📌 Kısa Cevap: Uyuşturucuyu kullanmak için bulunduran veya kullanan kişi TCK m.191/1 uyarınca iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıyadır; ancak soruşturma aşamasında şüpheli hakkında CMK m.171’deki şartlar aranmaksızın beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir (m.191/2) ve bu süre içinde asgari bir yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanır (m.191/3). Yükümlülüklere uyulursa kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir ve ceza davası hiç açılmaz; yükümlülükler ihlal edilirse kamu davası açılır ve ceza gündeme gelir.
Uyuşturucu kullanma suçundan ilk kez yakalanan bir kişinin en çok merak ettiği soru, hapse girip girmeyeceğidir. Cevap, kanunun özel bir “tedavi ve denetim” rejimi öngörmesinde yatar: TCK m.191, kullanıcıyı doğrudan cezalandırmak yerine önce kamu davasını ertelemeyi, ardından denetimli serbestlik ve gerekirse tedavi uygulamayı esas alır. Bu yazıda sürecin baştan sona nasıl işlediğini, süreleri, yükümlülükleri, ihlalin sonuçlarını, sabıka ve adli sicil etkisini ve sık yapılan yanlış bilgileri güncel mevzuata göre ele alıyoruz. TCK m.191’in genel çerçevesi için “Uyuşturucu Madde Kullanma Suçu (TCK 191)” yazımıza da bakabilirsiniz.
Erteleme kararının kapsamı ve denetimli serbestlik yükümlülükleri ilk aşamada belirlenir; ifade öncesi hukuki destek önemlidir.
TCK m.191 ne diyor? Suçun kapsamı
TCK m.191/1, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişinin iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacağını düzenler. Suç, maddeyi kullanma amacıyla bulundurmayı ve doğrudan kullanmayı kapsar; ticaret amacı varsa TCK m.188/3 gündeme gelir ve ceza on yıldan başlar. Kanunda kişisel kullanım için sayısal bir miktar sınırı bulunmaz; maddenin kullanma amacıyla bulundurulup bulundurulmadığı, miktarı, ambalajı, ele geçirilme biçimi ve diğer delillerle birlikte değerlendirilir. TCK m.191/10 uyarınca fiillerin okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi toplu bulunulan bina ve tesislerin sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.
İlk yakalanmada süreç: yakalamadan karara
Süreç genellikle kolluğun kişi veya araç aramasında maddeyi ele geçirmesi ya da kişinin kullandığına dair bir ihbar veya testin bulunmasıyla başlar. Ele geçirilen madde numune alınarak kriminal incelemeye gönderilir; kişiden gerekirse kan, idrar gibi biyolojik örnek alınması CMK m.75 uyarınca karar gerektirir ve ancak tabip veya sağlık mesleği mensubu tarafından alınabilir. İfade alınırken CMK m.147 hakları (isnadın bildirilmesi, müdafi yardımı, açıklamada bulunmama hakkı) hatırlatılmalıdır. Soruşturma sonunda Cumhuriyet savcısı, ticaret şüphesi yoksa ve fiil m.191 kapsamında ise, şüpheli hakkında beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verir ve şüpheliyi, erteleme süresi içinde yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır (m.191/2). Erteleme kararı ayrıca kolluk birimlerine de bildirilir.
-
01
Yakalama / tespit
Kolluk maddeyi ele geçirir veya kullanım tespit edilir; numune alınır, tutanak tutulur.
-
02
İfade ve test
Şüpheli müdafii huzurunda ifade verir; gerekirse CMK m.75 kapsamında biyolojik örnek alınır.
-
03
Kriminal rapor
Maddenin türü ve miktarı belirlenir; kullanım mı ticaret mi ayrımı için deliller değerlendirilir.
-
04
KDAE kararı
Savcı beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbirine karar verir (TCK m.191/2-3).
