📌 Kısa Cevap: Uyuşturucu kullanma suçunda sabıka kaydı yalnızca kesinleşmiş bir mahkûmiyet varsa oluşur. Kamu davasının ertelenmesi, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması mahkûmiyet sayılmaz; ayrı bir sisteme kaydedilir. Mahkûmiyette kayıt, infaz tamamlanınca adli sicilden arşive geçer. Adli Sicil Kanunu m.12/1-c uyarınca diğer mahkûmiyetlerde arşiv kaydı beş yıl sonra tamamen silinir.
“Sabıka kaydım silinir mi, ne zaman silinir?” sorusu uyuşturucu kullanma dosyalarında çok sık sorulur; çünkü cevap tek bir sayıdan ibaret değildir. Önce dosyanızın hangi kararla sonuçlandığına, sonra o kararın hukuken “adli sicil kaydı” üretip üretmediğine, üçüncü olarak da kaydın hangi aşamada olduğuna (adli sicil mi, arşiv mi, tamamen silinmiş mi) bakmak gerekir. Bu yazıda 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun metnine dayanarak “hangi karar türü kayıt oluşturur” ve “kayıt ne zaman arşive geçer, ne zaman tamamen silinir” sorularını sırasıyla cevaplıyoruz. Soruşturma ve yargılamanın nasıl işlediğini, sicile işleyip işlemeyeceğine dair genel değerlendirmeyi ise “Uyuşturucu Kullanma Suçundan Ceza Alırsa Sicile İşler mi?” yazımızda bulabilirsiniz; burada ağırlık kaydın süresi ve silinmesidir.
Kararınızın türüne ve kesinleşme tarihine göre kaydın hangi aşamada olduğunu birlikte değerlendirelim.
Sabıka kaydı, adli sicil kaydı ve arşiv kaydı aynı şey midir?
Günlük dilde “sabıka kaydı” tek bir kavram gibi kullanılır. Kanunda ise iki ayrı kategori vardır: adli sicil kaydı ve arşiv kaydı. Adli Sicil Kanunu m.1, kanunun amacını “kesinleşmiş ceza ve güvenlik tedbirlerine mahkûmiyete ilişkin bilgilerin otomatik işleme tâbi bir sistem kullanılarak toplanması, sınıflandırılması, değerlendirilmesi, muhafaza edilmesi ve gerektiğinde ilgililere bildirilmesi” olarak tarif eder. Yani sicil, bir mahkûmiyet bilgisinin sistemde tutulmasıdır; dava açılmış olması, ifade verilmiş olması veya soruşturma geçirilmiş olması sicil kaydı anlamına gelmez.
Adli sicil bilgileri m.2 uyarınca Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğündeki Merkezî Adli Sicil’de tutulur. Bu bilgiler m.7 uyarınca kullanılış amacı belirtilmek suretiyle ilgili kişiye (veya vekâletnamede açıkça yetki verilmişse vekiline) ve kamu kurum ve kuruluşlarına, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına verilebilir. İş başvurusunda veya kamu kurumunda istenen “sabıka kaydı” belgesi bu bilgidir. Arşiv kaydı ise m.9 uyarınca belirli hâllerde adli sicilden çıkarılıp ayrı bir kayda alınan bilgidir; m.10 uyarınca arşiv bilgilerini yalnızca sınırlı kişi ve makamlar isteyebilir. Pratik fark şudur: genel olarak, kişinin iş başvurusu için aldığı normal sabıka belgesinde arşivdeki kayıt yer almaz; ancak arşiv bilgisi, kanunda sayılan makamlarca (soruşturma ve kovuşturma kapsamında savcılık ve mahkemeler, seçim kurulları, özel kanunlarda gösterilen kurumlar) istenebilir.
Üçüncü kategori ise tamamen silinmedir. m.12 uyarınca arşivdeki kayıt da belirli süre geçince, ilgilinin ölümü hâlinde veya fiilin suç olmaktan çıkarılması gibi durumlarda tamamen silinir. Bu aşamadan sonra kayıt hiçbir sorguda görünmez. Dolayısıyla “sabıka kaydım silinecek mi” sorusunun tam cevabı, önce adli sicilden arşive geçişin, sonra arşivden tamamen silinmenin hangi koşullarla gerçekleştiğini bilmeyi gerektirir. Kayıt üzerindeki gizlilik de ayrıca kanunla güvence altındadır: m.11 uyarınca adli sicil ve arşiv bilgileri gizlidir, görevlilerce açıklanamaz ve veriliş amacı dışında kullanılamaz; m.10/2 uyarınca kanunda açıkça belirtilmedikçe bir kişi hakkında alınacak karar için yakınının sicil ve arşiv kaydı istenemez.
Hangi karar türü sabıka kaydı oluşturur?
