Etkin Pişmanlık Beyanı Sonuç Vermezse veya Geri Alınırsa Ne Olur? Uyuşturucu Ticaretinde 192 Uygulamasının Sınırları

📌 Kısa Cevap: TCK m. 192/3’teki indirim, bilgi verildiği için kendiliğinden doğmaz; Yargıtay verilen bilginin doğru, sonuca etkili ve yararlı olmasını, gönüllü verilmesini ve en geç hüküm verilmeden önce gerçekleşmesini arar. Açık kimliği bilinmeyen birini anmak, görevlilerin zaten bildiği kişiyi söylemek, suçüstü yakalandıktan sonra yalnızca suçu kabul etmek veya başkasını suçlayan beyandan sonradan dönmek çoğu kararda indirim için yetersiz görülmüştür. Buna karşılık bilgi üzerine soruşturma başlatılmışsa mahkemenin sonucunu araştırması gerekir; bildirilen kişinin diğer dosyada beraat etmesinin indirimi düşürüp düşürmediği ise Yargıtay içinde tartışmalıdır.

Bu yazıda uyuşturucu ticareti etkin pişmanlık Yargıtay kararları arasından, TCK 192. maddesinin sınırlarını gösteren kararları tam metinleri üzerinden inceliyoruz. Odak noktamız etkin pişmanlığın şartlarını tekrar etmek değil, uygulamada en çok sorun çıkaran durumlardır: verilen bilginin hiçbir yakalamaya yol açmaması, kollukta verilen beyandan mahkemede dönülmesi, bilginin kovuşturma veya istinaf aşamasında verilmesi, zaten bilinen kişinin bildirilmesi, yalnız kendi eyleminin ikrar edilmesi, bildirilen kişinin beraat etmesi ve örgüt üyeliği iddiasında TCK 221 ile ilişki.

Etkin pişmanlığın şartlarını ve indirim hesabını ayrıntılı biçimde TCK 192 etkin pişmanlık rehberimizde, haber alınmadan önce bildirime ilişkin cezasızlık hâlini ise TCK 192/1 yazımızda ele aldık. Burada indirimin hangi oranda yapılacağına girmiyoruz; indirimin hangi durumlarda hiç doğmadığına, kaybedildiğine veya tartışmalı hâle geldiğine bakıyoruz.

Bir uyarıyı en başta yapmak gerekir: etkin pişmanlık, gerçeğe uygun bilgi verilmesini ödüllendiren bir kurumdur. İndirim beklentisiyle bir başkasını işlemediğini bildiği bir suçla itham etmek, TCK m. 267’deki iftira suçunu oluşturabilir ve aşağıda göreceğimiz kararlarda olduğu gibi bu tür beyanlar zaten indirim sağlamaz. Bu nedenle bu yazı, kimin hakkında ne söyleneceğine dair bir yönlendirme değil, Yargıtay’ın yerleşik ölçütlerinin bir özetidir.

Etkin pişmanlık beyanı geri dönüşü zor bir karardır; ifade öncesinde değerlendirin

Kollukta veya savcılıkta verilen bir bilginin içeriği, doğruluğu ve sonradan değiştirilmesi, hem sizin hem de adı geçen kişilerin durumunu kalıcı biçimde etkiler. Beyan vermeden önce dosyayı ve olası sonuçlarını birlikte değerlendirelim.

TCK 192/3 uygulanırken Yargıtay hangi ölçütü esas alır?

Yargıtay’ın esas aldığı ölçüt, bilginin doğru ve sonuca etkili olmasıdır. Ceza Genel Kurulunun 2023 tarihli kararında sayılan altı şarttan biri, failin verdiği bilgilerin doğru, yapılan hizmet ve yardımın sonuca etkili ve yararlı olmasıdır. Bilgi verilmiş olması tek başına yetmez; bilginin suçun ortaya çıkmasına veya fail ve suç ortaklarının yakalanmasına gerçekten katkı sağlaması gerekir.

TCK m. 192/3’ün güncel metni şöyledir: “Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir.” Fıkra, birinci ve ikinci fıkralardaki cezasızlık hâllerinden yalnızca zaman bakımından ayrılır: orada resmî makamlar haber almadan önce bildirim aranırken, burada suç öğrenildikten sonraki işbirliği söz konusudur.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.12.2023 tarihli, 2022/369 Esas, 2023/656 Karar sayılı kararı, yerleşik uygulamayı altı şart hâlinde özetler: failin TCK 188 veya 191’deki suçlardan birini işlemiş olması, yardımın bizzat fail tarafından yapılması, soruşturma veya kovuşturma makamlarına yapılması, suçun haber alınmasından sonra ancak hüküm verilmeden önce gerçekleşmesi, failin kendi suçunun veya başkasının suçunun ortaya çıkmasına önemli ölçüde katkı sağlaması ve verilen bilgilerin doğru, yardımın sonuca etkili ve yararlı olması (karar metni). Kurul ayrıca “ve” bağlacının “veya” olarak anlaşılması gerektiğini, yani suçun meydana çıkması ile suç ortaklarının yakalanmasından birine hizmetin yeterli olduğunu belirtmiştir.

Aynı kararda Kurul, bilginin değerini düşüren durumları da sayar: yakalanan kişinin maddeyi açık kimliğini bilmediği birinden aldığını söylemesi, hayali isimler vermesi veya daha önceden uyuşturucu işine karıştığını bildiği kişinin adını vermesi yeterli görülmez. Bildirilen kişinin yakalanmışsa mahkûm edilmesi, yakalanamamışsa kimliğinin ve varlığının belirlenmesi, ona suç atmak için bir neden bulunmaması ve bilginin görevlilerce daha önce öğrenilmemiş olması aranır. Kurul, bunlara ek olarak ortaya çıkarılan suçun failin kendi suçuna eşdeğer veya daha ağır olması gerektiğini de vurgulamıştır.

Bu ölçütlerin her biri, aşağıdaki başlıklarda ayrı bir sınır olarak karşımıza çıkar. TCK 62’deki takdiri indirim ile 192/3 arasındaki genel ilişki için uyuşturucu ticaretinde cezayı azaltan haller yazımıza bakabilirsiniz.

