📌 Kısa Cevap: Kanunda “dört kez yakalanma” diye bir hüküm yoktur; suçun cezası her olayda TCK m.191/1 uyarınca iki yıldan beş yıla kadar hapistir. Dördüncü ve sonraki olaylarda belirleyici olan, önceki olaylardan birinde kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunup bulunmadığıdır: böyle bir hüküm kesinleştikten sonra yeni suç işlenirse TCK m.58 tekerrür hükümleri gündeme gelir. Tekerrür cezayı artırmaz; cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi ve infazdan sonra denetimli serbestlik uygulanması sonucunu doğurur. Hiçbir sonuç garanti edilemez.
Bir kişinin “dördüncü kez” yakalanmış olması hukuken çoğu zaman şu anlama gelir: önceki olaylar ertelenmiş, ihlal sonucu dava açılmış ve bir mahkûmiyet hükmü kesinleşmiştir. Bu aşamada artık erteleme ve denetimli serbestlik tartışması geride kalmış, mahkûmiyetin hukuki sonuçları, tekerrür ve cezanın infazı öne çıkmıştır. Bu yazı kümedeki son aşamayı, yani mahkûmiyet sonrası dönemi ele alır: tekerrürün koşulları ve uyuşturucu kullanma suçundaki tartışmalı yönleri, 5275 sayılı Kanuna göre infazın nasıl işlediği, denetimli serbestlikle infaz, tedavi yükümlülüğü ve kaç kez yakalandığının neden sayısal bir eşik olmadığı. Önceki aşamalar için “İlk defa suç işleyen biri hapis cezası alır mı?”, “2 kez uyuşturucu yakalanmanın cezası” ve “Üçüncü kez yakalanan kişiye ne olur?” yazılarımıza bakabilirsiniz.
Hükmün niteliği ve kesinleşme durumu sonucu belirler; dosyanızı birlikte okuyalım.
Neden “dört kez” bir hukuki kategori değildir?
Gündelik dilde “dört kez yakalanmak”, her seferinde bir önceki olaydan daha ağır bir sonuç doğuran bir merdiven gibi düşünülür. Mevzuat ise böyle bir merdiven kurmaz. TCK m.191/1 her olay için aynı ceza aralığını öngörür: iki yıldan beş yıla kadar hapis. Sonuçları farklılaştıran şey, önceki olayların nasıl sonuçlandığıdır. Aşağıdaki tablo, dört olayın farklı seyirlerini ve her birinin dördüncü olaydaki hukuki konumunu gösterir.
Bu tabloda görüldüğü gibi, “dört kez yakalanmış” biri, hukuken hiç tekerrür koşulunu taşımayabilir; dört olayın tamamı ertelenmiş veya hükmün açıklanması geri bırakılmış dosyalar olabilir. Öte yandan iki olay bile, ilki kesinleşmiş bir mahkûmiyet olmuşsa tekerrür tartışmasını gündeme getirebilir. Bu nedenle hukuki değerlendirmenin ilk adımı, her önceki dosyanın sonucunu ve kesinleşme tarihini belirlemektir.
TCK 58: tekerrürün koşulları
TCK m.58/1’e göre önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi hâlinde tekerrür hükümleri uygulanır ve bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez. Dolayısıyla üç koşul aranır: önceki suçtan hüküm verilmiş olması, bu hükmün kesinleşmiş olması ve kesinleşmeden sonra yeni bir suçun işlenmesi. Hükmün henüz kesinleşmediği, örneğin istinaf veya temyiz aşamasında bulunduğu bir dosya tekerrüre esas olmaz.
m.58/2, tekerrürün süreyle sınırlı olduğunu düzenler. Önceki suçtan beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl, beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezasına mahkûmiyet hâlinde infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl geçtikten sonra işlenen suçlar bakımından tekerrür hükümleri uygulanmaz. TCK m.191/1 cezası iki ila beş yıl arasında olduğundan, bu suçtan alınmış bir cezada tekerrür süresi infazdan sonra üç yıldır.
m.58/4 ayrıca iki sınırlama getirir: kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz; yabancı ülke mahkemelerinden verilen hükümler de (kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile parada veya kıymetli damgada sahtecilik hariç olmak üzere) tekerrüre esas olmaz. TCK m.191 kullanma suçu kasıtlı bir suç olduğundan, kasıtlı bir önceki suçla bu suç arasında tekerrür kurulabilir; yabancı mahkeme kararı ise 191 bakımından tekerrüre esas olmaz. Fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla da tekerrür hükümleri uygulanmaz (m.58/5).
