Site simgesi Av. Burakhan Çalışkan

Cinsel İlişkiye Rıza Yaşı Kaçtır? TCK 103 ile TCK 104 Arasındaki Fark (2026)

Cinsel ilişkiye rıza yaşı TCK 103 TCK 104 farkı

📌 Kısa Cevap: Türk hukukunda cinsel davranışa hukuken geçerli rıza gösterebilme yaşı on beştir. On beş yaşını tamamlamamış çocuklarla her türlü cinsel davranış, rıza olsa bile TCK m.103 kapsamında istismar sayılır; on beş yaşını doldurmuş çocuklarla cebir, tehdit veya hile olmaksızın gerçekleşen cinsel ilişki ise ayrı ve daha hafif bir suç olan TCK m.104 kapsamında değerlendirilir. “Belirli bir yaş farkının altında suç oluşmaz” biçimindeki yaygın inanış doğru değildir.

Cinsel ilişkiye rıza gösterebilme yaşı, TCK m.103 (çocukların cinsel istismarı) ve TCK m.104 (reşit olmayanla cinsel ilişki) arasındaki uygulamada en çok karıştırılan konulardan biridir. Bu yazıda bu iki maddenin hangi durumlarda uygulandığını, aralarındaki temel farkları, yaygın yanlış inanışları ve öngörülen cezaları 2026 güncel mevzuat çerçevesinde ele alıyoruz.

Durumunuzu netleştirmek ister misiniz?

Yaş, rıza ve cebir/tehdit unsurlarının doğru değerlendirilmesi, davanın nitelendirmesini kökten değiştirir; bize ulaşın.

Cinsel ilişkiye rıza gösterebilme yaşı kaçtır?

Türk Ceza Kanunu’na göre cinsel davranışa hukuken geçerli rıza gösterebilme yaşı on beştir. On beş yaşını tamamlamamış çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, çocuğun rızası bulunsa dahi TCK m.103 kapsamında cinsel istismar sayılır ve rızanın hukuki bir değeri yoktur. Bu eşik, kanun koyucunun belirli bir yaşın altındaki çocukları, kendi rızalarından tamamen bağımsız olarak mutlak ve istisnasız şekilde koruma altına alma tercihini açıkça yansıtır. On beş yaşını doldurmuş çocuklar bakımından ise durum farklıdır; bu yaş grubunda rıza, hangi maddenin uygulanacağını belirleyen önemli bir unsur hâline gelir.

TCK m.103 (Çocukların Cinsel İstismarı) Ne Zaman Uygulanır?

TCK m.103/1-a uyarınca on beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış istismar sayılır. Aynı maddenin (b) bendi, diğer çocuklara (15-18 yaş arası) karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedenle yapılan cinsel davranışları da kapsar. TCK m.103/1’e göre cinsel istismar 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasını gerektirir; sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde ceza 3 yıldan 8 yıla kadardır. Mağdurun 12 yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda 10 yıldan, sarkıntılık durumunda ise 5 yıldan az olamaz. Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda ceza 16 yıldan, mağdur 12 yaşını tamamlamamışsa 18 yıldan az olamaz.

TCK m.103 ile TCK m.104 arasındaki temel farklar
Kriter TCK m.103 (Çocuğun Cinsel İstismarı) TCK m.104 (Reşit Olmayanla Cinsel İlişki)
Mağdurun yaşı 15 yaş altı (her durumda) / 15-18 yaş (cebir-tehdit-hile ile) 15 yaşını doldurmuş, 18 yaşından küçük
Cebir/tehdit/hile şartı Aranmaz (15 altı) veya aranır (15-18 arası tanım gereği) Aranmaz — varsa TCK 103 uygulanır
Ceza (temel hâl) 8-15 yıl hapis (sarkıntılık: 3-8 yıl) 2-5 yıl hapis
Şikâyete tabi mi? Hayır, resen kovuşturulur Evet (temel hâl), nitelikli hâllerde hayır
CMK 100/3 katalog suç mu? Evet Hayır
HAGB imkânı Fiilen çok sınırlı (ceza aralığı yüksek) Alt sınırdan hükümde mümkün

