Kısa cevap: Görselin yapay zekâ ile üretilmiş olması, tek başına suç kapsamı dışında kalmayı sağlamaz. 24 Mart 2016 tarihli 6698 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonra TCK m.226/3, ürünlerin üretiminde “çocukları, temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri” kullanan kişiyi cezalandırmaktadır. Yani kanun, gerçek bir çocuğun bulunmadığı görüntüleri de metnin kapsamına almıştır.
Üretken yapay zekâ araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte sık sorulan bir savunma ortaya çıktı: “Görselde gerçek bir kişi yok, bunu bilgisayar üretti.” Bu savunmanın hukuki karşılığı, kanun metninin 2016’da aldığı hâlle doğrudan bağlantılıdır ve çoğu zaman sanıldığı gibi sonuç doğurmaz.
Bu yazıda yapay zekâ üretimi görsellerin TCK m.226 kapsamındaki yerini, “temsili çocuk görüntüsü” ibaresinin ne anlama geldiğini, sanat ve bilimsel eser istisnasının nerede bittiğini ve hangi fiillerin hangi cezaya bağlandığını ele alıyoruz.
Görselin niteliğine ilişkin değerlendirme, iddianame düzenlenmeden önce ortaya konulduğunda farklı bir sonuç doğurabilir. Somut durumunuz için bize ulaşabilirsiniz.
TCK m.226/3’te 2016’da Ne Değişti?
Kısa Cevap: Maddede geçen “çocukları” ibaresi, 24 Mart 2016 tarihli 6698 sayılı Kanunun 30. maddesiyle “çocukları, temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri” şeklinde değiştirilmiştir. Bu değişiklikle kapsam, gerçek bir çocuğun fiilen kullanıldığı üretimle sınırlı olmaktan çıkmıştır.
| Dönem | Kanun metni | Kapsam |
|---|---|---|
| Değişiklikten önce | Ürünlerin üretiminde “çocukları” kullanan kişi | Yalnız gerçek bir çocuğun kullanıldığı üretim |
| 24 Mart 2016’dan sonra | Ürünlerin üretiminde “çocukları, temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri” kullanan kişi | Gerçek çocuk yanında temsilî görüntüler ve çocuk gibi görünen kişiler de kapsamda |
| Dayanak | 24/3/2016 tarihli 6698 sayılı Kanun m.30 | İbare bu kanunla değiştirilmiştir |
Değişikliğin pratik sonucu şudur: kanun, korunan değeri yalnızca belirli bir çocuğun zarar görmemesinde değil, bu tür ürünlerin üretilip dolaşıma girmemesinde de görmüştür. Bu nedenle “ortada mağdur yok” biçimindeki yaklaşım, metnin bugünkü hâliyle örtüşmemektedir.
“Gerçek Çocuk Yok” Savunması Sonuç Doğurur mu?
Kanun metni iki ayrı genişletme yapmıştır. Birincisi temsili çocuk görüntüleri; yani gerçek bir kişiye dayanmayan, üretilmiş görüntüler. İkincisi çocuk gibi görünen kişiler; yani yaşı büyük olmakla birlikte görünümü itibarıyla çocuk izlenimi veren kişiler.
Bu iki ibare birlikte okunduğunda, savunmanın “görselde gerçek bir çocuk bulunmadığı” yönündeki iddiası kendiliğinden kapsam dışı kalma sonucunu doğurmaz. Tartışma, görüntünün niteliğine ve maddedeki tanıma uyup uymadığına kayar.
Buna karşılık her görselin otomatik olarak kapsamda sayılacağı da söylenemez. Ürünün içeriği, çocuk izlenimi verip vermediği ve maddede tanımlanan niteliği taşıyıp taşımadığı somut olarak incelenir. Bu inceleme teknik olduğu kadar hukukidir ve dosyanın esasını belirler.
