📌 Kısa Cevap: Denetimli serbestlik (TCK m.191) sürecinde yapılan testin pozitif çıkması, erteleme süresi içinde uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıldığının tespiti anlamına gelir ve TCK m.191/4-c uyarınca hakkında kamu davası açılmasını gerektiren bir ihlal nedenidir. Teste gitmemekten farklı olarak burada “ısrar” aranmaz; ancak pozitif sonucun yöntem, numune ve ilaç kullanımı bakımından denetlenmesi, dava açılmadan önce ve yargılamada savunmanın temel konusudur. Dava açılırsa iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası gündeme gelir; hükmedilen ceza iki yıl veya daha az ise HAGB ve erteleme değerlendirilebilir.
Denetimli serbestlik sürecindeki kişi için en korkulan an, test sonucunun pozitif çıkmasıdır. Bu yazıda pozitif sonucun hukuki niteliğini, TCK m.191/4 ve m.191/5’in nasıl işlediğini, sonucun hangi durumlarda tartışılabileceğini, dava açılması hâlinde ne olacağını ve ilk günlerde atılması gereken adımları 2026 güncel mevzuatla ele alıyoruz. Teste hiç gitmemenin sonuçlarını “Denetimli Serbestlikte İdrar Testine Gitmezsem Ne Olur?” yazımızda, sürecin tamamını ise “Uyuşturucu Kullanmaktan İlk Defa Yakalanan Ne Kadar Ceza Alır?” yazımızda anlattık.
Sonucun yöntemi ve numune koşulları dava açılmadan önce tartışılabilir; ilk günlerde atılan adımlar sonucu etkiler.
Test nasıl ve kim tarafından yapılır?
TCK m.191/3 uyarınca Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir. 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu m.12/A uyarınca ayrıca gerekli görülmesi hâlinde denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından test yapılabilir veya şüpheli ilgili kuruma sevk edilebilir; tedaviye tabi tutulma yükümlülüğü bulunan şüpheli, kullanım tespiti için her zaman sağlık kurumunca çağrılabilir ve kolluk görevlileri aynı amaçla şüpheliyi sağlık kurumuna yönlendirebilir. Dolayısıyla test, planlı bir randevu şeklinde olabileceği gibi sağlık kurumunun çağrısı üzerine de yapılabilir. Çağrılara uyulmaması ise 5402 sayılı Kanun m.5/2 uyarınca yükümlülük ihlali sayılır.
“Pozitif” sonuç ne anlama gelir?
Uyuşturucu testleri genellikle numunede (idrar, kan, saç gibi) belirli maddelerin veya metabolitlerinin bulunup bulunmadığını gösterir. Hızlı ön tarama testleri bazı ilaçlar, gıdalar veya maddelerle çapraz reaksiyon verebildiğinden, bilimsel uygulamada ön taramada pozitif çıkan örneğin daha hassas bir doğrulama yöntemiyle teyit edilmesi yaygın bir standarttır. Bu nedenle bir testin pozitif çıkması ile kullanımın hukuken ispatlanmış sayılması arasında fark vardır: sonucun hangi yöntemle elde edildiği, hangi madde için pozitif bulunduğu, sonucun miktar veya eşik değerlerine göre değerlendirilip değerlendirilmediği ve sonucun bir raporla bağlanıp bağlanmadığı önem taşır. Pozitif sonuç, erteleme süresi içinde kullanımın bir göstergesidir; ihlal olarak değerlendirilebilmesi için bu kullanımın erteleme süresi içinde gerçekleştiğinin kabul edilmesi gerekir.