Videolu anlatım

▶VİDEOLU ANLATIMCinsel Suçlarda Savunma Stratejileri
Av. Burakhan Çalışkan · İstanbul BarosuYouTube kanalı →Tüm videolar →
Doğru nitelendirme için

Yaş ve cebir/tehdit/hile unsurlarının tespiti davanın seyrini belirler; dosyanızı birlikte değerlendirelim.

TCK m.104 (Reşit Olmayanla Cinsel İlişki) Ne Zaman Uygulanır?

TCK m.104/1 uyarınca, cebir, tehdit ve hile olmaksızın 15 yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, mağdurun şikâyeti üzerine 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Bu suç, TCK m.103’teki cinsel istismardan daha hafif bir ceza rejimine sahiptir; çünkü kanun koyucu, 15 yaşını doldurmuş bir çocuğun cinsel ilişkiye dair belirli bir irade beyanında bulunabileceğini kabul etmiş, ancak bu yaş grubunu hiçbir biçimde tamamen korumasız da bırakmamıştır. TCK m.104/2 uyarınca, suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. TCK m.104/3 uyarınca ise, suçun evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, yine şikâyet aranmaksızın ikinci fıkraya göre cezalandırılır.

“Belirli bir yaş farkı varsa suç oluşmaz” efsanesi

Toplumda sıkça karşılaşılan bir yanlış inanış, taraflar arasında belirli bir yaş farkının (örneğin 5 yaş) altında kalındığında TCK m.104’ün uygulanmayacağı yönündedir. Bu doğru değildir; ne TCK m.104 ne de TCK m.103 metninde böyle bir yaş farkı istisnası bulunmaktadır. Kanun, yalnızca mağdurun yaşına (15 yaşını doldurmuş olup olmadığına) ve fiilin cebir/tehdit/hile içerip içermediğine bakar; failin yaşı veya taraflar arasındaki yaş farkı, suçun oluşup oluşmadığını etkileyen bir unsur değildir. Bu yanlış inanış, muhtemelen bazı yabancı hukuk sistemlerindeki “yakın yaş istisnası” (close-in-age exception) düzenlemelerinin Türk hukukuna hatalı biçimde aktarılmasından kaynaklanmaktadır; Türk Ceza Kanunu’nda böyle bir istisna yoktur.

Evlenme yasağı kapsamı: TCK 104/2 ne zaman uygulanır?

TCK m.104/2’deki ağırlaştırılmış ceza, TMK m.129-130’da düzenlenen evlenme yasakları kapsamındaki kişiler arasında uygulanır. Bu yasaklar arasında üstsoy ile altsoy arasındaki (ana, baba, büyükanne, büyükbaba ile çocuk, torun arası), kardeşler arasındaki, amca-yeğen, dayı-yeğen, hala-yeğen, teyze-yeğen arasındaki hısımlık ilişkileri ile evlat edinen ve evlatlık arasındaki ilişki sayılabilir. Bu kapsamdaki bir kişi tarafından işlenen fiil, mağdurun rızası bulunsa ve mağdur 15 yaşını doldurmuş olsa dahi, 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasını gerektirir ve şikâyet aranmaksızın resen kovuşturulur; bu, akrabalık ilişkisinin sağladığı güvenin kötüye kullanılmasına karşı kanun koyucunun özel bir koruma öngördüğünü açıkça ve net biçimde göstermektedir.

Örnek senaryo: yaş ve cebir unsurunun doğru tespiti

  1. 01
    Mağdurun yaşının netleştirilmesi

    15 yaşını doldurup doldurmadığı, nüfus kaydıyla kesin biçimde tespit edilir.

