Site icon Av. Burakhan Çalışkan

Tüketici Mahkemesi İstinafa Cevap Dilekçesi

tüketici mahkemesi istinafa cevap dilekçesi

tüketici mahkemesi istinafa cevap dilekçesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ HUKUK DAİRESİNE
Gönderilmek Üzere
İSTANBUL ANADOLU 4. TÜKETİCİ MAHKEMESİNE

DOSYA NO : …
DAVACI : …
DAVALI : … BANKASI ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLİ : …

KONU : Davalı yanın … tarihinde tarafıma tebliğ olan …  tarih ve … esas, … karar sayılı kararı istinafına karşı cevaplarımın sunulmasıdır. – Tüketici Mahkemesi İstinafa Cevap Dilekçesi

AÇIKLAMALAR :
Davalı taraf istinaf dilekçesinde özetle kartın muhafazası ile ilgili sorumluluğun davacı tarafa ait olduğunu, banka tarafından işlem sahibine gönderilen tek kullanım şifre ile sorumluluğun hesap sahibinde olduğunu, davacının ağır kusurunun olduğunu, davacının şifreyi üçüncü kişilerle paylaştığını ve bu nedenle bankanın zarardan sorumlu olmadığını, açılan davanın hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu, bilirkişi raporuna ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını iddia ederek istinaf talebinde bulunmuştur. Ne var ki davalının istinaf talebi tamamen haksız ve hukuki mesnetten yoksundur, söz konusu istinaf talebinin yegane amacı kararın kesinleşmesini engellemektir. – Tüketici Mahkemesi İstinafa Cevap Dilekçesi

Şöyle ki ;
1- BANKALAR OBJEKTİF ÖZEN YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN YERİNE GETİRİLMEMESİNDEN KAYNAKLANAN HAFİF KUSURLARINDAN DAHİ SORUMLUDUR.
Davalı taraf, istinaf dilekçesi ile her ne kadar zarar ile aralarındaki illiyet bağının koptuğunu ve davanın reddedilmesi gerektiğini iddia etmekteyse de bu iddiayı kanıtlayamamakta ve tıpkı yerel mahkemeye sunulu cevap dilekçesinde olduğu gibi soyut beyanlarını tekrar etmektedir. Oysa bilindiği üzere, bankalar “hafif kusurlarından” dahi sorumlu tutulmakta olup banka olmaları nedeniyle üstlendikleri özen borcu daha ağırdır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Esas No: 2015/10105 Karar No: 2016/901 Karar sayılı kararında bu husus vurgulanmaktadır: “Bir güven kurumu olarak, basiretli tacir gibi davranması gereken bankalar, 818 sayılı BK’nın 99/2 ve 6098 sayılı TBK’nın 115/3 madde ve fıkraları uyarınca objektif özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden kaynaklanan hafif kusurlarından dahi sorumlu olup, banka olmaları nedeniyle de diğer tacirlere nazaran bütün hukuki ilişkilerinde daha yüksek özen borcu altındadırlar. Banka ile müşterisi arasındaki bankacılık işlemleri herşeyden önce güven unsuruna dayanmaktadır.”

2- BİLİRKİŞİ RAPORU USUL VE YASAYA UYGUN DÜZENLENMİŞTİR. – Tüketici Mahkemesi İstinafa Cevap Dilekçesi
Bilirkişi … ve … tarafından tanzim edilen … tarihli heyet bilirkişi raporunda özetle; bankanın tarafıma iki adet kredi kartı ve esnek hesap adı verilen KMH tahsis ettiği, bu kredilerin kullanıldığı, tarafımın haberi ve bilgisi olmadan kredi kartı ve KMH hesabımdan toplam 21.030,00-TL nakit çekildiği, bankanın bu nakit çekimler için toplan 809,29-TL masraf tahsil ettiğini iddia ettiği, şahsımın bu tutarların iadesini talep ettiğimi, yapılan incelemede iddia ettiğim gibi kredi kartları ve KMH hesabımdan toplam 21.030,00-TL nakit çekim yapıldığı, bankanın toplam 809,29-TL nakit çekim ücreti tahsil ettiği, tarafımın QR kodla hiçbir işlem yapmadığımı beyan etmeme rağmen davalı bankanın bu işlemi açmak için olay tarihinden dokuz gün önce bu işlemin yapıldığını ifade ettiği belirtilmekte, kredi kartı üzerinden arka arkaya ilk sefer onbir işlem yapılıp bundan tarafımın haberdar edilmemesinin bankanın bir açığı olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Söz konusu rapor bankacılık mevzuatı, Türk Borçlar Kanunu ve yerleşmiş Yargıtay içtihatları doğrultusunda hazırlanmış usul ve yasaya uygun düzenlenmiş bir rapor olup hükme esas alınması doğrudur. Davalı bankanın söz konusu bilirkişi raporuna yönelttiği itirazlar herhangi bir gerekçeye ve yasal mevzuata dayanmayıp yalnızca sorumluluktan kaçınma maksatlıdır. Yerel mahkeme davalı bankanın bilirkişi raporuna yönelttiği itirazları dikkate almış, değerlendirmiş ve nihayetinde bilirkişi raporu doğrultusunda karar vermiştir. Tüketici Mahkemesi İstinafa Cevap Dilekçesi

