Site simgesi Av. Burakhan Çalışkan

Polise veya Gizli Soruşturmacıya Uyuşturucu Satmak: Suç Tamamlanır mı, Kışkırtma (Provokasyon) Savunması

Polise veya gizli soruşturmacıya uyuşturucu satmanın cezası ve provokasyon savunması

📌 Kısa Cevap: Polise, gizli soruşturmacıya veya alıcı rolündeki bir görevliye uyuşturucu satmak, alıcının kim olduğundan bağımsız olarak TCK 188/3 kapsamında uyuşturucu ticareti suçunu oluşturur ve on yıldan az olmamak üzere hapis cezası öngörülür. Yargıtay’a göre görevlinin gerçek bir satın alma iradesi olmadığından hukuki anlamda “satış” gerçekleşmez; fakat fail maddeyi satışa arz etmiş ve satmak için bulundurmuş olduğundan suç tamamlanır, teşebbüs indirimi kural olarak uygulanmaz ve aynı kişiden yapılan tekrar alımlar zincirleme suç sayılmaz. Buna karşılık görevli, suç işleme niyeti olmayan kişiyi suça yönlendirmişse, yani kışkırtıcı ajan gibi davranmışsa, bu yolla elde edilen deliller Anayasa m. 38/6 ve CMK 206/2-a uyarınca hükme esas alınamaz ve başka delil yoksa beraat gündeme gelir.

Polise uyuşturucu satmanın cezası, uyuşturucu dosyalarında en sık sorulan ama en az doğru anlaşılan konulardan biridir. “Alıcı polisti, ortada gerçek bir satış yok” düşüncesi de, “polis tuzak kurdu, bu yüzden suç yok” düşüncesi de tek başına doğru değildir. Kontrollü alım olarak bilinen bu operasyonlarda üç ayrı soru birbirinden ayrılmalıdır: suçun tamamlanıp tamamlanmadığı, alımı yapan kişinin bunu yapmaya yetkili olup olmadığı ve görevlinin pasif bir gözlemci mi yoksa suçu doğuran bir kışkırtıcı mı olduğu.

Bu yazıda alıcının polis, sivil görevli, gizli soruşturmacı veya muhbir olduğu satış senaryolarını; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ve ceza dairelerinin tam metnini incelediğimiz kararları, Anayasa Mahkemesinin 2025 tarihli Genel Kurul kararı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Teixeira de Castro, Ramanauskas, Bannikova ve Burak Hun kararları ışığında ele alıyoruz. Gizli soruşturmacı görevlendirmesinin şartları, teknik takip ve iletişim delili gibi usul konularının ayrıntısı için gizli soruşturmacı ve iletişim delili rehberimize bakabilirsiniz; burada bu bilgileri tekrar etmeden, doğrudan “polise satış” senaryosunun kendine özgü sorunlarına odaklanıyoruz.

Kontrollü alım dosyalarında kayıtlar ve tutanaklar ilk aşamada belirleyicidir

Görevlendirme kararı, savcılık talimatı, görüntü kayıtları ve mesaj dökümleri; kışkırtma iddiasının dayanağıdır. İfadeden önce dosyanın nasıl kurulduğunu birlikte değerlendirelim.

Polise uyuşturucu satmanın cezası nedir?

Polise uyuşturucu satmanın cezası, sıradan bir alıcıya yapılan satıştan farklı değildir: TCK 188/3 uyarınca on yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmi bin güne kadar adli para cezası öngörülür. Alıcının görevli olması suçun varlığını ortadan kaldırmaz; tartışma, suçun hangi seçimlik hareketle tamamlandığı ve delilin hukuka uygun elde edilip edilmediği üzerinde yoğunlaşır.

TCK 188/3, uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi ruhsatsız olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişiyi aynı cezayla cezalandırır. Bu seçimlik hareketlerden yalnızca birinin gerçekleşmesi suçun tamamlanması için yeterlidir. Kontrollü alım operasyonlarında failin maddeyi yanında taşıması, görevliye uzatması veya fiyat söyleyerek teklif etmesi, çoğu zaman “satışa arz” ve “satmak için bulundurma” hareketlerini aynı anda gerçekleştirir.

Cezayı artıran hâller polise yapılan satışta da aynen uygulanır. TCK 188/4 uyarınca madde eroin, kokain, morfin, bazmorfin, sentetik kannabinoid ve türevleri, sentetik katinon ve türevleri, sentetik opioid ve türevleri veya amfetamin ve türevleri ise ya da fiil okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi toplu bulunulan yerlerin sınırlarına iki yüz metreden yakın umuma açık yerlerde işlenmişse ceza yarı oranında artırılır. Örneğin Yargıtay 8. Ceza Dairesinin onadığı bir dosyada, gizli soruşturmacılara sentetik kannabinoid satışı ilkokula 154 metre mesafede gerçekleştiği için hem 188/4-a hem 188/4-b uygulanmış ve iki nitelikli hâl bulunduğu gerekçesiyle temel ceza alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmişti (aşağıda ayrıntısıyla anlatılan 2024/7467 Karar sayılı karar). Üç veya daha fazla kişiyle birlikte işleme ve örgüt faaliyeti çerçevesinde işleme ise TCK 188/5 uyarınca ayrıca artırım nedenidir.

Bu nedenle “alıcı polis olduğu için ceza düşük olur” beklentisinin kanuni bir dayanağı yoktur. Cezayı gerçekten etkileyen unsurlar; delillerin hukuka uygunluğu, tekrarlanan alımların suç sayısına etkisi, etkin pişmanlık (TCK 192/3) ve takdiri indirim (TCK 62) gibi genel hükümlerdir. Ceza hesabının tüm aşamaları için uyuşturucu ticaretinde cezayı azaltan hâller yazımıza bakabilirsiniz.

▶VİDEOLU ANLATIMHangi Fiiller Uyuşturucu Ticareti Sayılır?
Av. Burakhan Çalışkan · İstanbul BarosuYouTube kanalı →Tüm videolar →

Alıcı polis veya gizli soruşturmacıysa suç tamamlanmış olur mu?

