📌 Kısa Cevap: Uyuşturucu kullanma suçu (TCK m.191), 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.48/A-5’teki isimli suçlar arasında yer almaz; ancak aynı bent, kasten işlenen suçtan bir yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûm olmayı da engel sayar. Bu nedenle sonuç, dosyanın nasıl bittiğine bağlıdır: KYOK, erteleme ve HAGB mahkûmiyet değildir; kesinleşmiş hapis mahkûmiyeti ise engel oluşturabilir. Arşiv araştırmasında ise mahkûmiyet olmayan kararlar da görünebilir.
Kamuya girmek isteyen biri için “uyuşturucu kullanma dosyam var, memur olabilir miyim?” sorusu çoğu zaman tek bir cevaba sığmaz; çünkü memuriyet bakımından üç ayrı kapı vardır. Birincisi, 657 sayılı Kanunun giriş şartlarıdır. İkincisi, 7315 sayılı Kanun kapsamındaki arşiv araştırması ve güvenlik soruşturmasıdır. Üçüncüsü ise zaten memur olan kişi için işleyen disiplin sürecidir. Bu üç süreç birbirinden bağımsızdır, farklı makamlarca yürütülür ve farklı ölçütlerle sonuçlanabilir. Bu yazıda her birini kanun metnine dayanarak ayrı ayrı ele alıyor, hangi sorunun cevabının kesin, hangisinin yoruma açık olduğunu açıkça belirtiyoruz. Sicil tarafı için sabıka kaydı ne zaman silinir yazımıza da göz atabilirsiniz.
Kararın türü memuriyet açısından belirleyicidir; dosyanızı birlikte değerlendirelim.
Memuriyet bakımından üç ayrı kapı: giriş şartı, arşiv araştırması, disiplin
Konu çoğu zaman tek bir “engel” kavramı üzerinden tartışılır; oysa hukuken üç ayrı mekanizma vardır. Bunları karıştırmak, hem gereksiz paniğe hem de yanlış güvene yol açar.
657 m.48/A-5 ne söylüyor? Metne göre kapsam
Devlet memurluğuna alınacaklarda aranan genel şartlar 657 sayılı Kanunun 48. maddesinin (A) bendinde sayılmıştır. Bu şartlar arasında Türk vatandaşı olmak, yaş ve öğrenim şartlarını taşımak, kamu haklarından mahrum bulunmamak, askerlik durumu ve görevini devamlı yapmasına engel olabilecek akıl hastalığı bulunmamak yer alır. Suç geçmişiyle ilgili şart ise beşinci alt bendedir. Madde 48/A-5’e göre, Türk Ceza Kanununun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak gerekir.
Bu cümlenin yapısı önemlidir ve iki ayrı kategori içerir. Birinci kategori, suç türünden bağımsız genel eşiktir: kasten işlenen bir suçtan bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmamak. İkinci kategori ise “affa uğramış olsa bile” ifadesiyle bağlanan isimli suçlardır. Uyuşturucu kullanma suçu isimli listede yer almaz. Dolayısıyla “uyuşturucu kullanma suçu 657 m.48/A-5’te açıkça sayılan suçlardandır” ifadesi metne uygun değildir; aynı şekilde “affa uğrasa bile memur olunamaz” iddiası da uyuşturucu kullanma bakımından kanun metninden çıkmaz, çünkü “affa uğramış olsa bile” ibaresi listedeki isimli suçlar için kullanılmıştır. Eski anlatımlarda sık görülen bu iki karışıklık, yazımızın en önemli düzeltmesidir.
Peki genel eşik uyuşturucu kullanma bakımından ne zaman işler? TCK m.191/1 uyarınca kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da kullanan kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. TCK m.22/1’e göre taksirle işlenen fiiller ancak kanunun açıkça belirttiği hallerde cezalandırılır ve m.191’de taksirli hâl düzenlenmediğinden fiil kasten işlenen suç olarak değerlendirilir. Alt sınır iki yıl olduğundan, mahkûmiyet hâlinde hükmedilecek hapis cezasının genellikle bir yılı aşması beklenir; TCK m.62’deki takdiri indirim cezanın altıda birine kadarını indirebilir ve iki yıllık alt sınırdan yapılan altıda birlik indirim bile yaklaşık bir yıl sekiz ay eder. Bu hesap, mahkûmiyet çıkması hâlinde 48/A-5’teki “bir yıl veya daha fazla” ölçütünün tipik olarak aşılacağını gösterir. Burada kritik soru, mahkûmiyetin gerçekten kurulup kurulmadığıdır. Takdiri indirim hakkında ayrıntı için TCK 62 yazımıza bakılabilir.