Uyuşturucu kullanma suçunda (TCK m.191) dosya, kişi lehine veya aleyhine birkaç farklı sonuçla bitebilir. Aşağıdaki tablo, kanun metinlerine göre her sonuç türünün kayıt bakımından durumunu özetler. Kayıt ayrımının asıl ölçütü şudur: adli sicile yalnızca kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri ve onlara bağlı infaz bilgileri işlenir (m.4). Erteleme ve HAGB kararları ise m.6’daki özel kuralla, ayrı bir sistemde ve sınırlı erişimle tutulur.
Tabloyu okurken iki nüans önemlidir. Birincisi, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ve beraat kararı gibi “mahkûmiyet olmayan” sonuçların sicile işlenmemesi, soruşturma sırasında oluşan kolluk veya adli kayıtların hiçbir yerde bulunmadığı anlamına gelmez. Bunlar, adli sicil sisteminden ayrı kayıtlardır ve onların akıbeti, 5352 sayılı Kanun’un konusu değildir. Kamu görevine giriş gibi bazı süreçlerde ayrıca yapılan güvenlik soruşturması veya arşiv araştırmasının kapsamı ilgili özel mevzuata göre belirlenir; bu yazıda o inceleme türünü ele almıyoruz. İkincisi, tablodaki ilk üç sonuç aslında uyuşturucu kullanma suçunda en sık karşılaşılan ve sicil bakımından en avantajlı yollardır; ancak her dosya bu yollardan birine girmez.
Kamu davasının ertelenmesi ve KYOK: sabıka kaydı oluşur mu?
TCK m.191/2 uyarınca kullanmak için uyuşturucu madde satın alma, kabul etme, bulundurma veya kullanma suçundan başlatılan soruşturmada, CMK m.171’deki şartlar aranmaksızın beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Bu süre içinde asgari bir yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanır (m.191/3). Süre boyunca yükümlülüklere aykırı davranılmaz ve yasaklar ihlal edilmezse m.191/7 gereği kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir.
Bu yolun sicil bakımından anlamı, ortada hiç mahkûmiyet hükmü bulunmamasıdır. Adli Sicil Kanunu m.4 yalnızca “verilmiş ve kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinin” sicile kaydedileceğini söyler; kamu davası hiç açılmadığı için bir mahkûmiyet de yoktur. TCK m.191/9, bu maddede aksine hüküm bulunmayan hâllerde CMK’nın kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171. maddesinin uygulanacağını belirtir. CMK m.171/5’e göre erteleme kararları bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir; bu kayıtlar ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde kullanılabilir. Adli Sicil Kanunu m.6/1 de aynı doğrultuda, kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararların ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak istenmesi hâlinde verilmek üzere kaydedileceğini söyler. Dolayısıyla kişinin kendi adli sicil belgesinde, işveren veya kurum için aldığı sabıka kaydı çıktısında bu kaydın görünmesi beklenmez. Ancak e-Devlet çıktısının içeriği belge türüne ve kullanım amacına göre değişebileceği için, hayati önemi olan bir işlem öncesinde çıktıyı kendiniz alıp kontrol etmeniz yerinde olur.
Bu sistemin bir ince noktası “ayrı sistem” ifadesidir: erteleme kaydı sicilden silinmiş değil, sicilin dışında ve kısıtlı erişimle tutulmaktadır. Erteleme süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlenirse veya m.191/4’teki ihlal hâlleri gerçekleşirse kamu davası açılır; bu durumda kayıt, soruşturma/kovuşturma kapsamında yetkili makamlarca görülebilir. Denetimli serbestlik sürecinin sonunda dosyanın nasıl kapandığını “Denetimli Serbestlik Dosyası Nasıl Kapatılır?” yazımızda anlattık. Burada sicil bakımından özet şudur: sorunsuz tamamlanan beş yıllık erteleme sonunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, mahkûmiyet doğurmaz ve m.4 kapsamında adli sicile işlenecek bir hüküm oluşturmaz.
İlk kez yakalanan bir kişinin kural olarak bu yola gireceğini, uygulamada neler beklenebileceğini ve olası ceza aralığını ilk kez yakalanan kişi için ceza yazımızda ele almıştık. Burada vurgulamak istediğimiz nokta, ertelemenin sicil açısından “temiz” bir sonuç sağlamasının koşulunun, beş yıl boyunca yükümlülüklere uyum olduğudur.
HAGB (hükmün açıklanmasının geri bırakılması) sabıka kaydı oluşturur mu?
Dava açılmış ve yargılama sonunda ceza belirlenmişse, mahkeme CMK m.231 kapsamında hükmün açıklanmasını geri bırakabilir. 16/7/2026 tarihli 7589 sayılı Kanunla değiştirilen güncel metne göre bu imkân, hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise gündeme gelir (m.231/5). Koşullar m.231/6’da sayılmıştır: sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, mahkemenin kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışlarına bakarak yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varması ve mağdurun veya kamunun uğradığı zararın giderilmesi. Geri bırakma kararı verilirse sanık beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur; bu sürede kasıtlı yeni bir suç işlenmez ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uyulursa, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılır ve davanın düşmesine karar verilir (m.231/10).