-
05
Denetimli serbestlik ve tedavi
Asgari bir yıl (en fazla üç yıla kadar uzatılabilir) denetim; gerekirse tedavi ve yılda en az iki test.
-
06
Süre sonu
İhlal yoksa kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir (TCK m.191/7); ihlal varsa dava açılır.
Uyuşturucu kullanma suçunda ilk soruşturmanın aşamaları
Beş yıl ile bir yıl: iki ayrı süre
Bu süreçte en sık karıştırılan nokta, iki ayrı sürenin varlığıdır. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi süresi beş yıldır (TCK m.191/2); denetimli serbestlik süresi ise bu beş yıl içinde uygulanan ve asgari bir yıl olan tedbirdir. Denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya Cumhuriyet savcısının resen vereceği kararla bu süre altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir (m.191/3); dolayısıyla denetimli serbestlik en çok üç yıla kadar sürebilir. Denetimli serbestlik tamamlansa bile beş yıllık erteleme süresi devam eder ve bu süre içinde kullanmak için tekrar madde satın alma, kabul etme, bulundurma veya kullanma m.191/4 uyarınca ihlal sayılır. Bu nedenle “bir yıl bitti, dosya kapandı” düşüncesi yanlıştır; dosya, beş yıllık sürenin ihlal olmaksızın tamamlanmasıyla kapanır.
| Kavram | Süre | Dayanak |
|---|---|---|
| Kamu davasının açılmasının ertelenmesi (KDAE) | 5 yıl | TCK m.191/2 |
| Denetimli serbestlik tedbiri | Asgari 1 yıl; altışar aylık sürelerle en fazla 2 yıl daha | TCK m.191/3 |
| Kullanım tespiti testi | Yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevki | TCK m.191/3 |
| Dosyanın kapanması | İhlal olmadan erteleme süresinin tamamlanması | TCK m.191/7 |
Denetimli serbestlikte yükümlülükler (5402 sayılı Kanun m.12/A)
5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu’nun 7445 sayılı Kanunla (2023) eklenen m.12/A’sı, TCK m.191 gereğince savcı tarafından hakkında denetimli serbestlik tedbiri veya tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri verilen şüpheli bakımından uygulanacak yükümlülükleri sayar. Savcı; tedaviye tabi tutulmak, belirlenen programlara katılmak, çocuklarla bir arada olmayı gerektiren ortamlarda çalışmaktan yasaklanmak, belirlenen yer veya bölgelere gitmemek, bir bölgede denetim veya gözetim altında bulunmak, eğitim kurumuna veya eğitim programına devam etmek, belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmak, gözetim altında ücret karşılığı çalıştırılmak, silah bulunduramamak ve taşıt kullanamamak yükümlülüklerinden en az üçüne veya daha fazlasına karar verir. Yükümlülükler şüphelinin ihtiyacına göre her aşamada değiştirilebilir. Gerekli görülmesi hâlinde uyuşturucu kullanıp kullanmadığının tespiti için denetimli serbestlik müdürlüğünce test yapılabilir veya şüpheli ilgili kuruma sevk edilebilir. Tedaviye tabi tutulma yükümlülüğü kararlaştırılırsa şüpheli sağlık kurumunda ayakta veya yatarak tedavi görür ve sağlık kurumu şüpheliyi test için her zaman çağırabilir. Şüpheli, bu işlemlerin mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle iki hafta içinde şikâyet yoluyla Cumhuriyet savcısına başvurabilir (m.12/A-5).
İhlal ne zaman sayılır? Ceza davası nasıl açılır?