TCK m.191/4-c ve m.191/5: pozitif sonucun hukuki sonucu
TCK m.191/4 uyarınca kişinin erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi (a), tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması (b) ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması (c) hâlinde hakkında kamu davası açılır. (a) bendinden farklı olarak (b) ve (c) bentlerinde “ısrar” unsuru aranmaz; bu nedenle pozitif test sonucu, tek bir tespit olsa dahi dava açılması sonucunu doğurabilir. TCK m.191/5 ise erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da madde kullanmasının dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılacağını ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmayacağını düzenler; yani pozitif sonuç yeni bir suç olarak değil, mevcut erteleme sürecinin ihlali olarak değerlendirilir.
| Durum | Hukuki nitelik | Dayanak | Sonuç |
|---|---|---|---|
| Teste mazeretsiz ve ısrarla gitmemek | Yükümlülüğe uymamakta ısrar | TCK m.191/4-a | Kamu davası açılır |
| Test sonucunun pozitif çıkması | Madde kullanımı | TCK m.191/4-c | Kamu davası açılır (ısrar aranmaz) |
| Evde veya üzerinde madde bulunması | Kullanmak için tekrar bulundurma | TCK m.191/4-b | Kamu davası açılır |
| Erteleme süresinde tekrar kullanım | İhlal nedeni, ayrı soruşturma değil | TCK m.191/5 | Ayrı dava açılmaz; mevcut ihlal olarak değerlendirilir |
| Dava açıldıktan sonra tekrar | Yeniden erteleme yasağı | TCK m.191/6 | Yeni erteleme verilemez |
Videolu anlatım
Rapor, numune ve ilaç bilgileri ilk günlerde toplanmalı; savcılık değerlendirmesinden önce hukuki destek alınması önerilir.
Pozitif sonuç kesin ihlal midir? Tartışılabilecek noktalar
Pozitif test sonucu önemli bir delil olmakla birlikte, kendiliğinden kesin ve tartışılmaz bir hüküm değildir. Savunmada şu hususlar incelenebilir: numunenin kimin tarafından, ne zaman ve hangi koşullarda alındığı, numunenin kimliğine ilişkin belgelerin (etiket, tutanak, imza) tamlığı ve numunenin saklanma koşulları; sonucun ön tarama testiyle mi yoksa doğrulama yöntemiyle mi elde edildiği; hangi madde veya madde grubu için pozitif bulunduğu; sonucun bir uzman tarafından raporlanıp raporlanmadığı; kişinin reçeteli ilaç, gıda veya başka bir tıbbi uygulama nedeniyle pozitif sonuç vermiş olabileceği ve bu iddianın belgelenip belgelenmediği; testin yapıldığı tarih ile erteleme kararının tarihi arasındaki ilişki. Bu itirazların her biri somut belge ve uzman görüşüyle desteklenmelidir; “yanlış çıktı” şeklinde genel beyan tek başına yeterli olmaz. CMK m.67/5 uyarınca bilirkişi incelemeleri tamamlandığında taraflara yeni inceleme veya itiraz için süre verilir ve CMK m.67/6 uyarınca rapor hakkında uzmanından bilimsel mütalaa alınabilir. Bu imkânlar, dava açıldıktan sonra mahkemede, öncesinde ise savcılık aşamasında hak arama bakımından yararlanılabilecek yollardır.
Reçeteli ilaç ve tedavi görenlerde dikkat
Tedavi görmekte olan veya reçeteli ilaç kullanan kişilerde pozitif sonuç riski ayrı bir değerlendirme gerektirir. Bazı ağrı kesici, anksiyete veya uyku ilacı gibi maddelerin test sonuçlarında uyuşturucu madde grubuyla aynı sonucu verebildiği bilinmektedir. Bu nedenle tedavi gören kişi, ilaç kullanımını önceden denetimli serbestlik müdürlüğüne ve sağlık kurumuna bildirmeli, reçetelerin ve sağlık raporlarının kopyalarını dosyaya sunmalı ve test sırasında kullandığı ilaçları tutanağa geçirmelidir. Böyle bir önceden bildirim, sonradan ileri sürülen “ilaç nedeniyle pozitif çıktı” savunmasının inandırıcılığını artırır. 5402 sayılı Kanun m.12/A-2 uyarınca tedaviye tabi tutulma yükümlülüğü bulunan şüphelinin tedavisi sağlık kurumunda yürütüldüğünden, tedavi eden hekimin yazılı görüşü de değerlendirme açısından önem taşır.
Dava açılırsa yargılama nasıl işler?
