Site simgesi Av. Burakhan Çalışkan

Cinsel Taciz Suçunda Telefon İncelemesi Yapılır mı? (2026 AYM Kararı Güncel)

Cinsel taciz suçunda telefon incelemesi

📌 Kısa Cevap: Cinsel taciz (TCK m.105) soruşturmasında telefon incelemesi, hâkim kararıyla ve CMK m.134’teki şartlar (kuvvetli şüphe + başka türlü delil elde etme imkânının bulunmaması) çerçevesinde mümkündür; ancak suçun hafifliği nedeniyle orantılılık ilkesi burada özellikle önem kazanır. 2026 yılında Anayasa Mahkemesi CMK m.134’ü iptal etmiş, ancak yürürlüğü 25/2/2027’ye ertelemiştir; madde şu an itibarıyla hâlâ geçerlidir.

Bu yazıda telefon incelemesinin hangi şartlarda yapılabileceğini, TCK m.105 gibi hafif bir suçta orantılılık tartışmasını ve 2026’daki önemli AYM iptal kararının güncel durumunu ele alıyoruz. El koyma sürecinin genel işleyişini ve süreleri “Telefona ve Bilgisayara El Koyma: Süreler ve Geri Alma” yazımızda ayrıntılı işledik; bu yazı özellikle cinsel taciz suçuna özgü orantılılık tartışmasına ve güncel mevzuat gelişmesine odaklanmaktadır.

Telefonunuza el mi konuldu?

İncelemenin kapsamı ve orantılılığı itiraz konusu olabilir; dosyanızı birlikte değerlendirelim.

Telefon incelemesinin genel şartları

CMK m.134 uyarınca, bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması hâlinde, hâkim (gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı, kararının 24 saat içinde hâkim onayına sunulması kaydıyla) tarafından şüphelinin kullandığı telefon/bilgisayarda arama yapılmasına, kayıtlardan kopya çıkarılmasına karar verilebilir. Şifre çözülemezse veya işlem uzun sürecekse cihaza el konulabilir; çözüm sağlandıktan sonra cihaz gecikmeksizin iade edilir.

TCK 105 gibi hafif bir suçta orantılılık tartışması

TCK m.105’in öngördüğü ceza aralığı (3 ay-2 yıl hapis veya adli para) diğer bazı cinsel suçlara kıyasla düşüktür. Bu durum, telefon incelemesi gibi kişinin tüm dijital hayatına nüfuz edebilen ağır bir müdahalenin, bu derece hafif bir suç için orantılı olup olmadığı sorusunu gündeme getirir. CMK m.134’ün aradığı “başka türlü delil elde etme imkânının bulunmaması” şartı, bu bağlamda özellikle önem kazanır: eğer mağdurun elindeki ekran görüntüleri veya tanık beyanları yeterli görülüyorsa, failin tüm telefonuna el konulması yerine daha dar kapsamlı bir inceleme (yalnızca ilgili kişiyle yapılan yazışmalar) talep edilmesi, orantılılık ilkesine daha uygun bir yaklaşımdır.

Telefon incelemesi taleplerinin orantılılık açısından değerlendirilmesi
Talep türü Orantılılık açısından değerlendirme
Yalnızca ilgili kişiyle yazışmaların incelenmesi Orantılılık ilkesine daha uygun, savunulabilir
Telefonun tüm içeriğine (fotoğraf, diğer kişilerle yazışma) sınırsız erişim Orantılılık itirazına daha açık
Yedekleme/kopyalama ile sınırlı, cihazın el konulmadan incelenmesi Daha ölçülü bir müdahale
Cihaza fiziksel el koyma ve uzun süreli alıkoyma Orantılılık ve mülkiyet hakkı açısından itiraza daha açık

Videolu anlatım

▶VİDEOLU ANLATIMSosyal Medyadan Yazılan Mesajlar Cinsel Taciz Sayılır mı?
Av. Burakhan Çalışkan · İstanbul BarosuYouTube kanalı →Tüm videolar →
Orantılılık itirazınızı birlikte değerlendirelim

İncelemenin kapsamı daraltılabilir veya karara itiraz edilebilir.