Sicil bakımından kural m.231/13’tedir: HAGB kararı bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir ve bu kayıtlar ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir. Adli Sicil Kanunu m.6/1 de aynı kuralı tekrarlar. Böylece HAGB, uygulamada “mahkûmiyet yokmuş gibi” sonuç doğurur: m.231/5 zaten geri bırakmayı, müsadereye ilişkin hükümler hariç kurulan hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmaması olarak tanımlar. CMK m.231 hükümleri 7589 sayılı Kanunla yeniden düzenlendiği için HAGB’ye ilişkin ayrıntılarda her zaman güncel metne bakılmalı ve dosya bazında teyit edilmelidir.
HAGB’nin sicil görünümüne ilişkin iki hedge: Birincisi, e-Devlet’ten alınan belgenin hangi kayıt türlerini içereceği Adalet Bakanlığı uygulamasına bağlıdır; kanun HAGB kaydını açıkça ayrı sisteme koyduğu için normal belgede görünmemesi beklenir. İkincisi, HAGB denetim süresi içinde ya da hükmün açıklanması hâlinde (m.231/11) durum değişir: mahkeme hükmü açıklarsa mahkûmiyet kararı kurulmuş olur ve kesinleşirse artık m.4 kapsamında sicile işlenen bir hüküm doğar. HAGB’nin nasıl işlediği ve hangi suçlarda uygulandığı konusunda ayrıntılı bilgi için ticaret suçunda HAGB yazımıza bakılabilir.
Mahkûmiyet olursa adli sicile ne işlenir?
TCK m.191/1 uyarınca suçun cezası iki yıldan beş yıla kadar hapistir. Yargılama sonunda kesinleşen bir mahkûmiyet kararı bulunuyorsa Adli Sicil Kanunu m.4/1 uyarınca ilgili kayıtlar sicile işlenir. Hapis cezası bakımından sicile işlenen bilgiler arasında hapis cezasına mahkûmiyet kararı, koşullu salıverilme kararı, koşullu salıverilmede denetim süresinin uzatılmasına ve koşullu salıverilmenin geri alınmasına dair kararlar ve hapis cezasının infazının tamamlandığı hususu yer alır (m.4/1-a). Hapis cezası ertelenmişse denetim süresi, denetim süresinin yükümlülüklere uygun veya iyi hâlli geçirilmesi dolayısıyla cezanın infaz edilmiş sayıldığı hususu ve ertelenen hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine ilişkin karar kaydedilir (m.4/1-b). Adli para cezası için mahkûmiyet hükmü ve cezanın ödenmek suretiyle infaz edildiği (veya tazyik hapsi yoluyla infaz edildiği) hususu işlenir (m.4/1-c). Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırım olarak adli para cezası veya güvenlik tedbiri uygulanması hâlinde bunlar da kaydedilir (m.4/1-d). Bunun yanında belli hakları kullanmaktan yoksun bırakma, meslek icrasının yasaklanması veya sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin kararlar da sicile işlenir (m.4/1-e).
Kanunun sicile kaydetmediği şeyler de açıktır. m.5 uyarınca disiplin suçlarına ve sırf askerî suçlara ilişkin mahkûmiyetler, disiplin veya tazyik hapsine ilişkin kararlar ve idari para cezalarına ilişkin kararlar adli sicile kaydedilmez. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve HAGB ise m.6’daki özel sistemdedir. m.4/2 uyarınca kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucunda verilen mahkûmiyet hükmü ve eski hükümde değişiklik yapan tüm hüküm ve kararlar da aynı şekilde kaydedilir; yani hükümde sonradan yapılan düzeltmeler sicile yansır.
Uyuşturucu kullanma mahkûmiyetinde hâkimin takdiri indirim (TCK m.62), cezanın adli para cezasına çevrilmesi (TCK m.50) veya hapis cezasının ertelenmesi (TCK m.51) gibi seçenekleri sicil sonuçlarını doğrudan etkiler. Bu kararların nasıl verildiğini hapis cezasının paraya çevrilmesi ve takdiri indirim yazılarımızda anlattık. Burada belirleyici olan şudur: mahkûmiyet hangi biçimde olursa olsun, kesinleşmesinden sonra adli sicile işlenir; sonraki sorular kaydın arşive geçişi ve silinmesidir.
Kayıt ne zaman adli sicilden arşive geçer?
Adli Sicil Kanunu m.9/1, adli sicildeki bilgilerin dört hâlde Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek arşiv kaydına alınacağını söyler: (a) cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması, (b) ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikâyetten vazgeçme veya etkin pişmanlık, (c) ceza zamanaşımının dolması ve (d) genel af. Uyuşturucu kullanma mahkûmiyetleri için en sık karşılaşılan hâl birincisidir: cezanın infazının tamamlanması.