İhlal nedeniyle Cumhuriyet savcısı kamu davası açar ve yargılama asliye ceza mahkemesinde yapılır. Mahkemenin önündeki suç TCK m.191/1’deki kullanmak için bulundurma veya kullanma suçudur ve iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülür. Yargılamada erteleme sürecinin hangi tarihte başladığı, testin yapıldığı tarih, pozitif sonucun yöntemi ve kişinin tedaviye ve diğer yükümlülüklere uyumu birlikte değerlendirilir. Mahkûmiyet hâlinde TCK m.61 kapsamında alt sınırdan uzaklaşılıp uzaklaşılmayacağı, TCK m.62 kapsamında takdiri indirim, hükmedilen ceza iki yıl veya daha az ise TCK m.191/9 yollamasıyla CMK m.231 kapsamında HAGB ve TCK m.51 kapsamında erteleme değerlendirilir. TCK m.191/6 uyarınca dava açıldıktan sonra aynı suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda yeniden erteleme kararı verilemeyeceğinden, mevcut davanın yönetimi sonraki sürecin sınırlarını da belirler. HAGB’nin çerçevesi için HAGB rehberimize ve “TCK 191’de Erteleme ile HAGB Arasındaki Fark” yazımıza bakabilirsiniz.
-
01
Test ve sonuç
Müdürlük veya sağlık kurumu örnek alır; sonuç raporlanır.
-
02
Bildirim
Pozitif sonuç denetimli serbestlik müdürlüğünce Cumhuriyet savcılığına bildirilir.
-
03
Savcılık değerlendirmesi
Savcı TCK m.191/4-c kapsamında ihlalin oluşup oluşmadığını, sonucun güvenilirliğini ve varsa itirazları değerlendirir.
-
04
Kamu davası
İhlal kabul edilirse kamu davası açılır; erteleme sona erer.
-
05
Yargılama ve karar
Asliye ceza mahkemesinde yargılama; mahkûmiyet, HAGB, erteleme veya beraat kararı.
Pozitif test sonucundan karara süreç
Pozitif sonucu öğrendiğinizde atılacak adımlar
Pozitif sonuç öğrenildiğinde sakin kalmak ve sürecin her aşamasını belgelemek önemlidir. Öncelikle test raporunun ve sonuç belgesinin bir örneğinin istenmesi, hangi yöntemle ve hangi madde için pozitif çıkıldığının öğrenilmesi gerekir. Reçeteli ilaç veya sağlık sorunu varsa belgelerin derhâl toplanması, tedavi eden hekimin yazılı görüşünün alınması ve denetimli serbestlik müdürlüğüne yazılı olarak sunulması önerilir. Testin alındığı kuruma ve müdürlüğe gidilerek sonuç hakkında bilgi alınmalı, savcılığa bildirim yapılıp yapılmadığı öğrenilmeli ve bir avukat aracılığıyla dosya incelenmelidir. Tedavi ve denetim programlarına devam edilmesi, hem yükümlülüklere uyumun sürdürülmesi hem de olası mahkeme aşamasında samimi tutum göstergesi bakımından önemlidir. Savcılık ifadeye çağırırsa ifade öncesinde müdafi ile hazırlık yapılmalı; CMK m.147 uyarınca açıklamada bulunmama ve müdafi yardımından yararlanma hakları kullanılabilir.
Savcılık aşamasında savunma: dava açılmadan önce neler yapılabilir?
İhlal bildirimi alan savcı, dava açmadan önce dosyayı değerlendirir. Bu aşamada savunmanın temel amacı, pozitif sonucun ihlal teşkil etmediğini veya kamu davası açılmasını gerektirmediğini somut belgelerle göstermektir. Sunulabilecek belgeler arasında ilaç raporları ve reçeteler, tedavi eden hekimin görüşü, önceki testlerin negatif sonuçları, tedaviye ve programlara düzenli katılımı gösteren kayıtlar, sonucun elde edildiği yöntemi tartışan uzman görüşü ve kişinin sosyal ve çalışma durumuna ilişkin belgeler sayılabilir. Savcının kamu davasını açıp açmayacağı konusundaki takdiri, bu belgelerin ikna gücüne ve ihlalin niteliğine bağlıdır. Dava açılırsa da bu belgeler mahkemede cezanın bireyselleştirilmesi ve lehe hükümlerin uygulanması bakımından kullanılabilir.
