Site simgesi Av. Burakhan Çalışkan

Müstehcenlik Suçunda Tutuklama Olur mu? Şartlar, Katalog Suç Tartışması ve Adli Kontrol

Müstehcenlik suçunda tutuklama olur mu, katalog suç tartışması konulu makale kapak görseli

Kısa cevap: Müstehcenlik suçu (TCK m. 226), Ceza Muhakemesi Kanunu m. 100/3’teki “katalog suç” listesinde yer almaz; bu listede cinsel saldırı (m. 102, birinci fıkra hariç), çocukların cinsel istismarı (m. 103) ve uyuşturucu imal ve ticareti (m. 188) gibi suçlar bulunur, müstehcenlik bulunmaz. Bu nedenle müstehcenlik dosyasında tutuklama, “tutuklama nedeni var sayılır” kolaylığından yararlanamaz; kuvvetli suç şüphesi, somut bir tutuklama nedeni (kaçma, delil karartma, tanık üzerinde baskı) ve ölçülülük şartlarının (CMK m. 100/1-2) ayrı ayrı ve somut olgularla gösterilmesi gerekir. Yine de tutuklama imkânsız değildir; özellikle üretim (5-10 yıl) ve yayın (6-10 yıl) gibi ağır hâllerde ölçülülük şartı daha kolay sağlanır. Bu yazıda tutuklamanın genel şartlarını, katalog suç tartışmasını, gözaltı ve tutukluluk sürelerini, adli kontrol alternatifini ve itiraz yolunu ele alıyorum.

Müstehcenlik soruşturmaları, çoğu zaman NCMEC bildirimi ya da bir ihbarla başlar ve evde arama, cihaza el koyma gibi göz korkutucu işlemler içerir. Bu süreçte en sık sorulan soru, şüphelinin tutuklanıp tutuklanmayacağıdır. Yanıt, “her müstehcenlik dosyasında otomatik tutuklama” değildir; kanun bu suçu, bazı ağır suçlara tanınan otomatik tutuklama kolaylığının dışında tutmuştur. Ancak bu, tutuklamanın hiçbir zaman uygulanmayacağı anlamına da gelmez.

Bu yazıda tutuklamanın genel ve özel (katalog) şartlarını, müstehcenlik suçunun bu şartlar karşısındaki konumunu, gözaltı ve tutukluluk sürelerini, adli kontrol alternatifini, itiraz yolunu ve dosyanın hangi unsurlarının tutuklama ihtimalini artırıp azalttığını ele alıyorum. Anlatım yalnızca hukuki usule ilişkindir.

Arama ve gözaltı anında müdafi talep etmek haktır

İlk 24 saatte atılan adımlar, tutuklama talebinin sonucunu doğrudan etkiler. Sürecin başında bize ulaşabilirsiniz.

Tutuklamanın genel şartları (CMK m. 100)

CMK m. 100/1 uyarınca kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması hâlinde tutuklama kararı verilebilir; işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması hâlinde tutuklama kararı verilemez. Tutuklama nedeni, m. 100/2 uyarınca şu hâllerden birinin varlığında var sayılabilir: şüphelinin kaçması, saklanması ya da kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular; ya da delilleri yok etme, gizleme, değiştirme ya da tanık/mağdur üzerinde baskı yapma girişiminde bulunma.

Bu genel şartlar her suç tipi için geçerlidir ve müstehcenlik dosyalarında da aranır. Fark, m. 100/3’teki katalog listesindeki suçlarda bu nedenin ayrıca ispatlanmasına gerek kalmadan “var sayılabilmesidir” — katalog dışındaki suçlarda (müstehcenlik dâhil) bu kolaylık yoktur, savcılık ve hâkim kaçma ya da delil karartma riskini somut olgularla göstermek zorundadır.