  2. 02
    Cebir, tehdit veya hile unsurunun araştırılması

    Fiilin rızaen mi yoksa baskı/aldatma ile mi gerçekleştiği incelenir.

  3. 03
    Doğru maddenin belirlenmesi

    15 altıysa veya cebir/tehdit/hile varsa TCK 103; 15 üstü ve rızaen ise TCK 104 uygulanır.

  4. 04
    Nitelikli hâllerin kontrolü

    Evlenme yasağı veya koruyucu aile ilişkisi varsa TCK 104/2-3 devreye girer.

  5. 05
    Şikâyet süresinin ve kovuşturma usulünün belirlenmesi

    TCK 104 temel hâlde 6 aylık şikâyet süresi, nitelikli hâllerde resen kovuşturma uygulanır.

Doğru nitelendirmeye giden adımlar

Tutuklama riski: neden iki madde arasında büyük fark var?

CMK m.100/3, TCK m.103’ü (tüm fıkraları) katalog suçlar arasında sayar; bu nedenle bu suçta kuvvetli suç şüphesi varsa tutuklama nedeninin de var sayıldığı kabul edilir. Buna karşılık TCK m.104 katalog suçlar arasında yer almaz; bu suçta tutuklama için CMK m.100/1-2’deki genel şartların (kuvvetli şüphe + kaçma veya delil karartma tehlikesi) ayrıca ve somut biçimde ispatlanması gerekir. Bu fark, doğru madde tespitinin yalnızca ceza miktarını değil, soruşturma sürecinin en başındaki özgürlük kısıtlamasını da doğrudan etkilediğini göstermektedir.

HAGB imkânı: hangi durumlarda mümkün?

TCK m.104/1’in öngördüğü 2-5 yıllık ceza aralığında, mahkeme alt sınıra yakın (2 yıl veya altı) bir hüküm kurarsa ve sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûmiyeti yoksa, CMK m.231 kapsamında HAGB kararı verilmesi mümkündür. Ancak TCK m.104/2’deki evlenme yasağı nitelikli hâlinde ceza 10-15 yıl olduğundan, HAGB imkânı bu durumda fiilen ortadan kalkar. TCK m.103’te ise temel ceza aralığının (8-15 yıl, sarkıntılıkta 3-8 yıl) çoğu zaman 2 yıllık HAGB eşiğinin üzerinde kalması nedeniyle, bu imkân yalnızca çok istisnai ve alt sınıra yakın sarkıntılık hükümlerinde gündeme gelebilir.

Zamanaşımı: iki madde arasındaki farklı hesaplama

TCK m.66 uyarınca dava zamanaşımı süresi, öngörülen cezanın üst sınırına göre belirlenir. TCK m.103/1’de üst sınır 15 yıl olduğundan TCK m.66/1-d uyarınca genel dava zamanaşımı süresi on beş yıldır (organ sokma ve nitelikli hâllerde cezanın üst sınırı ile TCK m.66/3 uyarınca nitelikli hâller dikkate alınarak daha uzun süreler gündeme gelebilir); TCK m.104’te ise temel hâlde üst sınır 5 yıl olduğundan 8 yıllık zamanaşımı süresi geçerlidir. Zamanaşımı kural olarak suçun işlendiği günden başlar; TCK m.66/6 uyarınca çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden başlama kuralı ise yalnızca çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda uygulanır. Bu nedenle failin sıfatı süre hesabında belirleyicidir ve “aradan çok yıl geçti, artık dava açılamaz” varsayımı bu özel hâllerde yanlış olabilir.