2026’nın büyük gelişmesi: AYM’nin CMK 134 iptal kararı

Anayasa Mahkemesi, 12/2/2026 tarihli ve E:2023/128, K:2026/36 sayılı kararıyla, bilgisayar ve dijital materyallerde arama, kopyalama ve el koymayı düzenleyen CMK m.134’ü iptal etmiştir. Mahkemenin gerekçesi, kişisel verilerin ne kadar süreyle saklanacağı, hangi amaçla ve ne zamana kadar kullanılacağı konusunda yasal bir sınırlama bulunmamasının “öngörülebilirlik” ilkesine aykırı olduğu; ayrıca soruşturmayla ilgisiz verilerin hangi usulle ve ne zaman imha edileceğine dair güvencelerin eksikliğinin “unutulma hakkı” ve kişisel verilerin korunması ilkelerini ihlal ettiği yönündedir. Karar, Anayasa m.13 ve m.20’ye aykırılık tespitine dayanmaktadır.

Ancak bu iptal kararının yürürlüğü, kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı 25 Mayıs 2026 tarihinden itibaren dokuz ay sonraya, yani 25 Şubat 2027’ye ertelenmiştir. Bu nedenle CMK m.134, bu yazının hazırlandığı tarih itibarıyla (2026 sonbaharı) hâlâ yürürlükte ve geçerlidir; mevcut soruşturmalarda bu madde hükümlerine göre işlem yapılmaya devam edilmektedir. Kanun koyucunun bu tarihe kadar maddeyi, AYM’nin işaret ettiği eksiklikleri (saklama süresi, imha usulü, amaç sınırlaması) giderecek şekilde yeniden düzenlemesi beklenmektedir; sonbahar 2026 itibarıyla böyle bir düzenlemenin TBMM’ye henüz sunulmadığı görülmektedir.

  1. 01
    AYM’nin iptal kararı (12/2/2026)

    CMK m.134, kişisel veri güvenceleri eksikliği nedeniyle Anayasa’ya aykırı bulunmuştur.

  2. 02
    Resmî Gazete’de yayım (25/5/2026)

    Kararın yürürlüğe giriş süreci bu tarihten itibaren işlemeye başlamıştır.

  3. 03
    9 aylık erteleme süresi

    Kanun koyucuya yeni bir düzenleme yapması için süre tanınmıştır.

  4. 04
    Yürürlük tarihi (25/2/2027)

    Bu tarihte yeni bir düzenleme yapılmamışsa, madde hukuken boşluk doğurabilir.

  5. 05
    Mevcut durum (2026 sonbaharı)

    Madde hâlâ yürürlükte; mevcut usule göre işlem yapılmaya devam edilmektedir.

CMK 134 iptal kararının zaman çizelgesi

Mağdurun telefonu da incelenebilir mi?

Mağdurun telefonundaki ilgili mesajlaşmalar, mağdurun rızasıyla gönüllü olarak sunulabileceği gibi, gerekli görülmesi hâlinde mahkeme kararıyla da incelemeye konu olabilir. Ancak burada da aynı orantılılık ilkesi geçerlidir: mağdurun tüm telefon içeriğine değil, yalnızca olayla doğrudan ilgili kısma erişim talep edilmesi esastır. Mağdurun özel hayatının gereksiz yere ihlal edilmesi, hem hukuka aykırı delil tartışmasına hem de ayrı bir TCK m.134 (özel hayatın gizliliği) sorununa yol açabilir.

AYM kararının teknik gerekçesi: neden “öngörülebilirlik” ihlali?

Anayasa Mahkemesi’nin CMK m.134’ü iptal gerekçesinde öne çıkan temel sorun, maddenin dijital veriler üzerinde yapılacak inceleme sırasında elde edilen ve soruşturmayla doğrudan ilgisi bulunmayan verilerin akıbetine ilişkin hiçbir düzenleme içermemesidir. Bir telefon incelemesinde, failin yalnızca isnat edilen suça ilişkin mesajları değil, aynı zamanda tamamen ilgisiz kişisel fotoğrafları, sağlık bilgileri, finansal verileri veya üçüncü kişilerle olan özel yazışmaları da görünür hâle gelir. CMK m.134’ün önceki hâli, bu “fazladan” elde edilen verilerin ne kadar süre saklanacağını, kimlerin erişebileceğini ve ne zaman/nasıl imha edileceğini düzenlememekteydi. Mahkeme, bu belirsizliğin Anayasa m.20’deki kişisel verilerin korunması hakkını ve m.13’teki temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında aranan “kanunilik”, “öngörülebilirlik” ve “ölçülülük” ilkelerini açıkça ve ciddi biçimde ihlal ettiğine karar vermiştir.