İnfazın tamamlanmasının ne zaman gerçekleştiği cezanın türüne göre değişir. Adli para cezasında ödemeyle, hapis cezasında cezanın infaz kurumunda veya koşullu salıverilme ve denetim süreleri de dikkate alınarak tamamlanmasıyla, ertelenen hapis cezasında ise TCK m.51/8 uyarınca denetim süresinin yükümlülüklere uygun veya iyi hâlli geçirilmesiyle ceza “infaz edilmiş sayılır”. Sicile işlenen bu hususlar (m.4/1-a/5, b/2, c/2) arşive geçişin dayanağını oluşturur. Etkin pişmanlık da m.9/1-b’ye göre arşive geçiş nedenidir; ancak bu ifade, “ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran” etkin pişmanlığı kapsar. Uyuşturucu kullanma suçunda etkin pişmanlığın nasıl işlediğini etkin pişmanlık yazımızda inceledik; TCK m.192’de düzenlenen bu hükmün sonucu “cezaya hükmolunmaması” olabilir, ancak her etkin pişmanlık kararının sicil bakımından aynı sonucu doğurduğunu söylemek yerine kararın içeriğine bakmak gerekir.
Ceza zamanaşımı da arşive geçişin ayrı bir yoludur (m.9/1-c). TCK m.68/1-e uyarınca beş yıla kadar hapis ve adli para cezaları kesinleştikten sonra on yıl içinde infaz edilmezse zamanaşımı dolar ve cezalar infaz edilmez. Bu süre, hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işler (TCK m.68/5). Ancak bu bir “beklemek yeterlidir” önerisi değildir: infaz kabul edilebilir bir ihtimal olduğu sürece zamanaşımına güvenmek yerine, kararın infaz durumunu mutlaka avukat aracılığıyla kontrol ettirmek gerekir.
Mahkûmiyetten tamamen silinmeye kayıt yolu
Arşiv kaydı ne zaman tamamen silinir?
Adli Sicil Kanunu m.12/1, arşiv bilgilerinin hangi hâllerde tamamen silineceğini üç ana başlıkta düzenler. İlgilinin ölümü hâlinde arşiv bilgileri tamamen silinir (a). Anayasa m.76 ile TCK dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler bakımından silinme, kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşuluyla 15 yıl, bu karar aranmaksızın 30 yıl geçmesiyle olur (b). Diğer mahkûmiyetler bakımından, yine kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçmesiyle arşiv kaydı tamamen silinir (c).
Bu hükümlerin uyuşturucu kullanma dosyalarına uygulanması iki aşamalıdır. Önce mahkûmiyetin “diğer mahkûmiyetler” mi yoksa Anayasa m.76 veya TCK dışındaki özel bir kanunda hak yoksunluğuna neden olan bir mahkûmiyet mi olduğuna bakılır. Bir mahkûmiyetin ilgili özel kanunda hak yoksunluğu doğurup doğurmadığı, o kanunun kendi hükmüne (örneğin belirli bir kamu görevi, meslek veya izin kanunu) bağlıdır; bu yazıda her özel kanunu tek tek tarayamayız. Genel kural olarak, bu tür bir hak yoksunluğu bulunmuyorsa beş yıllık süre uygulanır. İkinci aşamada, süre kaydın “arşive alınma koşullarının oluştuğu” tarihten başlatılır. Kanun metni “arşive alınma tarihi” demek yerine koşulların oluştuğu tarihi esas alır; uygulamada bu, infazın tamamlandığı tarihle ilişkilendirilir. Tam tarih hesabı için Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü kayıtları esastır, bu nedenle aşağıdaki örnek yalnızca mantığı göstermek içindir.
Varsayımsal örnek: Kullanma suçundan verilen mahkûmiyet adli para cezası olsun ve ceza 15 Mart 2026’da ödenerek infaz tamamlansın. m.9/1-a gereği kayıt arşive alınır. Beş yıllık arşiv süresi (m.12/1-c) kayıt hak yoksunluğu doğurmayan “diğer mahkûmiyet” kategorisindeyse 15 Mart 2031’de dolar ve kayıt tamamen silinir. Eğer ceza ertelenen hapis cezası ise başlangıç tarihi, denetim süresinin iyi hâlli tamamlanarak cezanın infaz edilmiş sayıldığı tarihtir. Ceza gerçek hapis cezası olarak çekilmişse başlangıç, infazın tamamlandığı tarihtir; koşullu salıverilme ve denetim süreleri infazın tamamlanma anını etkileyebileceğinden tarih tek başına cezaevinden çıkış tarihi sayılamaz. Bu hesapları kendi dosyanız için yaparken, kesinleşme şerhini, infaz tamamlama belgesini ve e-Devlet arşiv çıktısını birlikte değerlendirmek gerekir.