Evet, kural olarak tamamlanmış olur. Yargıtay, görevlinin amacının maddeyi edinmek değil suçu ve faili belirlemek olduğunu, bu nedenle gerçek anlamda bir alım-satım bulunmadığını kabul eder; ancak failin hareketlerinin bütünüyle “satışa arz etme” ve “satmak için bulundurma” suçunu oluşturduğunu belirtir. Seçimlik hareketlerden biri tamamlandığı için teşebbüs indirimi genellikle söz konusu olmaz.

Bu yaklaşımın en açık ifadesi Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.06.2015 tarihli, 2015/337 Esas, 2015/197 Karar sayılı kararıdır. Olayda gizli soruşturmacı olarak görevlendirilen kolluk görevlileri yirmi gün içinde sanıklardan altı kez esrar satın almış, yerel mahkeme de zincirleme suç hükümlerini uygulamıştı. Genel Kurul; görevlilerin aldıkları maddeyi devralma ve mal edinme iradesi bulunmadığından somut olayda gerçek bir alım-satım söz konusu olmadığını, gerçekleştirilen eylemin sanıkların suçlarını delillendirme işlemi olduğunu belirtmiştir. Genel Kurula göre ilk alımla sanıkların satmak için uyuşturucu bulundurma suçu ve delilleri tamamen ortaya çıkmıştır; sonraki maddenin ilk satıştan sonra temin edildiğine ilişkin delil bulunmadıkça satmak amacıyla bulundurmanın devam ettiği kabul edilir ve TCK 43 uyarınca zincirleme suç artırımı yapılamaz (karar metni).

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 20.06.2017 tarihli, 2017/153 Esas, 2017/2937 Karar sayılı kararı aynı ilkeyi daha da açık bir dille ifade eder. Gizli soruşturmacının 10 TL verip bir paket uyuşturucu aldığı, aylar sonra aynı kişiden yeniden alım yaptığı olayda Daire, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını kabul ederek kendi onama kararını kaldırmıştır. Gerekçeye göre kolluk görevlisinin gerçek iradesi uyuşturucu satın almak değil suç delilini elde etmek olduğundan somut olayda “uyuşturucu madde satma” gerçekleşmemiş, sanığın hareketleri bütünüyle “uyuşturucu maddeyi satışa arz etme” suçunu oluşturmuştur (karar metni).

Bu iki karar birlikte okunduğunda polise satış senaryosunda tamamlanma sorusu şöyle cevaplanır: “Satış” seçimlik hareketi hukuken gerçekleşmese bile, failin maddeyi yanında bulundurup görevliye teklif etmesiyle “satışa arz” ve “satmak için bulundurma” hareketleri zaten tamamlanmıştır. Seçimlik hareketli suçlarda tamamlanma anının nasıl belirlendiği için uyuşturucu ticareti suçunun unsurları yazımıza bakabilirsiniz.

Teşebbüs savunması neden genellikle sonuç vermez?

Teşebbüs (TCK 35), failin suçu işlemeye elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp elinde olmayan nedenlerle tamamlayamamasıdır. Polise satış dosyalarında “para elime geçmeden yakalandım” veya “madde teslim edilmeden polis kimliğini gösterdi” itirazları bu nedenle sıklıkla dile getirilir. Ancak satış bedeli alınmamış olsa bile, satışa arz ve satmak için bulundurma hareketleri teklif anında tamamlandığından, Yargıtay uygulamasında teşebbüs indirimi bu senaryolarda kural olarak uygulanmaz.

Karşılaştırmalı hukukta farklı bir çözüm de vardır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Bannikova/Rusya kararında aktarıldığı üzere Rusya Federasyonu Yüksek Mahkemesi Genel Kurulu 2006 tarihli rehber kararında, kontrollü alım kapsamında yapılan satışların “satışa teşebbüs” olarak nitelendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Türk hukukunda ise TCK 188/3’ün satışa arz ve bulundurmayı da bağımsız seçimlik hareket olarak sayması nedeniyle bu sonuca varılmamaktadır. Teşebbüsün hangi istisnai durumlarda tartışılabileceği, özellikle alıcı tarafında maddenin teslim alınmadan yakalanma hâlleri için uyuşturucu ticaretinde teşebbüs ve gönüllü vazgeçme yazımıza bakabilirsiniz.

Birden fazla alım yapıldıysa kaç suç vardır?

Ceza Genel Kurulunun yukarıdaki kararına göre görevliler, suç ortaklarını veya maddenin saklandığı başka yerleri tespit etmek gibi nedenlerle ilk alımdan sonra şüpheliyi yakalamayıp birkaç kez daha alım yapmışsa, esasen tek bir alımla suç ve delilleri ortaya çıkmış sayılır. Failin sonraki alımlara konu maddeyi önceki alımdan sonra temin ettiğine dair delil yoksa tek suç vardır ve zincirleme suç artırımı yapılamaz. Ceza Genel Kurulu, Devletin temel görevinin suç işlenmesini önlemek olduğunu, kolluğun daha fazla ceza verilmesini sağlamak için şüpheliyi yeniden suç işlemeye yönlendirmesinin hukuk devleti ilkesi ve adil yargılanma hakkıyla bağdaşmayacağını da vurgulamıştır. Tekrarlanan alımların zincirleme suç ve hukuki kesinti açısından değerlendirilmesi için uyuşturucu ticaretinde zincirleme suç yazımıza bakabilirsiniz.

Kontrollü alımı kimler yapabilir: gizli soruşturmacı, adli kolluk ve muhbir

Kontrollü alımı CMK 139 uyarınca hâkim kararıyla görevlendirilen gizli soruşturmacı veya Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda genel görevi kapsamında hareket eden adli kolluk görevlisi yapabilir. Adli kolluk görevlisi olmayan bir muhbirin kolluk parasıyla yaptığı alışveriş, Yargıtay’a göre hukuka aykırı delil üretir. Bu nedenle alıcının hukuki statüsü, savunmanın ilk incelemesi gereken konudur.