Katalog suç listesi ve müstehcenliğin konumu

CMK m. 100/3-a, tutuklama nedeninin var sayılabileceği suçları tek tek sayar:

CMK 100/3 katalog suç listesi ve müstehcenliğin konumu
Suç Madde Katalogda mı?
Soykırım ve insanlığa karşı suçlar m. 76-78 Evet
Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti m. 79-80 Evet
Kasten öldürme m. 81-83 Evet
Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç) m. 102/2 vd. Evet (yalnız nitelikli hâl)
Çocukların cinsel istismarı m. 103 Evet
Müstehcenlik m. 226 Hayır
Cinsel taciz m. 105 Hayır
Hırsızlık ve yağma m. 141-142, 148-149 Evet
Uyuşturucu imal ve ticareti m. 188 Evet
Suç işlemek amacıyla örgüt kurma m. 220 (bazı fıkralar hariç) Evet

Görüldüğü gibi, cinsel suçlar bakımından kanun koyucu bir ayrım yapmıştır: Nitelikli cinsel saldırı (organ/cisim sokma, m. 102/2) ve çocuğun cinsel istismarı (m. 103, tüm hâlleri) katalogdadır; buna karşılık basit cinsel saldırı (m. 102/1), cinsel taciz (m. 105) ve müstehcenlik (m. 226) katalog dışıdır. Bu, kanun koyucunun müstehcenliği “önemsiz” gördüğü anlamına gelmez; yalnızca otomatik tutuklama karinesinin kapsamı dışında bıraktığı, genel şartların ayrıca ispatını gerektirdiği anlamına gelir.

Müstehcenlik dosyasında tutuklama ne zaman gündeme gelir?

Katalog dışı olmasına rağmen, müstehcenlik dosyalarında tutuklama talebiyle karşılaşılan durumlar şunlardır:

Buna karşılık, yalnızca bulundurma (m. 226/3 ikinci cümle, iki yıldan beş yıla kadar hapis) iddiasıyla, sabit ikametli, sabıkasız ve delil karartma riski somut olarak gösterilemeyen bir şüphelide tutuklama nadiren uygulanır; bu profildeki dosyalarda savcılık genellikle adli kontrol talep eder ya da hiçbir koruma tedbirine gerek görmez.

Ölçülülük itirazı tutuklama talebinin zayıf noktasıdır

Katalog dışı bir suçta tutuklama isteniyorsa, kaçma ya da delil karartma riskinin somut olgularla gösterilip gösterilmediği tartışılmalıdır. Kararınızı birlikte inceleyelim.

Tutuklama kararının usulü ve gerekçe zorunluluğu

Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi karar verir (CMK m. 101/1). Bu istemde mutlaka gerekçe gösterilir ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukuki ve fiilî nedenlere yer verilmesi zorunludur. Tutuklamaya ilişkin kararlarda; kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedenlerinin varlığı, tedbirin ölçülü olduğu ve adli kontrolün yetersiz kalacağı, somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilmelidir (m. 101/2). 2021 yılında 7331 sayılı Kanun’la eklenen bu son şart (adli kontrolün yetersizliğinin ayrıca gerekçelendirilmesi), tutuklama kararlarının gerekçe standardını yükseltmiştir; katalog dışı bir suç olan müstehcenlikte bu gerekçe denetimi özellikle önem taşır.

Gözaltı, tutukluluk süresi ve periyodik inceleme

  1. 01
    Yakalama ve gözaltı

    Şüpheli savcılıkça serbest bırakılmazsa gözaltına alınabilir; süre, hâkime sevk için zorunlu süre hariç yakalamadan itibaren 24 saati geçemez (CMK m. 91/1). Toplu suçlarda üç güne kadar uzatılabilir.

  2. 02
    Sulh ceza hâkimliğine sevk

    Savcı, tutuklama talep edecekse şüpheliyi en geç bu süre içinde hâkime sevk eder; hâkim tutuklama, adli kontrol ya da serbest bırakma kararlarından birini verir.

