Kısa cevap: Suça teşebbüs, kişinin işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamamasıdır (TCK m. 35/1). Bu hâlde ceza indirilir: ağırlaştırılmış müebbet yerine on üç yıldan yirmi yıla, müebbet yerine dokuz yıldan on beş yıla kadar hapis; diğer hâllerde cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir. İndirim oranı, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre belirlenir.
Ceza hukukunda her suç istenen sonuçla bitmez. Kişi harekete geçer, icraya başlar, ancak araya giren bir etken sonucu engeller: mağdur kaçar, polis müdahale eder, araç işlevini yerine getirmez. Bu durumda fiil cezasız kalmaz; ancak tamamlanmış suç gibi de cezalandırılmaz. Kanun bu ara durumu teşebbüs kurumuyla düzenler.
Teşebbüs, uygulamada yalnız bir indirim meselesi değildir. Hareketin hangi aşamada kaldığı, fiilin suç oluşturup oluşturmadığını bile belirleyebilir; çünkü hazırlık hareketleri kural olarak cezalandırılmaz. Bu yazıda teşebbüsün şartlarını, hazırlık–icra ayrımını, indirim oranının nasıl belirlendiğini, gönüllü vazgeçmeyle farkını ve teşebbüsün mümkün olmadığı hâlleri ele alıyorum.
Hazırlık mı icra mı, teşebbüs mü tamamlanmış suç mu — bu ayrım dosyanın en başında delillerle kurulur. Bu konuda bize ulaşabilirsiniz.
Suça teşebbüs nedir?
TCK m. 35/1 teşebbüsü tanımlar: “Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur.”
Tanım dört unsuru bir arada içerir. Bunların hepsi gerçekleşmedikçe teşebbüsten söz edilemez:
- Kast: kişinin o suçu işleme yönünde iradesinin bulunması. Taksirli suçlarda teşebbüs mümkün değildir.
- Elverişli hareket: kullanılan araç ve yöntemin, somut olayda sonucu doğurmaya elverişli olması.
- Doğrudan doğruya icraya başlama: hazırlık aşamasının aşılmış, icra hareketlerine geçilmiş olması.
- Failin elinde olmayan nedenlerle tamamlanamama: sonucun, failin iradesi dışındaki bir etkenle gerçekleşmemesi.
Son unsur özellikle önemlidir: suç failin kendi iradesiyle tamamlanmamışsa artık teşebbüs değil, gönüllü vazgeçme gündeme gelir ve sonuç tamamen değişir.
Hazırlık hareketi mi, icra hareketi mi?
Teşebbüs tartışmasının kalbi bu ayrımdır. Ceza hukukunun genel kuralı, hazırlık hareketlerinin cezalandırılmamasıdır. Bir suçu işlemeyi düşünmek, plan yapmak, araç temin etmek kural olarak cezasızdır; ancak bu hareketler başlı başına başka bir suç oluşturuyorsa o suçtan sorumluluk doğar.
İcra hareketi ise suçun kanuni tanımındaki fiile doğrudan yönelen harekettir. Ayrım yapılırken hareketin suç tipiyle bağlantısı, mağdura veya konuya yönelmişliği ve sürecin hangi noktasına gelindiği birlikte değerlendirilir.
| Aşama | Örnek nitelendirme | Ceza sonucu |
|---|---|---|
| Düşünce ve karar | Suç işlemeye karar vermek | Cezalandırılmaz |
| Hazırlık hareketleri | Araç temin etmek, keşif yapmak | Kural olarak cezalandırılmaz; ayrı bir suç oluşturuyorsa o suçtan sorumluluk doğar |
| İcraya başlama | Suçun kanuni tanımındaki fiile doğrudan yönelen hareket | Teşebbüs hükümleri uygulanır (TCK m. 35) |
| İcranın tamamlanması, neticenin gerçekleşmemesi | Failin elinde olmayan nedenlerle sonucun doğmaması | Teşebbüs; indirim oranı zarar/tehlikenin ağırlığına göre |
| Suçun tamamlanması | Neticenin gerçekleşmesi | Suçun cezası; teşebbüs indirimi yok |
İcraya başlama uygulamada nasıl belirlenir?