TCK m.191/4 uyarınca erteleme süresi zarfında kişinin kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, kullanmak için tekrar uyuşturucu satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu kullanması hâlinde hakkında kamu davası açılır. Madde “ısrar” ölçütünü aradığından, tek bir gecikme veya mazeretli devamsızlık otomatik olarak dava açılmasını gerektirmez; denetimli serbestlik müdürlüğünün çağrılarına ve denetim planına uyarıya rağmen uyulmaması ise 5402 sayılı Kanun m.5/2 uyarınca yükümlülük ihlali sayılır. TCK m.191/5 uyarınca erteleme süresi zarfında tekrar madde kullanımı ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz, yalnızca ihlal nedeni sayılır. Dava açıldıktan sonra mahkeme TCK m.191/1’deki iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmedebilir; hükmedilen ceza iki yıl veya daha az ise HAGB ve erteleme koşulları değerlendirilebilir (m.191/9 yollamasıyla CMK m.231). TCK m.191/6 uyarınca dava açıldıktan sonra suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda yeniden kamu davasının ertelenmesi kararı verilemez.
Videolu anlatım
Yükümlülüklerin kapsamı ve ihlal iddialarına karşı başvuru yolları sürelere bağlıdır; dosyanızı birlikte değerlendirelim.
“İlk defa yakalanmak” kanunda geçmez: ikinci yakalanma ve tekrar
Halk arasında “ilk defa yakalanana ceza verilmez” şeklinde yaygın bir bilgi vardır; oysa TCK m.191/2 “ilk defa” ifadesini içermez. Madde, bu suçtan başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında erteleme kararı verileceğini düzenler; erteleme yasağı ise m.191/6’da yalnızca kamu davasının açılmasından sonra suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalar için getirilmiştir. Bir kişinin daha önce erteleme almış ve süreyi tamamlamış olması hâlinde yeniden erteleme verilip verilmeyeceği ise kanun metninde açıkça düzenlenmemiştir ve uygulama savcılıklara göre farklılık gösterebilir. Bu nedenle ikinci yakalanma hâlinde sonuç, önceki sürecin nasıl sona erdiğine ve ihlal olup olmadığına bağlıdır; tahmin yürütmek yerine dosyanın somut durumuna göre değerlendirme yapılmalıdır. Tekrar durumlarını “TCK 191 Kapsamında Tekrar Suç İşlersem Ne Olur?” yazımızda ayrıca ele aldık.
Sabıka ve adli sicil: ertelenen dava kayıt oluşturur mu?
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bir mahkûmiyet değildir. CMK m.171/5 uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararlar bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir ve bu kayıtlar ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde kullanılabilir. Dolayısıyla erteleme süresini ihlalsiz tamamlayan ve hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen kişi bakımından adli sicil kaydı oluşmaz. Buna karşılık dava açılır ve mahkûmiyet kararı verilirse sicil kaydı gündeme gelir; HAGB kararı verilirse kayıt, HAGB rejimine göre farklı hukuki sonuçlar doğurur. Adli sicil ve silinme konularını “Uyuşturucu Kullanma Suçunda Sabıka Kaydı Ne Zaman Silinir?” ve adli sicil rehberimizde ayrıca anlattık.
Soruşturma başlamadan tedavi: cezaya hükmolunmaz (TCK m.192/4)
TCK m.192/4 uyarınca uyuşturucu madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi ettirilmesini isterse cezaya hükmolunmaz; bu durumda kamu görevlileri ile sağlık mesleği mensuplarının TCK m.279 ve 280 uyarınca suçu bildirme yükümlülüğü doğmaz. Bu hüküm, bağımlılıkla mücadele etmek isteyen kişilerin hukuki korkularıyla tedaviden kaçınmasını önlemeyi amaçlar. Hakkında soruşturma başlatılmış olan kişi için ise bu fırsat kalmamıştır; soruşturma sonrasında tedavi gönüllü olarak talep edilse bile denetimli serbestlik ve erteleme rejimi uygulanır.