Hapis ve adli para cezasında silinme süreleri nasıl farklılaşır?
Kanunda “hapis için şu kadar yıl, adli para için bu kadar yıl” diye ayrı bir tablo yoktur; silinme süresi, cezanın türüne göre değil mahkûmiyetin hak yoksunluğu doğurup doğurmamasına göre belirlenir. Cezanın türü ise daha çok kaydın ne zaman arşive geçtiğini etkiler. Adli para cezasında arşive geçiş ödemeye bağlıdır; ödeme yapılmazsa ceza tazyik hapsi yoluyla infaz edilebilir (5352 m.4/1-c). TCK m.52/4 uyarınca hâkim, kişinin ekonomik ve şahsi hâllerini göz önünde bulundurarak adli para cezasının ödenmesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebilir veya cezanın belirli taksitler hâlinde ödenmesine karar verebilir (taksit süresi iki yılı geçemez, taksit sayısı dörtten az olamaz). Dolayısıyla taksitle ödenen adli para cezasında arşive geçiş son taksidin ödenmesiyle olur.
Hapis cezasında ise iki ana ihtimal vardır. Ceza ertelenirse (TCK m.51; iki yıl veya daha az hapis cezası ve diğer koşullar), bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere belirlenen denetim süresi (m.51/3) iyi hâlli geçirilirse ceza infaz edilmiş sayılır (m.51/8). Bu süre içinde kasıtlı bir suç işlenmesi veya yükümlülüklere uymamakta ısrar edilmesi hâlinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine infaz hâkimliğince karar verilebilir (m.51/7). Ceza ertelenmez ve infaz edilirse, kaydın arşive geçişi infazın tamamlanmasına bağlıdır. İnfazın tamamlanmasının, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik gibi mekanizmalarla değişebileceğini ayrıca hatırlamak gerekir; bunlar sicile ayrı birer bilgi olarak işlenir (m.4/1-a/2-4).
Seçenek yaptırımlarda da benzer mantık vardır. Kısa süreli hapis cezası TCK m.50 uyarınca adli para cezasına veya seçenek tedbire çevrilirse asıl mahkûmiyet bu çevrilen yaptırım olur (m.50/5). Hükümlü seçenek tedbirin gereklerini yerine getirmezse infaz hâkimliği hapis cezasının infazına karar verebilir (m.50/6); bu karar da sicile işlenir (5352 m.4/1-d/2). Bu nedenle çevrilmiş bir yaptırımda sürecin sonunu beklemeden “kaydım silindi mi” sorusuna cevap vermek doğru olmaz.
Beş yıl mı, 15 yıl mı, 30 yıl mı? Hak yoksunluğu ve yasaklanmış hakların geri verilmesi
Silinme süresinin hangi gruba girdiği, mahkûmiyetin başka kanunlarda hak yoksunluğu doğurup doğurmamasına bağlıdır. Burada iki ayrı kavram karıştırılmamalıdır. TCK m.53, kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak bazı hakların kullanılmasını yasaklar: kamu görevi üstlenme, seçme ve seçilme ehliyeti (Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonrası metindeki durum nedeniyle ayrıca kontrol edilmelidir), velayet, vesayet, dernek ve şirket yöneticiliği, izne tabi meslek veya sanatı icra etme gibi. TCK m.53/3 uyarınca hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından bu yoksunluklar uygulanmaz; yine bu hükümlüler bakımından birinci fıkranın (e) bendindeki izne tabi meslek veya sanatı icra etme yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir. m.53/2 uyarınca kişi bu hakları, mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar kullanamaz.
Adli sicil bakımından asıl önemli olan, TCK dışındaki kanunların belirli bir suçtan veya belirli bir cezadan dolayı getirdiği hak yoksunluklarıdır. Bu yoksunlukların giderilmesi için 5352 m.13/A “yasaklanmış hakların geri verilmesi” yolunu düzenler. Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması ve kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş ve hayatını iyi hâlli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir (m.13/A/1; TCK m.53/5-6 saklıdır). Mahkûm olunan cezanın infazına genel af veya etkin pişmanlık dışında başka bir hukuki nedenle son verilmişse hükmün kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmesi ve bu sürenin mahkûm olunan hapis cezasına üç yıl eklenerek bulunacak süreden az olmaması aranır (m.13/A/2). Talep, hükümlünün veya vekilinin başvurusuyla hükmü veren mahkemeye veya hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemeye yapılır (m.13/A/3). Mahkeme dosya üzerinden inceleme yapabilir ya da Cumhuriyet savcısını ve hükümlüyü dinleyebilir (m.13/A/4); karara karşı CMK’daki kanun yoluna başvurulabilir (m.13/A/5); kesinleşen karar adli sicil arşivine kaydedilir (m.13/A/6); masraflar hükümlüye aittir (m.13/A/7).