“Unutulma hakkı” kavramının ceza muhakemesindeki yansıması

AYM kararında vurgulanan “unutulma hakkı”, özellikle soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen veya beraat eden kişiler açısından önem taşır. Böyle bir durumda, incelenen telefon içeriğinin (suçla ilgisi olmayan kısımlarının) süresiz biçimde saklanmaya devam etmesi, kişinin masumiyetine rağmen dijital izlerinin kolluk kayıtlarında kalmasına yol açabilir. AYM, bu duruma yasal bir çözüm getirilmesini istemiştir; yeni düzenlemenin, soruşturma sonucuna göre verilerin ne zaman ve nasıl imha edileceğini açıkça belirlemesi beklenmektedir.

Yeni düzenleme gelene kadar savunma açısından ek argüman

CMK m.134 hâlâ yürürlükte olsa da, AYM’nin bu maddeyi anayasaya aykırı bulmuş olması, savunma avukatları için ek bir argüman kaynağı oluşturabilir. Özellikle bir telefon incelemesi kararına itiraz edilirken, AYM’nin işaret ettiği (veri saklama/imha usulündeki) belirsizliklerin somut olayda da yaşandığı, örneğin incelemenin ilgisiz verileri de kapsadığı ve bu verilerin imha edileceğine dair hiçbir güvence sunulmadığı ileri sürülebilir. Mahkemeler, AYM kararının gerekçesini dikkate alarak, inceleme kapsamını daraltma veya ilgisiz verilerin derhâl imhasına karar verme yönünde daha hassas davranabilir.

Diğer AB ülkeleri ve karşılaştırmalı hukuktaki durum

Dijital delil incelemesinde kişisel verilerin korunması, yalnızca Türk hukukuna özgü bir tartışma değildir; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de özel hayatın gizliliğine ilişkin davalarda benzer orantılılık ve öngörülebilirlik kriterlerini uygulamaktadır. AYM’nin bu kararı, Türk hukukunu bu alanda uluslararası standartlara daha yakın bir çizgiye taşıma amacı gütmektedir; ancak bu sürecin nasıl bir yasal düzenlemeyle sonuçlanacağı, TBMM’nin bu konudaki çalışmalarına bağlıdır.

Sık karıştırılan noktalar

Örnek senaryo: dar kapsamlı talep ile geniş kapsamlı talep karşılaştırması

Bir cinsel taciz iddiasında savcılığın, yalnızca şüpheli ile mağdur arasındaki belirli bir tarih aralığındaki mesajlaşmanın incelenmesini talep ettiğini varsayalım; bu talep, CMK m.134’ün aradığı “başka türlü delil elde etme imkânının bulunmaması” ve orantılılık ilkeleriyle büyük ölçüde uyumludur, çünkü inceleme doğrudan isnat edilen fiille sınırlıdır. Buna karşılık, aynı dosyada savcılığın şüphelinin tüm telefon içeriğine (tüm uygulamalar, fotoğraflar, konum geçmişi) sınırsız erişim talep ettiğini düşünelim; bu durumda savunma, bu kapsamın isnat edilen hafif suçla orantısız olduğunu, yalnızca ilgili yazışmalarla sınırlı bir incelemenin yeterli olacağını ileri sürerek itiraz edebilir. Mahkemenin bu itirazı nasıl değerlendireceği, somut olayın özelliklerine ve AYM’nin orantılılık vurgusuna bağlıdır.