3- TARAFIMIN KONU ZARARIN MEYDANA GELMESİNDE HERHANGİ BİR KUSURU BULUNMAMAKTADIR.
… tarihli heyet bilirkişi raporu incelendiğinde söz konusu şüpheli işlemlerde bankanın açık sorumluluğu ve kusurlu davranışı görülmektedir. Nitekim tanzim edilen bilirkişi raporunda da “Kredi kartı üzerinden arka arkaya ilk sefer onbir işlem yapılıp bundan müşterinin haberdar edilmemesi Bankanın bir açığı olarak değerlendirilebilir” ifadelerine yer verilerek işbu davadaki haklılığım dile getirilmiştir. Dava dilekçesinde ve yargılama süresince istikrarlı şekilde dile getirdiğim maddi olay örgüsü incelendiğinde baştan sona tarafıma ait herhangi bir kusur olmadığı görülecektir. Buna karşılık davalı Banka’nın ilk andan itibaren zafiyeti ve kusuru bulunduğu bilirkişi raporuyla da sabittir. Davalı tarafın işbu kusurlu davranışları nedeniyle uğradığım zarar mahkemenin de malumu olup davalı tarafın sorumluluktan kaçınma maksatlı itirazları dikkate alınmamalıdır. – Tüketici Mahkemesi İstinafa Cevap Dilekçesi

4- BANKA TARAFINDAN SMS MESAJI GÖNDERİLMEMESİ HALİNDE BANKA ZARARDAN SORUMLUDUR.
Davalı bankanın söz konusu zararın meydana gelmesinde birden fazla kusurlu hareketi bulunmaktadır. Bunlar dava süresince detaylarıyla değerlendirilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun pek çok kararı davalı bankanın sorumluluğunu ortaya koymaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, E:2017/3092, K:2020/400, T:16.06.2020 sayı ve tarihli kararında da banka tarafından SMS mesajı gönderilmemesi durumunda meydana gelen zarardan bankanın sorumlu olacağı ifade edilmektedir.

İtimat Kurumu Olan Bankaların Objektif Özen Borcu – Hafif Kusur Eldeki davada davacının kredi kartını kardeşine kullandırmak suretiyle kredi kartı sözleşmesine aykırı davranışta bulunduğu sabit olup, bu hususta Özel Daire ile yerel mahkeme arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ancak kredi kartı hamili olan davacı, bankaya talimat vererek dönem içi harcamalarının 700,00TL’ye ulaşması hâlinde kendisine SMS ile bilgi verilmesini talep etmiş, dosya kapsamı ve kayıt altına alınan telefon görüşmelerinden talimatın varlığı belirlenmiştir. Davaya konu harcamalardan ilk harcama … tarafından 18.01.2013 tarihinde 100,00TL olarak yapılmış, öncesinde davacının harcamaları ile birlikte 700,00TL’yi aştığı hâlde davacıya bilgi verilmemiştir. Davalı … kredi kartı ile alışveriş yapmaya devam etmiş, davaya konu tutara ulaşılmıştır. Bu nedenle … tarafından yapılan harcamalarda tüketici olan davacının talimatına rağmen banka tarafından bildirim yükümlülüğü yerine getirilmediğinden, banka kusurlu olarak zararın artmasına sebebiyet vermiştir. Banka tarafından SMS mesajı gönderilmesi hâlinde zararın büyümesi önleneceğinden, birer itimat kurumu olan bankaların objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlarından dahi sorumlu bulunmaları karşısında davacının zararından sorumlu olduğu kabul edilmelidir.

5- DAVALI BANKA DAVA KONUSU ZARARIN TÜKETİCİ KUSURUYLA MEYDANA GELDİĞİNİ KANITLAYAMAMIŞTIR.
Sayın mahkemenin malumu olduğu üzere güven unsuruna dayalı işlemler gerçekleştiren bankacılık kurumlarının ve aracı şirketlerin ağır sorumluluklarının kaldırılabileceği yegane hal tüketicinin kusurlu davranışıdır. Söz konusu kusuru kanıtlamak ise Yargıtay içtihatlarıyla sabit olduğu üzere bankaya aittir. İşbu dosyadaki somut olaya emsal teşkil edebilecek bir başka vakada Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2010/9742 K. 2011/2979 T. sayılı kararında davacı vatandaşa banka karşısında verilen %20 kusuru dahi yerinde bulmayarak bozma kararı vermiştir.