Bu yazıda bilerek kesin bir hükümle bitirmediğimiz iki nokta vardır. Birincisi, hapis cezası ertelenmiş (TCK m.51) veya yasaklanmış hakların geri verilmesi (5352 sayılı Kanun m.13/A) yoluna gidilmiş kişilerin 48/A-5 karşısındaki durumudur. Kanun metni “mahkûm olmamak” ifadesini kullanır ve erteleme kararı mahkûmiyetin ortadan kalktığı anlamına gelmez; ancak idari yargı uygulamasında somut olaya göre farklı değerlendirmeler yapılabileceğinden bu başlıkta kesin hüküm vermiyoruz. İkincisi, giriş sınavını kazanmış adayın atamasından önce mahkûmiyet kaydı öğrenilirse işlemin nasıl sonuçlanacağıdır; bu, kurumun özel mevzuatına ve dosyaya göre değişir (657 m.48/B-2: kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartlar da taşınmalıdır).
Karar türüne göre sonuç: KYOK, erteleme, HAGB, mahkûmiyet
Memuriyet bakımından belirleyici olan, fiilin işlenmiş olması değil, dosyanın hangi kararla sonuçlandığıdır. Aşağıdaki tablo kanun metinlerinden okunabilen sonuçları özetler.
Beş yıllık denetimli serbestlik sürerken memuriyet mümkün mü?
TCK m.191/2 uyarınca kullanıcı olarak yakalanan şüpheli hakkında, CMK m.171’deki şartlar aranmaksızın beş yıl süreyle kamu davasının açılması ertelenir; m.191/3 uyarınca bu sürede asgari bir yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanır ve süre altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Erteleme süresi sorunsuz geçerse m.191/7 gereği kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Bu süreç boyunca ortada kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunmadığından 48/A-5’in “mahkûm olmamak” şartı bakımından bir engel oluşmaz. Dolayısıyla erteleme süresinde sınava girmek, başvuru yapmak ve sınavı kazanmak hukuken mümkündür.
Ancak iki uyarı gerekir. Birincisi, atama öncesinde 7315 sayılı Kanun kapsamında arşiv araştırması yapılır ve m.4/1-ç, CMK m.171’in beşinci fıkrası kapsamında alınan kararları da saymaktadır. Yani erteleme kararı, kurumun gözünden tamamen saklı değildir. Değerlendirme Komisyonu bunu nasıl tartacağını nesnel ve gerekçeli şekilde yazılı olarak atamaya yetkili amire sunmak zorundadır (m.7/3), ancak komisyonun kararının ağırlığı dosyadan dosyaya değişebilir. İkincisi, erteleme süresinde TCK m.191/4-5 uyarınca yeniden kullanım, madde bulundurma veya yükümlülüklere uymamakta ısrar hâlinde kamu davası açılır; bu da sürecin mahkûmiyet ihtimaline doğru ilerlemesi demektir. Test, imza ve tedavi yükümlülüklerinin aksatılmaması bu yüzden yalnızca ceza davası değil, memuriyet planı bakımından da önemlidir. Ayrıntılar için denetimli serbestlik dosyası nasıl kapatılır yazımıza bakınız.
Arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması: neye bakılır?
Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, 7315 sayılı Kanunla düzenlenmiştir. Kanunun 3. maddesine göre arşiv araştırması, statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın ilk defa veya yeniden memuriyete yahut kamu görevine atanacaklar hakkında yapılır. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması birlikte ise, bilgi ve belgelerin yetkisiz kişilerce öğrenilmesi hâlinde devlet güvenliğinin zarar görebileceği gizlilik dereceli birimlerde, Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli ile ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışacak öğretmenler, üst kademe kamu yöneticileri gibi gruplar için yapılır.