Savunmanın yöneleceği alan da bu noktada belirginleşir. “Görsel üretilmiştir” demek yerine, ürünün maddedeki tanıma uyup uymadığı tartışılmalıdır: görüntüdeki figürün çocuk izlenimi verip vermediği, ürünün müstehcen sayılıp sayılmayacağı ve isnat edilen fiilin hangi fıkraya girdiği ayrı ayrı ele alınır.
Bu tartışma çoğu zaman bilirkişi incelemesini gerektirir. İncelemenin kapsamı, hangi soruların yöneltildiği ve raporun hangi ölçütlere dayandığı savunma açısından denetlenmesi gereken noktalardır; rapora karşı beyan ve gerektiğinde uzman mütalaası sunulması bu aşamada gündeme gelir.
İsnadın dayandığı teknik bulgunun ispat gücü için hash eşleşmesi neyi kanıtlar yazımıza bakabilirsiniz.
Sanat veya Bilimsel Eser İstisnası Uygulanır mı?
Burası maddenin en sık gözden kaçan hükmüdür. TCK m.226/7, madde hükümlerinin bilimsel eserlerle ve çocuklara ulaşması engellenmek koşuluyla sanatsal ve edebi değeri olan eserler hakkında uygulanmayacağını söyler. Ancak istisnayı “üçüncü fıkra hariç olmak” kaydıyla düzenlemiştir.
| Eser türü | İstisnadan yararlanır mı | Koşul |
|---|---|---|
| Bilimsel eserler | Evet | Madde hükümleri bilimsel eserler hakkında uygulanmaz |
| Sanatsal ve edebi değeri olan eserler | Şartlı evet | Çocuklara ulaşması engellenmek koşuluyla |
| Üçüncü fıkra kapsamındaki ürünler | Hayır | Kanun istisnayı “üçüncü fıkra hariç olmak” kaydıyla düzenlemiştir |
Sonuç açıktır: üçüncü fıkra kapsamındaki ürünler bakımından sanatsal veya edebi değer savunması kanunen kapatılmıştır. “Bu bir çizimdir”, “bu bir sanat çalışmasıdır” veya “yapay zekâ ile üretilmiş bir tasarımdır” biçimindeki yaklaşımlar, istisna hükmüne dayanılarak ileri sürülemez.
Hangi Fiiller Cezalandırılıyor?
Madde, üretim ile yayma ve elde bulundurmayı ayrı cezalara bağlamıştır. Bu ayrım, dosyada hangi fiilin isnat edildiğinin doğru saptanmasını gerektirir; isnadın niteliği doğrudan ceza aralığını değiştirir.
| Fiil | Kanun metnindeki ifade | Öngörülen ceza |
|---|---|---|
| Üretim | Ürünlerin üretiminde çocukları, temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri kullanan | Beş yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası |
| Yayma ve elde bulundurma | Bu ürünleri ülkeye sokan, çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan | İki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası |
| Yayınlama | Üçüncü ve dördüncü fıkradaki ürünlerin içeriğini basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden ya da çocukların görmesini, dinlemesini veya okumasını sağlayan (m.226/5) | Altı yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası |
| Tüzel kişiler | Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında (m.226/6) | Tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirleri |
Üçüncü Fıkra mı, Dördüncü Fıkra mı?
TCK m.226, müstehcen ürünleri içeriğine göre ayırır ve her biri için farklı ceza öngörür. Yapay zekâ üretimi görsellerde tartışma çoğunlukla üçüncü ve dördüncü fıkra arasında yoğunlaşır; ikisi arasındaki fark ceza aralığını ikiye katlayacak ölçüde büyüktür.