“Somut olayda mahkeme, davacının şifre ve parolasını koruyamamasının zararın meydana gelmesinde etkili olduğu gerekçesiyle davacıyı meydana gelen zararda %20 oranında kusurlu kabul etmiştir. Oysa, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile hesaptan çekilerek başka hesaba havale edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, ispat yükü kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuruyla ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır. Davalı bankanın internet bankacılığında kendisinin ve müşterilerinin güvenliğini sağlayacak güvenlik enstrümanlarının kullanılmasını zorunlu kılmayıp, somut olayda davacının insiyatifine bırakması, SMS ile bildirim, tek kullanımlık şifre, elektronik imza gibi teknolojik uygulamalara geçmemesi zararın doğmasında başlıca etken olup, davalı bankanın zarardan sorumlu olduğu açıktır. O halde somut olayda tüm kusur davalı bankada olduğu halde, yazılı gerekçelerle tarafların birlikte kusurlu olarak kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.” – Tüketici Mahkemesi İstinafa Cevap Dilekçesi

6- DAVALI TARAFIN İDDİA VE SAVUNMALARI YEREL MAHKEMECE DİKKATE ALINMIŞTIR.
Davalı taraf her ne kadar bilhassa bilirkişi raporuna yönelttikleri itirazların dikkate alınmadığını ve bu nedenle yerel mahkeme kararının bozulması gerektiğini iddia etmekteyse de bu iddiaların bir geçerliliği bulunmamaktadır. Yerel mahkemede yapılan yargılama sayın mahkemenin de fark edeceği üzere bir Tüketici Mahkemesi yargılamasına nazaran uzun sürmüş, neticelenmesi uzun zaman almıştır. Bütün bu süreçte davalı taraf, vekili vasıtasıyla her tür iddiaya cevap vermiş ve bilirkişi raporuna itirazlarını yöneltmiştir. Yerel mahkeme tarafından davalı tarafın tüm itiraz ve iddiaları dikkate alınmış, gerek duruşmada gerekse de yazılı olarak dile getirilenler işlem görmüştür. Yerel mahkeme tüm bunların ardından davanın kabulü yönünde karar vermiş olup davalı tarafın istinaf iddiaları temelsizdir.

7- DAVALI TARAFIN İSTİNAF TALEBİ SOYUT İTİRAZLARDAN İBARET VE KARARIN KESİNLEŞMESİNİN ENGELLENMESİNE YÖNELİKTİR
Dava dilekçesinde, bilirkişi raporunda, dosyada yer alan beyanlarda ve işbu istinafa cevap dilekçesinde detaylarıyla izah edildiği üzere aşağıdaki hususlar sabittir;
– Davalı bankanın meydana gelen zarar nedeniyle sorumluluğu bulunmaktadır.
– Davalı banka kusurlu hareket ederek zararın meydana gelmesine neden olmuştur.
– Tarafımın konu zararın meydana gelmesinde bir kusuru yoktur.
– Bilirkişi raporu lehte olup bankanın sorumluluğunu ortaya koymaktadır.
– Yerel mahkeme uzun ve detaylı tahkikatlar sonucu tarafları dinleyerek karar vermiştir.
– Bütün bu açık gerçeklere rağmen davalı tarafın soyut ve yüzeysel iddialarla kararı istinaf etmesi açıkça hakkın kötüye kullanımı niteliğindedir. Davalı tarafın gayesi söz konusu usul ve yasaya uygun mahkeme kararının en geç vakitte kesinleşmesi ve alacağımın daha geç bir tarihte ödenmesidir.
İstinafa cevap dilekçesi boyunca dile getirdiğim nedenlerle, davalı tarafın istinaf talepleri yerinde değildir ve tarafımca itiraz edilmesi gereği hasıl olmuştur.

SONUÇ OLARAK : Tüketici Mahkemesi İstinafa Cevap Dilekçesi
Yukarıda açıklanan ve resen göz önüne alınacak hususlarla, davalının istinaf başvuru dilekçesinde belirtilen hususların herhangi bir hukuki dayanağı olmaması sebebi ile İstanbul Anadolu 4. Tüketici Mahkemesinin … tarih ve … Esas, … Karar sayılı ilamın ONANMASINA karar verilmesini tensip ve takdirlerinize arz ederim.
Saygılarımızla. …

Davacı – Tüketici Mahkemesi İstinafa Cevap Dilekçesi

İkinci El Ayıplı Araç Satışı konulu makale için tıklayınız.

Exit mobile version