Arşiv araştırmasının içeriği m.4’te sayılmıştır: kişinin adli sicil kaydı, kolluk kuvvetlerince hâlen aranıp aranmadığı, hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığı, kesinleşmiş mahkeme kararları ile CMK m.171’in beşinci ve m.231’in onüçüncü fıkraları kapsamında alınan kararlar ve devam eden veya sonuçlanmış soruşturma ya da kovuşturmalar kapsamındaki olgular ile kamu görevinden çıkarılma veya kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezası bulunup bulunmadığı. Güvenlik soruşturması (m.5) bunlara ek olarak görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk ve istihbarat verilerini, yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişkiyi, terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak durumunu da kapsar.
Buradan çıkan pratik sonuç şudur: uyuşturucu kullanma dosyası adli sicilde görünmese bile, KYOK, erteleme veya HAGB kararı ya da soruşturma olgusu arşiv araştırması kapsamında kuruma iletilebilir. Kanun, bu verilerin kurum bünyesinde kurulan Değerlendirme Komisyonuna “yorum içermeyen olgusal veriler” olarak iletilmesini öngörür (m.7/2); komisyon ise nesnel ve gerekçeli değerlendirmesini yazılı olarak atamaya yetkili amire sunar (m.7/3). Kanun metni, hangi olgunun otomatik olarak atamayı engelleyeceğini saymaz. Bu nedenle “arşiv araştırmasında görünür” ile “atama engellenir” aynı şey değildir. Atama reddedilirse, işlemin gerekçesi ve dayanılan olgular idari yargıda denetlenebilir; m.10/3 uyarınca işleme karşı dava açılması hâlinde ilgili veriler karar kesinleşmeden silinemez ve yok edilemez. Benzer bir değerlendirme için güvenlik soruşturması yazımıza da bakabilirsiniz.
Memuriyete atanma sürecinde arşiv araştırması akışı
Adli sicil, arşiv kaydı ve yasaklanmış hakların geri verilmesi
5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.4’e göre adli sicile yalnızca kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri kaydedilir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar ise m.6 uyarınca ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenmesi hâlinde verilmek üzere kaydedilir. Bu nedenle adli sicil kaydı (sabıka belgesi) sorulduğunda KYOK ve HAGB dosyaları kural olarak belgede yer almaz. Kamu kurumlarına adli sicil bilgileri m.7 uyarınca kullanılış amacı belirtilmek suretiyle verilebilir; arşiv bilgileri ise m.10/1-d gereği özel kanunlarda gösterilen hâllerde ilgili kamu kurumlarınca istenebilir. 7315 sayılı Kanun bu özel kanunlardan biridir.
Mahkûmiyet kesinleşmişse süreler önem kazanır. Adli sicil bilgileri m.9 uyarınca cezanın infazının tamamlanması gibi hâllerde silinerek arşiv kaydına alınır. Arşiv bilgilerinin tamamen silinmesi ise m.12’ye göre kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren, “Anayasanın 76. maddesi ile Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler” bakımından yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşuluyla on beş yıl, bu koşul aranmaksızın otuz yıl; diğer mahkûmiyetler bakımından ise beş yıl geçmesiyle gerçekleşir. 657 sayılı Kanun m.48/A-5 böyle bir özel kanun hak yoksunluğu olabileceğinden, süre hesabı ve yasaklanmış hakların geri verilmesi (5352 m.13/A: infazın tamamlanmasından itibaren üç yıl ve yeni suç işlenmemesi, iyi hâl kanaati) başvurusu dosyaya göre ayrıca değerlendirilmelidir. Bu başlıkta kesin süre hesabı yerine kayda özgü değerlendirme önerilir. Genel silinme süreleri için sicile işlenme yazımıza bakınız.