▶VİDEOLU ANLATIMUyuşturucu dosyasında susmak mı konuşmak mı doğru?
Av. Burakhan Çalışkan · İstanbul BarosuYouTube kanalı →Tüm videolar →

Uyuşturucu ticaretinde TCK 192/3 etkin pişmanlığın sınırları infografik

Verilen bilgi yakalamaya veya ele geçirmeye yaramazsa ne olur?

Bilgi hiçbir sonuç doğurmamışsa, örneğin kimliği belirlenemeyen biri anılmış ya da adres yanlış çıkmışsa, 192/3 indirimi kural olarak uygulanmaz. Ancak bilgi üzerine soruşturma başlatılmış, teknik takip yapılmış veya bildirilen kişi hakkında dava açılmışsa mahkeme o dosyanın sonucunu araştırmadan karar veremez; Yargıtay bu araştırmanın yapılmamasını eksik araştırma sayarak bozmaktadır.

Bu başlık altında üç farklı durumu birbirinden ayırmak gerekir: bilginin gerçekten sonuçsuz kalması, bilginin sonucunun henüz belli olmaması ve bilginin gecikmeli ya da dolaylı biçimde sonuç vermesi.

Bilgi gecikmeli veya dolaylı sonuç verdiyse

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 07.11.2023 tarihli, 2022/647 Esas, 2023/9599 Karar sayılı kararına konu olayda, ikametinde yapılan aramada uyuşturucu ve hassas terazi ele geçen sanık, ilk ifadelerinde maddeleri hem kullandığını hem sattığını söylemiş ve bir başka kişinin de uyuşturucu sattığını beyan etmişti. Bu beyan üzerine adı geçen kişi hakkında teknik ve fiziki takipli soruşturma başlatılmış, yaklaşık iki ay sonra bu kişinin bir alıcıyla buluşmasının ardından alıcının üzerinde eroin ele geçirilmişti.

Bölge adliye mahkemesi, bilginin yalnızca şüphe oluşturduğunu, somut bilgi içermediğini, diğer kişinin suçunun teknik takiple ortaya çıktığını ve bu suçun bilgi verildiği tarihte henüz işlenmemiş olduğunu belirterek 192/3 uygulamasını eleştirmişti. Yargıtay ise bu eleştiriyi hukuka aykırı bulmuştur: diğer sanığın, bilgi veren sanığın ifadesi üzerine yürütülen teknik takipli soruşturma sonucunda faili olduğu tespit edildiğinden, 192/3’ün uygulanmasında isabetsizlik yoktur ve eleştiri hükümden çıkarılmıştır (karar metni).

Kararın önemi şudur: yakalamanın bilgi verildiği gün gerçekleşmesi gerekmez, suçun doğrudan bilgi veren kişinin anlatımıyla değil teknik takiple ispatlanmış olması da indirimi engellemez. Belirleyici olan, soruşturmanın o kişiye bilgi sayesinde yönelmiş olmasıdır.

Bildirilen kişinin dosyası henüz sonuçlanmadıysa

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 19.06.2023 tarihli, 2023/5968 Esas, 2023/5660 Karar sayılı kararı, araştırma yükümlülüğünün nasıl işlediğini iki aşamada gösterir. Sınır kapısında aracının tampon boşluğunda 7.270,98 gram eroinle yakalanan sanık, kovuşturma aşamasındaki bir oturumda verdiği dilekçede, daha önce adını ve suçla ilgisini açıkladığı kişinin yakalandığını ve beyanının alındığını bildirmişti. Daire, 2015 tarihli ilk bozma kararında bu kişi hakkındaki soruşturmanın sonucunun araştırılmasını; dava açılmış ve derdestse birleştirilmesini, hüküm kesinleşmişse dosyanın getirilmesini ve sonucuna göre 192/3’ün tartışılmasını istemişti.

Bozmaya uyan ilk derece mahkemesi, yeniden yaptığı yargılama sonunda bu kez 192/3’ü uygulamamıştır. Daire, 2023 tarihli kararında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin takdirde isabetsizlik bulunmadığını belirtmiştir; aleyhe temyiz bulunmadığından sanığın önceki hükümle belirlenen cezası kazanılmış hak olarak korunmuştur (karar metni).

Bu karar iki dersi birlikte verir. Birincisi, mahkeme bilginin sonucunu araştırmadan indirim talebini geçiştiremez. İkincisi, araştırma her zaman sanık lehine sonuçlanmaz; diğer dosyanın sonucu bilginin sonuca etkili olduğunu göstermezse indirim reddedilebilir ve Yargıtay bu takdiri yerinde bulabilir.

Bildirilen kişi hakkında dava hüküm kesinleştikten sonra açılırsa

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 02.03.2020 tarihli, 2019/1951 Esas, 2020/1458 Karar sayılı kararında, sanığın kolluk aşamasında isimlerini belirttiği suç ortakları hakkındaki soruşturmalarda kamu davası açılması hâlinde, kovuşturma sonuçlarına göre 192/3’ün uygulanıp uygulanmayacağının yargılamanın yenilenmesi yoluyla değerlendirilmesinin mümkün olduğu belirtilerek hüküm onanmıştır (karar metni).

CMK m. 311/1-e, yeni olaylar veya yeni delillerin, önceki delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanmasıyla mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olması hâlinde hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesine imkân tanır. Bildirilen kişi hakkında sonradan verilen mahkûmiyet, bu çerçevede ileri sürülebilecek bir yeni olgu niteliği taşıyabilir. Başvurunun usul şartları için yargılamanın yenilenmesi yazımıza bakabilirsiniz.

Bilgi gerçekten sonuçsuz kaldıysa

Bilgi doğru olsa bile kimseyi tespit etmeye yetmiyorsa, örneğin yalnızca lakap, tarif edilemeyen bir buluşma yeri veya artık kullanılmayan bir telefon numarası verilmişse, Ceza Genel Kurulunun yukarıda aktarılan ölçütleri karşısında indirim beklemek gerçekçi değildir. Bu durumda pişmanlık, TCK 62 kapsamında fiilden sonraki davranış olarak ileri sürülebilir; ancak bu da mahkemenin gerekçeli takdirine bağlıdır.

Etkin pişmanlık beyanı geri alınırsa ne olur?