Mağdurun yaşının tespiti: pratik zorluklar

Uygulamada mağdurun tam yaşının tespiti, özellikle nüfus kayıtlarının eksik veya hatalı olduğu durumlarda güçlük yaratabilir. Bu tür durumlarda mahkeme, nüfus müdürlüğünden resmi kayıt istemenin yanı sıra, gerekirse kemik yaşı tespiti gibi adli tıp yöntemlerine başvurabilir. Mağdurun yaşının 15 yaş sınırının hemen öncesinde veya sonrasında olduğu sınır durumlarda, bu tespitin hatasız yapılması, davanın TCK m.103 mü yoksa TCK m.104 mü kapsamında değerlendirileceğini belirleyen en kritik teknik adımdır.

Cebir, tehdit ve hile kavramlarının içeriği

TCK m.104’ün uygulanabilmesi için fiilin “cebir, tehdit ve hile olmaksızın” gerçekleşmesi şarttır; bu üç kavramın doğru anlaşılması davanın nitelendirmesinde belirleyicidir. Cebir, doğrudan fiziksel güç kullanılmasını; tehdit, mağdurun iradesini baskı altına alacak bir kötülük korkusu yaratılmasını; hile ise mağdurun yanıltılarak rızasının hukuken geçersiz hâle getirilmesini ifade eder. Örneğin failin kendini farklı bir kişi olarak tanıtması, yaşı hakkında yanlış bilgi vermesi veya evlilik vaadiyle aldatması gibi durumlar hile kapsamında değerlendirilebilir ve bu hâlde TCK m.104 değil, TCK m.103/1-b uygulanır. Bu üç unsurdan herhangi birinin varlığı, mağdur 15 yaşını doldurmuş olsa dahi olayı TCK m.103 kapsamına taşır.

Sık karıştırılan noktalar

Örnek karşılaştırma: iki farklı dosya

16 yaşındaki bir kişinin, 20 yaşındaki bir kişiyle rızaen ve herhangi bir baskı olmaksızın cinsel ilişkiye girdiğini varsayalım. Bu durumda, taraflar arasında herhangi bir evlenme yasağı veya koruyucu aile ilişkisi bulunmuyorsa, olay TCK m.104/1 kapsamında değerlendirilir ve mağdurun şikâyeti üzerine 2-5 yıl hapis cezası gündeme gelir; mahkeme alt sınıra yakın bir hüküm kurarsa HAGB imkânı da doğabilir. Aynı yaştaki mağdurla ilişkiye giren kişi, mağdurun amcası veya dayısı ise (evlenme yasağı kapsamındaki bir akrabalık), bu kez TCK m.104/2 devreye girer; ceza 10-15 yıla çıkar, şikâyet aranmaz ve HAGB imkânı fiilen ortadan kalkar. Üçüncü bir senaryoda, aynı 16 yaşındaki kişi failin tehdidi altında ilişkiye “rıza” göstermiş görünüyorsa, bu kez olay TCK m.103/1-b kapsamına girer ve ceza 8-15 yıl olur. Bu üç örnek, aynı yaş grubundaki bir mağdurla ilgili olayların, somut koşullara göre üç tamamen farklı ceza rejimine tabi olabileceğini ve bu nedenle her dosyanın kendi ayrıntılarıyla dikkatle incelenmesi gerektiğini açıkça göstermektedir.

Ebeveynlerin ve velilerin bilmesi gerekenler

Bir çocuğun 15 yaşını doldurmuş olması, velisinin/ebeveyninin bu konudaki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; TCK m.104 şikâyete tabi bir suç olduğundan, mağdur reşit olmadığı için şikâyet hakkını kendisi veya velisi/vasisi kullanabilir. Ebeveynler, çocuklarının içinde bulunduğu ilişkilerde bir cebir, tehdit veya hile şüphesi fark ederlerse, bu durumu savcılığa bildirme ve gerekirse bir ceza avukatından destek alma hakkına sahiptir. Ayrıca TCK m.104/3’teki koruyucu aile veya evlat edinme öncesi bakım ilişkisi kapsamındaki kişiler için resen kovuşturma uygulandığından, bu tür durumlarda velinin rızası veya vazgeçmesi davayı etkilemez.