TCK 53: hapis mahkûmiyetinin kanuni sonucu olarak kamu görevi yasağı
Memuriyet engelinin bir ayağı da ceza kanunundan gelir. TCK m.53/1-a’ya göre kişi, kasten işlediği suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altındaki kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten yoksun bırakılır. m.53/2’ye göre kişi, mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz. m.53/4’te yer alan “kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya” ibaresi Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edildiğinden, mevcut metne göre bu fıkra fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olanlar hakkında birinci fıkranın uygulanmayacağını söyler. Özetle, TCK 53 yoksunluğu infazın tamamlanmasına kadar etkilidir; 657 m.48/A-5 ise “53. maddede belirtilen süreler geçmiş olsa bile” ifadesiyle ceza kanunundaki sürenin ötesine geçen ek bir kapı açmaktadır. Yani infaz bitse de 657’deki şart ayrıca değerlendirilir.
Zaten memursanız: disiplin soruşturması nasıl işler?
Memuriyetteki kişi hakkında uyuşturucu kullanma iddiası ortaya çıkarsa iki ayrı süreç paralel yürüyebilir: ceza soruşturması ve disiplin soruşturması. 657 m.131’e göre aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması disiplin kovuşturmasını geciktiremez; ayrıca memurun ceza kanununa göre mahkûm olması veya olmaması hâlleri de disiplin cezasının uygulanmasına engel olamaz. Yani ceza dosyasındaki KYOK veya beraat, disiplin cezasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz; öte yandan 125. maddenin son fıkrasına göre disiplin kovuşturmasının yapılmış olması da ceza kovuşturması açılmasına engel değildir.
657 m.125’te uyuşturucu kullanımını adıyla anan bir bent yoktur. Metinde konuyla ilgili olabilecek bentler şunlardır: uyarma cezasını gerektiren “Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak” (A-e); kınama cezasını gerektiren “Hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak” (B-d); aylıktan kesme cezasını gerektiren “Hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak” (C-ı); kademe ilerlemesinin durdurulmasını gerektiren “Göreve sarhoş gelmek, görev yerinde alkollü içki içmek” (D-a) ve Devlet memurluğundan çıkarmayı gerektiren “Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” (E-g). Madde ayrıca, sayılan fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibariyle benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezalarının verileceğini belirtir. D-a bendi alkolü açıkça sayar, uyuşturucuyu saymaz; uyuşturucu kullanımının hangi bende gireceği ise disiplin amirinin ve kurulun değerlendirmesine ve idari yargının denetimine bağlıdır. Bu nedenle E-g bendinin uyuşturucu kullanımına otomatik uygulanacağı söylenemez; fiilin niteliği, hizmetle ilişkisi ve ağırlığı, yeniden kullanım olup olmadığı gibi unsurlar tartışılır. Özel kanunlara tabi personelin (örneğin emniyet veya silahlı kuvvetler mensuplarının) disiplin hükümleri ise m.125’in son fıkralarına göre saklıdır ve ayrıca incelenmelidir.
Süreler de önemlidir. m.127 uyarınca fiilin öğrenildiği tarihten itibaren uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına, memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına başlanmazsa disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. 23/1/2026 tarihli 7573 sayılı Kanunla değiştirilen fıkraya göre ise disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Hiçbir disiplin cezası, savunma alınmadan verilemez (m.130); memurluktan çıkarma istenen memur soruşturma evrakını incelemek, tanık dinletmek ve sözlü veya yazılı savunma yapmak hakkına sahiptir (m.129).
Görevden uzaklaştırma ve memurluğun sona ermesi
Ceza soruşturması sürerken kurum, ihtiyati bir tedbir olarak memuru görevden uzaklaştırabilir. 657 m.137’ye göre görevden uzaklaştırma, Devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği hâllerde görevi başında kalmasında sakınca görülecek memurlar hakkında alınan ihtiyati bir tedbirdir ve soruşturmanın herhangi bir safhasında alınabilir; m.140 ise haklarında mahkemelerce cezai kovuşturma yapılan memurların da görevden uzaklaştırılabileceğini belirtir. m.141 uyarınca görevden uzaklaştırılan ve herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan memurlara bu süre içinde aylıklarının üçte ikisi ödenir. m.143’e göre yargılama sonunda beraat veya yargılamanın men’ine karar verilenler ile memurluğa engel olmayan bir ceza ile hükümlü olup cezası ertelenenlerin görevden uzaklaştırma tedbiri, kararların kesinleşmesi üzerine kaldırılır. Bu hüküm, mahkûmiyetin memurluğa engel olup olmadığının aslında cezanın türüne ve niteliğine bağlı olduğunu gösteren bir ipucu niteliğindedir.