Kollukta veya savcılıkta başkasını işaret eden bir beyan verilip kovuşturmada bu beyandan dönülürse, Yargıtay bu beyanı çoğu zaman “atfı cürüm” niteliğinde, yani başkasına suç yükleyen ve tek başına delil olamayan bir anlatım olarak görür. Beyan delil değeri taşımadığında bildirilen kişinin suçu ispatlanamaz; bu da 192/3 için aranan “sonuca etkili yardım” şartının oluşmaması anlamına gelir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 29.01.2015 tarihli, 2011/8903 Esas, 2015/429 Karar sayılı kararı bu sonucu açıkça ortaya koyar. Dosyada bir sanık, önce başka bir kişinin suçla ilgisi olduğunu söylemiş, sonra bu beyanından dönmüştü. Daire, sonradan dönülen bu atfı cürüm niteliğindeki beyanın delil olarak kabul edilemeyeceğini, dolayısıyla bilgi veren sanık hakkında koşulları oluşmadığı hâlde 192/3’ün uygulandığını belirtmiştir; aleyhe temyiz bulunmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Aynı kararda, adı verilen kişi hakkında ise kendisinde madde ele geçmediği ve aleyhinde sonradan dönülen beyan dışında kuşku sınırını aşan delil bulunmadığı gerekçesiyle mahkûmiyet, beraat gerektiği yönünde bozulmuştur (karar metni).

Bu kararın uygulamadaki karşılığı iki yönlüdür. Bilgi veren açısından, beyandan dönmek kazanılabilecek indirimi büyük ölçüde ortadan kaldırır. Adı verilen kişi açısından ise, beyanın geri alınması ve destekleyici delil bulunmaması mahkûmiyeti taşıyamaz. Beyan delilinin tek başına yeterliliği ise ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur; başkasını işaret eden beyanın maddi delille desteklenip desteklenmediği her dosyada ayrı tartışılır.

Dönme ile tekrar ikrar arasında gidip gelmek

Uygulamada sık görülen bir başka örüntü, kollukta verilen ikrarın ilk duruşmada inkâra, sonraki bir oturumda ise yeniden kabule dönüşmesidir. Kanun bu durumu ayrıca düzenlemez; ancak Ceza Genel Kurulunun 2023 tarihli kararında indirimin uygulanmasına esas alınan olgulardan biri, sanıkların “yargılamanın tüm evrelerinde istikrarlı bir şekilde” aynı anlatımı sürdürmeleri ve bu anlatımın HTS kayıtları ile fotoğraf teşhisiyle doğrulanmasıdır (karar metni). Kurul, tüm aşamalarda istikrar gösteren ve kendi içinde çelişki içermeyen beyanların, başka delillerle desteklendiğinde etkin pişmanlık değerlendirmesine esas alınabileceğini kabul etmiştir.

Bu ölçütün tersinden okunması da mümkündür: aşamadan aşamaya değişen beyanlar, mahkemenin bilginin doğruluğuna güvenmesini güçleştirir. Yeniden ikrar, hüküm verilmeden önce yapılmışsa değerlendirme dışı kalmaz; ancak bu kez mahkeme, bilginin hangi aşamada ve ne kadar katkı sağladığını, aradaki inkâr döneminde delillerin kaybolup kaybolmadığını da tartacaktır. Beyanın değiştirilmesinin nedeni (baskı, korku, müdafi yokluğu gibi) somut olarak gösterilebiliyorsa bu da dosyada tartışılmalıdır.

Beyanın değiştirilmesi, beyan sahibinin kendisi için de ayrı bir risk doğurabilir: başkasını işlemediğini bildiği bir suçla itham ettiği anlaşılırsa TCK m. 267’deki iftira suçu gündeme gelebilir. Bu nedenle etkin pişmanlık beyanında belirleyici olan, beyanın hızlı verilmesi değil, gerçeğe uygun olmasıdır.

Kovuşturma veya istinaf aşamasında etkin pişmanlık mümkün mü?

Evet. TCK 192. maddesinin gerekçesine göre üçüncü fıkradaki etkin pişmanlığın en geç hüküm verilmeden önce gerçekleşmesi gerekir. Bu nedenle soruşturmada susan veya inkâr eden sanığın kovuşturma aşamasında verdiği bilgi de değerlendirilir. İstinaf aşamasında bölge adliye mahkemesinin 192/3’ü uygulaması mümkündür; tartışma, bunun duruşma açılarak mı yoksa dosya üzerinden düzeltme yoluyla mı yapılacağı konusundadır.

Ceza Genel Kurulunun 2023 tarihli kararında aktarılan madde gerekçesi şu ifadeyi içerir: “Etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için, bunun en geç hüküm verilmeden önce gerçekleşmesi gerekir.” Kurulun saydığı dördüncü şart da yardımın suçun haber alınmasından sonra, “ancak mahkemece hüküm verilmeden önce” yapılmasıdır (karar metni). Kovuşturmada verilen bilginin önceki aşamalardaki bilgiye göre daha az katkı sağlaması mümkündür; bu durum indirim oranına yansıyabilir. Oranın nasıl belirlendiği bu yazının konusu dışındadır.

İstinafta duruşmasız düzeltme: iki farklı yaklaşım

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 14.12.2021 tarihli, 2020/14874 Esas, 2021/13685 Karar sayılı kararında, bölge adliye mahkemesinin duruşma açmadan 192/3’ü uygulayarak “düzeltilerek esastan ret” kararı vermesi bozma nedeni yapılmıştır. Çoğunluğa göre etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması için CMK m. 280/1-g uyarınca duruşma açılarak delil değerlendirmesi yapılmalıdır. İki üye ise karşı oyda, CMK m. 280/1-c’nin şahsi indirim nedenlerinde duruşmasız düzeltmeye imkân verdiğini ve 192/3’ün şahsi bir sebep olduğunu belirtmiştir (karar metni).

Daha yeni tarihli Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 03.02.2026 tarihli, 2026/364 Esas, 2026/944 Karar sayılı kararında ise farklı bir sonuca ulaşılmıştır. Tebliğname bozma yönünde olmasına rağmen Daire, 192’deki etkin pişmanlığın kişiye ilişkin cezayı azaltıcı bir neden olduğunu ve olayın daha ziyade aydınlatılmasını gerektirmediğini belirterek, bölge adliye mahkemesinin duruşma açmadan 192/3’ü uygulamasında isabetsizlik görmemiş ve hükmü oy birliğiyle onamıştır (karar metni).