| Ölçüt | Üçüncü fıkra | Dördüncü fıkra |
|---|---|---|
| Dayandığı unsur | Üretimde çocukların, temsili çocuk görüntülerinin veya çocuk gibi görünen kişilerin kullanılması | Ürünün şiddet kullanılarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin olması |
| Üretim cezası | Beş yıldan on yıla kadar hapis | — |
| Yayma ve bulundurma cezası | İki yıldan beş yıla kadar hapis | Bir yıldan dört yıla kadar hapis |
| Eser istisnası | Uygulanmaz (m.226/7’deki “üçüncü fıkra hariç” kaydı) | Koşulları varsa uygulanabilir |
| Yayınlama | m.226/5 uyarınca altı yıldan on yıla kadar hapis | m.226/5 uyarınca altı yıldan on yıla kadar hapis |
Ayrım basittir ama sonuçları ağırdır: üçüncü fıkra çocuk ölçütüne, dördüncü fıkra ise fiilin niteliğine dayanır. Bir ürün her iki tanıma da uyuyor görünüyorsa, isnadın hangi fıkraya dayandırıldığı iddianamede açıkça belirtilmelidir; savunmanın ilk denetleyeceği nokta budur.
Dava Zamanaşımı Ne Kadardır?
Dava zamanaşımı süresi, suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırına göre belirlenir (TCK m.66/4). Bu nedenle aynı madde içinde bile fiile göre farklı süreler ortaya çıkar.
| Fiil | Cezanın yukarı sınırı | Dava zamanaşımı |
|---|---|---|
| Üretimde kullanma (m.226/3, birinci cümle) | On yıl | On beş yıl — beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapsi gerektiren suçlar (m.66/1-d) |
| Bulundurma ve yayma (m.226/3, ikinci cümle) | Beş yıl | Sekiz yıl — beş yıldan fazla olmamak üzere hapsi gerektiren suçlar (m.66/1-e) |
| Yayınlama (m.226/5) | On yıl | On beş yıl (m.66/1-d) |
| Ölçü | — | Sürelerin belirlenmesinde cezanın yukarı sınırı esas alınır (m.66/4) |
Sürenin belirlenmesinde, dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur (m.66/3). Ayrıca zamanaşımı; ifade alma, tutuklama, iddianame düzenlenmesi ve mahkûmiyet kararı gibi işlemlerle kesilir ve kesilme hâlinde süre, kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar (m.67).
Çocuk Kimdir, Yaş Sınırı Nasıl Belirlenir?
Ceza kanunlarının uygulanmasında çocuk deyiminden henüz on sekiz yaşını doldurmamış kişi anlaşılır (TCK m.6/1-b). Bu tanım maddenin tamamı için geçerlidir.
Ancak m.226/3 bakımından yaş tek ölçüt değildir. Kanun “çocuk gibi görünen kişileri” de kapsama aldığı için, görüntüdeki kişinin fiilen on sekiz yaşından büyük olması tek başına belirleyici olmayabilir. Yapay zekâ üretimi görsellerde ise zaten gerçek bir kişi bulunmadığından, değerlendirme doğrudan görüntünün verdiği izlenim üzerinden yürür.
Yapay Zekâ Üretiminde Kim Sorumlu Tutulabilir?
Madde, fiile göre farklı konumları ayrı ayrı düzenlemiştir. Üretim, bulundurma, başkalarının kullanımına sunma ve yayınlama aynı hükümde toplanmış olsa da farklı ceza aralıklarına bağlanmıştır.
| Konum | Değerlendirilen fiil | Dikkat edilen nokta |
|---|---|---|
| Üreten | Görselin oluşturulması | m.226/3’ün birinci cümlesindeki “kullanan” fiili bakımından değerlendirilir |
| Elde bulunduran | Cihazda veya hesapta saklama | İkinci cümledeki “bulunduran” fiili; kastın ayrıca ortaya konulması gerekir |
| Paylaşan | Başkalarının kullanımına sunma | İkinci cümledeki “başkalarının kullanımına sunan” fiili |
| Yayınlayan | Basın ve yayın yoluyla yayma | m.226/5 kapsamında daha ağır ceza öngörülmüştür |
| Araç sağlayıcı | Üretimi mümkün kılan hizmet | Tüzel kişiler bakımından güvenlik tedbirleri gündeme gelebilir (m.226/6) |
Her konumda ortak olan nokta, fiilin kasten işlenmiş olmasının aranmasıdır. Özellikle bulundurma bakımından, içeriğin cihazda yer almış olması ile bilerek bulundurulmuş olması aynı şey değildir; otomatik önbellek kayıtları, istem dışı gelen dosyalar ve cihaza üçüncü kişilerin erişimi bu yönden incelenir.