Gizli soruşturmacı (CMK 139): Kanunun bugünkü metnine göre soruşturma konusu suçun işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka surette delil elde edilememesi hâlinde, kamu görevlileri hâkim kararıyla gizli soruşturmacı olarak görevlendirilebilir. CMK 139/7-a-1, uyuşturucu ticareti bakımından bu tedbirin “örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın” uygulanabileceğini açıkça belirtir. 7445 sayılı Kanunla eklenen cümleyle hâkim, gizli soruşturmacının TCK 188 bakımından kamuya açık yerlerde ve işyerlerinde ses veya görüntü kaydı yapmasına izin verebilir. CMK 139/5 ise soruşturmacının görevini yerine getirirken suç işleyemeyeceğini düzenler. Görevlendirme kararının şartları, süresi ve kayıt izinlerinin ayrıntısı gizli soruşturmacı rehberimizde ele alınmıştır.

Gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisi (CMK 160-161): Ceza Genel Kurulunun 2015/337 Esas sayılı kararına göre kolluk görevlisi, Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda ve genel yetkileri kapsamında, suç ve failini belirlemek ve delil toplamak için alıcı rolüne girerek, suça azmettirmeden veya teşvik etmeden şüpheliden uyuşturucu satın alabilir; bu durumda CMK 139’a göre değil, CMK 160 ve devamı maddelerine göre görevlendirilmesi yeterlidir. Genel Kurul, suç tarihinde CMK 139 örgüt şartı aradığı için gizli soruşturmacı kararını isabetsiz bulmuş, ancak alımı yapan görevlileri “gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlileri” olarak nitelendirmiş ve bu görevlilerin ancak suça azmettirmeden veya teşvik etmeden elde ettikleri delillerin hukuka uygun olacağını vurgulamıştır.

Muhbir veya sivil kişi: Kolluğun yönlendirdiği, ancak adli kolluk görevlisi olmayan bir kişinin alıcı rolüne girmesi ayrı bir sorundur. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13.11.2025 tarihli, 2025/7277 Esas, 2025/8857 Karar sayılı kararına konu olayda, kendisini kullanıcı olarak tanıtan bir kişi satıcının evini kolluğa göstermiş, görevlilerden aldığı 100 TL ile kolluk nezaretinde eve giderek hap satın almış ve bunları görevlilere teslim etmişti. Daire; suç tarihinde CMK 139 kapsamında bir görevlendirme kararı bulunmadığını, kontrollü alım faaliyetinin yalnızca adli kolluk görevlilerince yapılabileceğini, adli kolluk görevlisi olmayan kişinin yaptığı alışveriş sonucu ele geçen hapların hem suçun maddi konusu hem de delili olup hukuka aykırı yöntemle elde edildiğini ve hükme esas alınamayacağını belirtmiştir. Ancak aynı kararda, sanığın evinde yapılan aramada ele geçen uyuşturucunun miktarı, paket sayısı ve çeşitliliği dikkate alınarak mahkûmiyet hükmü onanmıştır (karar metni). Bu karar, hukuka aykırı delilin dışlanmasının her zaman beraat anlamına gelmediğini de gösterir.

Kışkırtma (provokasyon) ile pasif gizli soruşturma arasındaki fark nedir?

Pasif gizli soruşturmada görevli, zaten var olan bir suç faaliyetine katılarak onu tespit eder; kışkırtmada ise görevli, başka türlü işlenmeyecek bir suçun işlenmesine kişiyi kendisi yönlendirir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi, görevlinin “esasen pasif” kalıp kalmadığını; operasyonun nedenlerine, önceden objektif şüphe bulunup bulunmadığına ve failin baskıya maruz kalıp kalmadığına bakarak belirler.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin Ramanauskas/Litvanya kararındaki tanıma göre polis kışkırtması; güvenlik güçleri mensupları veya onların talimatıyla hareket eden kişilerin suç faaliyetini esasen pasif biçimde soruşturmakla yetinmeyip, suçun tespit edilmesini, yani delil sunulmasını ve kovuşturma başlatılmasını mümkün kılmak amacıyla kişi üzerinde, aksi hâlde işlenmeyecek bir suçun işlenmesini teşvik edecek ölçüde etki uygulamalarıdır (§ 55). Anayasa Mahkemesi de 2025 tarihli T.D. kararında aynı tanımı benimsemiş ve uyuşturucu soruşturmalarında pasif tutumun terk edildiğini gösteren davranışlara örnekler vermiştir.

Ceza Genel Kurulu, bu ayrımın Türk hukukundaki dayanağını CMK 139’un kanun gerekçesine atıfla açıklamıştır: Gizli soruşturmacı kışkırtıcı ajan değildir; ondan en önemli farkı, gizli soruşturmacının hiçbir zaman azmettiren durumunda bulunamamasıdır. Aşağıdaki tablo, kararlarda kullanılan ölçütleri karşılaştırmalı olarak özetler.

Pasif gizli soruşturma ile kışkırtma arasındaki başlıca ölçütler
Ölçüt Pasif gizli soruşturma (hukuka uygun) Kışkırtma / provokasyon (hukuka aykırı)
İlk teklif Satış teklifi, fiyat veya teslim yeri şüpheliden gelir. Görevli şüpheliye yaklaşır, madde ister veya satış yapmaya ikna eder.
Önceden şüphe Operasyondan önce doğrulanabilir, somut bir suç şüphesi vardır. Söylenti dışında objektif bir veri yoktur; kişi kolluk tarafından tanınmaz.
Maddenin durumu Şüpheli maddeyi elinde bulundurur veya kısa sürede kendi imkânıyla temin eder. Şüpheli maddeyi ancak görevlinin talebi üzerine üçüncü kişilerden temin eder.
Baskı ve ısrar Görevli teklifi kabul etmekle yetinir. İlk reddedişe rağmen teklif yinelenir, ısrar edilir, fiyat yükseltilir veya acıma duygusuna başvurulur.
Yetki ve denetim Hâkim kararı (CMK 139) veya savcı talimatı (CMK 160-161) vardır, süreç kayıt altındadır. Görevlendirme yoktur, işlem savcıya bildirilmeden kendiliğinden yürütülür.
Alımın tekrarı İlk alımla suç ve delil ortaya çıkınca yakalama yapılır. Ceza miktarını artıracak şekilde tekrar tekrar alım yapılır veya miktar artırılır.