Test türleri ve tespit süresi: neden zamanlama önemlidir?
Uyuşturucu testleri farklı numuneler üzerinde yapılabilir: idrar testi en sık başvurulan yöntemdir; kan testi daha yakın zamandaki kullanımı gösterebilir; saç veya tüy testi ise daha uzun bir geriye dönük dönemi kapsayabilir. Maddenin vücutta tespit edilebilir kaldığı süre, maddenin türüne, kullanım sıklığına, kişinin metabolizmasına ve kullanılan analiz yöntemine göre değiştiğinden, belirli gün sayıları vermek yanıltıcı olur. Bu belirsizlik, özellikle erteleme kararının verildiği tarihe yakın yapılan ilk testlerde önem taşır: testin pozitif çıkması, kullanımın erteleme süresi içinde gerçekleştiği anlamına gelmeyebilir; kullanım karardan önce yapılmış ve henüz tespit edilebilir durumda olabilir. Bu tür ayrıntılar bilirkişi veya uzman görüşüyle netleştirilmesi gereken konulardır ve savcılık aşamasında da yargılamada da ileri sürülebilir.
Numune alma ve saklama: zincir bütünlüğü
Pozitif sonucun delil değeri, numunenin kimliğinin ve güvenliğinin korunmuş olmasına bağlıdır. Numunenin kişiye ait olduğunun doğrulanması, etiketleme ve mühürleme işlemleri, alınma anında hazır bulunanlar, laboratuvara teslim süreci ve saklama koşulları tutanaklara geçirilmelidir. Bu zincirde kopukluk veya eksiklik varsa sonucun güvenilirliği tartışılabilir. Test sırasında kişinin numuneyi verirken gözetim altında olup olmadığı, numunenin başka bir kişiye ait olması riskini azaltacak önlemlerin alınıp alınmadığı ve kişiye sonucun veya numunenin bir kısmının yeniden incelenebilmesi imkânının tanınıp tanınmadığı da dosyada incelenmesi gereken noktalardır. Aynı mantığın biyolojik deliller bakımından işleyişini DNA delili yazımızda da anlattık; zincir bütünlüğü ilkesi, her tür biyolojik örnek için geçerlidir.
Pozitif sonuç, gözaltı ve tutuklama riski
TCK m.191’deki uyuşturucu kullanma suçu CMK m.100/3’teki katalog suçlar arasında yer almadığından, bu suçta tutuklama nedeninin var sayılmasına ilişkin özel karine işlemez. CMK m.100/1 gereği tutuklama için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ve bir tutuklama nedeni aranır; ölçülülük şartı ve adli kontrolün yetersizliği ise CMK m.101/2 uyarınca somut olgularla gösterilmelidir. Dolayısıyla pozitif test sonucu, kural olarak tutuklama değil, kamu davası açılması sonucunu doğurur. Bununla birlikte ticaret şüphesi doğuran ek bulgular (madde, terazi, iletişim kayıtları) ortaya çıkarsa, dosya TCK m.188 kapsamına kayabilir ve tutuklama riski değişir. Gözaltının ise CMK m.91/2 uyarınca ancak bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olması ve kişinin suç işlediği şüphesini gösteren somut delillerin bulunması hâlinde uygulanabileceği unutulmamalıdır.
Erteleme süresi, zamanaşımı ve dava açılırsa süre hesabı
CMK m.171/4 uyarınca erteleme süresince zamanaşımı işlemez. TCK m.191’deki erteleme rejiminde ihlal sonrası kamu davası açıldığında, suçun dava zamanaşımı süresi TCK m.66/1 uyarınca cezanın üst sınırına göre belirlenir: üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl. Erteleme süresince zamanaşımı işlemediğinden, uzun erteleme sürecinin ardından dava açılması zamanaşımı bakımından kişi aleyhine sonuç doğurmaz; bu nedenle “dosya eskidi, zamanaşımı doldu” argümanı bu rejimde kendiliğinden geçerli değildir. Süre hesabında erteleme başlangıcı, ihlal tarihi ve dava açılış tarihi bir arada değerlendirilmelidir. Zamanaşımı konusunun ayrıntılarını “Uyuşturucu Kullanma Suçunda Zamanaşımı Süresi Kaç Yıldır?” yazımızda ele aldık.