Bu mekanizmanın pratik sonucu şudur: bir mahkûmiyetin başka bir kanunda hak yoksunluğu doğurduğu tespit edilmişse, arşivden tamamen silinme süresi 15 yıl (yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşuluyla) veya 30 yıldır. Bu süre bazen “beş yıl bekledim, silinmedi” şikâyetinin sebebidir. Uyuşturucu kullanma mahkûmiyeti sonrası hangi mesleki ve idari sonuçların doğabileceği ise ilgili sektör mevzuatına göre değişir. Memuriyet bakımından ayrı bir yazımız vardır: Uyuşturucu Kullanma Suçu Memuriyete Engel midir?; sürücü belgesi, askerlik gibi konular da kendi mevzuatına tabidir.
Adli sicil ve arşiv kaydı nereden, nasıl alınır; kimler görebilir?
Adli Sicil Kanunu m.13/2 ikinci cümlesi, gerçek kişilerin kendileriyle ilgili adli sicil ve arşiv kayıtlarını Adalet Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde ve güvenli kimlik doğrulama araçlarını kullanarak sorgulayabileceğini, sonucu fiziki veya elektronik ortamda merciine verebileceğini söyler. Uygulamada bu sorgulama e-Devlet Kapısı üzerinden yapılır. İlgili hizmetin arayüzü ve seçenekleri zamanla değişebileceği için menü adlarına bağlı kesin bir adım listesi vermiyoruz; genel mantık şudur: kimlik doğrulaması yapılır, belgenin nerede kullanılacağı (kullanım amacı) seçilir ve oluşturulan belge görüntülenir veya kaydedilir. Arşiv kaydını da içeren bir belgenin alınması isteniyorsa, belge türü veya kurum türü seçimine dikkat etmek gerekebilir; arşiv bilgisinin ayrı bir belge seçeneğiyle gösterildiği ifade edilmektedir. Bunu öğrenmenin en güvenli yolu, güncel ekranı kendiniz kontrol etmek veya e-Devlet’te belge detayını incelemektir. Belgeyi kendiniz almak yerine vekilinizin almasını istiyorsanız, m.7/1-a ve m.10/1-a uyarınca vekâletnamede bu yetkinin açıkça belirtilmesi gerekir.
Kayıtları kimlerin görebileceği de önemlidir. m.7 uyarınca adli sicil bilgileri kullanılış amacı belirtilerek kişiye (veya vekiline) ve kamu kurum ve kuruluşlarına, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına verilebilir. Yabancı devletlerce istenen bilgi karşılıklılık esasına göre verilir (m.7/2). m.10 uyarınca arşiv bilgilerini yalnızca kişinin kendisi veya vekili, soruşturma veya kovuşturma kapsamında Cumhuriyet başsavcılıkları, hâkim veya mahkemeler, yetkili seçim kurulları ve özel kanunlarda gösterilen hâllerde ilgili kamu kurum ve kuruluşları isteyebilir. m.10/3 uyarınca 18 yaşından küçüklerle ilgili adli sicil ve arşiv kayıtları ancak soruşturma ve kovuşturma kapsamında değerlendirilmek üzere Cumhuriyet başsavcılıkları, hâkim veya mahkemelerce istenebilir. m.13/1 ise soruşturma ve kovuşturma kapsamında sorgulama yetkisini mahkeme, hâkim ve Cumhuriyet Başsavcılığına doğrudan, kolluk ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ise Adalet Bakanının onayıyla verir. Kısacası arşiv, “kaydın yok olduğu” değil, “sınırlı erişime kapandığı” aşamadır.
Kayıt hatalıysa veya süresi dolduğu hâlde silinmediyse
Adli sicil kayıtları kesinleşmiş mahkeme kararlarına dayandığı için kayıt hatalarının önemli bir bölümü kararın infaz bilgilerinin sisteme geç veya eksik işlenmesinden kaynaklanır. Örneğin ceza ödenmiş veya denetim süresi tamamlanmış olduğu hâlde bu husus sisteme işlenmemişse kayıt arşive geçmeyebilir. Böyle bir durumda önce e-Devlet çıktısını alıp hangi bilginin hangi tarihte kayıtlı olduğunu görmek, ardından kararın kesinleşme şerhini, ödeme veya infaz tamamlama belgesini ve denetim süresi sonuç yazısını toplamak gerekir.
