Hayır. Tarafların karşılıklı konuşmuş, sohbet etmiş ya da önceden iletişim kurmuş olması, tek başına cinsel taciz suçunu ortadan kaldırmaz. İletişimin varlığı ile belirli bir cinsel içerikli söz veya davranışın karşı tarafça istenip istenmediği, hukuken birbirinden ayrı sorulardır. Mahkeme, “zaten konuşuyorlardı” bilgisini tek başına yeterli görmez; olayın bütününü değerlendirir.
Bu yazıda, karşılıklı konuşmanın dosyada gerçekten ne zaman ve nasıl bir rol oynadığını, “zaten iletişim halindeydik” savunmasının neden çoğu zaman yeterli olmadığını ve mahkemenin bu tür dosyalarda neye baktığını ele alıyoruz.
Bilgilendirme: Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Her dosya kendine özgüdür; somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.
“Karşılıklı Konuşma” ile “Rıza” Neden Aynı Şey Değildir?
İletişim, yalnızca tarafların birbiriyle konuştuğunu gösterir; belirli bir cinsel içerikli söz veya davranışın karşı tarafça istenip istenmediğini göstermez. İki kişi aynı ortamda sohbet ediyor, mesajlaşıyor ya da tanışıyor olabilir; bu durum, sohbetin herhangi bir noktasında yapılan cinsel içerikli bir söz ya da davranışa otomatik olarak izin verildiği anlamına gelmez.
Cinsel taciz suçu, TCK’nın 105. maddesinde düzenlenmiştir ve failin kastı ile mağdurun o andaki iradesi üzerinden değerlendirilir; genel bir iletişim geçmişi bu değerlendirmenin yerini almaz.
“Zaten Konuşuyorduk” Savunması Neden Çoğu Zaman Yeterli Değildir?
Çünkü bu savunma, iletişimin varlığını genel bir onaya dönüştürmeye çalışır; oysa her söz veya davranış kendi bağlamında ayrıca değerlendirilir. Uygulamada sık görülen bir yanılgı şudur: sanki önceden konuşulmuş olmak, sonrasında söylenen her sözü veya yapılan her davranışı hukuka uygun hâle getiriyormuş gibi sunulur.
Bu konuyu mesajlaşma özelinde karşılıklı mesajlaşmanın cinsel taciz suçu açısından nasıl değerlendirildiğini anlattığımız yazımızda ayrıca ele aldık; sözlü konuşmada da mantık aynıdır.
Karşılıklı Konuşmanın Dosyada Gerçekten Bir Rolü Var mı?
Evet, ama tek başına değil — bağlam unsuru olarak. İletişimin tonu, süresi, ne zaman gerçekleştiği ve olayla arasındaki ilişki, diğer delillerle birlikte değerlendirilir. Örneğin sohbetin genel havası, tarafların birbirine hitap şekli ya da konuşmanın hangi ortamda geçtiği, mahkemenin olayı anlamlandırmasına katkı sağlayabilir; ama bunlar da tek başına belirleyici değildir.
| Durum | Tek başına ne anlama gelir |
|---|---|
| Taraflar önceden tanışıyor/konuşuyor | İletişimin varlığını gösterir, belirli bir eylemin rızasını göstermez |
| Sohbet samimi bir tonda geçmiş | Genel bir hava verir, o anki söz/davranışa onay anlamına gelmez |
| Mağdur konuşmaya devam etmiş | Konuşmayı sürdürmek, her içeriği kabul ettiği anlamına gelmez |
| Konuşma olay anında geçmiş | Daha yakından incelenir ama yine diğer delillerle birlikte değerlendirilir |
Mahkeme Bu Tür Dosyalarda Neye Bakar?
Mahkeme; mağdur beyanının tutarlılığını, olay sonrası davranışları (şikâyetin ne zaman ve nasıl yapıldığı), varsa tanık anlatımlarını ve dijital kayıtları (mesaj, ses, görüntü) bir bütün olarak değerlendirir. Dijital delillerin bu tür dosyalarda nasıl okunduğunu ve tek başına neyi ispatlayıp neyi ispatlamadığını rızanın nasıl ispatlandığını anlattığımız yazımızda daha ayrıntılı işledik.
Sık Karşılaşılan Yanlış Anlamalar
- “Konuşmaya devam etti, demek ki rahatsız olmadı.” Konuşmayı sürdürmek, her söylenen sözü kabul ettiği anlamına gelmez; kişiler pek çok nedenle iletişimi hemen kesmeyebilir.
- “Zaten arkadaştık/tanışıyorduk.” Tanışıklık, belirli bir cinsel içerikli söz ya da davranış için geçerli bir onay değildir.
- “Karşı taraf da şakalaşıyordu.” Genel bir şakalaşma havası, her ifadenin sınırı aştığı anda otomatik olarak meşrulaştığı anlamına gelmez.
Bu Tür Bir Süreçte Ne Yapılmalı?
Elinizde konuşma kaydı, mesaj dökümü ya da tanık bilgisi varsa, bunları değiştirmeden ve orijinal hâliyle saklamanız önemlidir. Sürecin başında bir avukatla temas kurmak, iletişim geçmişinin dosyada nasıl sunulacağı ve hangi delillerin öne çıkarılacağı konusunda belirleyici olabilir.
Sık Sorulan Sorular
Karşılıklı konuşmuş olmak cinsel taciz suçunu tamamen ortadan kaldırır mı?
Hayır. İletişimin varlığı, belirli bir söz veya davranışın rıza dahilinde olduğunu tek başına göstermez.
Mağdur sohbete devam ettiyse bu aleyhine mi kullanılır?
Tek başına değil. Konuşmayı sürdürmek, dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilen bir unsurdur; kendi başına belirleyici sayılmaz.
Sözlü konuşma ile yazılı mesaj arasında delil açısından fark var mı?
Yazılı mesajlar somut bir kayıt oluşturduğu için incelenmesi daha kolaydır; sözlü konuşmalarda ise tanık beyanı veya varsa ses kaydı önem kazanır.
Bu savunma hiç işe yaramaz mı?
Bağlamı açıklamakta katkı sağlayabilir, ancak tek başına bir savunma stratejisi olarak yeterli değildir; dosyanın bütünü içinde değerlendirilmelidir.
Sonuç
Karşılıklı konuşmuş olmak, cinsel taciz suçlamasına karşı tek başına bir kalkan oluşturmaz. Belirleyici olan, iletişimin varlığı değil; somut söz veya davranışın o an için istenip istenmediğidir. Bu ayrımın doğru kurulması, hem şüpheli hem de mağdur açısından sürecin seyrini doğrudan etkiler.
Dosyanızdaki iletişim kayıtlarının ve delillerin nasıl değerlendirileceğini birlikte konuşalım.
Yazar Hakkında
Av. Burakhan Çalışkan — Çalışkan Hukuk Bürosu
İletişim: 0 506 976 23 55
Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlara ilişkin davalarda delil değerlendirmesi ve savunma stratejisinin kurulması büronun çalışma alanları arasındadır. Bu kapsamda müvekkillere soruşturma ve kovuşturma aşamalarında hukuki danışmanlık ve temsil hizmeti verilir.
İstanbul başta olmak üzere tüm Türkiye’deki dosyalarda aktif olarak görev alır. İstanbul Barosu’na kayıtlıdır.