Kanun “doğrudan doğruya icraya başlama” ifadesini kullanır. Bu ifade, teşebbüs sınırının failin iç dünyasına göre değil, dışa yansıyan harekete göre çizileceğini gösterir. Yani belirleyici olan kişinin niyetini ne kadar ilerlettiği değil, hareketin suç tipiyle ne kadar doğrudan bağlantılı olduğudur.
Uygulamada bu değerlendirme birkaç soruyla yapılır: hareket, suçun kanuni tanımındaki fiile doğrudan yönelmiş midir? Araya başka bir hareket girmeden sonuç doğabilecek midir? Mağdur veya suçun konusu bakımından somut bir tehlike doğmuş mudur? Bu sorulara olumlu cevap veriliyorsa icra aşamasına geçilmiş sayılır.
Örnek üzerinden bakalım (gerçek bir dosya değil, kavramı göstermek için kurgulanmış bir durumdur): bir kişinin suçta kullanmak üzere araç temin etmesi hazırlık aşamasıdır. Aynı kişinin o araçla mağdura yönelmesi ve harekete geçmesi ise icra aşamasıdır. İki durum arasındaki fark, ceza sorumluluğunun doğup doğmamasıdır.
Elverişlilik nasıl değerlendirilir?
TCK m. 35/1 hareketin elverişli olmasını arar. Elverişlilik, soyut bir ihtimal üzerinden değil, somut olayın koşullarına göre değerlendirilir. Kullanılan araç, yöntem ve olayın gerçekleştiği ortam birlikte ele alınır.
Sonucu doğurmaya hiçbir şekilde elverişli olmayan hareketlerde teşebbüsten söz edilemez. Bu tespit çoğu zaman bilirkişi incelemesini gerektirir; özellikle araç, madde veya teknik yöntem kullanılan dosyalarda elverişlilik raporu dosyanın kilit belgesi hâline gelir. Bilirkişi raporuna itiraz usulü için bilirkişi raporuna nasıl itiraz edilir yazısına bakabilirsiniz.
Ceza ne kadar indirilir? (TCK 35/2)
TCK m. 35/2, teşebbüs hâlinde failin meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre cezalandırılacağını belirtir ve üç ayrı rejim öngörür:
- Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine on üç yıldan yirmi yıla kadar hapis.
- Müebbet hapis cezası yerine dokuz yıldan on beş yıla kadar hapis.
- Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.
Buradaki indirim oranı serbestçe belirlenmez. Ölçüt maddede açıkça gösterilmiştir: meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı. İcra hareketleri sona ermeye ne kadar yaklaşmışsa ve ortaya çıkan tehlike ne kadar ağırsa indirim oranı o kadar düşük; icranın erken aşamasında kalan ve somut zarar doğurmayan hâllerde ise indirim oranı o kadar yüksek olur.
Kararın bu yönüyle gerekçelendirilmesi gerekir. Oranın hangi ölçüte dayanılarak belirlendiği gösterilmeden yapılan uygulama, kanun yolu aşamasında tartışma konusu yapılabilir.
İndirim sonuç cezayı nasıl değiştirir?
Teşebbüs indiriminin pratik etkisini görmek için açıklayıcı bir örneğe bakalım. Aşağıdaki tablo gerçek bir dosyaya ait değildir; yalnızca indirimlerin uygulanma sırasını göstermek için hazırlanmıştır ve hiçbir dosya için sonuç bildirmez.
| Aşama | İşlem | Açıklama |
|---|---|---|
| 1. Temel cezanın belirlenmesi | Kanundaki aralıktan ceza takdir edilir | Suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu ve meydana gelen zarar dikkate alınır (TCK m. 61) |
| 2. Nitelikli hâller | Varsa artırım veya indirim uygulanır | Suç tipine özgü fıkralar bu aşamada devreye girer |
| 3. Teşebbüs indirimi | Cezanın dörtte biri ile dörtte üçü arasında indirim | Oran, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre belirlenir (TCK m. 35/2) |
| 4. İştirak durumu | Yardım eden ise ayrıca indirim | Müşterek failde indirim yoktur; yardım edende TCK m. 39 uygulanır |
| 5. Takdiri indirim | Şartları varsa TCK m. 62 uygulanır | Failin geçmişi, sosyal ilişkileri ve yargılama sürecindeki tutumu değerlendirilir |
| 6. Sonuç ceza | Hüküm kurulur | Sonuç ceza, seçenek yaptırım ve erteleme eşikleri bakımından ayrıca değerlendirilir |
Tablodaki sıra rastgele değildir; kanun artırım ve indirimlerin hangi sırayla uygulanacağını belirler ve bu sıra sonuç cezayı değiştirir. Aynı oranlar farklı sırayla uygulandığında ortaya farklı bir ceza çıkabileceği için, hükümdeki hesabın adım adım denetlenmesi gerekir.