Etkin pişmanlık (TCK m.192/2): temin ettiği kişiyi bildirmek
TCK m.192/2 uyarınca kullanmak için uyuşturucu madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa hakkında cezaya hükmolunmaz. Haber alındıktan sonra gönüllü olarak suçun meydana çıkmasına ve failin yakalanmasına hizmet eden kişi hakkında ise verilecek ceza yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadar indirilir (m.192/3). Bu hükümlerin koşulları sıkıdır ve uygulanabilirliği somut dosyada ayrıca değerlendirilir; ifade verirken bu konuda atılacak adımların sonuçları önceden bir avukatla değerlendirilmelidir. Konu için “Uyuşturucu Kullanma Suçunda Etkin Pişmanlık Nasıl Uygulanır?” yazımıza bakabilirsiniz.
Ticaret şüphesi varsa: sonuç tamamen değişir
Ele geçirilen maddenin miktarı, paketleme biçimi, hassas terazi, nakit para veya iletişim kayıtları gibi unsurlar ticaret şüphesi doğurursa soruşturma TCK m.188/3 kapsamında yürütülür; bu durumda ceza on yıldan az olamaz, kamu davasının ertelenmesi uygulanmaz, tutuklama riski artar (TCK m.188 CMK m.100/3’teki katalog suçlar arasındadır) ve zorunlu müdafilik devreye girer. Kovuşturma sırasında suçun münhasıran TCK m.191 kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde ise TCK m.191/8 uyarınca sanık hakkında HAGB kararı verilir. Bu nedenle ilk ifadede ve savcılık aşamasında maddenin kullanma amacıyla bulundurulduğunun delillerle ortaya konması sonucu belirleyen en önemli unsurdur. Terazi ve ticaret ayrımı için “Evde Hassas Terazi Bulundurmanın Cezası” yazımıza bakabilirsiniz.
İfade verirken ve savcılıkta dikkat edilecekler
İlk soruşturmada atılacak adımlar, sürecin yönünü belirler. CMK m.147/1 uyarınca şüpheliye yüklenen suç anlatılır; müdafi seçme hakkı ve avukatın ifadede hazır bulunabileceği bildirilir; yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamanın kanuni hak olduğu söylenir. Kolluk ifadesinin müdafi hazır bulunmaksızın alınması hâlinde CMK m.148/4 uyarınca bu ifade hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. İfadede maddenin kullanma amacıyla bulundurulduğunun, ticaret amacının bulunmadığının ve kullanıcı olunduğunun tutarlı biçimde ortaya konması önemlidir. Aramanın hukuka uygunluğu (CMK m.116-119) ve numune alma işlemlerinin usulü de denetlenmelidir; hukuka aykırı elde edilen deliller Anayasa m.38/6 ve CMK m.206/2-a uyarınca hükme esas alınamaz. Ayrıntılı rehber için “Uyuşturucu Kullanma Suçunda İfade Verirken Nelere Dikkat Edilmelidir?” ve arama ve el koyma rehberimize bakabilirsiniz.
Sonuçların günlük hayata etkisi
Denetimli serbestlik ve erteleme süreci, ceza davası açılmaması ve sabıka oluşmaması bakımından lehe bir rejim olsa da günlük hayatta bazı sonuçlar doğurabilir: tedavi ve denetim programlarına katılım, belirlenen yer ve bölgeler bakımından kısıtlamalar, taşıt kullanma yükümlülüğü hâlinde sürücü belgesinin teslimi ve kamu görevi, askerlik, yurt dışı seyahat ve ehliyet gibi alanlarda yaşanabilecek sorunlar bunlar arasındadır. Bu alanlara ilişkin ayrıntılı bilgi için “Uyuşturucu Kullanma Suçu Memuriyete Engel midir?”, “Uyuşturucu Kullanma Suçu Askerliği Etkiler mi?” ve “Uyuşturucu Kullanma Suçu Ehliyet Almayı Engeller mi?” yazılarımıza bakabilirsiniz. Süreç boyunca denetimli serbestlik müdürlüğünün çağrılarına ve denetim planına uymak, mazeret hâlinde belgeleriyle birlikte zamanında bildirimde bulunmak ve tüm yazışmaların kaydını saklamak, olası ihlal iddialarına karşı en önemli korunmadır.