CMK m. 280/1-c, 7188 sayılı Kanunla eklenen hâliyle, başka bir araştırmaya ihtiyaç duyulmadan cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplerde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine imkân tanır. Uygulamadaki ayrım şöyle özetlenebilir: dosyadaki mevcut bilgi indirim koşullarını ortaya koymaya yetiyorsa duruşmasız düzeltme gündeme gelebilir; bilginin doğruluğu, bildirilen kişinin dosyası veya yeni bir beyan araştırılacaksa duruşma açılması gerekir. İstinaf duruşmasının işleyişi için istinafta duruşma yazımıza bakabilirsiniz.

  1. 01

    Kolluk ve savcılık ifadesi

    Bilginin en fazla katkı sağlayabileceği aşamadır. Beyan müdafi huzurunda, gerçeğe uygun ve ayrıntılı verilmelidir; açık kimlik, adres, telefon gibi doğrulanabilir bilgiler önem taşır.

  2. 02

    Kovuşturma (ilk derece)

    Hüküm verilmeden önce duruşmada veya dilekçeyle verilen bilgi de 192/3 kapsamında değerlendirilir. Bildirilen kişi hakkındaki soruşturma veya dava varsa sonucu araştırılır, gerekirse birleştirme yapılır.

  3. 03

    İstinaf incelemesi

    Bölge adliye mahkemesi 192/3’ü uygulayabilir. Mevcut dosya yeterliyse düzeltme kararı, araştırma gerekiyorsa duruşma yoluna gidilmesi tartışılır (CMK 280/1-c ve 280/1-g).

  4. 04

    Temyiz incelemesi

    Yargıtay, eksik araştırmayı veya hatalı gerekçeyi bozma nedeni yapabilir. Temyiz aşamasında ilk kez verilen bilgi, gerekçedeki “hüküm verilmeden önce” sınırı nedeniyle tek başına sonuç doğurmayabilir; hüküm bozulursa yeni yargılamada değerlendirilebilir.

  5. 05

    Hüküm kesinleştikten sonra

    Bildirilen kişi hakkında sonradan mahkûmiyet çıkarsa, bu olgu CMK 311/1-e çerçevesinde yargılamanın yenilenmesi talebine konu edilebilir.

ETKİN PİŞMANLIK BEYANININ AŞAMALARA GÖRE DEĞERLENDİRİLMESİ

Zaman çizelgesindeki temyiz aşamasına ilişkin not önemlidir: madde gerekçesi hüküm verilmesini sınır olarak gösterdiğinden, ilk derece hükmünden sonra ilk kez verilen bilginin değeri istinaf incelemesinin niteliğine göre tartışmalı hâle gelir. Bölge adliye mahkemesi duruşma açarak yeniden hüküm kurarsa, bu yeni hüküm öncesinde verilen bilgi değerlendirmeye girebilir.

Zaten bilinen kişiyi bildirmek etkin pişmanlık sayılır mı?

Kural olarak sayılmaz. Görevlilerin önceden öğrendiği, hakkında işlem yapılmış veya uyuşturucu ele geçirilmiş bir kişi hakkında konuşmak, suçun ortaya çıkmasına yeni bir katkı sağlamaz. Ceza Genel Kurulu da bilginin görevlilerce daha önce öğrenilmemiş olmasını ve daha önceden uyuşturucu işine karıştığı bilinen kişinin adını vermenin yetersizliğini açıkça belirtir.

2015 tarihli Daire kararında bu ilke somut bir olayda uygulanmıştır: sanıklardan birinin, evinde uyuşturucu madde ele geçirilen diğer sanık hakkında beyanda bulunmasının “bir öneminin olmadığı” belirtilmiştir. Aynı kararda bir başka sanığın, ilgili kişinin adını vermeyip tanımadığını söyleyerek başka bir isim vermesi nedeniyle o kişinin suçunun ortaya çıkmasına herhangi bir yardımının bulunmadığı da tespit edilmiştir (karar metni).

Bu ilkenin sınırı, 2023 tarihli teknik takip kararında görülür. Orada bildirilen kişi hakkında bilgi verildiği anda bir soruşturma yoktu; soruşturma bu bilgi üzerine başlatılmıştı. Kişinin daha önce de “şüpheli” olarak bilinip bilinmediği değil, somut suçun ortaya çıkmasında bilginin rolü belirleyici sayılmıştır (karar metni). Dolayısıyla “polis zaten biliyordu” savunması, bilginin soruşturmaya ne kattığı ortaya konulmadan genelleştirilmemelidir. Bunun dosyada nasıl ispatlanacağı genellikle ihbar tutanağı, istihbarat notları ve teknik takip kararlarının tarihleri karşılaştırılarak belirlenir.

Yalnızca kendi eylemini ikrar etmek 192/3 için yeterli mi?

Duruma göre değişir. Aleyhinde yeterli delil bulunmayan bir aşamada yapılan ikrar, sanığın kendi suçunun ortaya çıkmasına hizmet sayılabilir ve Ceza Genel Kurulu bu ihtimali kabul eder. Buna karşılık ihbar üzerine yapılan aramada maddeyle yakalanan ve suçu zaten delillerle sabit olan kişinin ikrarı, Yargıtay kararlarında 192/3 kapsamında görülmemektedir; bu ikrar en fazla TCK 62 değerlendirmesinde dikkate alınır.

Ceza Genel Kurulunun 2023 tarihli kararında, failin kendi suçunun veya başkasının suçunun ortaya çıkmasına önemli ölçüde katkı sağlaması şartı aranmış; kullanım miktarı içinde maddeyle yakalanan kişinin, satış için hazırlandığı başka bir şekilde anlaşılmayan maddeyi satmak için bulundurduğunu bildirmesinin de etkin pişmanlık koşullarını gerçekleştirebileceği belirtilmiştir (karar metni). Burada ikrar, aksi hâlde ortaya çıkmayacak olan ticaret suçunu görünür kılmaktadır.