Uluslararası karşılaştırma: “rıza yaşı” farklı ülkelerde neden değişir?

Rıza yaşı, ülkeden ülkeye farklılık gösteren bir kavramdır ve bazı ülkelerde “yakın yaş istisnası” (close-in-age exception) gibi düzenlemeler mevcuttur; bu düzenlemeler, birbirine yakın yaştaki gençler arasındaki rızaen ilişkileri cezai kapsam dışında tutar. Türk hukukunda böyle bir istisna bulunmadığından, bu tür yabancı hukuk sistemlerine ait bilgilerin Türkiye’deki uygulamaya doğrudan aktarılması yanlış sonuçlara yol açabilir. Türk Ceza Kanunu, yalnızca mağdurun 15 yaşını doldurup doldurmadığına ve cebir/tehdit/hile unsurunun varlığına bakar; failin yaşı veya taraflar arasındaki yaş farkı, kanun metninde herhangi bir istisna oluşturmaz.

Savunma açısından kritik adımlar

Mağdur açısından: haklarınızı bilmek

15 yaşını doldurmuş bir mağdur, TCK m.104 kapsamındaki bir olayda şikâyet hakkını bizzat kullanabilir; ancak reşit olmadığından, velisi veya vasisi de bu hakkı onun adına kullanabilir. Mağdur, ceza yargılamasından bağımsız olarak, TBK m.58 kapsamında manevi tazminat davası da açabilir; bu hak, ceza davasının sonucundan (mahkûmiyet, beraat veya HAGB) bağımsız olarak her zaman kullanılabilir. Mağdurun, olayın gerçekleştiği andaki ve sonrasındaki koşulları (cebir, tehdit veya hile unsuru varsa bunun somut delilleri) ayrıntılı biçimde ve mümkün olan en kısa sürede belgelendirmesi, davanın doğru nitelendirilmesi açısından önem taşır.

Sosyal medya ve dijital iletişimin rolü

Günümüzde bu tür davalarda, tarafların sosyal medya veya mesajlaşma uygulamaları üzerinden kurduğu iletişim, hem yaşın öğrenilip öğrenilmediği hem de cebir/tehdit/hile unsurunun varlığı açısından önemli bir delil kaynağı olabilir. Failin, mağdurun yaşını bilerek mi yoksa yanıltıcı bilgiler nedeniyle mi bilmediği, bu yazışmalardan tespit edilebilir; failin mağduru kandırarak (örneğin kendi yaşı hakkında yalan söyleyerek) ilişkiye ikna etmesi, hile unsurunu oluşturabilir ve olayı TCK m.103 kapsamına taşıyabilir.

Etkin pişmanlık ve nitelikli hâller arasındaki ilişki

TCK m.103 ve m.104’te etkin pişmanlık hükmü doğrudan düzenlenmemiştir; ancak failin duruşmadaki tutumu, pişmanlığı ve mağdurla varsa uzlaşma girişimleri, TCK m.61 kapsamındaki temel ceza belirlemesinde ve HAGB değerlendirmesinde (yalnızca TCK m.104’ün temel hâlinde mümkün olduğu ölçüde) dolaylı bir rol oynayabilir. Ancak bu durum, TCK m.103’teki veya TCK m.104/2-3’teki nitelikli hâllerde öngörülen yüksek ceza aralığını değiştirmez; bu nedenle “pişman oldum, ceza düşer” beklentisi, özellikle ağır nitelikli hâllerde gerçekçi bir savunma stratejisi değildir.

Sonuç ve değerlendirme

Cinsel ilişkiye rıza yaşı sorusunun cevabı nettir: on beş. Ancak bu net eşiğin ötesinde, TCK m.103 ile TCK m.104 arasındaki doğru ayrımı yapmak — mağdurun yaşını, cebir/tehdit/hile unsurunun varlığını ve varsa evlenme yasağı gibi nitelikli hâlleri doğru tespit etmek — davanın ceza aralığını, tutuklama riskini ve HAGB imkânını kökten belirleyen kritik bir hukuki değerlendirmedir.