Tedavi süreci nasıl işler?
Tedaviye tabi tutulma yükümlülüğüne karar verildiğinde, 5402 sayılı Kanun m.12/A-2 uyarınca bu karar derhal ilgili sağlık kurumuna gönderilir ve şüpheli sağlık kurumunda ayakta veya yatarak tıbbi tedaviye tabi tutulur. Sağlık kurumu gerekli görürse şüphelinin rehabilitasyon amaçlı programlara katılmasına da karar verir; şüpheli, uyuşturucu kullanıp kullanmadığının tespiti için her zaman sağlık kurumunca çağrılabilir ve kolluk görevlileri aynı amaçla şüpheliyi sağlık kurumuna yönlendirebilir. Tedavi ve rehabilitasyon programlarına katılma yükümlülüğü Sağlık Bakanlığının uygun göreceği tedavi ve rehabilitasyon merkezlerinde yerine getirilir; kendiliğinden bu merkezlere başvuran kişiler de bu hizmetlerden faydalandırılır (m.12/A-7). Tedaviye devam etmemek TCK m.191/4-a kapsamında yükümlülüklere uymamakta ısrar olarak değerlendirilebilir; bu nedenle randevulara düzenli katılım ve mazeret hâlinde sağlık kurumu ile denetimli serbestlik müdürlüğüne zamanında bildirim önemlidir.
Aile bilgilendirmesi ve vesayet bildirimi
5402 sayılı Kanun m.12/A-4 uyarınca yükümlülüklerin belirlenmesi veya yerine getirilebilmesi bakımından gerekli görülmesi hâlinde yapılacak iş ve işlemler hakkında şüphelinin ailesine bilgi verilebilir veya ailesinden bilgi istenebilir. m.12/A-3 uyarınca ayrıca, soruşturma evresinde veya yükümlülüklerin yerine getirilmesi sırasında Cumhuriyet savcısı veya yetkili kamu görevlileri, Türk Medeni Kanunu m.432’de yer alan koşulların bulunması hâlinde bu durumu yetkili vesayet makamına bildirir. Bu hükümler, bağımlılığın kişinin kendi işlerini yürütebilme yeteneğini ciddi biçimde etkilediği hâllerde uygulanabilecek koruyucu tedbirlere işaret eder; uygulamada ilk aşamada ailenin sürece dahil edilmesi, tedavi motivasyonu ve denetim uyumu bakımından da önem taşıyabilir.
Savcılık kararına ve yükümlülüklere karşı başvuru yolları
Denetimli serbestlik yükümlülükleri ve bunların uygulanması konusunda kanun, şüpheliye doğrudan bir başvuru hakkı tanır: 5402 sayılı Kanun m.12/A-5 uyarınca şüpheli, yapılan işlemlerin kanun veya diğer mevzuat hükümlerine aykırı olduğu gerekçesiyle iki hafta içinde şikâyet yoluyla Cumhuriyet savcısına başvurabilir ve savcı bu başvuruları gecikmeksizin değerlendirir. TCK m.191/8 uyarınca kovuşturma evresinde verilecek kararlar bakımından da bu hükümler uygulanır ve bu durumda başvurular kararı veren mahkemece değerlendirilir (m.12/A-6). Başvurunun, yükümlülüğün hangi yönden mevzuata aykırı olduğunu (örneğin gerekçesiz yer yasağı, ölçüsüz test sıklığı, tedavi programının uygunsuzluğu) somut olarak göstermesi gerekir. İhlal iddiası üzerine kamu davası açıldığında ise, ihlalin gerçekten bulunup bulunmadığı (özellikle “ısrar” unsuru ve test sonuçlarının güvenilirliği) yargılamada tartışılır.