Cezanın bireyselleştirilmesi: TCK m.62 ve tedavi gayreti
Dava açıldıktan sonra mahkûmiyet hâlinde TCK m.62/2 uyarınca takdiri indirim nedeni olarak failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurulabilir; failin duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışları ise takdiri indirim nedeni olarak dikkate alınmaz. Dolayısıyla pozitif sonuçtan sonra tedaviye ve denetim programlarına düzenli devam edilmesi, sağlık kurumu raporlarının sunulması ve sosyal-ekonomik durumun belgelenmesi, mahkemenin takdirinde değerlendirilebilecek somut unsurlardır. Mahkemeye sunulacak belgelerin bir kısmı (tedavi görüş yazıları, program katılım belgeleri, çalışma belgeleri) sürecin başında toplanmaya başlanmalıdır.
Dosyada avukatın rolü
Pozitif sonuç dosyasında avukatın katkısı birkaç aşamada belirginleşir: test raporunun ve numune işlemlerinin tutanaklarının incelenmesi ve eksiklerin tespiti; ilaç ve sağlık belgelerinin savcılığa sunulması; savcılık ifadesine müdafi olarak katılım; dava açılırsa bilirkişi incelemesi ve yeni numune talepleri; HAGB, erteleme ve takdiri indirim lehine gerekçeli talepler. Denetimli serbestlik dosyalarında avukatın genel rolünü “Denetimli Serbestlik Dosyasında Avukat Ne Yapar?” yazımızda ayrıca anlattık.
Test sonuçlarının gizliliği
5402 sayılı Kanun m.4/b uyarınca bu Kanunun uygulanmasında görev alanlar, şüpheli veya sanık, hükümlü ya da bunların ailesi hakkında öğrenmiş oldukları bilgilerin gizliliğini korumak zorundadır ve bu bilgiler kanunun zorunlu kıldığı hâller dışında hiçbir kurum ve kişiye verilemez. Dolayısıyla test sonuçları işverene, okula veya üçüncü kişilere kendiliğinden bildirilemez; sonuçlar yalnızca kanunun öngördüğü merciler (savcılık, mahkeme, sağlık kurumu, denetimli serbestlik müdürlüğü) arasında paylaşılır. Sonuçların hukuka aykırı biçimde başkalarına açıklandığı düşünülüyorsa ilgili kuruma başvurulabilir ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin hükümler (TCK m.135-136 ve ilgili idari yollar) kapsamında hak arama imkânı değerlendirilebilir.
Pozitif sonucun iş, memuriyet ve askerlik üzerindeki etkisi
Pozitif sonuç doğrudan bir mahkûmiyet değildir; ancak kamu davası açılması ve yargılamanın uzaması, kamu görevi, askerlik, ehliyet ve yurt dışı seyahat gibi alanlarda dolaylı sonuçlar doğurabilir. Kamu görevlileri bakımından ceza yargılamasından bağımsız olarak disiplin süreci işleyebilir; özel sektörde ise iş sözleşmesine ilişkin iç düzenlemeler ve iş hukuku kuralları belirleyicidir. Bu alanlara ilişkin ayrıntıları “Uyuşturucu Kullanma Suçu Memuriyete Engel midir?”, “Uyuşturucu Kullanma Suçu Askerliği Etkiler mi?” ve “Uyuşturucu Kullanma Suçu Ehliyet Almayı Engeller mi?” yazılarımızda anlattık.
Aile ve çevrenin desteği
Denetimli serbestlik sürecinde pozitif sonuç, kişi ve ailesi için ağır bir psikolojik yük oluşturur. Bağımlılıkla mücadelede aile desteği ve profesyonel tedavi, hem sağlık hem hukuki süreç açısından belirleyici olabilir. 5402 sayılı Kanun m.12/A-4, yükümlülüklerin belirlenmesi veya yerine getirilebilmesi bakımından gerekli görülmesi hâlinde şüphelinin ailesine bilgi verilebileceğini veya ailesinden bilgi istenebileceğini düzenler. Ailenin sürece sağlıklı biçimde dahil edilmesi, tedaviye devam motivasyonunu artırabilir; ancak dava açılması hâlinde de ailenin sunacağı sosyal ve ekonomik durum bilgileri, mahkemenin cezanın bireyselleştirilmesine ilişkin değerlendirmesinde yararlı olabilir.