Son satır uygulamada özellikle belirleyicidir: teşebbüs indirimi sayesinde sonuç ceza belirli eşiklerin altına düşerse, hapis cezasının seçenek yaptırıma çevrilmesi ya da ertelenmesi gündeme gelebilir. Yani teşebbüs tartışması yalnız ceza miktarını değil, cezanın ne şekilde infaz edileceğini de etkiler.
Gönüllü vazgeçme (TCK 36) ile farkı
Teşebbüs ile gönüllü vazgeçmeyi ayıran tek unsur, sonucun neden gerçekleşmediğidir. Teşebbüste engel failin dışındadır; gönüllü vazgeçmede engel failin kendi iradesidir.
TCK m. 36 uyarınca fail, suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını ya da neticenin gerçekleşmesini önlerse, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz. Ancak tamam olan kısım esasen bir suç oluşturuyorsa, yalnızca o suçtan cezalandırılır.
Bu son cümle uygulamada belirleyicidir. Örneğin icra sırasında gerçekleşmiş bir yaralama varsa, kişi hedeflenen suçtan teşebbüs nedeniyle cezalandırılmasa da tamamlanmış yaralama suçundan sorumlu olur. Vazgeçmenin “gönüllü” sayılabilmesi için de dış bir zorlamanın değil, failin kendi kararının belirleyici olması gerekir.
İştirak hâlinde gönüllü vazgeçme
Çok failli dosyalarda TCK m. 41 devreye girer: yalnızca gönüllü vazgeçen suç ortağı bu hükümlerden yararlanır. Suç, vazgeçenin bütün gayretine rağmen işlenmişse ya da onun çabası dışında başka bir sebeple işlenmemişse de vazgeçme hükümleri uygulanır. İştirak ilişkisinin kurulması konusunda suça iştirakte fail, azmettiren ve yardım eden ayrımı yazısına bakabilirsiniz.
Teşebbüsün mümkün olmadığı hâller
Her suça teşebbüs edilemez. Uygulamada teşebbüsün söz konusu olmadığı başlıca hâller şunlardır:
- Taksirli suçlar: teşebbüs kast gerektirir; taksirle işlenen fiillerde suç işleme iradesi bulunmadığından teşebbüs olmaz.
- Neticesi harekete bitişik suçlar: hareketin yapılmasıyla suçun da tamamlandığı suçlarda, araya girecek bir aşama bulunmaz.
- Kanunun teşebbüsü tamamlanmış suç saydığı hâller: bazı suç tanımları, teşebbüs niteliğindeki hareketi doğrudan suç olarak düzenler.
- İhmali suçların bir kısmı: yükümlülüğün yerine getirilmemesiyle suçun oluştuğu hâllerde teşebbüs tartışması doğmaz.
Bu nedenle teşebbüs savunması yapılmadan önce, suç tipinin teşebbüse elverişli olup olmadığı belirlenmelidir.
Ceza hesabının son adımı olan takdiri indirimi takdiri indirim (TCK 62) yazısında ayrıca ele aldım.
Kusur yeteneğine ilişkin indirimlerin ceza hesabındaki yerini akıl hastalığı (TCK 32) yazısında anlattım.
Tek fiille birden fazla suç oluştuğunda hangi suçtan hüküm kurulacağını fikri içtima (TCK 44) yazısında ele aldım.