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 02.05.2023 tarihli, 2021/3762 Esas, 2023/3825 Karar sayılı kararındaki olay bunun tersidir. İhbar üzerine yapılan yakalama ve ikametteki aramada ele geçen madde miktarı karşısında sanıkların eylemi sabit görülmüş; Daire, sanık beyanlarının suçun meydana çıkmasına ve fail veya suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım mahiyetinde olmadığını, etkin pişmanlığın yasal koşullarının oluşmadığını belirtmiştir. Aynı kararda TCK 62’nin “sabıkalı kişilik” gerekçesiyle uygulanmamasında da isabetsizlik görülmemiştir (karar metni).

Bu iki örnek arasındaki fark, ikrarın yapıldığı andaki delil durumudur. Aynı sözler, aleyhinde yeterli delil bulunmayan bir sanığın ağzından çıktığında 192/3’e kapı açabilirken, suçüstü yakalanmış bir sanık için yalnızca takdiri indirimde ileri sürülebilecek bir pişmanlık göstergesi olarak kalır. TCK m. 62/2 takdiri indirim nedenleri arasında failin “fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları”nı sayar; ancak 7406 sayılı Kanunla eklenen cümle uyarınca duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şekli tutum ve davranışlar takdiri indirim nedeni olarak dikkate alınmaz ve takdiri indirim nedenleri kararda gerekçeleriyle gösterilir. Takdiri indirimin genel çerçevesi için TCK 62 takdiri indirim yazımıza bakabilirsiniz.

Bildirilen kişi beraat ederse TCK 192/3 indirimi infografik

Bildirilen kişi beraat ederse 192/3 indirimi düşer mi?

Bu soru Yargıtay içinde tartışmalıdır. Bir kısım Daire kararları, bildirilen kişi hakkında beraat kararının kesinleşmesini bilginin sonuca etkili olmadığının göstergesi sayar. Ceza Genel Kurulu ise 2023 tarihli kararında, istikrarlı ve HTS kayıtlarıyla doğrulanan beyanlara rağmen diğer dosyada yapılan hukuki yanılgının sonuçlarının bilgi veren sanıklara yükletilemeyeceğini kabul ederek indirimi korumuştur.

Ceza Genel Kurulu 2023: diğer dosyadaki yanılgı sanığa yüklenmez

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.12.2023 tarihli, 2022/369 Esas, 2023/656 Karar sayılı kararına konu olayda iki sanık arasındaki metamfetamin alışverişi kolluk takibiyle tespit edilmişti. Sanıklar, birbirlerini tanımadıklarını ve alışverişi telefonla irtibat kuran üçüncü bir kişinin ayarladığını ilk aşamadan itibaren aynı şekilde anlatmış, müdafi huzurunda yapılan fotoğraf teşhisinde bu kişiyi göstermişlerdi. HTS kayıtları, olay günü bu kişinin her iki sanıkla da çok sayıda iletişim kurduğunu doğruluyordu.

Adı verilen kişi hakkında ticaret suçundan dava açılmış, ancak yargılamayı yapan mahkeme soyut beyan dışında delil bulunmadığını, idrar tahlili nedeniyle eylemin kullanmak için bulundurma suçunu oluşturduğunu ve bu suç için verilen erteleme süresinde işlendiğinden ayrı kovuşturma konusu yapılamayacağını belirterek düşme kararı vermiş, karar istinaf edilmeden kesinleşmişti. 10. Ceza Dairesi, bu kesinleşen karar karşısında sanıkların bildirdiği kişinin ticaret suçunun ortaya çıkmasına katkılarının bulunmadığını belirterek 192/3 uygulamasını bozmuş, bölge adliye mahkemesi direnmişti.

Kurul çoğunluğu direnmeyi isabetli bulmuştur. Gerekçeye göre, tüm aşamalarda istikrar gösteren ve çelişki içermeyen sanık savunmaları, teşhis ve HTS kayıtlarıyla desteklendiğinden sonuca etkili ve faydalı yardım niteliğindedir; diğer mahkemenin eylemi hukuki yanılgıyla kullanma suçu olarak nitelendirmesi ve bu kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesinin sonuçları, bilgi veren sanıklara yükletilemez (karar metni). Karar oy çokluğuyla verilmiş; yedi üye karşı oy kullanmıştır. Karşı oy yazısı, bildirilen kişinin mahkûm edilmesini şart saymış, beraat veya bu kişiye ilişkin daha hafif nitelendirme kesinleşmişse indirimin uygulanamayacağını savunmuştur.

Daire kararları: beraatin kesinleşmesi engel olarak görülüyor

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 22.03.2017 tarihli, 2016/2201 Esas, 2017/1149 Karar sayılı kararında, aynı eylem nedeniyle ayrı dava açılan kişi hakkındaki beraat kararının kesinleşmesi karşısında 192/3’ün uygulanması hatalı bulunmuş; karşı temyiz bulunmadığından bu husus yalnızca eleştiri konusu yapılmıştır (karar metni).

Ceza Genel Kurulu kararından sonra verilen Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 21.04.2026 tarihli, 2021/20146 Esas, 2026/5547 Karar sayılı kararı da aynı yöndedir. Karşı oy yazısında aktarılan olaya göre, ihbar üzerine bir tırda net 4.652,146 gram esrar ele geçmiş, sürücü sanık kolluk ve savcılıkta maddeyi kimin yönlendirmesiyle kimden alıp kime götüreceğini ayrıntılı anlatmış, telefon numaralarını vermiş; görüşme içerikleri tespit edilemese de sanıklar arasındaki telefon irtibatı HTS kayıtlarıyla belirlenmişti. Ancak adı verilen kişiler hakkında beraat kararları verilmiş ve bu kararlar aleyhine kanun yoluna başvurulmamıştı. Daire çoğunluğu, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasını yerinde bulmuştur. İki üye karşı oyda, Ceza Genel Kurulunun 2023 tarihli kararına atıf yaparak, soruşturma makamlarının etkin soruşturma yürütmemesinin veya hukuki yanılgısının sonuçlarının, konumu itibarıyla kendisinden beklenen bilgiyi veren sanığa yükletilemeyeceğini savunmuştur (karar metni).

İki çizgi nasıl bağdaştırılabilir?