İnceleme sırasında üçüncü kişilerin verilerinin korunması

Bir telefon incelemesinde, yalnızca şüphelinin değil, onunla yazışan üçüncü kişilerin (aile üyeleri, iş arkadaşları, hiçbir ilgisi olmayan tanıdıklar) kişisel verileri de görünür hâle gelebilir. Bu durum, üçüncü kişilerin kişisel verilerinin korunması hakkını da gündeme getirir; AYM’nin iptal kararı, bu üçüncü kişi verilerinin de soruşturmayla ilgisiz olduğu ölçüde korunması gerektiğine dikkat çekmektedir. Savunma, incelemenin yalnızca isnat edilen suçla doğrudan ilgili kişiler arasındaki iletişimle sınırlı tutulmasını talep edebilir.

Savunma açısından pratik öneriler

Mağdur açısından: delil sunumunda dikkat edilmesi gerekenler

Mağdur, kendi telefonundaki ilgili mesajlaşmaları savcılığa sunarken, yalnızca olayla ilgili kısmı (ekran görüntüsü veya yetkilendirilmiş erişim yoluyla) paylaşmayı tercih edebilir; bu, hem kendi mahremiyetini korur hem de delilin odaklı ve güçlü biçimde sunulmasını sağlar. Mağdurun kendi rızasıyla sunduğu veriler, hukuka aykırılık tartışmasına konu olmaz; ancak bu verilerin de dosyada gereksiz yere uzun süre tutulmaması, genel veri koruma ilkeleri açısından önemlidir.

CMK m.135 ile bağlantı: iletişimin dinlenmesi de etkilenir mi?

AYM’nin CMK m.134 kararı doğrultusunda, doktrinde CMK m.135’in (telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi, yani telefon dinleme) de benzer bir anayasaya uygunluk denetimine tabi tutulması gerektiği tartışılmaktadır; çünkü bu madde de dinlenen/kayda alınan iletişimin saklanması ve imhası konusunda benzer bir belirsizlik içerebilir. Ancak bu, yalnızca bir doktrin tartışmasıdır; CMK m.135 hakkında henüz bir AYM iptal kararı bulunmamaktadır ve madde aynen yürürlüktedir. Cinsel taciz gibi hafif bir suçta CMK m.135’teki iletişimin dinlenmesi tedbiri zaten çok nadiren gündeme gelir; çünkü bu tedbir CMK m.135’in aradığı ağır suç kataloğuna tabi olup, TCK m.105 bu katalogda yer almamaktadır.

Soruşturma dosyasına erişim ve savunmanın bilgi edinme hakkı

Şüpheli ve müdafii, CMK m.153 kapsamında soruşturma dosyasını inceleme hakkına sahiptir; ancak bu hak, soruşturmanın gizliliğinin korunması gerektiği durumlarda kısıtlanabilir. Telefon incelemesi kararının gerekçesi ve kapsamı, savunmanın bu dosyaya erişim hakkı çerçevesinde incelenebilir; bu inceleme, kararın orantılılık açısından yeterince gerekçelendirilip gerekçelendirilmediğinin değerlendirilmesi için önemli bir adımdır. Gerekçesiz veya çok genel bir kararla yapılan geniş kapsamlı bir inceleme talebi, savunmanın itiraz hakkını kullanması için güçlü bir zemin oluşturabilir.

İncelemenin süresi ve cihazın geri verilmesi

CMK m.134/2 uyarınca, şifrenin çözülememesi veya işlemin uzun sürecek olması hâlinde cihaza el konulabilir; ancak çözüm sağlandıktan sonra cihaz gecikmeksizin iade edilir. Uygulamada bu süre, dosyanın yoğunluğuna ve adli bilişim laboratuvarlarının iş yüküne göre haftalar, bazen aylar sürebilir. Cihazın gereksiz yere uzun süre alıkonulması, kişinin mülkiyet hakkına ve günlük yaşamına (telefonun günümüzde kimlik doğrulama, bankacılık, iletişim gibi birçok işlev için kullanılması nedeniyle) orantısız bir müdahale oluşturabilir; bu durumda CMK m.141 kapsamında tazminat talebi gündeme gelebilir.