Memurluk sıfatı, m.98/b uyarınca memurluğa alınma şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurluk sırasında bu şartlardan birini kaybetmesi hâlinde de sona erer. Dolayısıyla 48/A-5 kapsamına giren bir mahkûmiyetin sonradan ortaya çıkması veya kesinleşmesi, yalnızca girişte değil, devam sırasında da sonuç doğurabilir. Bu geçişin ayrıntıları, kurumun özel mevzuatı ve dosyadaki kararın içeriğine göre farklılaşabilir; bu yüzden somut bir işlem tesis edilmeden önce karar metninin incelenmesi gerekir.
Savunmada ne yapılır? Dosyanın sonucunu memuriyet gözüyle yönetmek
Hukuki mücadelenin hedefi, kararın türünü etkilemektir; çünkü memuriyet bakımından fark yaratan şey çoğu zaman cezanın miktarı değil, mahkûmiyet kurulup kurulmadığıdır. Kullanıcı olarak yakalanan şüpheli hakkında TCK m.191/2 uyarınca erteleme kararı verilmesi esastır. Erteleme süresinde yükümlülüklere uyum, TCK m.191/7 uyarınca KYOK ile sonuçlanma yolunu açık tutar. Kamu davası açılmış bir dosyada ise TCK m.191/9 uyarınca CMK m.231 uygulanabilir; CMK m.231/5’in güncel metninde (16/7/2026 tarihli 7589 sayılı Kanunla değişik) hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir; m.231/6 uyarınca sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması, mahkemenin yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varması ve zararın giderilmesi aranır. TCK m.191/1’in alt sınırı iki yıl olduğundan HAGB’ın uygulanabilirliği cezanın alt sınırdan belirlenmesine ve mahkemenin takdirine bağlıdır; bunu önceden garanti etmek mümkün değildir. Ayrıca CMK m.231/5-14 hükümleri hakkında Anayasa Mahkemesinin iptal kararı bulunduğundan güncel uygulamanın dosya bazında kontrol edilmesi gerekir.
Bir başka imkân, TCK m.192/4’tür: uyuşturucu madde kullanan kişi, hakkında soruşturma başlatılmadan önce resmi makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi ettirilmesini isterse cezaya hükmolunmaz; bu durumda kamu görevlileri ile sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirme yükümlülüğü doğmaz. Yazının konusu memuriyet olduğundan, bu hükmün soruşturma başlamadan önce başvuruya bağlı olduğunu hatırlatmak yeterlidir; uygulamanın ayrıntıları için etkin pişmanlık yazımıza bakılabilir. Kamu davası aşamasında mahkûmiyet çıkması hâlinde ise cezanın niteliği (hapis, adli para, erteleme) memuriyet bakımından ayrıca tartışılır; seçenek yaptırımlar yalnızca kısa süreli (bir yıl veya daha az) hapis cezası için söz konusudur (TCK m.49/2, 50) ve bu konuda TCK 50 yazımızı okuyabilirsiniz.
Özel sektör ve sözleşmeli çalışma
Özel sektörde kamu görevindeki gibi kanundan doğan genel bir “suç geçmişi listesi” yoktur; işe alım kararı işverenin takdirindedir ve adli sicil belgesi istenebilir. Gerçek kişiler kendi adli sicil ve arşiv kayıtlarını Adalet Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde sorgulayıp sonucu merciine verebilir (5352 m.13/2). KYOK ve HAGB kayıtları adli sicil belgesinde yer almadığından özel sektöre sunulan belgede görünmez. Çalışma ilişkisi kurulduktan sonra ise 4857 sayılı İş Kanunu m.25/II-d, işçinin işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesini ya da işyerinde bu maddeleri kullanmasını işveren için haklı fesih nedenleri arasında sayar. Bu hüküm, özel hayattaki bir ceza dosyasından değil, işyerindeki davranıştan söz eder. Sözleşmeli personel (657 m.4/B) ve diğer kamu personeli bakımından ise 7315 sayılı Kanun, “statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın” ifadesiyle arşiv araştırmasını kapsadığından kamu kurumlarında çalışma biçimi farkı bu açıdan sonuç değiştirmez; her kurumun kendi mevzuatındaki ek şartlar ayrıca incelenmelidir.