Kararlar birlikte okunduğunda şu ayrım ortaya çıkar. Ceza Genel Kurulu, bildirilen kişinin suçla irtibatının dosyadaki belge delilleriyle ortaya konulduğu, ancak diğer mahkemenin eylemi hukuki bir yanılgıyla daha hafif nitelendirdiği bir olayda indirimi korumuştur. Diğer dosyada delil yetersizliğinden beraat kararı verilmişse, Daire kararlarında bu sonuç bilginin doğrulanamadığının işareti olarak görülmeye devam etmektedir. Savunma açısından pratik sonuç, bildirilen kişi hakkındaki dosyanın kendiliğinden sonuca bırakılmaması, birleştirme talebinin, delillerin (HTS, teşhis, takip tutanağı) sanığın dosyasına getirtilmesinin ve gerektiğinde diğer dosyadaki gelişmelerin mahkemeye bildirilmesinin önem taşımasıdır.

Örgüt üyesi olarak bildirimde TCK 221 ile 192 nasıl ilişkilenir?

Uyuşturucu ticareti bir suç örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenmişse iki ayrı suç ve iki ayrı etkin pişmanlık hükmü söz konusudur. Örgüt kurma, yönetme veya üye olma suçu için TCK 221, uyuşturucu ticareti suçu için TCK 192 uygulanır. Biri diğerinin yerine geçmez; her biri kendi suçunun cezasını etkiler ve şartları ayrı ayrı değerlendirilir.

TCK m. 221/4, örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da örgüt adına suç işleyen kişinin gönüllü olarak teslim olup örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi hâlinde örgüt suçundan cezaya hükmolunmayacağını; bu bilgilerin yakalandıktan sonra verilmesi hâlinde ise “bu suçtan dolayı” verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılacağını düzenler. Kanun metnindeki “bu suçtan dolayı” ibaresi, indirimin örgüt suçuna ilişkin olduğunu gösterir. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu ticareti suçundaki indirim ise TCK 192/3’e tabidir.

TCK 221’in iki fıkrası daha uygulamada önem taşır. Beşinci fıkraya göre bu maddedeki etkin pişmanlıktan yararlananlar hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur ve süre üç yıla kadar uzatılabilir. Altıncı fıkraya göre ise kişi hakkında 221’deki etkin pişmanlık hükümleri birden fazla uygulanmaz. Üçüncü fıkradaki cezasızlık hâli, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanan üye için öngörüldüğünden, uyuşturucu ticaretine katılmış bir kişi bakımından genellikle gündeme gelmez.

Örgütün varlığı tartışmalı olduğunda da 192/3’ün değerlendirilmesi gerekir. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 24.10.2017 tarihli, 2017/5576 Esas, 2017/5012 Karar sayılı kararında, sanıkların sayısal yeterlikte olmasına rağmen hiyerarşik bir yapılanma ve suç işleme iradesinde devamlılık saptanmadığı için TCK 220 ve 188/5’in uygulanma koşullarının bulunmadığı belirtilmiş; aynı kararda sanıklardan birinin beyanlarıyla diğer sanıkların suçunu ortaya çıkardığı ve yakalanmalarını sağladığı anlaşıldığından hakkında 192/3’ün uygulanmaması bozma nedeni yapılmıştır (karar metni). Örgüt suçlamasının unsurları için uyuşturucu ticaretinde suç örgütü ve örgüt üyeliği ile örgüte yardım farkı yazılarımıza bakabilirsiniz.

Hangi durumda 192/3 uygulanır? Senaryolara göre özet tablo

Aşağıdaki tablo, yukarıda incelenen kararları somut senaryolara indirger. Tablodaki sonuçlar ilgili kararın olayına aittir; farklı olgular içeren bir dosyada aynı sonucun çıkacağı söylenemez.

Uyuşturucu ticaretinde TCK 192/3’ün sınırları: senaryo ve dayanak kararlar
Senaryo 192/3 uygulanır mı? Dayanak karar
Bilgi üzerine teknik takip başlatıldı, bildirilen kişi iki ay sonra suçüstü yakalandı Uygulanır; gecikme ve teknik takiple ispat engel değil Yargıtay 10. CD, 07.11.2023, 2022/647 E., 2023/9599 K.
Bildirilen kişi yakalandı, dosyası henüz sonuçlanmadı Sonucu araştırılmadan karar verilemez; araştırma sonucu ret de mümkün Yargıtay 10. CD, 19.06.2023, 2023/5968 E., 2023/5660 K.
Bildirilen kişi hakkında dava hüküm kesinleştikten sonra açıldı Yargılamanın yenilenmesi yoluyla değerlendirilebilir Yargıtay 10. CD, 02.03.2020, 2019/1951 E., 2020/1458 K.
Başkasını suçlayan beyandan sonradan dönüldü Uygulanmaz; dönülen beyan delil sayılmaz Yargıtay 10. CD, 29.01.2015, 2011/8903 E., 2015/429 K.
Evinde madde ele geçmiş kişi hakkında bilgi verildi Katkı sayılmaz Yargıtay 10. CD, 29.01.2015, 2011/8903 E., 2015/429 K.
İhbar ve aramayla suçu sabit olan sanık suçu kabul etti Uygulanmaz; TCK 62 ayrıca değerlendirilir Yargıtay 10. CD, 02.05.2023, 2021/3762 E., 2023/3825 K.
İstinafta dosya üzerinden 192/3 uygulandı Daireler arasında farklı yaklaşım: bozma (2021) ve onama (2026) Yargıtay 10. CD, 2020/14874 E., 2021/13685 K.; 2026/364 E., 2026/944 K.
Bildirilen kişi hakkındaki dava hukuki yanılgıyla düşme ile sonuçlandı, beyanlar HTS ile doğrulandı Uygulanır (oy çokluğu) Yargıtay CGK, 13.12.2023, 2022/369 E., 2023/656 K.
Bildirilen kişiler hakkında beraat kesinleşti Daire kararlarında uygulanmadı Yargıtay 10. CD, 2016/2201 E., 2017/1149 K.; 2021/20146 E., 2026/5547 K.
Örgüt unsurları oluşmadı, sanık diğerlerinin yakalanmasını sağladı 192/3 uygulanmalı Yargıtay 10. CD, 24.10.2017, 2017/5576 E., 2017/5012 K.