Teste girmeme ile pozitif çıkma arasındaki fark
İki durum sıklıkla karıştırılır. Teste gitmemek TCK m.191/4-a kapsamında değerlendirilir ve kanun burada “ısrar” unsurunu aradığından tek seferlik ve mazeretli bir aksama kendiliğinden dava açılmasına yol açmaz. Pozitif sonuç ise m.191/4-c kapsamındadır ve ısrar aranmaz. Buna karşılık pozitif sonucun kendisi tartışmaya açıktır; teste gitmemekte ise tartışılan şey mazeretin geçerliliğidir. Bu fark, savunma stratejisinin farklı kurulmasını gerektirir: pozitif sonuç dosyasında teknik ve tıbbi deliller, devamsızlık dosyasında ise mazeretin belgelenmesi ve zamanında bildirilmesi öne çıkar. Yükümlülük ihlalinin genel sonuçlarını “Denetimli Serbestlik İhlal Edilirse Ne Olur?” yazımızda anlattık.
Sık yapılan yanlış değerlendirmeler
- “Pozitif çıktım, cezaevine gireceğim” yanılgısı. Pozitif sonuç kamu davası açılmasına yol açar; hapis cezası ancak yargılama sonunda ve HAGB, erteleme gibi imkânlar değerlendirildikten sonra gündeme gelir.
- “Tek pozitif sonuç sayılmaz” yanılgısı. TCK m.191/4-c’de ısrar aranmaz; kullanımın tespiti yeterlidir.
- “Test pozitifse tartışma yoktur” yanılgısı. Yöntem, numune ve ilaç etkisi gibi hususlar tartışılabilir.
- “Hemen tedaviye başvurursam ceza almam” yanılgısı. TCK m.192/4 yalnızca soruşturma başlamadan önceki başvuru için cezasızlık getirir.
- “Süreç bitti, yeniden denetimli serbestlik alırım” yanılgısı. TCK m.191/6 dava açıldıktan sonra yeniden ertelemeyi engeller.
Sonuç ve değerlendirme
Denetimli serbestlik sürecinde pozitif test sonucu, TCK m.191/4-c uyarınca kamu davası açılmasını gerektiren bir ihlal nedenidir ve ısrar unsuru aranmaz. Buna rağmen sonucun yöntemi, numunenin koşulları, ilaç kullanımı ve zamanlaması tartışılabilir; bu itirazlar savcılık aşamasında ve yargılamada belgeli ve uzman görüşüyle ileri sürülmelidir. Dava açılırsa iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası gündeme gelir, ancak hükmedilen ceza iki yıl veya daha az ise HAGB ve erteleme imkânları değerlendirilebilir. İlk günlerde raporların temini, ilaç belgelerinin sunulması, tedavi ve denetime devam edilmesi ve avukat desteğiyle ifade hazırlığı süreci doğrudan etkiler.
İlgili yazılarımız
Denetimli Serbestlikte İdrar Testine Gitmezsem Ne Olur? · Denetimli Serbestlik İhlal Edilirse Ne Olur? · Uyuşturucu Kullanma Suçunda Denetimli Serbestlik Programı · Uyuşturucu Madde Kullanma Suçu (TCK 191) · Uyuşturucu Suçları Bilgi Merkezi
Denetimli serbestlikte uyuşturucu testi pozitif çıkarsa ne olur?
Erteleme süresi içinde uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıldığının tespiti, TCK m.191/4-c uyarınca kamu davası açılmasını gerektiren ihlal nedenidir. Bu bentte ‘ısrar’ aranmaz; kullanımın tespit edilmesi tek başına yeterlidir. Dava açıldığında TCK m.191/1’deki iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası gündeme gelir.
Pozitif sonuç otomatik olarak cezaevi anlamına mı gelir?
