil bulunmayan bir marka bakımından bu maddeden ceza verilemez; marka sahibinin hukuk davası yoluna başvurma imkânı ise ayrıca değerlendirilir.
Malın kaynağını bildiren kişi ceza almaz
Maddenin en önemli hükmü yedinci fıkradır. Buna göre, başkasının hak sahibi olduğu marka taklit edilerek üretilmiş malı satışa arz eden veya satan kişinin bu malı nereden temin ettiğini bildirmesi ve bu suretle üretenlerin ortaya çıkarılmasını ve üretilmiş mallara el konulmasını sağlaması hâlinde hakkında cezaya hükmolunmaz.
Bu, ceza indirimi değil tam cezasızlık sonucu doğuran bir hükümdür ve yapısı itibarıyla 5607 sayılı Kanun m. 5/1’deki etkin pişmanlığa benzer. Ancak koşulları dikkatle okunmalıdır: bildirimin gerçek olması, üreticilerin ortaya çıkarılmasını sağlaması ve mallara el konulmasıyla sonuçlanması gerekir. Sonuç doğurmayan bir beyan bu hükümden yararlanmayı sağlamaz.
Dükkânda arama yapıldığında süreç nasıl işler?
-
01
Şikâyet ve arama
Süreç kural olarak marka sahibinin ya da vekilinin şikâyetiyle başlar. Arama kararının varlığı ve kapsamı savunmanın ilk denetleyeceği noktadır.
-
02
El koyma ve tutanak
Ürünlere el konulur, tutanak düzenlenir. Hangi ürünlerden kaç adet alındığı ve numunelendirme biçimi tutanağa geçirilmelidir.
-
03
Bilirkişi incelemesi
Ürünlerin taklit olup olmadığı ve iltibas bulunup bulunmadığı incelenir. Marka tescil kayıtları da bu aşamada dosyaya girer.
-
04
İfade
Ticari amaç, ürünün nereden temin edildiği ve taklit olduğunun bilinip bilinmediği bu aşamada değerlendirilir. m. 30/7’deki cezasızlık imkânı burada gündeme gelir.
-
05
İddianame ve yargılama
Dava, fikrî ve sınai haklar ceza mahkemesinde; bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde görevlendirilen asliye ceza mahkemesinde görülür.
TAKLİT ÜRÜN DOSYASINDA SÜREÇ
Savunmada hangi noktalar öne çıkar?
- Şikâyetin varlığı ve süresi: Şikâyet yoksa ya da usulüne uygun değilse soruşturma koşulu gerçekleşmemiştir.
- Tescil kaydı: Markanın Türkiye’de, ilgili sınıfta ve fiil tarihinden önce tescilli olup olmadığı.
- İltibas değerlendirmesi: Bilirkişi raporunun karıştırılma ihtimalini hangi ölçütlerle tespit ettiği.
- Ticari amaç: Ürünün miktarı, sunum biçimi ve satışa yönelik organizasyonun bulunup bulunmadığı.
- Tedarik zinciri: Faturalı alım ve toptancı kayıtları; m. 30/7 kapsamındaki bildirim imkânının değerlendirilmesi.
- Arama ve el koymanın hukuka uygunluğu: Bu konuda arama kararı ve sınırları yazımıza bakabilirsiniz.
Sonuç ve değerlendirme
Taklit ürün satma suçu, ceza aralığı bakımından kaçakçılık suçlarından daha ılımlı görünmekle birlikte, ticari işletmeler için ürün kaybı ve itibar riski nedeniyle ağır sonuçlar doğurur. Buna karşılık kanun, savunma açısından iki güçlü kapı bırakmıştır: şikâyete bağlılık ve tescil şartı.
Üçüncü ve en etkili imkân m. 30/7’deki cezasızlık hükmüdür; ancak bu yol, malın kaynağının gerçekten ortaya konmasını ve sonuç doğurmasını gerektirir. Bu kararın verilmesinden önce isnadın kapsamının ve tescil durumunun denetlenmesi gerekir. Her dosyanın sonucu somut delil durumuna göre değişir.
Sıkça Sorulan Sorular
Taklit ürün satmanın cezası nedir?
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 30/1 uyarınca başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden, satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kişi 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
Bu suç şikâyete bağlı mı?
Evet. SMK m. 30/6 uyarınca maddede yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Bu, kaçakçılık suçlarından en önemli farkıdır; marka sahibinin şikâyeti olmadan soruşturma yürütülemez.
Marka tescilli değilse suç oluşur mu?
Hayır. SMK m. 30/5 uyarınca bu maddedeki suçlardan dolayı cezaya hükmedilebilmesi için markanın Türkiye’de tescilli olması şarttır. Tescil bulunmuyorsa cezai sorumluluk doğmaz; hukuk davası yolu ayrıca değerlendirilir.
Ürünü nereden aldığımı söylersem ne olur?
SMK m. 30/7 uyarınca taklit malı satışa arz eden veya satan kişi, bu malı nereden temin ettiğini bildirir ve bu suretle üretenlerin ortaya çıkarılmasını ve üretilmiş mallara el konulmasını sağlarsa hakkında cezaya hükmolunmaz.
Sadece depoda bulundurmak da suç mu?
Evet. m. 30/1 ticari amaçla bulundurmayı, nakletmeyi ve depolamayı da sayar. Bu nedenle satış yapılmamış olması tek başına sorumluluğu ortadan kaldırmaz; belirleyici olan ticari amaçtır.
Marka etiketini üründen sökmek suç mu?
Evet. SMK m. 30/2 uyarınca marka koruması olduğunu belirten işareti mal veya ambalaj üzerinden yetkisi olmadan kaldıran kişi 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
Şirket adına işlenirse ne olur?
SMK m. 30/4 uyarınca maddedeki suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ayrıca tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. Cezai sorumluluk ise fiili işleyen gerçek kişiler bakımından doğar.
Markanın Türkiye’de tescilli olup olmadığı ve şikâyetin usulüne uygunluğu, bu dosyalarda sonucu belirleyen iki eşiktir.
Yazar Hakkında
Av. Burakhan Çalışkan, İstanbul Barosu’na kayıtlı olarak ceza hukuku alanında çalışmaktadır. Sınai mülkiyet haklarına yönelik ceza soruşturmalarında müdafilik, marka tescil kayıtlarının ve iltibas değerlendirmesine ilişkin bilirkişi raporlarının denetlenmesi ile ticari işletmelerin taraf olduğu el koyma ve müsadere uyuşmazlıkları çalışma alanları arasında yer almaktadır.
Hukuki Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.