Yargıtay kararlarında etkin pişmanlığın sınırları: ortak çizgi

Yargıtay kararlarında 192/3’ün sınırı, bilginin “verilmiş” olmasıyla değil “işe yaramış” olmasıyla çizilmektedir. Kararların ortak noktası, mahkemenin bilginin sonucunu araştırma yükümlülüğü, beyanın aşamalar boyunca tutarlılığı ve bilginin soruşturmaya gerçekten yeni bir şey katıp katmadığıdır.

  • Araştırma yükümlülüğü: Bilgi üzerine soruşturma veya dava açılmışsa sonucu beklenmeli, gerekirse dosyalar birleştirilmelidir. 2023 tarihli ihraç kararında bu yükümlülük önce bozma gerekçesi olmuş, araştırma sonrasında verilen ret kararı ise onanmıştır.
  • Dolaylı katkı yeterlidir: Bilginin başlattığı teknik takiple ortaya çıkan suç da 192/3 için katkı sayılmaktadır; suçun bilgi tarihinden sonra işlenmiş olması tek başına engel değildir.
  • Tutarlılık belirleyicidir: Ceza Genel Kurulu istikrarlı ve belgeyle desteklenen beyanları ödüllendirirken, 10. Ceza Dairesi sonradan dönülen atfı cürüm beyanını delil saymamıştır.
  • Yenilik aranır: Görevlilerin bildiği veya üzerinde madde ele geçmiş kişi hakkında konuşmak katkı değildir; suçüstü yakalanan kişinin ikrarı da çoğu zaman 192/3 değil TCK 62 kapsamında kalır.
  • Bildirilen kişinin akıbeti tartışmalıdır: Beraat kesinleşmesi Daire kararlarında engel sayılırken, Ceza Genel Kurulu hukuki yanılgıya dayanan farklı nitelendirmeyi sanık aleyhine sonuç doğuran bir olgu olarak kabul etmemiştir.
  • Usul de önemlidir: İstinafta duruşmasız düzeltme konusunda farklı tarihli kararlar bulunduğundan, bölge adliye mahkemesi aşamasında araştırma gerekip gerekmediği somut olarak ortaya konulmalıdır.

Delil değerlendirmesinin genel çerçevesi için uyuşturucu ticaretinde delil yetersizliği kararları yazımıza bakabilirsiniz.

Sık yapılan yanlış değerlendirmeler

  • “İsim verdim, indirim kesin.” Yanlıştır. Bilginin doğru ve sonuca etkili olması aranır; açık kimliği bilinmeyen birini anmak veya hayali isim vermek yeterli görülmez.
  • “Yakalama olmadıysa bilgi boşa gitti.” Her zaman değil. Bilgi üzerine başlatılan soruşturmanın sonucu araştırılmalıdır; gecikmeli de olsa bu soruşturma bir suçu ortaya çıkarmışsa indirim gündeme gelir.
  • “Kollukta söylediğimi mahkemede geri alırsam bir şey değişmez.” Değişir. Geri alınan beyan, adı verilen kişi için delil değerini yitirebilir; bu durumda bilgi veren de 192/3’ten yararlanamayabilir.
  • “Suçu kabul etmek de etkin pişmanlıktır.” Suç zaten delillerle sabitse ikrar 192/3 sağlamaz; TCK 62 kapsamında ileri sürülebilir, o da mahkemenin gerekçeli takdirine bağlıdır.
  • “Polisin bildiği kişiyi söylemek yeterlidir.” Görevlilerce önceden öğrenilmiş bilgi katkı sayılmaz; ancak bilgi, o kişiye yönelik yeni bir soruşturmanın başlamasını sağlamışsa durum farklıdır.
  • “Bildirdiğim kişi beraat ederse indirim her durumda düşer.” Yargıtay içinde farklı görüşler vardır; Ceza Genel Kurulu belgeyle doğrulanan beyanlarda diğer dosyadaki hukuki yanılgının sanığa yüklenemeyeceğini kabul etmiştir.
  • “Örgüt üyesiysem 221 indirimi ticaret cezasını da düşürür.” TCK 221/4 indirimi örgüt suçuna ilişkindir; ticaret suçundaki indirim 192/3’e tabidir.
  • “İndirim için ne söylendiği önemli değil.” Gerçeğe aykırı biçimde başkasını suçlamak hem indirim sağlamaz hem de TCK 267 kapsamında iftira sorumluluğu doğurabilir.

Sonuç ve değerlendirme

TCK 192/3, uyuşturucu ticareti yargılamalarında cezayı önemli ölçüde etkileyebilen bir indirimdir; ancak sınırları Yargıtay kararlarıyla belirgin biçimde çizilmiştir. İndirim, bilginin verilmesine değil, doğru ve sonuca etkili olmasına bağlanmakta; bu nedenle beyanın içeriği, aşamalar boyunca tutarlılığı ve bildirilen kişi hakkındaki soruşturmanın akıbeti belirleyici hâle gelmektedir.

İncelenen kararlar, mahkemenin bilginin sonucunu araştırmadan indirim talebini reddedemeyeceğini, fakat araştırma sonucunda reddin de mümkün olduğunu göstermektedir. Beyandan dönme, zaten bilinen bir kişinin anılması ve suçüstü durumundaki ikrar ise indirimin önündeki başlıca engellerdir. Bildirilen kişinin beraati konusunda Ceza Genel Kurulu ile Daire kararları arasında görülen farklılık, bu alanda somut olayın delil yapısının ve diğer dosyanın nasıl takip edildiğinin sonucu doğrudan etkilediğini ortaya koymaktadır. İndirimin hangi oranda yapılacağı ise ayrı bir değerlendirme konusudur ve etkin pişmanlık rehberimizde ele alınmıştır.

İlgili yazılarımız

TCK 192/3 Etkin Pişmanlık İndirimi Ne Kadar? · Etkin Pişmanlık Talepli Savunma ve İstinaf Dilekçesi Örneği · TCK 192 Etkin Pişmanlık Rehberi · TCK 192/1 Etkin Pişmanlık · Uyuşturucu Ticaretinde Cezayı Azaltan Haller · TCK 62 Takdiri İndirim · Uyuşturucu Ticaretinde Suç Örgütü · Yargılamanın Yenilenmesi · Örgüt Üyeliği ile Örgüte Yardım Farkı · Uyuşturucu Suçları Bilgi Merkezi

Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanununun güncel metinlerine Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden ulaşabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Verdiğim bilgi üzerine kimse yakalanmazsa etkin pişmanlıktan yararlanabilir miyim?