  3. 03
    Tutuklama kararı ve gerekçe

    Kuvvetli şüphe, tutuklama nedeni, ölçülülük ve adli kontrolün yetersizliği somut olgularla gerekçelendirilir (CMK m. 101/2).

  4. 04
    Otuz günlük periyodik inceleme

    Soruşturma evresinde tutukluluğun devamı, en geç otuzar günlük süreler itibarıyla, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından resen incelenir (CMK m. 108).

  5. 05
    Azami süre

    Ağır ceza dışı işlerde soruşturmada tutukluluk altı ayı (CMK m. 102/4), toplamda bir yılı (gerekirse altı ay uzatmayla) geçemez (m. 102/1).

  6. 06
    İtiraz

    Tutuklama kararına, öğrenmeden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir (CMK m. 268); itiraz sulh ceza hâkimliğine yapılır.

  7. 07
    Tahliye ya da kovuşturmaya devam

    Tutukluluk kalkarsa şüpheli/sanık serbest kalır, ancak soruşturma ve kovuşturma adli kontrolle ya da tedbirsiz sürer.

Müstehcenlik dosyasında tutuklama süreci

Adli kontrol: tutuklamanın öncelikli alternatifi

CMK m. 109 uyarınca tutuklama nedenlerinin varlığı hâlinde dahi, şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrole tabi tutulmasına karar verilebilir. Müstehcenlik dosyalarında sık uygulanan adli kontrol yükümlülükleri: yurt dışına çıkamamak, belirlenen aralıklarla karakola imza vermek, belirli kişi ya da kuruluşlarla (örneğin mağdurla) ilişki kurmamak ve gerektiğinde bir güvence bedeli yatırmaktır. Kanun, tutuklama yerine adli kontrolün öncelikli olarak değerlendirilmesini ister; bu nedenle savcılığın tutuklama talebinde adli kontrolün neden yeterli olmayacağını somut olarak açıklaması gerekir. Adli kontrolün genel çerçevesi için tutuklu yargılanmak yerine adli kontrol verilebilir mi yazısına bakılabilir.

Arama ve elkoyma ile tutuklamanın karıştırılması

Müstehcenlik soruşturmalarında en sık karışıklık, cihaza el konulmasının otomatik olarak tutuklama anlamına geldiği yanılgısıdır. Bunlar iki ayrı tedbirdir: Telefon ve bilgisayarda arama, kopyalama ve el koyma CMK m. 134 kapsamında, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması şartıyla uygulanan bir usul işlemidir; tutuklama ise CMK m. 100 kapsamında kişinin özgürlüğünü kısıtlayan bir koruma tedbiridir. Bir dosyada cihaza el konulup şüpheli aynı gün serbest bırakılabilir; cihaz incelemesi haftalarca sürerken şüpheli özgür kalabilir. Arama ve elkoyma sürecinin ayrıntısı için cinsel suç soruşturmasında ev araması ve telefona el koyma yazısına bakılabilir.

Tutuklama kararına itiraz

Tutuklama kararına karşı, kararı öğrenmeden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir (CMK m. 268). İtiraz dilekçesinde tartışılması gereken başlıklar: kuvvetli şüphenin somut delillere dayanıp dayanmadığı, katalog dışı bir suçta tutuklama nedeninin (kaçma, delil karartma) ayrıca ve somut olarak gerekçelendirilip gerekçelendirilmediği, ölçülülük değerlendirmesinin isnat edilen fiilin ağırlığıyla (bulundurma mı, üretim mi) uyumlu olup olmadığı ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağının açıklanıp açıklanmadığıdır. Bu unsurlardan biri eksikse itiraz güçlü bir zemine oturur.

Neden müstehcenlik katalog dışı bırakıldı?