Bilirkişi incelemesinin kapsamı ve sınırları

Telefon incelemesi genellikle bir bilişim bilirkişisi tarafından yürütülür; bilirkişi, CMK m.67/3 uyarınca yalnızca teknik bulguları (hangi mesajların bulunduğu, ne zaman gönderildiği, silinip silinmediği) sunar, “bu suç oluşturur mu” sorusuna hukuki bir cevap veremez. Bilirkişi raporunun, yalnızca isnat edilen fiille ilgili verileri mi yoksa telefonun tüm içeriğini mi kapsadığı, savunmanın dikkatle incelemesi gereken bir noktadır; raporun kapsamı, incelemenin orantılılığının fiilen ne ölçüde sağlandığının en somut göstergesidir.

Şüphelinin ifade öncesi hakları

Telefon incelemesi kararıyla karşılaşan bir şüpheli, CMK m.147 kapsamındaki haklarını (susma hakkı, müdafi yardımından yararlanma hakkı) kullanmakta özgürdür. İfade öncesi bir avukatla görüşmek, hem incelemenin kapsamının doğru anlaşılması hem de hangi noktalarda itiraz edilebileceğinin belirlenmesi açısından önemlidir. Şüphelinin, inceleme kararının bir kopyasını talep etme ve bu kararın gerekçesini öğrenme hakkı, savunmanın ilk ve en temel adımlarından biridir.

Adli bilişim raporunun gecikmesi: tutuksuz yargılamaya etkisi

TCK m.105 CMK m.100/3’teki katalog suçlar arasında sayılmadığından, bu suçta tutuklama kararı için genel şartların (kuvvetli şüphe + kaçma veya delil karartma tehlikesi) ayrıca ispatlanması gerekir. Bu nedenle telefon incelemesi süren bir dosyada şüpheli genellikle tutuksuz yargılanır; adli bilişim raporunun gecikmesi, dosyanın uzamasına yol açsa da, kişinin özgürlüğünü doğrudan kısıtlayan bir sonuç doğurmaz. Bu durum, aynı türde bir inceleme sürecinin, TCK m.103 gibi katalog suç kapsamındaki bir dosyada çok daha farklı ve çok daha ağır (tutuklu yargılama) bir seyir izleyebileceğinin de somut bir göstergesidir.

Kamu görevlisi şüpheli söz konusu olduğunda ek bir boyut

Şüphelinin bir kamu görevlisi olması hâlinde, telefon incelemesi sonucunda elde edilen bulgular yalnızca ceza yargılamasını değil, ayrıca disiplin sürecini de etkileyebilir; bu konuyu “Cinsel Taciz Suçu Memuriyete Engel midir?” yazımızda ayrıntılı ele aldık. Bu iki süreç (ceza ve disiplin) birbirinden bağımsız yürüse de, telefon incelemesinde elde edilen dijital delil, her iki sürece de kaynak teşkil edebilir; bu nedenle incelemenin kapsamının ve usulüne uygunluğunun denetimi, her iki süreç için de belirleyici bir öneme sahiptir.

Sonuç ve değerlendirme

Cinsel taciz soruşturmasında telefon incelemesi hukuken mümkündür, ancak bu suçun nispeten hafif ceza aralığı, incelemenin kapsamının orantılılık ilkesine göre dar tutulmasını gerektiren önemli bir unsurdur. 2026 yılında CMK m.134’ü iptal eden ancak yürürlüğünü 2027’ye erteleyen AYM kararı, bu alanın yakın gelecekte yeniden şekillenebileceğini göstermektedir; bu nedenle güncel gelişmelerin yakından takip edilmesi önemlidir.

Hukuka aykırı delil tartışmasıyla bağlantı

Anayasa m.38/6 ve CMK m.206/2-a uyarınca hukuka aykırı yollarla elde edilen deliller hükme esas alınamaz. Bir telefon incelemesinin, hâkim kararı olmadan, kararın kapsamı aşılarak veya orantılılık ilkesi açıkça göz ardı edilerek yapılması, bu delilin hukuka aykırılığı tartışmasını gündeme getirebilir. Böyle bir durumda, dosyada bu delile dayanan başka bağımsız kanıt kalmazsa, beraat kararı dahi verilebilir. Bu nedenle inceleme kararının usulüne uygunluğunun, kapsamının, zamanlamasının ve gerekçesinin en baştan itibaren titizlikle izlenmesi, savunmanın yerine getirmesi gereken en önemli ve öncelikli görevlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Güncel gelişmeleri takip etmenin önemi