Adli sicil ve arşiv kayıtlarının silinmesiyle ilgili kararları almak üzere m.14 uyarınca Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün teklifi ve Bakan onayı ile üç hâkimden oluşan bir komisyon kurulur. Uygulamada e-Devlet üzerinden “silme ve düzeltme talebi” yapılabilen bir hizmet bulunduğu belirtilmektedir; menünün güncel adını ve kapsamını başvuru öncesinde kontrol etmek gerekir. Kayıt bir mahkeme kararının sonucuysa, kararın kendisine karşı kanun yolları veya yargılamanın yenilenmesi yolları ayrı bir değerlendirme gerektirir. Kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucu beraat ya da ceza verilmesine yer olmadığı kararı kesinleşirse, önceki mahkûmiyete ilişkin adli sicil ve arşiv kaydı tamamen silinir (m.12/3); fiilin kanunla suç olmaktan çıkarılması hâlinde de kayıt talep aranmaksızın tamamen silinir (m.12/2). Bu hükümler uyuşturucu kullanma suçu için de geçerlidir, ancak kişinin kendi başına uygulayabileceği bir yol değildir.
Süre hesabına itirazınız varsa, hesabı sadece kendi anlayışınıza göre yapmayın: Merkezî Adli Sicil kaydı, infaz tamamlama tarihini temel alır ve bu tarihin yanlış girilmesi silinme süresini aylarca kaydırabilir. Yazılı ve belgeli bir başvuru, sözlü bilgi alma girişimlerinden çok daha sağlıklıdır. Dosyanızda süre hesabı, infaz bilgisi veya hak yoksunluğu ayrımı konusunda tereddüt varsa bu işlemleri bir ceza avukatıyla birlikte yürütmek, hatalı başvurular nedeniyle zaman kaybını önler.
Sık yapılan yanlış değerlendirmeler
- “Uyuşturucu kullanma suçunda her yakalanan kişiye sabıka kaydı işlenir” yanılgısı. Adli sicil yalnızca kesinleşmiş mahkûmiyetleri kaydeder (m.4). Erteleme, KYOK ve HAGB mahkûmiyet değildir.
- “HAGB ya da erteleme kaydı hiç yoktur” yanılgısı. Bu kararlar sicile işlenmez ama ayrı bir sistemde tutulur; yalnızca soruşturma veya kovuşturma bağlantısıyla yetkili makamlarca istenirse kullanılabilir (CMK m.171/5, 231/13; 5352 m.6). Yani “silinmiş” değil, “sınırlı erişimli” kayıt söz konusudur.
- “Denetimli serbestlik cezayı çekmek demektir” yanılgısı. TCK m.191 kapsamında denetimli serbestlik, kamu davasının ertelenmesi sırasında uygulanan bir tedbirdir; hapis cezasının infazı değildir.
- “Beş yıl geçti, kaydım kendiliğinden yok oldu” yanılgısı. Beş yıllık süre, m.12/1-c uyarınca arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten başlar; cezanın kesinleşme tarihinden değil.
- “Arşiv kaydı hiç kullanılmaz” yanılgısı. Arşiv bilgileri m.10 uyarınca kanunda sayılan kişi ve makamlarca istenebilir; özellikle soruşturma ve kovuşturma kapsamında görülebilir.
- “Her mahkûmiyet için süre aynıdır” yanılgısı. Başka bir kanunda hak yoksunluğu doğuran mahkûmiyetlerde süre 15 veya 30 yıldır (m.12/1-b).
Sonuç ve değerlendirme
Uyuşturucu kullanma suçunda sabıka kaydının sorusu, kararın türüne göre dört farklı cevap alır. Kamu davasının ertelenmesi ve ardından KYOK kararı mahkûmiyet doğurmadığı için adli sicil kaydı üretmez; kayıt ayrı bir sistemde sınırlı erişimle tutulur. HAGB de aynı şekilde sicile işlenmez ve denetim süresinin başarıyla geçilmesiyle dava düşer. Kesinleşmiş mahkûmiyet olursa kayıt adli sicile işlenir, infaz tamamlandığında arşive alınır ve kural olarak arşiv kaydı beş yıl sonra tamamen silinir. Başka kanunlarda hak yoksunluğuna yol açan mahkûmiyetlerde bu süre 15 veya 30 yıla çıkar. Kendi durumunuzda atılacak ilk adım, e-Devlet’ten güncel adli sicil ve arşiv çıktınızı almak ve dosyanızın nihai kararını (kesinleşme tarihi ve türü) belgelendirmektir. Süre hesabı, hak yoksunluğu ayrımı ve olası düzeltme başvurusu için bir ceza avukatından yardım alınması çoğu zaman yerinde olur.
İlgili yazılarımız
Ceza Alırsa Sicile İşler mi? · İlk Defa Yakalanan Ne Kadar Ceza Alır? · Denetimli Serbestlik Dosyası Nasıl Kapatılır? · Hapis Cezası Paraya Çevrilir mi? · Memuriyete Engel midir? · Uyuşturucu Suçları Bilgi Merkezi
Uyuşturucu kullanma suçunda her zaman sabıka kaydı oluşur mu?
Hayır. Adli Sicil Kanunu m.4 yalnızca kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinin adli sicile kaydedileceğini söyler. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi (CMK m.171, TCK m.191/2) ve ardından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar mahkûmiyet değildir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (CMK m.231) da ayrı bir sisteme kaydedilir; bu kayıtlar yalnızca soruşturma veya kovuşturma kapsamında yetkili makamlarca istenirse kullanılır.