Videolu anlatım: ceza hukukunun temel kavramları
Teşebbüs, iştirak ve içtima gibi kavramların birbirinden ayrılması dosyanın sonucunu doğrudan etkiliyor. Bu kavramları kanalımda topluca anlattım:
Ceza Hukukunda Herkesin Bilmesi Gereken Temel Kavramlar — Av. Burakhan Çalışkan
Uygulamada teşebbüs: en çok tartışılan dosyalar
Cinsel suçlarda teşebbüs
Cinsel suç dosyalarında hareketin hangi aşamada kaldığı, yalnızca indirim oranını değil, hangi suçun oluştuğunu da belirler. Aynı olay, hareketin niteliğine göre cinsel taciz, sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel saldırı ya da cinsel saldırıya teşebbüs olarak nitelendirilebilir; üçünün ceza aralığı birbirinden çok farklıdır.
Bu ayrımlar için cinsel saldırıya teşebbüs cezası, sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel saldırı ve cinsel saldırı suçu ve cezası yazılarına bakabilirsiniz.
Cinsel taciz ile cinsel saldırı arasındaki fark nedir? — Av. Burakhan Çalışkan
Uyuşturucu dosyalarında teşebbüs
İthal iddiasına dayanan dosyalarda maddenin nerede ele geçirildiği, suçun tamamlanıp tamamlanmadığı sorusunu doğurur. Gümrük sahasında, giriş işlemleri sırasında yapılan yakalamalarda teşebbüs tartışması düzenli olarak gündeme gelir. Bu konuyu TCK 188/1 kapsamındaki ithal ve ihraç suçu yazısında ele aldım.
Ticaret iddiasında ise satışa arz, nakletme ve bulundurma gibi seçimlik hareketlerin varlığı, çoğu dosyada suçun zaten tamamlandığı sonucunu doğurur; bu nedenle teşebbüs savunması her dosyada karşılık bulmaz.
Mal varlığına karşı suçlarda teşebbüs
Hırsızlık ve dolandırıcılık dosyalarında teşebbüs, uygulamanın en sık karşılaştığı hâllerdendir: eşyanın alınıp alınmadığı, paranın transfer edilip edilmediği belirleyici olur. Dolandırıcılıkta menfaatin temin edilip edilmemesi, suçun tamamlanması bakımından ölçüt kabul edilir.
Teşebbüs nasıl ispatlanır?
Teşebbüs iddiası da savunması da delile dayanır. Dosyada şu noktalar incelenir:
- Olayın kesintiye uğradığı an ve kesintinin sebebi: failin iradesi mi, dış bir etken mi?
- Hareketin sonucu doğurmaya elverişli olup olmadığı; gerektiğinde bilirkişi incelemesi.
- Kamera kayıtları ve olay yeri tespit tutanakları; hareketin hangi aşamada kaldığını en somut gösteren delillerdir.
- Tanık beyanları ve mağdur anlatımının zaman çizgisiyle uyumu.
- İletişim kayıtları; hazırlık ile icra arasındaki geçişi göstermesi bakımından değerlendirilir.
Uygulamada en sık yapılan hata, hazırlık aşamasında kalan hareketlerin doğrudan teşebbüs kabul edilmesidir. Bu kabul, cezasız bir alanın cezalandırılması sonucunu doğurabileceği için titizlikle denetlenmelidir.
Teşebbüsün diğer kurumlarla ilişkisi
Teşebbüs tek başına değerlendirilen bir kurum değildir; ceza hukukunun diğer genel hükümleriyle birlikte uygulanır ve bu birliktelik sonucu değiştirir.
| Kurum | Teşebbüsle ilişkisi | Pratik sonuç |
|---|---|---|
| İştirak (TCK 40/3) | İştirakten sorumluluk için suçun en az teşebbüs aşamasına ulaşması gerekir | İcraya hiç başlanmamışsa yardım eden veya azmettiren sorumlu tutulmaz |
| Gönüllü vazgeçme (TCK 36) | Teşebbüsün karşıt kurumudur | Fail teşebbüsten cezalandırılmaz; tamamlanan kısım suçsa ondan sorumlu olur |
| Zincirleme suç (TCK 43) | Zincirin bir halkası teşebbüs aşamasında kalabilir | Her eylem kendi aşamasına göre değerlendirilir, sonra zincirleme hükmü uygulanır |
| Etkin pişmanlık | Suç tamamlandıktan sonra gündeme gelir | Teşebbüsle karıştırılmamalıdır; zaman bakımından farklı aşamalardır |
| Takdiri indirim (TCK 62) | Teşebbüs indiriminden sonra ayrıca uygulanabilir | İndirimlerin sırası sonuç cezayı doğrudan etkiler |
Özellikle son satır uygulamada önem taşır: indirimlerin hangi sırayla uygulandığı, sonuç cezanın seçenek yaptırıma çevrilme ya da erteleme eşiğinin altına düşüp düşmeyeceğini belirleyebilir. Bu eşikler ve sonuçları için hapis cezasının paraya çevrilmesi ve seçenek yaptırımlar yazısına bakabilirsiniz.