CMK m.134’ün 25/2/2027’de yürürlükten kalkacak olması (yeni bir düzenleme yapılmazsa) ve bu tarihe kadar TBMM’nin konuyu ele almasının beklenmesi, bu alanın önümüzdeki aylarda değişebileceği anlamına gelmektedir. Bu nedenle, hem savunma hem de mağdur tarafının, dosyalarını bu güncel gelişmeler ışığında değerlendiren, dijital delil hukukundaki değişiklikleri yakından takip eden bir avukatla çalışması önemlidir. Yeni düzenleme çıktığında, hâlihazırda devam eden dosyalarda hangi usulün uygulanacağı (eski mi yeni mi), ayrıca ve dikkatle değerlendirilmesi gereken bir geçiş dönemi sorunu olacaktır.

Bulut yedekleri ve çoklu cihaz senkronizasyonu

Günümüzde telefonlardaki veriler genellikle bulut depolama servisleriyle (iCloud, Google Hesabı) senkronize edilir; bu durum, yalnızca el konulan fiziksel cihazın değil, bulut hesabının da incelemeye konu olabileceği anlamına gelir. Bulut verilerine erişim, CMK m.134’ün (veya yeni düzenlemenin) usulüne ve ayrıca ilgili servis sağlayıcının veri paylaşım politikalarına tabidir; yurt dışı merkezli servis sağlayıcılardan veri talebi, 6706 sayılı Kanun çerçevesinde uluslararası adli yardımlaşma sürecini gerektirebilir ve bu da incelemenin süresini uzatabilir.

İlgili yazılarımız

Sonuç olarak, telefon incelemesi gibi dijital bir tedbirin hukuka uygunluğu, yalnızca kararın usulüne uygun verilmiş olmasına değil, kapsamının isnat edilen suçla orantılı tutulmasına da bağlıdır. 2026 yılındaki AYM kararı, bu orantılılık ve veri koruma tartışmasını hukuk gündeminin merkezine taşımış; önümüzdeki aylarda yapılacak yasal düzenleme, bu alandaki uygulamayı önemli ölçüde şekillendirecektir.

Bu rehberde ele aldığımız tüm unsurlar — orantılılık ilkesi, AYM’nin güncel iptal kararı, hukuka aykırı delil tartışması ve savunma stratejileri — bir araya geldiğinde, görünüşte hafif bir suç olan cinsel tacizde dahi dijital delil sürecinin ne denli teknik ve katmanlı bir hukuki değerlendirme gerektirdiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Katalog suç ayrımının dijital delil incelemesine etkisini ele aldığımız yazımıza göz atabilirsiniz.

Usulsüz delil elde edilmesi hâlinde beraat olasılığını ele aldığımız yazımızda inceleyebilirsiniz.

Dijital delilde benzer hukuka aykırılık tartışmasını ayrı bir yazımızda okuyabilirsiniz.

Soruşturma ve yargılama aşamalarının tümünü Cinsel Suçlar Bilgi Merkezi sayfasında, bu konudaki diğer yazıları makale dizini sayfasında inceleyebilirsiniz. Usul açısından ayrıca arama ve el koyma rehberimize göz atabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Cinsel taciz soruşturmasında telefonuma el konulabilir mi?

Evet, hâkim kararıyla (gecikmesinde sakınca varsa savcı kararıyla, 24 saat içinde hâkim onayına sunulmak kaydıyla) telefon incelemesi yapılabilir; ancak somut delillere dayanan kuvvetli şüphe ve başka türlü delil elde etme imkânının bulunmaması şartları aranır.

TCK 105 gibi hafif bir suçta telefon incelemesi orantılı mıdır?

Bu, somut olayda değerlendirilmesi gereken bir orantılılık meselesidir; mahkemeler, öngörülen cezanın hafifliği ile müdahalenin ağırlığını (telefonun tüm içeriğine erişim) karşılaştırarak karar verir. Dar kapsamlı ve yalnızca ilgili mesajlaşmayla sınırlı bir inceleme talebi, orantılılık açısından daha savunulabilir bir zemine sahiptir.

CMK 134’ün 2026’daki AYM iptal kararı ne anlama geliyor?