Adli sicil kaydı ile arşiv kaydı arasındaki fark nedir?
Adli sicil, hâlen ‘canlı’ görünen mahkûmiyet bilgisidir. Adli Sicil Kanunu m.9 uyarınca cezanın infazının tamamlanması gibi hâllerde bu bilgi adli sicilden çıkarılarak arşiv kaydına alınır. Arşiv kaydı kural olarak yalnızca kanunda sayılan kişi ve makamlarca (m.10) istenebilir; m.12 uyarınca belirli süre sonunda arşivden de tamamen silinir.
Arşivden tamamen silinme süresi kaç yıldır?
Adli Sicil Kanunu m.12/1-c uyarınca, Anayasa m.76 veya Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda hak yoksunluğuna yol açan mahkûmiyetler dışında kalan ‘diğer mahkûmiyetler’ bakımından arşiv kaydı, arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçmesiyle tamamen silinir. Hak yoksunluğuna yol açan mahkûmiyetlerde süre 15 yıl (yasaklanmış hakların geri verilmesi kararıyla) veya 30 yıldır (m.12/1-b).
Adli para cezası da sabıka kaydı oluşturur mu?
Evet, kesinleşmiş adli para cezası mahkûmiyeti adli sicile kaydedilir (m.4/1-c). Adli para cezasının ödenerek infaz edildiği hususu da sicile işlenir. İnfazın tamamlanmasıyla kayıt arşive alınır ve arşiv süresi (kural olarak beş yıl) işler.
HAGB kararı adli sicil belgesinde görünür mü?
Kanun metnine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir ve bu kayıtlar ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkemece istenirse kullanılabilir (CMK m.231/13; Adli Sicil Kanunu m.6). Bu nedenle kişi kendi adli sicil belgesinde bu kaydı görmez; ancak belge türüne ve kurum uygulamasına göre bu noktayı e-Devlet çıktısında teyit etmek gerekir.
e-Devlet’ten adli sicil ve arşiv kaydı nasıl alınır?
Adli Sicil Kanunu m.13/2 uyarınca gerçek kişiler kendi kayıtlarını Adalet Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde, güvenli kimlik doğrulama araçlarıyla sorgulayabilir. Uygulamada bu işlem e-Devlet Kapısı üzerindeki Adalet Bakanlığı hizmetiyle yapılır; arayüzde menü ve seçenek adları zaman zaman değişebilir. Arşiv bilgisini içeren belge için belge türü ve kullanım amacı seçimi önem taşıyabilir.
Sabıka kaydı memuriyete veya sürücü belgesine engel olur mu?
Bu soru kaydın varlığından çok, ilgili özel kanundaki şartlara bağlıdır. Her memuriyet, meslek veya belge için ayrı mevzuat aranır; 5352 sayılı Kanun yalnızca kaydın tutulması, arşive alınması ve silinmesini düzenler. Memuriyet ve ehliyet konularındaki ayrı yazılarımıza bakabilir, somut durumunuz için avukat görüşü alabilirsiniz.
Kaydım hatalıysa veya süresi dolduğu hâlde silinmediyse ne yapabilirim?
Adli sicil ve arşiv kayıtlarının silinmesiyle ilgili kararları, Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün teklifi ve Bakan onayıyla kurulan üç hâkimli komisyon alır (m.14). Uygulamada e-Devlet üzerinden silme veya düzeltme talebi yapılabildiği ifade edilmektedir; başvuru yolunun güncel arayüzdeki adı değişebilir. Karar mahkeme kararındaki bilgilere dayandığı için, kayıt hatasının kaynağını (karar, kesinleşme şerhi, infaz bilgisi) belgeyle göstermek gerekir.
Kararın türü, kesinleşme ve infaz tarihleri üzerinden kaydın hangi aşamada olduğunu birlikte netleştirelim.
Sicil kaydının ehliyete etkisini ilgili yazımızda okuyabilirsiniz.
Askerlik bakımından karar türlerini ilgili yazımızda okuyabilirsiniz.
Soruşturma kaydı ile adli sicil kaydı arasındaki farkı ve dosya öğrenme yollarını ilgili yazımızda inceleyebilirsiniz.
Uyuşturucu ticareti (TCK 188) mahkûmiyetinde adli sicil ve arşiv kaydının silinme takvimi için uyuşturucu ticareti adli sicil kaydı ne zaman silinir yazımıza bakabilirsiniz.
Yazar Hakkında
Av. Burakhan Çalışkan, İstanbul Barosu’na kayıtlı olup ceza hukuku ve uyuşturucu suçları alanında savunma hizmeti vermektedir. Bu yazı, güncel mevzuat metinleri dikkate alınarak hazırlanmıştır.
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.