Sık yapılan yanlış değerlendirmeler
- “İlk defa yakalanana hiçbir şey olmaz” yanılgısı. Soruşturma başlar, erteleme kararı verilir ve denetimli serbestlik uygulanır; ihlal hâlinde ceza davası açılır.
- “Denetimli serbestlik bir yıldır, bir yıl sonra dosya kapanır” yanılgısı. Erteleme beş yıldır; denetimli serbestlik en az bir yıl ve en çok üç yıla kadar sürebilir.
- “Test pozitif çıksa da önemli değil” yanılgısı. Erteleme süresinde madde kullanımı TCK m.191/4 uyarınca ihlal sayılır.
- “Uyuşturucu bulundurmak ile kullanmak ayrı cezalar gerektirir” yanılgısı. TCK m.191/1 kullanmak için bulundurmayı ve kullanmayı tek suç olarak düzenler; erteleme süresindeki tekrar fiiller ayrı soruşturma konusu yapılmaz (m.191/5).
- “Soruşturma sonrası tedavi için başvurursam ceza almam” yanılgısı. Cezaya hükmolunmaması, TCK m.192/4 uyarınca soruşturma başlamadan önce başvuru hâli içindir.
Sonuç ve değerlendirme
Uyuşturucu kullanma suçundan ilk kez yakalanan kişi bakımından kanun, ceza yerine tedavi ve denetimi esas alan bir rejim öngörmüştür: beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi, bu süre içinde asgari bir yıl denetimli serbestlik ve gerekirse tedavi, ihlal olmaması hâlinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı. Bu rejim mahkûmiyet ve sabıka sonucu doğurmaz; ancak yükümlülüklere uyulmaması veya yeniden madde kullanımı hâlinde kamu davası açılır ve iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası gündeme gelir. Ticaret şüphesi bulunan dosyalarda ise sonuç tamamen farklıdır. Bu nedenle ilk ifadeden itibaren hukuki destek almak, yükümlülüklerin kapsamını doğru anlamak ve sürecin her aşamasında belge ve kayıt tutmak önem taşır.
İlgili yazılarımız
Uyuşturucu Madde Kullanma Suçu (TCK 191) · Uyuşturucu Kullanma Suçunda Denetimli Serbestlik Programı · Kamu Davasının Ertelenmesi · TCK 191’de Erteleme ile HAGB Arasındaki Fark · Uyuşturucu Suçları Bilgi Merkezi
Uyuşturucu kullanmaktan ilk defa yakalanan kişi ne kadar ceza alır?
TCK m.191/1 uyarınca kullanmak için uyuşturucu satın alan, kabul eden, bulunduran veya kullanan kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Ancak m.191/2 uyarınca bu suçtan başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında CMK m.171’deki şartlar aranmaksızın beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir; şüpheli yükümlülüklere uyarsa ceza davası hiç açılmaz ve m.191/7 uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir.
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi (KDAE) kaç yıl sürer?
TCK m.191/2 uyarınca erteleme süresi beş yıldır. Bu süre içinde şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır; bu süre altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir (m.191/3). Denetimli serbestlik sona erse bile beş yıllık erteleme süresi devam eder ve bu süre içinde uyuşturucu kullanımı ihlal sayılır.
Denetimli serbestlik sırasında hangi yükümlülükler uygulanır?
5402 sayılı Kanun m.12/A uyarınca savcı tedaviye tabi tutulmak, belirlenen programlara katılmak, çocuklarla bir arada olmayı gerektiren ortamlarda çalışmaktan yasaklanmak, belirlenen yer veya bölgelere gitmemek, bir bölgede denetim veya gözetim altında bulunmak, eğitime devam etmek, belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmak, gözetim altında ücret karşılığı çalıştırılmak, silah bulunduramamak ve taşıt kullanamamak yükümlülüklerinden en az üçüne veya daha fazlasına karar verir. Gerekli görülmesi hâlinde uyuşturucu kullanıp kullanmadığının tespiti için test yapılabilir.