Anayasa Mahkemesi 12/2/2026 tarihli E:2023/128, K:2026/36 sayılı kararıyla CMK m.134’ü, kişisel verilerin saklama ve imha usulüne ilişkin yasal güvence eksikliği nedeniyle iptal etmiştir; ancak iptal hükmünün yürürlüğü 25/2/2027’ye ertelenmiştir. Bu nedenle madde, yazının hazırlandığı tarih itibarıyla hâlâ yürürlüktedir.

İptal kararı şu an açılmış dosyaları etkiler mi?

Hayır, doğrudan etkilemez; iptal hükmü yürürlüğe girene kadar (25/2/2027) CMK m.134 geçerliliğini korur ve bu tarihe kadar yapılan işlemler mevcut usule tabidir. Ancak kanun koyucunun bu tarihe kadar yeni bir düzenleme yapması beklenmektedir.

Telefon incelemesi sırasında şifremi vermek zorunda mıyım?

Bu konuyu ayrı bir yazımızda ayrıntılı ele aldık; genel ilke olarak şifre çözülemezse cihaza el konularak çözüm sağlanmaya çalışılır, kişinin kendi aleyhine delil vermeye zorlanamayacağı ilkesi tartışmalıdır ve somut olaya göre değerlendirilir.

İnceleme kararına itiraz edilebilir mi?

Evet, arama ve el koyma kararlarına karşı CMK’nın genel itiraz hükümleri çerçevesinde süresi içinde itiraz edilebilir; itirazda kararın somut gerekçeden yoksun olduğu veya orantılılık ilkesine aykırı olduğu ileri sürülebilir.

Mağdurun telefonu da incelenebilir mi?

Evet, mağdurun rızasıyla veya mahkeme kararıyla mağdurun telefonundaki ilgili mesajlaşmalar da delil olarak incelenebilir; ancak mağdurun telefonundaki tüm içeriğe değil, yalnızca olayla ilgili kısma erişim ilkesi burada da geçerlidir.

Hukuka aykırı elde edilen telefon kaydı delil olarak kullanılabilir mi?

Hayır; Anayasa m.38/6 ve CMK m.206/2-a uyarınca hukuka aykırı yollarla elde edilen deliller hükme esas alınamaz; bu durum beraat kararına dahi yol açabilir.

Dosyanızı birlikte değerlendirelim

İncelemenin kapsamı ve orantılılığı için hemen bize ulaşın.

Dijital delil hukuku, teknolojinin hızına ayak uydurmaya çalışan ve sürekli güncellenen bir alandır. Bu nedenle bir telefon incelemesiyle karşılaşan kişinin, yalnızca genel bilgilere değil, dosyasının görüldüğü tarihteki güncel mevzuata ve içtihada dayalı, somut ve zamanında bir hukuki değerlendirmeye ihtiyacı vardır.

Teknoloji ve hukuk birlikte ve karşılıklı etkileşim içinde ilerler; birini derinlemesine anlamadan diğerini tam ve doğru biçimde kavramak mümkün değildir.

Her zaman hazırlıklı, dikkatli, tedbirli ve güncel bilgiyle donanmış biçimde hareket edin.

Yazar Hakkında

Av. Burakhan Çalışkan, İstanbul Barosu’na kayıtlı olarak ceza hukuku alanında, özellikle dijital delil gerektiren cinsel suç davalarında savunma ve mağdur vekilliği hizmeti vermektedir.

CMK 134 etrafındaki bu hızlı gelişmeler, dosyanızın seyrini doğrudan etkileyebilir; güncel durumu ve dosyanıza özgü stratejiyi birlikte değerlendirmek için bize ulaşabilirsiniz. Her soruşturma kendine özgü ayrıntılar taşır ve bu ayrıntıların doğru yorumlanması, sürecin adil ilerlemesini sağlayan en önemli unsurdur.

Doğru, eksiksiz ve güncel bilgi, bu süreçte sahip olabileceğiniz en büyük güvencenizdir; eksik, yanlış veya güncel olmayan bilgiyle ilerlemek telafisi güç sonuçlara yol açabilir.

Son söz: hazır olun.

Hukuki Sorumluluk

Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.



Mobil sürümden çık