Bu ölçütlerin hiçbiri tek başına belirleyici değildir; mahkeme hepsini birlikte değerlendirir. Örneğin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Bannikova/Rusya kararında, failin güncel uyuşturucu fiyatlarını bilmesini, kısa sürede madde temin edebilmesini ve işlemden kazanç elde etmesini önceden var olan suç kastının göstergeleri arasında saymıştır (§ 42). Aynı kararda, geçmişte mahkûmiyet bulunmasının tek başına devam eden bir suç faaliyetini göstermeyeceği de belirtilmiştir (§ 41). Dolayısıyla “sabıkası var, demek ki satıcıdır” çıkarımı, kışkırtma iddiasını çürütmek için tek başına yeterli kabul edilmemelidir.

Anayasa Mahkemesi ayrıca, kişinin görevliyle doğrudan temas kurmasa bile, polis tarafından doğrudan teşvik edilen bir suç ortağı aracılığıyla suça dâhil edilmesi hâlinde de tuzağa düşürülmüş sayılabileceğini kabul etmiştir. Bu değerlendirmede, doğrudan teşvik edilen kişinin başkalarıyla iletişime geçmesinin görevlilerce öngörülebilir olup olmadığı ve bu kişinin faaliyetlerinin görevlilerin davranışlarıyla belirlenip belirlenmediği dikkate alınır. Bu ölçüt, kontrollü alım zincirinin ikinci veya üçüncü halkasında yer alan kişiler bakımından da önemlidir.

Provokasyon savunması hangi durumlarda kabul edilir?

Provokasyon savunması, görevlinin satış ilişkisini başlatan, şüpheliyi madde temin etmeye yönlendiren veya ısrarla suça teşvik eden taraf olduğu durumlarda kabul edilmektedir. Yargıtay, alıcı rolündeki görevlinin şüpheliye yaklaşıp madde istediği veya mesajla satış talep ettiği olaylarda kışkırtma kabul etmiş; teklifin şüpheliden geldiği olaylarda ise savunmayı reddetmiştir. Sonuç, kayıtların ve tutanakların içeriğine bağlıdır.

Araca davet ve “uyuşturucu var mı” sorusu: Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 02.11.2023 tarihli, 2021/17761 Esas, 2023/9387 Karar sayılı kararına konu olayda, hakkında istihbari bilgi bulunan sanık için CMK 139 ve 140 kararları alınmıştı. Gizli soruşturmacılar sanıkla karşılaşınca onu araçlarına davet etmiş ve uyuşturucu olup olmadığını sormuş, sanık eroin bulunduğunu söyleyince alışveriş yapılmıştı. Daire, görevlilerin suç teşkil eden fiili yalnız pasif davranışlarla izleyip tespit etmek yerine kişiyi başka türlü işlemeyeceği bir suçu işlemeye sevk ettiklerini, gizli soruşturmacı sınırlarını aşarak kışkırtıcı ajan gibi hareket ettiklerini belirtmiş; 12 yıl 6 ay hapis cezası içeren hükmü beraat yerine mahkûmiyet kurulduğu gerekçesiyle bozmuş ve tutuklu sanığın salıverilmesine karar vermiştir (karar metni).

Eve gidip alıcı sıfatıyla madde istemek: Aynı Dairenin 23.09.2025 tarihli, 2023/11956 Esas, 2025/8639 Karar sayılı kararında, sanığın kaldığı adreste uyuşturucu satıldığı tespiti üzerine görevliler ikamete gitmiş ve alıcı sıfatıyla uyuşturucu olup olmadığını sorarak alışveriş yapmıştı. Daire, bu şekilde sanığın iradesi üzerinde etkili olan yöntemlerle elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğunu, mahkûmiyete yeterli başka delil bulunmadığından sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur (karar metni).

WhatsApp mesajıyla madde talep etmek: Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13.10.2025 tarihli, 2024/26121 Esas, 2025/7591 Karar sayılı kararı, kışkırtmanın aynı dosya içinde alım alım ayrıştırılabileceğini gösterir. CMK 139 kararıyla görevlendirilen gizli soruşturmacı sanıktan dört ayrı tarihte madde almıştı. İlk alımda sanık telefon numarasını görevliyle paylaşmış; sonraki iki alımda ise görevli bu numara üzerinden sanığa kendisi yazarak buluşma talep etmiş ve “şeker alayım 2 tane hap” gibi mesajlarla madde istemişti. Daire, ilk iki alıma ilişkin delilleri hukuka uygun bulmuş; ancak son iki alımda görevlinin, sanığın suç teşkil eden bir eylem hazırlığında olmadığı bir aşamada mesaj yazarak suça teşvik edecek nitelikte madde istediğini, böylece sanığın iradesi üzerinde etkili olduğunu ve bu delillerin Anayasa m. 38/6 ile CMK 206/2-a uyarınca hükme esas alınamayacağını belirtmiştir (karar metni).

Konuşma dökümlerinin belirleyiciliği: Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 25.04.2023 tarihli, 2023/4752 Esas, 2023/3633 Karar sayılı kararında, birden fazla sanığın gizli soruşturmacılara satış yaptığı bir dosyada konuşma dökümleri tek tek incelenmiştir. Daire, yalnızca bir olayda görevlinin sanıkla tanışınca uyuşturucu olup olmadığını sorarak onu serbest iradesi dışında satışa yönlendirdiğini tespit etmiş ve bu sanık bakımından beraat yerine mahkûmiyet kurulmasını bozma nedeni yapmıştır. Diğer sanıklar bakımından dökümlerde yönlendirme ifadesi bulunmadığından mahkûmiyetleri onanmıştır. Kararda ayrıca, bilirkişinin CMK 67/3 uyarınca kışkırtma bulunup bulunmadığı yönünde hukuki bir değerlendirme yapamayacağı, bu tespitin mahkemeye ait olduğu vurgulanmıştır (karar metni).

Teklif şüpheliden geldiğinde: Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 08.10.2024 tarihli, 2024/2694 Esas, 2024/7467 Karar sayılı kararına konu olayda ise sokakta yürüyen gizli soruşturmacılara sanık kendisi selam vermiş, uyuşturucu almak için mi geldiklerini ve ne alacaklarını sorup öğrendikten sonra 100 TL karşılığında madde satmıştı. İlk derece mahkemesi, görevlilerin sanıkta önceden bulunmayan bir suç işleme kastı oluşturduklarından söz edilemeyeceğini belirterek kışkırtma savunmasını reddetmiş; Daire de delillerin hukuka uygun toplandığına ilişkin takdirde isabetsizlik görmeyerek 13 yıl 9 ay hapis cezası içeren hükmü onamıştır (karar metni).