CMK m. 100/3’teki katalog, kanun koyucunun toplumsal zarar ve ispat güçlüğü bakımından en ağır gördüğü suç tiplerini içerir: soykırım, kasten öldürme, nitelikli cinsel saldırı, çocuğun cinsel istismarı, uyuşturucu ticareti gibi. Bu suçlarda delillerin çabuk kaybolma riski ve failin kaçma ihtimali, kanun koyucu tarafından tipik olarak yüksek kabul edilmiş ve tutuklama nedeninin ayrıca ispatı gerekmeksizin “var sayılabileceği” öngörülmüştür. Müstehcenlik, çoğu hâliyle (özellikle bulundurma) bu derece ağır bir toplumsal tehlike kategorisine sokulmamıştır; ancak bu, kanun koyucunun suçu önemsiz gördüğü anlamına gelmez, yalnızca genel usul güvencelerinin (somut gerekçe zorunluluğu) bu suç tipinde de işletilmesini istediği anlamına gelir. Nitekim üretim ve yayın gibi en ağır hâller, ceza aralığı bakımından katalogdaki bazı suçlarla (örneğin hırsızlık ve yağma) benzer ya da daha ağırdır; bu nedenle bu hâllerde tutuklama, genel şartlar üzerinden dahi sıklıkla karşılanabilir.

Ölçülülük ilkesi: ceza ile tedbir arasındaki denge

CMK m. 100/1’in son cümlesi açıktır: “İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.” Bu ilke, katalog dışı suçlarda özellikle belirleyicidir. Yalnızca bulundurma isnadıyla, iki ile beş yıl arasında bir ceza öngören bir dosyada; sabit ikametli, sabıkasız, kaçma girişimi olmayan bir şüpheli için tutuklama talebi, ölçülülük itirazına açıktır. Buna karşılık üretim ya da yayın isnadıyla, beş yıldan on yıla, hatta daha ağır sonuçlara varabilen bir dosyada, aynı ölçülülük değerlendirmesi tutuklama lehine sonuç verebilir. Bu nedenle “müstehcenlik suçunda tutuklama olur mu” sorusunun tek bir yanıtı yoktur; isnat edilen fıkraya, somut delillere ve şüphelinin kişisel durumuna göre değişir.

Soruşturma aşamasında dikkat edilmesi gerekenler

Müstehcenlik soruşturmasının ilk saatleri, tutuklama tartışmasının çerçevesini büyük ölçüde belirler:

Uygulamada sık karıştırılan noktalar

“Cinsel suç kategorisinde olduğu için müstehcenlik de otomatik tutuklama gerektirir.” Gerektirmez; katalog listesi madde madde sayılıdır ve m. 226 bu listede yer almaz.

“Katalog dışı olduğu için hiç tutuklanmam.” Genel şartlar (kuvvetli şüphe + somut tutuklama nedeni + ölçülülük) her zaman uygulanabilir; özellikle üretim ve yayın gibi ağır hâllerde tutuklama mümkündür.

“Cihazıma el konulduysa tutuklanacağım demektir.” İkisi ayrı tedbirlerdir; el koyma tutuklamayı otomatik olarak gerektirmez.

“Adli kontrol istemek zayıflık göstergesidir.” Aksine, kanun adli kontrolü tutuklamaya tercih edilecek asıl tedbir olarak kurgular; savunmanın adli kontrolü talep etmesi bu önceliği hatırlatmaktır.

“Tutuklandıysam mahkûm olacağım demektir.” Tutuklama bir koruma tedbiridir, mahkûmiyet değildir; masumiyet karinesi yargılama boyunca devam eder ve tutukluluk hükümle birlikte sona erer ya da mahsup edilir.

Mağdur tarafı: koruma tedbirleri

Müstehcenlik dosyalarında mağdur çocuksa, tutuklama tartışmasından bağımsız olarak, mağdurun korunmasına yönelik tedbirler ayrıca talep edilebilir. Şüpheli serbest kalsa dahi, mağdura yaklaşmama ve iletişim kurmama yükümlülüğü içeren adli kontrol tedbirleri istenebilir; mağdur çocuksa ayrıca 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında koruyucu ve destekleyici tedbirler, aile içi bir failse 6284 sayılı Kanun kapsamında uzaklaştırma ve iletişim yasağı talep edilebilir. Bu tedbirler, tutuklama kararının verilip verilmediğinden bağımsız olarak değerlendirilir ve genellikle mağdur vekilinin talebi üzerine gündeme gelir.