Etkin pişmanlıkla karıştırılmamalı
Teşebbüs ile etkin pişmanlık zaman bakımından farklı aşamalara ilişkindir. Teşebbüs, suç tamamlanmadan önceki aşamayı; etkin pişmanlık ise suç tamamlandıktan sonra failin zararı gidermesi ya da işbirliği yapmasını ifade eder. Gönüllü vazgeçme de bu ikisinden ayrıdır ve yalnız icra aşamasında mümkündür.
Uygulamada bu üç kurum sıklıkla birbirinin yerine ileri sürülür; oysa şartları ve sonuçları farklıdır. Uyuşturucu suçlarındaki etkin pişmanlık rejimi için TCK 192/1 kapsamında etkin pişmanlık yazısını inceleyebilirsiniz.
Teşebbüs ve zamanaşımı
Teşebbüs hâlinde dava zamanaşımı süresi, son hareketin yapıldığı günden itibaren işlemeye başlar. Tamamlanmış suçlarda ise suçun işlendiği gün esas alınır. Bu ayrım, özellikle eski tarihli olaylarda hesabın sonucunu değiştirebilir.
Zamanaşımı hesabında sürenin hangi suç ve hangi ceza üzerinden işleyeceği de ayrıca belirlenir. Konunun ayrıntısı için zamanaşımı ne demek yazısına bakabilirsiniz.
Burada dikkat edilmesi gereken bir incelik vardır: zamanaşımı süresi, teşebbüs indirimi uygulandıktan sonraki ceza üzerinden değil, suçun kanundaki cezası esas alınarak belirlenir. Bu nedenle teşebbüs nedeniyle sonuç ceza düşmüş olsa bile zamanaşımı süresi aynı kalır. Uygulamada bu iki hesap sıkça birbirine karıştırılır.
Ayrıca teşebbüs hâlinde “son hareket” tarihinin dosyada net biçimde tespit edilmiş olması gerekir. Olayın süregelen bir hareketler dizisi içinde gerçekleştiği dosyalarda bu tarih tartışmalı hâle gelebilir; tarih belirsizse zamanaşımı hesabı da güvenilir olmaz. Bu yüzden teşebbüs savunmasının bir ayağı her zaman zaman çizgisinin kurulmasıdır: hangi hareket ne zaman yapıldı, süreç hangi anda ve neyle kesildi.
Uygulamada sık yapılan hatalar
- Hazırlık hareketini icra saymak: icraya başlanmadan teşebbüsten sorumluluk doğmaz.
- Elverişlilik denetimini atlamak: hareketin sonucu doğurmaya elverişli olup olmadığı ayrıca tartışılmalıdır.
- Gönüllü vazgeçmeyi teşebbüs olarak nitelendirmek: failin kendi iradesiyle vazgeçtiği hâlde teşebbüs hükmü uygulanamaz.
- İndirim oranını gerekçesiz belirlemek: oran, zarar veya tehlikenin ağırlığına göre açıklanmalıdır.
- Teşebbüse elverişli olmayan suçlarda teşebbüs tartışmak: suç tipi önce denetlenmelidir.
- Zamanaşımını tamamlanmış suça göre hesaplamak: teşebbüste son hareket tarihi esas alınır.
Sonuç ve değerlendirme
Teşebbüs, suçun tamamlanmadığı hâllerde uygulanan ve cezada belirgin bir indirim doğuran kurumdur. Ancak indirimden önce cevaplanması gereken soru şudur: hareket gerçekten icra aşamasına geçmiş midir? Hazırlık aşamasında kalan hareketler kural olarak cezalandırılmaz.