Bu kararlar karşılaştırıldığında, kışkırtma tartışmasında belirleyici olan sorunun “ilk adımı kim attı?” olduğu görülür. Görevlinin yalnızca bulunduğu yerde durması veya kendisine yapılan teklifi kabul etmesi kural olarak pasif soruşturma sayılırken; şüpheliye yönelip madde istemesi, araca davet etmesi, evine gitmesi veya mesajla talepte bulunması, somut olayın diğer verileriyle birlikte kışkırtma olarak değerlendirilebilmektedir. Kararların tamamı ses ve görüntü kayıtlarının, tutanakların ve mesaj dökümlerinin içeriğine dayanmaktadır; bu nedenle aynı görünen iki olay, kayıtların içeriğine göre farklı sonuçlanabilir.

Kışkırtma olmadığını kim ispat etmelidir?

Sanığın kışkırtma iddiası tamamen ihtimal dışı değilse, kışkırtma bulunmadığını ispat yükü kamu makamlarındadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu ilkeyi Ramanauskas kararında koymuş, Anayasa Mahkemesi de 2025 tarihli T.D. kararında benimsemiştir. Mahkeme operasyonun nedenlerini, kolluğun müdahale derecesini ve uygulanan baskının niteliğini araştırmakla yükümlüdür.

Ramanauskas kararına göre sanığın iddiaları tamamen ihtimal dışı olmadıkça kışkırtma bulunmadığını kanıtlamak iddia makamına düşer; böyle bir ispat yoksa yargı makamlarının olayı inceleyip gerçeği ortaya çıkarmak için gerekli adımları atması gerekir (§ 70). Mahkeme ayrıca, kışkırtma sonucunda işlenen suçun ikrar edilmesinin ne kışkırtmayı ne de onun etkilerini ortadan kaldırdığını vurgulamıştır (§ 72). Bu tespit, uygulamada sıkça karşılaşılan “sanık suçu zaten kabul etti” gerekçesinin kışkırtma iddiasını incelemekten kurtarmayacağı anlamına gelir.

Bannikova/Rusya kararında Mahkeme bu incelemeyi iki aşamalı bir teste bağlamıştır. İlk aşama maddi testtir: suçun devlet görevlilerinin müdahalesi olmadan da işlenip işlenmeyeceği, görevlilerin suça “katılıp katılmadığı” yoksa onu “başlatıp başlatmadığı” incelenir. Dosyadaki bilgi bu soruya cevap vermeye yetmiyorsa ikinci aşamaya, usul testine geçilir: mahkemenin kışkırtma iddiasını çekişmeli, kapsamlı ve sonuç doğuracak şekilde inceleyip incelemediğine bakılır. Mahkemeye göre gizli görevliler ve kışkırtma konusunda bilgi verebilecek diğer tanıklar kural olarak duruşmada dinlenmeli ve savunma tarafından sorgulanabilmeli ya da bunun yapılmaması için ayrıntılı gerekçe gösterilmelidir (§ 65). Bu dosyada Mahkeme, satışın görevli devreye girmeden önce başlamış olduğunu, başvurucunun tedarikçiyle yaptığı telefon görüşmelerinin önceden var olan satış kastını gösterdiğini ve yerel mahkemelerin iddiayı yeterince incelediğini kabul ederek ihlal bulunmadığına karar vermiştir.

Türk hukukunda gizli soruşturmacının kovuşturma evresinde tanık olarak dinlenmesi CMK 139/3’te özel bir usule bağlanmıştır: dinlenmesi zorunluysa soruşturmacı, duruşmada hazır bulunma hakkına sahip olanlar olmadan veya ses ya da görüntüsü değiştirilerek özel ortamda dinlenir. Yargıtay da alım tutanağını düzenleyen görevlilerin, sanık tutanak içeriğini kabul etmiyorsa tanık olarak dinlenmesini ve sanığa bu anlatımlara karşı savunma imkânı tanınmasını aramaktadır. Gizli tanık ve ihbar beyanlarının delil değeri için uyuşturucu ticareti dosyalarında gizli tanık uygulaması yazımıza bakabilirsiniz.

  1. 01
    İddianın somutlaştırılması

    İlk teklifin kimden geldiği, görevlinin nasıl temas kurduğu ve hangi sözlerle madde istendiği; ifade ve savunmalarda tarih ve olay bazında açıklanır.

  2. 02
    Görevlendirme belgelerinin istenmesi

    CMK 139 kapsamındaki hâkim kararı veya CMK 160-161 kapsamındaki savcılık talimatı ile görevlilerin adli kolluk statüsüne ilişkin yazıların dosyaya getirilmesi talep edilir.

  3. 03
    Kayıtların ve dökümlerin incelenmesi

    Alım anına ait ses ve görüntü kayıtları, çözüm tutanakları, fiziki takip tutanakları ve varsa mesajlaşma dökümleri tek tek okunur; ilk temasın içeriği tespit edilir.

  4. 04
    Görevlilerin tanık olarak dinlenmesi

    Alım tutanağını düzenleyen görevlilerin ve gizli soruşturmacının, CMK 139/3’teki usule uygun biçimde dinlenmesi ve savunmanın soru sorabilmesi talep edilir.

  5. 05
    Delilin dışlanması talebi

    Kışkırtmayla elde edilen delillerin Anayasa m. 38/6, CMK 206/2-a ve 217/2 uyarınca hükme esas alınmaması ve kararda ayrıca gösterilmesi istenir.

  6. 06
    Kanun yolları ve bireysel başvuru

    İddia istinaf ve temyiz dilekçelerinde somut olarak tekrarlanır; olağan kanun yolları tüketildikten sonra Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu değerlendirilir.

Provokasyon savunmasının dosyada izlediği yol

Bu aşamaların her birinde amaç, mahkemenin kışkırtma iddiasını gerekçeli kararında tartışmasını sağlamaktır. Anayasa Mahkemesi T.D. kararında ihlal tespitine giderken, başvurucunun kışkırtma şikâyetini istinaf aşamasında açıkça dile getirmesine rağmen Bölge Adliye Mahkemesinin bu kişilerin kışkırtıcı ajan gibi davranıp davranmadığını tartışmadan başvuruyu esastan reddetmesini ve delillerin hukuka aykırılığı konusunda CMK 206/2-a ile 217/2 kapsamında bir değerlendirme yapılmamasını belirleyici bulmuştur.