Koruyucu aile ve evlat edinme ilişkisi: TCK 104/3’ün özel kapsamı

TCK m.104/3, suçun evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlini, evlenme yasağı kapsamındaki kişilerle aynı ağırlıkta (10-15 yıl) cezalandırır. Bu düzenleme, henüz resmi bir evlat edinme veya vesayet ilişkisi tam olarak kurulmamış olsa dahi, fiilen bir bakım ve koruma yükümlülüğünün varlığının, kanun koyucu tarafından evlilik yasağı kadar ciddi bir güven ilişkisi olarak görüldüğünü ortaya koymaktadır. Bu nedenle koruyucu aile yanında kalan veya evlat edinilme sürecinde olan bir çocuğa yönelik fiil, failin bu çocukla resmi bir akrabalık bağı bulunmasa dahi, kanunun öngördüğü en ağır ceza rejimine tabi tutulur.

Adli tıp ve bilirkişi incelemesinin rolü

TCK m.103/1-a’daki “fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş” ifadesi, 15 yaşını doldurmuş ancak zihinsel/gelişimsel açıdan bu yeteneği henüz kazanamamış çocukları da koruma kapsamına alır. Bu durumun tespiti, çoğu zaman bir çocuk psikiyatristi veya gelişim uzmanı tarafından hazırlanan bilirkişi raporuna dayanır; bu rapor, çocuğun somut olay bağlamında cinsel davranışın anlam ve sonuçlarını değerlendirebilme kapasitesini inceler. Böyle bir bulgu varsa, mağdur kronolojik olarak 15 yaşını doldurmuş olsa dahi, olay TCK m.104 değil TCK m.103 kapsamında değerlendirilir.

Neden bu ayrım bu denli önemlidir?

TCK m.103 ile TCK m.104 arasındaki doğru ayrım, yalnızca akademik bir tartışma değil, somut bir dosyanın seyrini baştan sona belirleyen pratik bir zorunluluktur. Yanlış nitelendirilmiş bir dosya, ya haksız yere çok ağır bir ceza riskiyle (TCK 103 yanlışlıkla uygulanırsa) ya da gerçekte çok daha ağır bir suçun hafif bir suçmuş gibi (TCK 104 yanlışlıkla uygulanırsa) değerlendirilmesiyle sonuçlanabilir. Bu nedenle hem savunma hem de mağdur tarafı, dosyanın en başında yaş, rıza ve cebir/tehdit/hile unsurlarının eksiksiz, titiz ve doğru biçimde ortaya konmasını talep etmeli, gerekirse bağımsız bir hukuki değerlendirme almalıdır.

İlgili yazılarımız

Bu rehberde ele aldığımız tüm unsurlar — yaş eşiği, cebir/tehdit/hile ayrımı, nitelikli hâller, tutuklama riski ve HAGB imkânı — bir araya geldiğinde, aynı görünümdeki iki dosyanın çok farklı hukuki sonuçlarla neticelenebileceğini göstermektedir.

Yaş tespitinin suç niteliğini nasıl değiştirdiğini ayrıntılı ele aldığımız yazımızda inceleyebilirsiniz.

Çocuğa yönelik suçlara ilişkin süreçlerin bütününü Cinsel Suçlar Bilgi Merkezi sayfasında, ilgili tüm yazıları makale dizini sayfasında görebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Cinsel ilişkiye rıza gösterebilme yaşı kaçtır?

Türk hukukunda cinsel davranışa hukuken geçerli rıza gösterebilme yaşı on beştir. On beş yaşını tamamlamamış çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, çocuğun rızası bulunsa dahi TCK m.103 kapsamında cinsel istismar sayılır ve rızanın hukuki bir değeri yoktur.