Kural olarak bilginin doğru ve sonuca etkili olması gerekir; açık kimliği bilinmeyen birini anmak veya hayali isim vermek yeterli sayılmaz. Ancak bilgi üzerine soruşturma başlatılmış ya da bildirilen kişi hakkında dava açılmışsa mahkemenin bu dosyanın sonucunu araştırması gerekir. Yakalamanın gecikmesi tek başına indirimi ortadan kaldırmaz.

Kollukta verdiğim etkin pişmanlık beyanından mahkemede dönersem ne olur?

Beyandan dönmek, verilen bilginin delil değerini ve dolayısıyla etkin pişmanlık değerlendirmesini zayıflatır. Yargıtay, sonradan dönülen ve başkasını suçlayan beyanın tek başına delil kabul edilemeyeceğini belirtmiş; bu durumda 192/3 koşullarının oluşmadığını değerlendirmiştir. Dönmenin nedeni ve bilginin başka delillerle doğrulanıp doğrulanmadığı somut olayda ayrıca tartışılır.

Etkin pişmanlık için en son hangi aşamaya kadar bilgi verilebilir?

TCK 192. maddesinin gerekçesine göre etkin pişmanlığın en geç hüküm verilmeden önce gerçekleşmesi gerekir. Kovuşturma aşamasında duruşmada veya dilekçeyle verilen bilgi de değerlendirilir. İstinaf aşamasında bölge adliye mahkemesinin 192/3 indirimini düzeltme yoluyla uygulamasını isabetli bulan Yargıtay kararları bulunmakla birlikte, duruşma açılması gerektiğini belirten kararlar da vardır.

Zaten yakalanmış ya da polisin bildiği birinin adını vermek indirim sağlar mı?

Genellikle sağlamaz. Görevlilerin önceden öğrendiği bilgiyi tekrarlamak veya uyuşturucu ele geçirilmiş bir kişi hakkında konuşmak, suçun ortaya çıkmasına katkı sayılmaz. Buna karşılık bilgi, bildirilen kişi hakkında yeni bir teknik takip veya soruşturma başlatılmasını sağlamışsa, suç sonradan bu takip sonucunda ortaya çıksa bile 192/3 uygulanabilir.

Suçüstü yakalandıktan sonra suçu kabul etmek etkin pişmanlık sayılır mı?

Aleyhinde yeterli delil bulunan, ihbar üzerine yapılan aramada maddeyle yakalanan kişinin ikrarı Yargıtay kararlarında 192/3 kapsamında görülmemektedir. Bu ikrar, TCK 62’deki takdiri indirim değerlendirmesinde fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranış olarak dikkate alınabilir; ancak mahkeme gerekçe göstererek takdiri indirimi de uygulamayabilir.

İsmini verdiğim kişi beraat ederse indirimi kaybeder miyim?

Yargıtay kararları bu konuda tek yönlü değildir. Bazı Daire kararlarında bildirilen kişinin beraatinin kesinleşmesi 192/3 koşullarının oluşmadığı şeklinde değerlendirilmiştir. Ceza Genel Kurulu ise 2023 tarihli kararında, istikrarlı ve HTS ile doğrulanan beyanlara rağmen diğer dosyada yapılan hukuki yanılgının sonuçlarının bilgi veren sanıklara yükletilemeyeceğini kabul etmiştir.

Uyuşturucu örgütü üyesiysem etkin pişmanlık hangi maddeye göre uygulanır?

İki ayrı suç ve iki ayrı hüküm vardır. Örgüte üye olma suçu bakımından TCK 221/4 uyarınca yakalandıktan sonra bilgi verilmesi hâlinde üçte birden dörtte üçe kadar indirim öngörülür. Uyuşturucu ticareti suçu bakımından ise TCK 192/3 uygulanır. Örgütün unsurları oluşmasa bile ticaret suçundaki yardım 192/3 kapsamında değerlendirilebilir.

Hüküm kesinleştikten sonra ismini verdiğim kişi mahkûm olursa ne yapılabilir?

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2020 tarihli bir kararında, sanığın kollukta isimlerini verdiği kişiler hakkında sonradan dava açılması hâlinde kovuşturma sonucuna göre 192/3’ün yargılamanın yenilenmesi yoluyla değerlendirilmesinin mümkün olduğu belirtilmiştir. Başvuru CMK 311/1-e’deki yeni olay veya delil koşulları çerçevesinde incelenir.

Etkin pişmanlık talebinizin reddedilip reddedilmeyeceğini dosya üzerinden değerlendirelim

Bilginin sonucu araştırıldı mı, bildirilen kişinin dosyası takip edildi mi, beyanlar aşamalar boyunca nasıl değişti? Gerekçeli karar ve dosya kapsamı üzerinden istinaf veya temyizde ileri sürülebilecek noktaları birlikte inceleyebiliriz.

Yazar Hakkında

Av. Burakhan Çalışkan, İstanbul Barosu’na kayıtlı olup Kartal’daki bürosunda uyuşturucu ticareti suçlamasıyla yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda şüpheli ve sanık müdafiliği yapmaktadır. Çalışmaları; kolluk ve savcılık ifadesinin hazırlanması, TCK 192 kapsamındaki beyanların içeriği ve aşamalar boyunca tutarlılığı, bildirilen kişiler hakkındaki ayrı dosyaların takibi ile istinaf ve temyiz aşamasında etkin pişmanlık indiriminin uygulanmamasına yönelik itirazlara odaklanmaktadır. Bu yazı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve 10. Ceza Dairesinin tam metni incelenen kararları ile Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanununun güncel metni esas alınarak hazırlanmıştır.

Av. Burakhan Çalışkan
Av. Burakhan Çalışkan
AVUKAT · İSTANBUL BAROSU · ÇALIŞKAN HUKUK BÜROSU, KARTAL

Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.



Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Whatsapp
Burakhan Çalışkan
Burakhan Çalışkan
Merhaba.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?