Kışkırtma kabul edilirse ceza nasıl etkilenir?

Kışkırtma kabul edilirse, bu yolla elde edilen deliller hükme esas alınamaz; mahkûmiyete yeterli başka delil yoksa sanığın beraatine karar verilir. Başka bağımsız deliller varsa mahkûmiyet bu delillere dayanarak devam edebilir; ancak hukuka aykırı alımlar ne ayrı suç ne de temel cezayı artırma gerekçesi olarak kullanılabilir.

Kışkırtmanın sonuçları, dosyanın delil yapısına göre farklılaşır:

Kışkırtmanın kendisi TCK’da ayrı bir indirim nedeni olarak düzenlenmemiştir. Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihadına atıfla, kışkırtmayla elde edilen delile dayanılan bir mahkûmiyette cezada önemli bir indirim yapılmasının dahi, delilin dışlanmasıyla benzer sonuç doğuran bir usul sayılamayacağını belirtmiştir. Başka bir ifadeyle kışkırtma tespit edildiğinde çözüm, cezayı biraz azaltmak değil, o delili hükmün dayanağı olmaktan çıkarmaktır.

Kışkırtma iddiası bulunmayan veya reddedilen dosyalarda ise genel indirim hükümleri devreye girer. TCK 192/3 uyarınca suç haber alındıktan sonra gönüllü olarak suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişinin cezası, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadar indirilir. Yukarıda anılan 2023/3633 Karar sayılı kararda, aleyhinde mahkûmiyete yeterli delil bulunmayan aşamada ikrarda bulunarak fiillerinin ortaya çıkmasına hizmet eden sanıklar hakkında bu indirimin uygulandığı görülmektedir. TCK 62 kapsamındaki takdiri indirim de sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki davranışları ve yargılama sürecindeki tutumu dikkate alınarak uygulanabilir. Kışkırtma savunması ile ikrar ve etkin pişmanlık arasındaki ilişki, her dosyada delil durumuna göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Yargıtay, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarında polise satış ve kışkırtma

Kışkırtma yasağının kaynağı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesindeki adil yargılanma hakkıdır ve Türk yargı kararları bu içtihada açıkça atıf yapar. Aşağıdaki kararlar, polise satış senaryosunda ölçütlerin nasıl geliştiğini göstermektedir.

Teixeira de Castro/Portekiz (09.06.1998, B. No: 25829/94): Uyuşturucu ticaretine yönelik bir operasyonda iki sivil polis, önce küçük çaplı satıcı olduğundan şüphelendikleri bir kişiye, ardından onun aracılığıyla tanıştıkları başvurucuya ulaşarak eroin satın almak istemişti. Başvurucunun sabıkası yoktu, hakkında başlatılmış bir soruşturma bulunmuyordu ve maddeyi evinde değil, polislerin talebi üzerine üçüncü kişilerden temin etmişti. Mahkeme; görevlilerin müdahalesinin bir hâkimin emrettiği ve denetlediği bir operasyon kapsamında gerçekleşmediğini, başvurucunun suça yatkın olduğunu gösteren bir delil bulunmadığını, polislerin suçu esasen pasif biçimde soruşturmakla yetinmeyip suçun işlenmesini kışkırttığını belirterek 6. maddenin ihlal edildiğine karar vermiştir. Mahkemeye göre kamu yararı, polis kışkırtması sonucu elde edilen delillerin kullanılmasını haklı kılamaz (§§ 36-39) (karar metni).

Ramanauskas/Litvanya [BD] (05.02.2008, B. No: 74420/01): Büyük Daire, polis kışkırtmasının tanımını yapmış (§ 55), kışkırtma bulunmadığını ispat yükünün iddia makamında olduğunu (§ 70), kolluğun talimatıyla hareket eden kişilerin eylemlerinden Devletin sorumlu tutulacağını (§ 65) ve kışkırtma sonucu işlenen suçun ikrar edilmesinin kışkırtmanın etkilerini ortadan kaldırmadığını (§ 72) belirtmiştir. Karar bir rüşvet olayına ilişkin olsa da ilkeleri uyuşturucu dosyalarında da uygulanmaktadır (karar metni).

Bannikova/Rusya (04.11.2010, B. No: 18757/06): Mahkeme maddi test ve usul testinden oluşan iki aşamalı incelemeyi sistematik hâle getirmiş; ilk teklifi kimin yaptığı, teklifin reddedilmesine rağmen yinelenip yinelenmediği, ısrar, ortalamanın üzerinde fiyat önerilmesi veya yoksunluk belirtilerinden söz edilerek acıma duygusuna başvurulması gibi davranışları pasif tutumun terk edildiğinin göstergeleri olarak saymıştır (§ 47). Somut olayda satış, görevli devreye girmeden önce başladığından ihlal bulunmamıştır (karar metni).

Burak Hun/Türkiye (15.12.2009, B. No: 17570/04): Polis operasyonu kapsamında alıcı gibi davranan bir kişi başvurucuyu telefonla arayarak on beş tablet ecstasy temin etmesini istemiş, başvurucu maddeyi üçüncü bir kişiden getirtip teslim ederken yakalanmıştı. Mahkeme; başvurucunun adli sicilinin temiz olduğunu, organize bir yapının söz konusu olmadığını, maddenin başvurucunun evinde bulunmadığını ve ajanın müdahalesinden önce başvurucunun bir suç hazırlığı içinde olduğunu gösteren somut bir unsur bulunmadığını belirterek 6. maddenin ihlal edildiğine karar vermiştir. Mahkûmiyetin esasen ajanın müdahalesine dayanan operasyon tutanaklarına dayandırılması da ihlal tespitinde etkili olmuştur (karar metni, Türkçe özet çeviri).