Kovuşturma aşamasında tutukluluk

İddianamenin kabulüyle kovuşturma evresine geçildiğinde, tutukluluğun devamına ya da tahliyeye mahkeme karar verir; bu değerlendirme de yine en geç otuzar günlük aralıklarla ve duruşmalarda resen yapılır. Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde (müstehcenliğin çoğu hâli bu kapsamdadır) toplam tutukluluk süresi bir yılı, zorunlu hâllerde altı ay daha uzatılarak bir buçuk yılı geçemez (CMK m. 102/1). Mahkeme, her duruşmada sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmediğini ayrıca değerlendirir; sanık ve müdafii bu konuda dinlenir ve tahliye talebinde bulunabilir. Sanığın kovuşturma sürecindeki tutumu (duruşmalara düzenli katılım, adres bildirimlerine uyum) tahliye değerlendirmesinde dikkate alınan olumlu bir unsurdur.

Tutuklamanın hükümle ilişkisi

Tutuklama bir koruma tedbiri olduğundan, mahkûmiyet anlamına gelmez ve hükümden bağımsız bir kurumdur. Yargılama sonunda beraat kararı verilirse tutuklulukta geçen süre için CMK m. 141 kapsamında tazminat talep edilebilir; mahkûmiyet verilirse tutuklulukta geçirilen süre, infaz edilecek cezadan mahsup edilir (TCK m. 63). Bu nedenle tutukluluğun uzunluğu, nihai sonucu önceden belirlemez; ancak uzun süren bir tutukluluk, savunmanın hazırlanma imkânını ve şüphelinin sosyal/mesleki hayatını doğrudan etkiler, bu yüzden tahliye taleplerinin usulünce ve zamanında yapılması önemlidir.

Uygulamada tahliye talepleri, dosyadaki değişen koşullara (yeni bir delilin ortaya çıkması, cihaz incelemesinin tamamlanması, kaçma riskini azaltan bir gelişme) dayandırıldığında daha güçlü değerlendirilir; aynı gerekçenin tekrar tekrar sunulması genellikle ek bir etki yaratmaz.

Cinsel suç kategorisindeki diğer suçlarla karşılaştırıldığında müstehcenlik, tutuklama bakımından farklı bir usul rejimine tabidir; bu farkın gözden kaçırılması hem savunma hem iddia tarafında yanlış beklentilere yol açabilir. Dosyanın hangi fıkraya göre yürütüldüğü (bulundurma mı, üretim mi, yayın mı) ve buna bağlı ceza aralığı, tutuklama tartışmasının çıkış noktasıdır ve her adımda gözden kaçırılmamalıdır.

Sonuç olarak, müstehcenlik dosyasında tutuklama sorusuna verilecek en doğru yanıt, tek bir “evet” ya da “hayır” değil, isnat edilen fiilin ağırlığına ve dosyadaki somut delillere bağlı bir değerlendirmedir; bu değerlendirmenin doğru yapılıp yapılmadığı, kararın gerekçesinde ve itiraz sürecinde denetlenir.

Sonuç ve değerlendirme

Müstehcenlik suçu, CMK m. 100/3’teki katalog suç listesinde yer almadığından, otomatik tutuklama karinesinden yararlanmaz; tutuklama için kuvvetli suç şüphesi, somut bir tutuklama nedeni ve ölçülülüğün ayrı ayrı gösterilmesi gerekir. Bu, tutuklamanın imkânsız olduğu anlamına gelmez; özellikle üretim ve yayın gibi ağır ceza aralıklı fiillerde ya da delil karartma riskinin somut olduğu dosyalarda tutuklama uygulanabilir. Gözaltı en fazla yirmi dört saat (istisnai hâllerde üç gün daha), tutukluluk azami bir yıl (uzatmalarla) ile sınırlıdır ve otuz günde bir resen incelenir. Tutuklama yerine adli kontrol, kanunun öncelikli tercih ettiği yoldur; tutuklama kararına iki hafta içinde itiraz edilebilir.