Hata Hükmü Uygulanabilir mi? (TCK m.30)
Kast tartışmasının kanundaki karşılığı hata hükmüdür. TCK m.30/1’e göre, fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse kasten hareket etmiş olmaz. Hüküm, aynı fıkrada taksirli sorumluluk hâlinin saklı olduğunu da belirtir.
| Fıkra | Kanunun düzenlediği hâl | Sonucu |
|---|---|---|
| m.30/1 | Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen kimse | Kasten hareket etmiş olmaz; bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hâli saklıdır |
| m.30/2 | Suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi | Bu hatasından yararlanır |
| m.30/3 | Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlerin koşulları hakkında kaçınılmaz hataya düşen kişi | Bu hatasından yararlanır |
| m.30/4 | İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz hataya düşen kişi | Cezalandırılmaz (29/6/2005 tarihli 5377 sayılı Kanunla eklenmiştir) |
Bu noktada bir ayrıntıya dikkat edilmelidir: taksirli sorumluluk ancak kanunun o suçun taksirli hâlini ayrıca öngörmesi hâlinde gündeme gelir. Dolayısıyla maddi unsurlarda hata kabul edildiğinde, taksirli bir karşılığın bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilir.
Uygulamada ileri sürülen savunmalar genellikle iki başlıkta toplanır. Birincisi, görüntünün maddede tanımlanan niteliği taşıdığının bilinmemesi; ikincisi, içeriğin cihaza kullanıcı iradesi dışında gelmiş olması. Her ikisi de m.30/1 çerçevesinde, somut bulgular üzerinden incelenir. Hatanın varlığı soyut bir iddiayla değil, dosyadaki teknik verilerle desteklendiği ölçüde değerlendirilir.
Etkin Pişmanlık Hükmü Var mı?
TCK m.226, uyuşturucu veya bazı malvarlığı suçlarında olduğu gibi kendisine özgü bir etkin pişmanlık hükmü içermemektedir. Bu nedenle, içeriğin kendiliğinden silinmesi veya yetkililere bildirilmesi biçimindeki davranışlar, maddede öngörülmüş bir indirim sebebine dayandırılamaz.
Bu, söz konusu davranışların hiçbir hukuki anlam taşımadığı anlamına gelmez. Cezanın belirlenmesinde failin fiilden sonraki davranışları genel hükümler çerçevesinde değerlendirilebilir; ancak bu, maddeye özgü bir indirim mekanizması değildir ve sonucu güvence altına almaz.
Bu Dosyalar Nasıl Gündeme Geliyor?
Uygulamada dosyaların önemli bir bölümü platform bildirimleriyle başlar. Bildirimin hukuki niteliği ve ispat gücü ayrı bir tartışmadır; ayrıntı için NCMEC raporu tek başına mahkûmiyete yeter mi yazımıza bakabilirsiniz.
Bildirimi genellikle cihaz incelemesi izler. Bu aşamadaki süreler, yedekleme yükümlülüğü ve cihazın geri alınması için telefona ve bilgisayara el koyma yazımız incelenebilir. Suç tipinin genel çerçevesi için ise müstehcenlik suçu yazımıza bakılabilir.
Yetişkinlere ilişkin sahte içerik üretimi farklı hükümler altında değerlendirilir; bu konuda yapay zekâ ile üretilen sahte cinsel içerik yazımız ayrıca incelenebilir.
Sonuç ve Değerlendirme
Yapay zekâ üretimi görsellerde belirleyici olan, görüntünün nasıl üretildiği değil, kanunun tanımladığı niteliği taşıyıp taşımadığıdır. 2016 değişikliğinden sonra metin, gerçek bir çocuğun bulunmadığı görüntüleri de kapsayacak biçimde düzenlenmiştir.
Sanatsal veya bilimsel eser istisnası bu fıkra bakımından kanunen kapalıdır. Dolayısıyla savunma, istisna hükmüne değil; görüntünün niteliğine, isnat edilen fiilin doğru saptanmasına ve kast unsurunun somut bulgularla desteklenip desteklenmediğine yönelmelidir.