İkinci belirleyici soru, sonucun neden gerçekleşmediğidir. Engel failin dışındaysa teşebbüs, failin kendi iradesiyse gönüllü vazgeçme söz konusudur ve ikincisi teşebbüsten cezalandırılmama sonucunu doğurur.
Bu nedenle teşebbüs tartışması, soyut bir hukuk tartışması değil, olayın hangi anda ve neden kesildiğine ilişkin bir delil tartışmasıdır. Buradaki açıklamalar genel niteliktedir ve somut bir olay hakkında sonuç bildirmez. Kanun metninin tamamı için Türk Ceza Kanunu kaynağına bakılabilir. İlgili diğer başlıkları Cinsel Suçlar Bilgi Merkezi ve Uyuşturucu Suçları Bilgi Merkezi sayfalarında bulabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Suça teşebbüs ne demektir?
TCK m. 35/1 uyarınca kişinin, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamamasıdır. Üç unsur birlikte aranır: kast, elverişli hareket ve icraya başlama.
Teşebbüste ceza ne kadar indirilir?
TCK m. 35/2 uyarınca ağırlaştırılmış müebbet yerine on üç yıldan yirmi yıla, müebbet yerine dokuz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir; oran meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre belirlenir.
Hazırlık hareketi ile icra hareketi arasındaki fark nedir?
Hazırlık hareketleri kural olarak cezalandırılmaz; teşebbüsten söz edebilmek için icra hareketlerine başlanmış olması gerekir. Ayrım, hareketin suçun kanuni tanımındaki fiile doğrudan yönelip yönelmediğine bakılarak yapılır.
Gönüllü vazgeçme teşebbüsten farklı mıdır?
Farklıdır. Teşebbüste suç, failin elinde olmayan nedenlerle tamamlanmaz. Gönüllü vazgeçmede ise fail kendi iradesiyle icradan vazgeçer veya neticeyi önler. TCK m. 36 uyarınca gönüllü vazgeçen kişi teşebbüsten cezalandırılmaz.
Her suça teşebbüs mümkün müdür?
Hayır. Hareketin tamamlanmasıyla suçun da tamamlandığı suçlarda ve taksirli suçlarda teşebbüs söz konusu olmaz. Ayrıca bazı suçlarda kanun teşebbüs aşamasındaki hareketi zaten tamamlanmış suç olarak cezalandırır.
Elverişsiz hareketle teşebbüs cezalandırılır mı?
Hayır. TCK m. 35/1 hareketin elverişli olmasını arar. Somut olayda sonucu doğurmaya elverişli olmayan araç veya yöntemle yapılan hareketler teşebbüs oluşturmaz; bu husus dosyada ayrıca tartışılır.
Teşebbüs hâlinde zamanaşımı ne zaman başlar?
Teşebbüs hâlinde dava zamanaşımı, son hareketin yapıldığı günden itibaren işlemeye başlar. Tamamlanmış suçlarda ise suçun işlendiği gün esas alınır; bu ayrım hesabı doğrudan etkiler.
Teşebbüs indirimi hangi aşamada tartışılır?
Teşebbüs, suçun nitelendirilmesine ilişkin bir konudur ve yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Mahkeme, şartların varlığı hâlinde talep olmasa da uygulamak zorundadır; eksik uygulama kanun yolu aşamasında denetlenir.
Teşebbüs indirimi ve gönüllü vazgeçme bakımından dosyanızın durumunu birlikte gözden geçirebiliriz.
Yazar Hakkında
Av. Burakhan Çalışkan, İstanbul Barosu’na kayıtlı olarak Kartal’daki bürosunda ceza hukuku alanında çalışmaktadır. Suçun tamamlanıp tamamlanmadığına ilişkin nitelendirme tartışmaları, teşebbüs ve gönüllü vazgeçme hükümlerinin uygulanması ile bu tartışmaların delil üzerinden yürütülmesi, doğrudan çalışma alanı içinde yer alır. Ağır ceza ve asliye ceza mahkemelerinde müdafilik görevi yürütmekte; ceza hukukunun genel hükümlerine ilişkin değerlendirmelerini bu sitede ve YouTube kanalında paylaşmaktadır.
Hukuki Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.