Müstehcenlik suçunun genel çerçevesi için müstehcenlik suçu ve cezası, savunma dilekçesi örneği için müstehcenlik (TCK 226) savunma dilekçesi örneği ve silonun tamamı için cinsel suçlar bilgi merkezi sayfasına bakabilirsiniz. Kanun metni için 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu‘na başvurabilirsiniz.

Kısacası, “müstehcenlik suçunda tutuklama olur mu” sorusunun yanıtı dosyaya göre değişir; bulundurma isnadıyla açılan, delil karartma riski somut olarak gösterilemeyen bir dosyada tutuklama beklenmezken, üretim ya da yayın isnadıyla açılan ve kaçma ya da delil karartma riski somut olan bir dosyada tutuklama olasılığı belirgin biçimde artar.

Bu ayrımı en başından doğru kurmak, hem savunmanın hem soruşturmanın gereksiz yere uzamasını önler ve tarafların gerçekçi bir beklenti oluşturmasını sağlar.

Cinsel taciz suçunda HAGB kararının 2026’daki güncel şartlarını incelediğimiz yazımıza da bakabilirsiniz.

NCMEC dosyalarında sürecin tamamını ele aldığımız rehberimize göz atabilirsiniz.

Dava aşamasına geçen bir dosyada yargılama sürecini ve ceza aralığını ele aldığımız yazımıza göz atabilirsiniz.

Kamu görevlileri için benzer bir memuriyet sorusunu ele aldığımız yazımızda inceleyebilirsiniz.

Resen kovuşturulan suçlarda vazgeçmenin neden etkisiz kaldığını ayrıca ele aldığımız yazımızda bulabilirsiniz.

Aynı suç tipinde savunma stratejilerini ele aldığımız yazımızda inceleyebilirsiniz.

Diğer cinsel suç tiplerindeki katalog durumunu karşılaştıran genel rehberimizi bulabilirsiniz.

Soruşturma sürecinde haklarınızı ayrıca ele aldığımız yazımızda inceleyebilirsiniz.

Bu alandaki tüm yazıları yazı dizinimizin sayfasında bulabilirsiniz. Usul açısından ayrıca tutuklama rehberimize göz atabilirsiniz.

Tutuklamadan karara kadar davanın aşamalarını ilgili yazımızda bulabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Müstehcenlik suçu tutuklamayı otomatik olarak gerektiren “katalog suç” mudur?

Hayır. CMK m. 100/3’teki katalog suç listesinde TCK m. 226 (müstehcenlik) yer almaz; listede cinsel saldırı (m. 102, birinci fıkra hariç), çocukların cinsel istismarı (m. 103) ve uyuşturucu imal ve ticareti (m. 188) gibi suçlar bulunur. Müstehcenlik suçunda tutuklama, katalog listesinin sağladığı “tutuklama nedeni var sayılır” kolaylığından yararlanamaz; genel şartların (CMK m. 100/1-2) somut delillerle ayrı ayrı gösterilmesi gerekir.

Bu, müstehcenlikte hiç tutuklama olmaz mı demektir?

Hayır. Katalog dışı olmak, tutuklamanın imkânsız olduğu anlamına gelmez; yalnızca “tutuklama nedeni var sayılır” kolaylığının uygulanamayacağı anlamına gelir. Kuvvetli suç şüphesi ile birlikte kaçma şüphesi ya da delil karartma/tanık üzerinde baskı riski somut olgularla gösterilirse tutuklama kararı verilebilir; bu ihtimal özellikle üretim ve yayma gibi ağır hâllerde artar.

Hangi müstehcenlik fiillerinde tutuklama daha olası?