Anayasa Mahkemesi, T.D. [GK] (16.12.2025, B. No: 2021/50710): Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, kolluk görevlilerinin müşteri gibi davranarak bir fuhşa aracılık suçunu tespit ettiği olayda, AİHM’in maddi test ve usul güvenceleri testini Anayasa’nın 36. maddesi bakımından benimsemiştir. Karara göre ispat külfeti kural olarak kamu makamlarındadır; kişinin iddiaları tamamen ihtimal dışı değilse kışkırtma olmadığını kanıtlamak soruşturma makamlarına düşer. Mahkeme, uyuşturucu soruşturmalarında başvurucuyla iletişime geçilmesi, ilk reddedişe rağmen teklifin yenilenmesi, ısrar, fiyatın ortalamanın üzerinde yükseltilmesi ve yoksunluk belirtileri üzerinden acıma duygusuna başvurulması gibi davranışların önem taşıdığını açıkça belirtmiştir. Somut olayda görevlilerin talimat olmaksızın kendiliğinden işlem yaptığını, statülerinin yargı mercilerince belirlenmediğini, iki kişiden sonra dört kişi daha isteyerek ceza miktarının artmasına yol açtıklarını ve istinaf mahkemesinin kışkırtma iddiasını tartışmadığını tespit ederek hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına karar vermiştir (karar metni).

Anayasa Mahkemesinin kararı uyuşturucu ticaretine değil fuhşa aracılığa ilişkindir; ancak kararın genel ilkeler bölümü uyuşturucu soruşturmalarını özellikle anmaktadır ve kontrollü alım dosyalarında da yol gösterici niteliktedir. Kararın iki üyenin karşıoyuyla verildiğini, karşıoy yazısında polisin şüpheliye telefonla ulaşmasının tek başına kışkırtma sayılmaması gerektiğinin savunulduğunu da not etmek gerekir. Bu görüş ayrılığı, kışkırtma değerlendirmesinin her dosyanın kendi kayıtlarına göre yapılması gerektiğini gösterir.

Kontrollü alım dosyasında savunma hangi soruların cevabını aramalıdır?

Savunma, kontrollü alımın hukuka uygunluğunu dört soru üzerinden denetler: alımı kim yaptı, hangi yetkiyle yaptı, ilk adımı kim attı ve kaç alım yapıldı. Bu soruların cevabı; görevlendirme kararlarında, savcılık talimatlarında, alım tutanaklarında, kayıtların çözümlerinde ve görevlilerin tanık beyanlarında aranır.

  1. Alımı yapan kişinin statüsü: Görevli CMK 139 kapsamında hâkim kararıyla görevlendirilmiş bir gizli soruşturmacı mı, savcı talimatıyla hareket eden bir adli kolluk görevlisi mi, yoksa adli kolluk görevlisi olmayan bir kişi mi? Emniyet biriminden görevlilerin adli kolluk statüsüne ilişkin yazı istenmesi bu nedenle önemlidir.
  2. Yetki belgesinin kapsamı ve tarihi: Görevlendirme kararı alım tarihinden önce mi verilmiş, kararda gösterilen kişi ve süreyle sınırlı kalınmış mı, kayıt yapılmışsa buna ilişkin izin bulunuyor mu? Teknik araçlarla izlemeye ilişkin şartlar için CMK 140 teknik araçlarla izleme yazımıza bakabilirsiniz.
  3. İlk temasın içeriği: Görüntü ve ses kayıtlarının çözümünde, satış ilişkisini başlatan cümlenin kime ait olduğu, görevlinin ısrar edip etmediği ve fiyat ya da miktar önerisinin kimden geldiği tespit edilir. Kayıt ile tutanak arasında çelişki varsa bu çelişki ayrıca tartışılır.
  4. Önceden var olan şüphenin dayanağı: Operasyonun hangi bilgiye dayanılarak başlatıldığı, bu bilginin doğrulanabilir olup olmadığı ve yalnızca genel bir istihbarattan mı ibaret olduğu sorgulanır.
  5. Alım sayısı ve suç sayısı: İlk alımdan sonra yapılan alımlar, zincirleme suç veya temel cezanın artırılması gerekçesi yapılmışsa Ceza Genel Kurulu içtihadına aykırılık ileri sürülür.
  6. Bağımsız deliller: Aramada ele geçen maddeler, iletişim kayıtları veya başka alıcıların beyanları gibi kontrollü alımdan bağımsız deliller ayrıca değerlendirilir; çünkü kışkırtma kabul edilse bile bu deliller mahkûmiyete dayanak yapılabilir. Tanık beyanlarının tek başına yeterliliği için tanık beyanına dayalı uyuşturucu ticareti mahkûmiyeti yazımıza bakabilirsiniz.

Bu denetim, savunma hakkının olağan bir parçasıdır ve amacı kolluk faaliyetini engellemek değil, mahkemenin hükmünü yalnızca hukuka uygun delillere dayandırmasını sağlamaktır. Kontrollü alım dosyalarında suçun vasfı da ayrıca tartışılabilir; failin kendisi kullanıcıysa ve elindeki miktar kişisel kullanım sınırları içindeyse, satışa arz iddiasının sübutu ayrıca incelenmelidir. Bu konu için uyuşturucu ticareti kullanmaya dönüşür mü yazımıza bakabilirsiniz.

Sık yapılan yanlış değerlendirmeler

Sonuç ve değerlendirme

Polise veya gizli soruşturmacıya uyuşturucu satmak, alıcının görevli olmasından bağımsız olarak TCK 188/3 kapsamında uyuşturucu ticareti suçunu oluşturur ve hapis cezası on yıldan az olamaz. Yargıtay, görevlinin gerçek bir satın alma iradesi bulunmadığını kabul etmekle birlikte failin hareketlerinin satışa arz ve satmak için bulundurma olarak tamamlandığını kabul eder; bu nedenle teşebbüs indirimi kural olarak uygulanmaz, ancak ilk alımdan sonra yapılan tekrar alımlar ayrı suç veya zincirleme suç sayılmaz.