Yükümlülüklere uymazsam ne olur?
TCK m.191/4 uyarınca yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar edilmesi, tekrar kullanmak için madde satın alma, kabul etme veya bulundurma ya da madde kullanma hâlinde hakkında kamu davası açılır. Bu durumda iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası gündeme gelir ve m.191/6 uyarınca dava açıldıktan sonra yeniden erteleme kararı verilemez.
Uyuşturucu kullanma suçu sabıka kaydına işler mi?
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı mahkûmiyet değildir ve adli sicil kaydına işlenmez; CMK m.171/5 uyarınca bu kararlar bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir ve yalnızca bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak istenmesi hâlinde kullanılabilir. Dava açılır ve mahkûmiyet kararı verilirse ise sicil kaydı gündeme gelir; HAGB kararı verilirse kayıt farklı bir rejime tabidir.
Soruşturma başlamadan tedavi için başvurursam ceza almaz mıyım?
TCK m.192/4 uyarınca uyuşturucu madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi ettirilmesini isterse cezaya hükmolunmaz. Bu durumda kamu görevlileri ile sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirme yükümlülüğü doğmaz.
Kan veya idrar testi vermek zorunda mıyım?
Şüpheliden kan, idrar gibi biyolojik örnek alınması CMK m.75 uyarınca Cumhuriyet savcısının istemiyle veya resen hâkim ya da mahkeme kararıyla, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcı kararıyla (24 saat içinde hâkim onayı şartıyla) yapılabilir; örnek ancak tabip veya sağlık mesleği mensubu tarafından alınabilir. Karara itiraz edilebilir (m.75/6). Denetimli serbestlik sürecinde test ise 5402 sayılı Kanun m.12/A uyarınca yükümlülüğün parçası olabilir.
İlk defa yakalanmayanlar için de erteleme verilir mi?
TCK m.191/2 kanun metninde ‘ilk defa’ ifadesini içermez; erteleme, soruşturma başlatılan şüpheli hakkında verilir. Ancak m.191/6 uyarınca dava açıldıktan sonra suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda yeniden erteleme kararı verilemez. Daha önce erteleme süresi tamamlanmış kişiler bakımından uygulama savcılığa göre değişebildiğinden somut dosya ayrıca değerlendirilmelidir.
Erteleme, denetimli serbestlik ve ihlal iddiaları sürelere ve somut gerekçelere bağlıdır; dosyanızı birlikte değerlendirelim.
Test pozitif çıkarsa ne olacağını ilgili yazımızda inceleyebilirsiniz.
Erteleme süresinde yeni suç işlenmesinin sonuçlarını ayrıntılı ele aldığımız yazımızda inceleyebilirsiniz.
Denetimli serbestlik dosyasının kapanış sürecini ayrı bir yazımızda bulabilirsiniz.
Dilekçenin nereye ve hangi aşamada verileceğini TCK 191 savunma dilekçesi yazımızda ayrıntılı okuyabilirsiniz.
Uyuşturucu dışındaki suçlarda ilk kez yargılanan sanık için genel kuralları genel ceza hukuku yazımızda bulabilirsiniz.
Üçüncü kez yakalanma aşamasında dava, HAGB ve ceza eşiklerini ilgili yazımızda okuyabilirsiniz.
Kaç kez yakalanırsa ne olur sorusunun cevabını ayrıntılı ele aldığımız yazımızda bulabilirsiniz.
Hakkınızdaki soruşturmayı nasıl öğrenebileceğinizi ilgili yazımızda bulabilirsiniz.
Yazar Hakkında
Av. Burakhan Çalışkan, İstanbul Barosu’na kayıtlı olup ceza hukuku ve uyuşturucu suçları alanında savunma hizmeti vermektedir. Bu yazı, güncel mevzuat metinleri dikkate alınarak hazırlanmıştır.
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.