Sık yapılan yanlış değerlendirmeler
- “Uyuşturucu kullanma suçu memuriyete kesin engeldir” yanılgısı. 657 m.48/A-5’teki isimli listede TCK 191 yoktur; KYOK ve HAGB mahkûmiyet değildir. Engel, ancak kesinleşmiş ve bir yıl veya daha fazla hapis cezası içeren kasıtlı suç mahkûmiyetiyle gündeme gelir.
- “Denetimli serbestlik varsa arşivde hiç görünmez” yanılgısı. 7315 m.4/1-ç, CMK 171/5 ve 231/13 kapsamındaki kararları da sayar.
- “Affa uğrasa bile memur olunamaz” yanılgısı. “Affa uğramış olsa bile” ifadesi 48/A-5’teki isimli suçlar içindir; uyuşturucu kullanma bu listede değildir.
- “Ceza davası biterse disiplin de biter” yanılgısı. 657 m.131 uyarınca ceza mahkûmiyetinin olması veya olmaması disiplin cezasına engel değildir; ikisi ayrı süreçtir.
- “Arşivde görünmek, ataması yapılmayacak demektir” yanılgısı. Kanun, olgusal verilerin nesnel ve gerekçeli şekilde değerlendirilmesini öngörür; olumsuz işlem idari yargıda denetlenir.
Sonuç ve değerlendirme
Uyuşturucu kullanma suçunun memuriyete etkisi tek bir kuralla açıklanamaz. 657 sayılı Kanunun giriş şartlarında TCK 191 isimli bir engel değildir; ancak kasten işlenen suçtan bir yıl veya daha fazla hapis mahkûmiyeti genel eşiği oluşturur. TCK 191 dosyalarında KYOK, erteleme ve HAGB mahkûmiyet doğurmaz; fakat 7315 sayılı Kanun nedeniyle arşiv araştırmasında bu kararların tespit edilmesi mümkündür. Zaten memur olan kişi için ise disiplin süreci ceza dosyasından bağımsız yürür ve uyuşturucu kullanmayı adıyla anan bir disiplin bendi bulunmadığından fiil benzer bentler çerçevesinde değerlendirilir. Kararın türü, süreler ve kurumun özel mevzuatı sonucu belirlediğinden, hem ceza dosyasının hem de memuriyet planının birlikte yönetilmesi gerekir. Sağlık tarafı için kanun metninden doğrulayabildiğimiz yalnızca 657 m.48/A-7’deki görevini devamlı yapmasına engel olabilecek akıl hastalığı bulunmamak şartıdır; kurumların özel sağlık şartları ise kendi mevzuatlarında düzenlendiğinden bu yazıda ayrıca ele alınmamıştır.
İlgili yazılarımız
İlk Defa Yakalanan Ne Kadar Ceza Alır? · Ehliyete Etkisi · Askerliğe Etkisi · Güvenlik Soruşturmasına Etkisi · Sabıka Kaydı Ne Zaman Silinir? · Denetimli Serbestlik Dosyası Nasıl Kapatılır?
Uyuşturucu kullanma suçu 657 sayılı Kanun m.48/A-5’te sayılan suçlar arasında mı?
Hayır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.48/A-5’teki isimli suç listesinde (devletin güvenliğine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, aklama ve kaçakçılık) TCK m.191 yer almaz. Ancak aynı bent, kasten işlenen bir suçtan bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmayı da engel sayar; bu genel ölçüt TCK 191 mahkûmiyeti bakımından gündeme gelebilir.
Kovuşturmaya yer olmadığı kararı (KYOK) memuriyete engel olur mu?
48/A-5 ‘mahkûm olmamak’ şartını aradığı için TCK m.191/2 ve 191/7 uyarınca beş yıllık erteleme süresi sorunsuz geçip KYOK verildiğinde mahkûmiyet bulunmaz. Ancak 7315 sayılı Kanun m.4/1-ç, CMK m.171/5 kapsamında alınan kararların da arşiv araştırmasında tespit edilebileceğini düzenler; kararın kurum tarafından nasıl değerlendirileceği ayrı bir konudur.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) mahkûmiyet sayılır mı?