Polise uyuşturucu satmanın cezasını asıl belirleyen tartışma ise delillerin hukuka uygunluğudur. Kontrollü alımı hâkim kararıyla görevlendirilen gizli soruşturmacı veya savcı talimatıyla hareket eden adli kolluk görevlisi yapabilir; adli kolluk görevlisi olmayan bir muhbirin yaptığı alım hukuka aykırı delil üretir. Görevli şüpheliye yönelip madde istemiş, ısrar etmiş veya mesajla talepte bulunarak suçun işlenmesini başlatmışsa kışkırtma söz konusu olabilir ve bu yolla elde edilen deliller hükme esas alınamaz. Kışkırtma iddiası tamamen ihtimal dışı değilse, kışkırtma bulunmadığını ispat yükü kamu makamlarındadır. Her dosyanın sonucu, kayıtların ve tutanakların içeriğine, görevlilerin statüsüne ve bağımsız delillerin varlığına göre değişir.

İlgili yazılarımız

Gizli Soruşturmacı ve İletişim Delili Rehberi · Uyuşturucu Ticareti Suçunun Unsurları · Uyuşturucu Ticaretinde Teşebbüs · Uyuşturucu Ticaretinde Zincirleme Suç · Uyuşturucu Ticaretinde Cezayı Azaltan Hâller · Uyuşturucu Suçları Bilgi Merkezi

Polise uyuşturucu satmanın cezası nedir?

Alıcının polis veya gizli soruşturmacı olması cezayı kendiliğinden azaltmaz. Fiil TCK 188/3 kapsamında değerlendirilir ve hapis cezası on yıldan az olamaz; madde eroin, kokain, sentetik kannabinoid gibi 188/4-a’da sayılanlardansa veya okul gibi yerlere iki yüz metreden yakın umuma açık yerde satılmışsa ceza yarı oranında artırılır.

Gizli soruşturmacıya uyuşturucu satmak teşebbüs sayılır mı?

Kural olarak hayır. Yargıtay’a göre görevlinin gerçek bir satın alma iradesi olmadığından hukuki anlamda satış oluşmaz; ancak fail bu noktaya kadar maddeyi satışa arz etmiş ve satmak için bulundurmuş olduğundan suç tamamlanmış kabul edilir. Bu nedenle teşebbüs indirimi genellikle uygulanmaz.

Polis aynı kişiden birkaç kez uyuşturucu alırsa zincirleme suç olur mu?

Hayır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, ilk alımla suç ve delil ortaya çıktıktan sonra yapılan alımların delillendirme işlemi olduğunu, sonraki maddenin ilk satıştan sonra temin edildiği ispatlanmadıkça TCK 43 uyarınca zincirleme suç artırımı yapılamayacağını kabul etmektedir.

Polisin uyuşturucu var mı diye sorması kışkırtma mıdır?

Somut olaya göre değişir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, görevlilerin sanığa yaklaşıp uyuşturucu olup olmadığını sorarak alışveriş yaptığı bazı olaylarda kışkırtma kabul etmiştir. Buna karşılık teklif sanıktan geliyorsa kışkırtma bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Belirleyici olan, ilk teklifin kimden geldiği ve önceden somut şüphe bulunup bulunmadığıdır.

Muhbirin aldığı uyuşturucu delil olur mu?

Yargıtay 8. Ceza Dairesine göre kontrollü alım faaliyetini yalnızca adli kolluk görevlileri yapabilir. Kolluğun verdiği parayla adli kolluk görevlisi olmayan bir kişinin yaptığı alışveriş sonucu ele geçen madde hukuka aykırı delildir ve hükme esas alınamaz. Ancak aramada ayrıca ele geçen maddeler mahkûmiyete dayanak olabilir.

Kışkırtma olmadığını kim ispat etmelidir?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesine göre sanığın iddiası tamamen ihtimal dışı değilse kışkırtma bulunmadığını ispat yükü kamu makamlarındadır. Mahkeme operasyonun nedenlerini, kolluğun müdahale derecesini ve uygulanan baskıyı araştırmakla yükümlüdür; sanığın ikrarı bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz.

Kışkırtma kabul edilirse sanık beraat eder mi?

Kışkırtmayla elde edilen deliller hükme esas alınamaz. Mahkûmiyete yeterli başka delil yoksa Yargıtay beraat kararı verilmesi gerektiğini kabul etmektedir. Ancak aramada ele geçen başka maddeler veya bağımsız deliller varsa mahkûmiyet bu delillere dayanarak devam edebilir; sonuç dosyanın delil yapısına bağlıdır.

Provokasyon iddiası ilk kez temyizde ileri sürülebilir mi?

İleri sürülebilir; ancak iddianın soruşturma ve ilk derece aşamasından itibaren somut olarak dile getirilmesi, görevlendirme kararlarının, kayıtların ve mesaj dökümlerinin istenmesi ve görevlilerin tanık olarak dinlenmesinin talep edilmesi, mahkemenin konuyu tartışma yükümlülüğünü güçlendirir. Anayasa Mahkemesi de iddianın belirli ölçüde somutlaştırılmasını aramaktadır.

Kontrollü alıma dayanan dosyanızı birlikte inceleyelim

Görevlinin statüsü, ilk temasın içeriği, alım sayısı ve bağımsız deliller sonucu doğrudan etkiler; kayıtlar ve tutanaklar üzerinden dosyanızı ayrıntılı olarak değerlendirelim.

Kışkırtma iddiasının arama, rapor, tanık ve iletişim delilleriyle birlikte nasıl değerlendirildiğini uyuşturucu ticareti suçundan beraat için delil eksenleri yazımızda bulabilirsiniz.

Suçüstü yakalandıktan sonra yapılan ikrarın 192/3 mü yoksa takdiri indirim mi sağladığı uyuşturucu ticareti etkin pişmanlık Yargıtay kararları yazımızda incelendi.

Yazar Hakkında

Av. Burakhan Çalışkan, İstanbul Barosu’na kayıtlı olup Kartal’daki bürosunda ağır ceza mahkemelerinde görülen uyuşturucu ticareti dosyalarında şüpheli ve sanık müdafiliği yürütmektedir. Çalışmaları; gizli soruşturmacı ve kontrollü alım tutanaklarına dayanan dosyalarda delillerin hukuka uygunluğunun denetlenmesi, kışkırtma iddialarının ses ve görüntü kayıtları üzerinden incelenmesi ve bu iddiaların kanun yollarında tartışılması üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu yazı, TCK ve CMK’nın güncel metni ile Yargıtay, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin tam metni incelenen kararları esas alınarak hazırlanmıştır.

Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.



Mobil sürümden çık