Her dosyanın teknik ve hukuki koşulları kendine özgüdür; buradaki açıklamalar genel çerçeveyi ortaya koyar. Kanun metni için Türk Ceza Kanunu güncel hâline bakılabilir.
TCK 226/3 kapsamında izleme ve bulundurma ayrımını ilgili yazımızda okuyabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Gerçek bir çocuk kullanılmadıysa suç oluşmaz mı?
Bu savunma kanun metniyle bağdaşmamaktadır. 24 Mart 2016 tarihli 6698 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonra TCK m.226/3, ürünlerin üretiminde “çocukları, temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri” kullanan kişiyi cezalandırmaktadır. Gerçek bir çocuğun bulunmaması, kapsam dışı kalmayı tek başına sağlamaz.
Çizim veya animasyon da kapsama girer mi?
Kanun “temsili çocuk görüntüleri” ifadesini kullandığı için fotoğrafik gerçeklik aranmamaktadır. Çizim, animasyon veya bilgisayar üretimi görsellerin bu kapsamda değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, ürünün içeriğine ve somut olayın koşullarına göre belirlenir.
“Sanat eseri” savunması sonuç doğurur mu?
TCK m.226/7 bilimsel eserler ile sanatsal ve edebi değeri olan eserleri madde kapsamı dışında tutar; ancak istisnayı açıkça “üçüncü fıkra hariç olmak” kaydıyla düzenlemiştir. Yani üçüncü fıkra kapsamındaki ürünler bakımından bu istisna uygulanmaz.
Çocuk kimdir, yaş sınırı nedir?
Ceza kanunlarının uygulanmasında çocuk deyiminden henüz on sekiz yaşını doldurmamış kişi anlaşılır (TCK m.6/1-b). Ayrıca m.226/3, yaşı büyük olmakla birlikte “çocuk gibi görünen kişileri” de kapsama almıştır.
Yalnızca cihazda bulundurmak da cezalandırılıyor mu?
TCK m.226/3’ün ikinci cümlesi, bu ürünleri ülkeye sokan, çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan kişiyi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırmaktadır.
Üreten ile paylaşan arasında ceza farkı var mı?
Evet. Üretimde kullanan kişi bakımından beş yıldan on yıla kadar hapis öngörülürken, ürünleri bulunduran veya başkalarının kullanımına sunan kişi bakımından iki yıldan beş yıla kadar hapis öngörülmüştür. Basın ve yayın yoluyla yayınlamada ise altı yıldan on yıla kadar hapis söz konusudur (m.226/5).
Bu dosyalar nasıl gündeme geliyor?
Uygulamada dosyaların önemli bir bölümü platform bildirimleriyle başlar; bildirim ilgili birime ve ardından savcılığa ulaşır. Bildirimin kendisi bir ihbardır; mahkûmiyet için hukuka uygun biçimde elde edilmiş ve duruşmada tartışılmış delil aranır.
Üretim, bulundurma ve yayınlama farklı ceza aralıklarına bağlanmıştır. Dosyanızdaki isnadı birlikte değerlendirebiliriz.
Yazar Hakkında
Av. Burakhan Çalışkan, İstanbul Barosu levhasına kayıtlı olup Kartal’daki bürosunda müstehcenlik suçuna ilişkin dosyaları yürütmektedir. Dijital içerik kaynaklı soruşturmalarda; isnat edilen fiilin TCK m.226’nın hangi fıkrası kapsamında değerlendirildiğinin tartışılmasından görüntünün niteliğine ilişkin savunmanın kurulmasına, kast unsuruna yönelik itirazlardan cihaz inceleme tutanaklarının denetlenmesine kadar şüpheli ve sanık müdafiliği yapmaktadır. İletişim: 0 506 976 23 55 — Cevizli Mahallesi, Ulubey Sokak, No: 4A D: 46, Kartal/İstanbul.
Hukuki Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.