Hayır. Pozitif sonuç dava açılmasına yol açar; ancak mahkeme yargılama sonunda ceza belirler ve hükmedilen ceza iki yıl veya daha az ise TCK m.191/9 yollamasıyla CMK m.231 kapsamında HAGB ve TCK m.51 kapsamında erteleme koşulları değerlendirilebilir. Sonuç sanığın sabıkasına, tutumuna ve mahkemenin takdirine bağlıdır.
Test sonucuna itiraz edilebilir mi?
Evet. Sonuçların hangi yöntemle ve hangi numune üzerinde elde edildiği, numunenin alınma ve saklanma koşulları, ön tarama sonucunun doğrulanıp doğrulanmadığı ve kullanılan ilaçların etkisi gibi hususlar dava açılmadan önce savcılık nezdinde, dava açıldıktan sonra mahkemede ileri sürülebilir; gerektiğinde bilirkişi incelemesi veya yeni inceleme talep edilebilir (CMK m.63, m.67).
Reçeteli ilaç kullanıyorsam pozitif çıkabilir mi?
Bazı ilaçların test sonucunda uyuşturucu maddeyle aynı grupta pozitif sonuç verebildiği bilinmektedir. Bu nedenle tedavi gören veya reçeteli ilaç kullanan kişi, ilaç raporlarını ve reçetelerini denetimli serbestlik müdürlüğüne ve sağlık kurumuna önceden bildirmeli, test sırasında kullandığı ilaçları açıkça belirtmelidir.
Pozitif sonuç sonrası tedaviye başvurursam ceza almaz mıyım?
Hayır. TCK m.192/4 uyarınca cezaya hükmolunmaması, soruşturma başlatılmadan önce tedavi için başvuru yapılması şartına bağlıdır. Erteleme sürecinde yapılan pozitif tespitten sonra tedaviye başvurmak, dava açılmasını kendiliğinden engellemez; ancak mahkemenin takdirinde ve cezanın bireyselleştirilmesinde olumlu değerlendirilebilir.
Pozitif sonuçtan sonra yeniden kamu davasının ertelenmesi kararı verilir mi?
TCK m.191/4 uyarınca kamu davası açıldıktan sonra, aynı suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda m.191/6 gereği yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez.
Pozitif çıkan testten sonra kolluk gözaltı yapabilir mi?
Kamu davası açılması için savcılık kararı gerekir; test sonucunun denetimli serbestlik müdürlüğünce veya sağlık kurumunca savcılığa bildirilmesinin ardından savcılık değerlendirmesi yapılır. Gözaltı, ancak CMK m.91’deki koşulların (zorunluluk ve somut delil) bulunması hâlinde söz konusu olabilir; kural olarak ihlal bildirimi, doğrudan gözaltı değil savcılık değerlendirmesi ve kamu davası sürecini başlatır.
Testten önce kullandığım madde, erteleme kararından önceki kullanımım olarak değerlendirilebilir mi?
Erteleme süresi içinde kullanım tespit edilmelidir. Testin yapıldığı tarih ile kararın tarihi ve maddenin vücutta kalma süresine ilişkin uzman görüşü, kullanımın erteleme süresinden önce olup olmadığının belirlenmesinde önem taşır; bu tür teknik ayrıntılar bilirkişi incelemesi gerektirebilir.
Pozitif sonuç, ihlal iddiası ve savcılık aşaması için dosyanızı birlikte değerlendirelim.
Yeniden kullanım tespit edilmesi hâlinde dosyaya etkisini ayrı bir yazımızda okuyabilirsiniz.
Test sürecinin dosyanın kapanışına etkisini ayrıntılı yazımızda inceleyebilirsiniz.
Ön tarama ile doğrulama testi arasındaki farkı ve CMK 75 örnek alma güvencelerini ayrı bir yazımızda bulabilirsiniz.
Yazar Hakkında
Av. Burakhan Çalışkan, İstanbul Barosu’na kayıtlı olup ceza hukuku ve uyuşturucu suçları alanında savunma hizmeti vermektedir. Bu yazı, güncel mevzuat metinleri dikkate alınarak hazırlanmıştır.
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.