Aralarında belirli bir yaş farkı varsa TCK 104 uygulanmaz mı?

Hayır, böyle bir kural yoktur. TCK m.104, taraflar arasındaki yaş farkına bakmaksızın, 15 yaşını doldurmuş bir çocukla cebir/tehdit/hile olmadan gerçekleşen cinsel ilişkiyi düzenler; ‘belirli bir yaş farkının altında suç oluşmaz’ biçimindeki yaygın inanış doğru değildir.

TCK 104’ün cezası nedir ve HAGB mümkün müdür?

TCK m.104/1 uyarınca ceza 2 yıldan 5 yıla kadar hapistir. Mahkeme alt sınıra yakın bir ceza belirlerse (2 yıl veya altı) ve sanığın temiz sicili varsa HAGB (CMK m.231) kararı verilebilir; ancak evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmişse (m.104/2) ceza 10-15 yıl olduğundan HAGB imkânı kalmaz.

Evlenme yasağı hangi durumlarda devreye girer?

TMK m.129-130’daki evlenme yasakları (üstsoy-altsoy arası, kardeşler arası, amca-yeğen gibi belirli hısımlık dereceleri ve evlat edinen-evlatlık ilişkisi) kapsamındaki bir kişi tarafından TCK m.104 fiilinin işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası uygulanır.

TCK 103 ile TCK 104’te tutuklama riski aynı mıdır?

Hayır; TCK m.103 CMK m.100/3’teki katalog suçlar arasında sayıldığından kuvvetli şüphe hâlinde tutuklama nedeni var sayılır. TCK m.104 katalog dışıdır; tutuklama için genel şartların (CMK m.100/1-2) ayrıca ispatlanması gerekir.

TCK 104 şikâyete tabi midir?

Evet, TCK m.104/1’deki temel hâl mağdurun şikâyeti üzerine kovuşturulur ve 6 aylık şikâyet süresi uygulanır. Ancak m.104/2 ve m.104/3’teki nitelikli hâller (evlenme yasağı, koruyucu aile/evlat edinme öncesi bakım ilişkisi) şikâyet aranmaksızın resen kovuşturulur.

Rıza olsa dahi TCK 103 neden uygulanır?

Kanun koyucu, 15 yaşın altındaki çocukların cinsel davranışın hukuki anlam ve sonuçlarını tam olarak algılayamayacağını kabul ederek, bu yaş grubu için rızayı hukuken geçersiz saymıştır; bu, çocuğun mutlak korunmasını amaçlayan bir kanun tercihidir.

15-18 yaş arasında cebir/tehdit/hile varsa hangi madde uygulanır?

Bu durumda TCK m.103 uygulanır, TCK m.104 değil; çünkü TCK m.103/1-b, 15 yaşını doldurmuş ama cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedenle cinsel davranışa maruz kalan çocukları da ‘cinsel istismar’ tanımı kapsamına almaktadır.

Dosyanızı birlikte değerlendirelim

Doğru madde tespiti davanın tüm seyrini belirler; hemen bize ulaşın.

Konuyla ilgili ek sorularınız için sitemizdeki diğer rehber yazılarımıza da göz atabilir ya da doğrudan bizimle iletişime geçebilirsiniz.

İyi bir hukuki değerlendirme, sürecin en başında doğru sorular sorulmasıyla başlar.

Yazar Hakkında

Av. Burakhan Çalışkan, İstanbul Barosu’na kayıtlı olarak ceza hukuku alanında, özellikle TCK m.103 ve m.104 kapsamındaki davalarda hem mağdur hem de şüpheli/sanık vekilliği hizmeti vermektedir.

Somut olayınıza özgü ayrıntılı ve kapsamlı bir hukuki değerlendirme için bize hemen ulaşabilirsiniz.

Hukuki Sorumluluk

Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.



Mobil sürümden çık