CMK m.231/5’e göre HAGB, kurulan hükmün sanık hakkında hukukî bir sonuç doğurmamasını ifade eder (müsadereye ilişkin hükümler hariç). Denetim süresi sorunsuz geçerse m.231/10 uyarınca davanın düşmesine karar verilir. Kayıt, adli sicile değil bunlara mahsus sisteme işlenir (CMK m.231/13; 5352 sayılı Kanun m.6).
Hapis cezası kesinleşirse memur olunabilir mi?
TCK 191/1’de ceza iki yıldan beş yıla kadar hapistir. Hapis mahkûmiyeti kesinleşirse 657 m.48/A-5’in ‘kasten işlenen bir suçtan bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası’ ölçütü gündeme gelir ve TCK 53’teki sürelerin geçmiş olması bu engeli kendiliğinden kaldırmaz. Hapis cezasının ertelenmesi veya yasaklanmış hakların geri verilmesi gibi kurumların etkisi dosyaya ve idari yargı uygulamasına göre değişebilir; bu nedenle somut karar metni üzerinden değerlendirme yapılmalıdır.
Zaten memursam uyuşturucu kullanma iddiası disiplin cezası getirir mi?
657 m.125’te uyuşturucu kullanımını açıkça sayan bir fıkra yoktur. Uygulamada fiil, ‘itibar ve güven duygusunu sarsacak davranış’ (B-d), ‘Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum’ (A-e) veya en ağır hâlde E-g bendi çerçevesinde tartışılır. Hangi bendin uygulanacağı fiilin niteliğine, ağırlığına ve disiplin kurulunun değerlendirmesine bağlıdır; kesin sonuç öngörülemez.
Ceza davasının sonucu disiplin sürecini bekletir mi?
Hayır. 657 m.131 uyarınca aynı olaydan ceza mahkemesinde kovuşturma başlanmış olması disiplin kovuşturmasını geciktiremez; memurun ceza kanununa göre mahkûm olması veya olmaması da disiplin cezasının uygulanmasına engel değildir. Savunma alınmadan disiplin cezası verilemez (m.130).
Güvenlik soruşturması ile arşiv araştırması aynı şey mi?
Hayır. 7315 sayılı Kanun m.4’e göre arşiv araştırması adli sicil, aranma durumu, tahdit, kesinleşmiş kararlar ile CMK 171/5 ve 231/13 kapsamında alınan kararlar ve soruşturma/kovuşturma olgularını kayıtlardan tespit eder. Güvenlik soruşturması (m.5) ise buna ek olarak kolluk ve istihbarat kayıtları ile yabancı ilişkileri gibi hususları yerinde araştırmayı da kapsar. Hangi görevlerde ikisinin birlikte yapılacağı m.3/2’de sayılmıştır.
Özel sektörde çalışmak için uyuşturucu kullanma dosyası engel midir?
Özel sektörde kamu görevindeki gibi genel bir kanuni engel listesi yoktur; işe alım kararı işverenin takdirindedir ve belge istenebilir. Ancak 4857 sayılı İş Kanunu m.25/II-d, işyerine uyuşturucu madde almış olarak gelmeyi veya işyerinde kullanmayı işveren için haklı fesih nedeni sayar. KYOK ve HAGB kayıtları adli sicil belgesinde görünmez (5352 m.6).
Kararın türü ve zamanlaması sonucu değiştirir; dosyanızı inceleyelim.
Uyuşturucu ticareti (TCK 188) mahkûmiyetinin memuriyet, güvenlik soruşturması ve iş akdine etkisi için uyuşturucu ticareti yüz kızartıcı suç mu yazımıza bakabilirsiniz.
Yazar Hakkında
Av. Burakhan Çalışkan, İstanbul Barosu’na kayıtlı olup ceza hukuku ve uyuşturucu suçları alanında savunma hizmeti vermektedir. Bu yazı, güncel mevzuat metinleri dikkate alınarak hazırlanmıştır.
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.