TCK m. 226/3 kapsamındaki üretim (çocukların kullanıldığı içerik üretimi, beş yıldan on yıla kadar hapis) ve m. 226/5 kapsamındaki yayın (altı yıldan on yıla kadar hapis) gibi ağır ceza aralıklarına sahip fiillerde, ceza ile ölçülülük şartı daha kolay sağlanır ve tutuklama ihtimali artar. Yalnızca bulundurma (m. 226/3 ikinci cümle, iki yıldan beş yıla kadar) gibi daha hafif hâllerde, delil karartma riski somut olarak gösterilemediği sürece tutuklama nadiren uygulanır.

Gözaltı süresi ne kadardır?

Yakalanan kişi savcılıkça serbest bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınabilir; gözaltı süresi, en yakın hâkim veya mahkemeye gönderme için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmi dört saati geçemez (CMK m. 91/1). Toplu işlenen suçlarda bu süre, savcının yazılı emriyle her defasında bir günü geçmemek üzere en çok üç gün daha uzatılabilir.

Tutuklama yerine adli kontrol istenebilir mi?

Evet. CMK m. 109 uyarınca tutuklama nedenlerinin varlığı hâlinde dahi, şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrole tabi tutulmasına karar verilebilir; yurt dışına çıkış yasağı, belirli aralıklarla imza, cihaz ve internet erişimine ilişkin sınırlamalar gibi yükümlülükler uygulanır. 2021 değişikliğiyle tutuklama kararında “adli kontrolün yetersiz kalacağının” ayrıca gerekçelendirilmesi zorunlu hâle gelmiştir (CMK m. 101/2-d).

Tutukluluk süresinin bir üst sınırı var mı?

Evet. Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde (müstehcenliğin çoğu hâli asliye ceza görevindedir) tutukluluk süresi en çok bir yıldır, zorunlu hâllerde altı ay daha uzatılabilir (CMK m. 102/1). Soruşturma evresindeki tutukluluk ayrıca altı ayı geçemez (m. 102/4). Tutukluluğun devamı gerekip gerekmediği, en geç otuzar günlük aralıklarla resen incelenir (CMK m. 108).

Tutuklama kararına itiraz edilebilir mi?

Evet. Tutuklama kararına karşı, kararı öğrenmeden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir (CMK m. 268). İtiraz dilekçesinde kuvvetli şüphenin, tutuklama nedeninin ve ölçülülüğün somut olgularla gerekçelendirilip gerekçelendirilmediği, adli kontrolün neden yetersiz kalacağının gösterilip gösterilmediği tartışılır.

Cihaza el konulması ile tutuklama aynı şey midir?

Hayır, iki ayrı tedbirdir. Cihaza el koyma, dijital delil elde etmeye yönelik bir usul işlemidir (CMK m. 134); tutuklama ise şüphelinin özgürlüğünü kısıtlayan bir koruma tedbiridir. Bir dosyada cihaza el konulup şüpheli serbest bırakılabileceği gibi, cihaz incelemesi sürerken ayrıca tutuklama da istenebilir; ikisi birbirinin otomatik sonucu değildir.

Tutuklama talebine karşı itirazınızı birlikte hazırlayalım

Kararın hangi unsuru eksik gerekçelendirilmiş, bu itirazın gücünü belirler. Kararınızla bize ulaşabilirsiniz.

Yazar Hakkında

Av. Burakhan Çalışkan, İstanbul Barosu’na kayıtlı olarak Kartal’daki bürosunda ceza hukuku alanında çalışmaktadır. Müstehcenlik soruşturmalarında tutuklama ve adli kontrol taleplerine itiraz, katalog suç tartışması ve gerekçe denetimi, doğrudan çalışma alanı içinde yer alır. Hem müdafilik hem mağdur vekilliği yürütmekte; bu alandaki değerlendirmelerini bu sitede ve YouTube kanalında paylaşmaktadır.

Hukuki Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.



Mobil sürümden çık