Uyuşturucu kullanma suçunda tekerrür tartışması
Uyuşturucu kullanma suçu bakımından tekerrür konusunda iki ayrı soru sorulmalıdır ve her ikisinde de dosyanın somut durumu önemlidir. Birinci soru, önceki olayın tekerrüre esas “hüküm” sayılıp sayılmayacağıdır. TCK m.191/2 ile verilen erteleme kararı bir hüküm değildir; süre sorunsuz geçerse kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir (m.191/7). CMK m.231 uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması ise, hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder; denetim süresi iyi geçerse davanın düşmesine karar verilir (m.231/10). Bu nedenle bu iki yolla sonuçlanan dosyaların, metin bakımından “kesinleşmiş hüküm” niteliğinde olmadığı, dolayısıyla tekerrüre esas alınmaması gerektiği değerlendirilebilir. Buna karşılık TCK m.51 ile ertelenmiş bir hapis cezası bir hükümdür; ertelenmiş cezanın ve infaz edilmiş sayılmasının tekerrür süresine etkisi dosyaya göre tartışma konusu olabilir. Bu noktalarda uygulamanın farklı değerlendirmeler yapabildiği göz önünde tutulmalı, kesin bir yargıya varmadan önce ilgili hüküm, kesinleşme şerhi ve infaz belgeleri incelenmelidir.
İkinci soru, tekerrür sonucunun ne olduğudur. Eski ve yaygın bir yanılgı, tekerrürün cezayı artırdığıdır. m.58 metninde cezanın artırılmasına dair bir hüküm yoktur. Fıkra 3, tekerrür hâlinde sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis ve adli para cezası öngörülmüşse hapis cezasına hükmolunacağını söyler; TCK m.191/1 zaten yalnızca hapis cezası öngördüğü için bu hüküm 191 bakımından ayrıca bir değişiklik yaratmaz. Asıl sonuç m.58/6-7’de yazılıdır: tekerrür hâlinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir; ayrıca mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır ve mahkûmiyet kararında bu hususlar belirtilir. Aynı konuyu uyuşturucu ticareti özelinde tekerrür yazımızda ele aldık; 191 bakımından aynı kurallar işlemekle birlikte ceza aralığı ve infaz süreleri farklıdır.
Hapis cezasının infazı: 5275 sayılı Kanun ne öngörür?
Mahkûmiyet kesinleştikten sonra cezanın infazı 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanuna göre yürür. m.107/1 uyarınca koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için hükümlünün kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir. m.107/2’ye göre diğer süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının yarısını infaz kurumunda çektikleri takdirde koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. Bu genel oran TCK m.191 suçundan mahkûm olanlar için de geçerlidir; kanun metninde kullanma suçu için daha yüksek bir oran öngörülmemiştir. Ağırlaştırılmış oran m.107/2’nin ek cümlelerinde sayılan suçlar için geçerlidir ve uyuşturucu ticaretinde (TCK m.188) m.108/9 ile ayrı bir oran söz konusudur; ticaret hükümlüleri için ayrı yazımıza burada bakabilirsiniz.
Mükerrirler bakımından oran değişir. m.108/1-d uyarınca tekerrür hâlinde işlenen suçtan dolayı mahkûm olunan süreli hapis cezasının üçte ikisinin iyi hâlli olarak çekilmesi durumunda koşullu salıverilmeden yararlanılabilir. m.108/3’e göre ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda birinci fıkradaki süreler uygulanır; ancak süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranı dörtte üçtür ve hükümlü hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanacağı hükümde belirtilir. Ayrıca m.108/4 uyarınca infaz hâkimi, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler; m.108/6’ya göre bu süre en fazla beş yıla kadar uzatılabilir ve m.108/7 uyarınca denetim süresi içinde yükümlülüklere ve yasaklara aykırı hareket eden mükerrirler infaz hâkimi kararıyla on beş günden az, üç aydan fazla olmamak üzere disiplin hapsine tabi tutulur.
Tablodaki aylar yalnızca oranın aritmetiğini göstermek içindir; hakkında tutukluluk veya gözaltı süresi bulunan, iyi hâlli sayılmayan ya da farklı infaz imkânlarından yararlanan hükümlüler için fiilî süre değişir. Gerçek hesap infaz kurumunca ve infaz hâkimliğince yapılır. Genel bir bakış için infaz ve koşullu salıverilme rehberimize, süre hesabı için denetimli serbestlik süresi hesaplama aracımıza bakabilirsiniz.
Denetimli serbestlikle infaz (5275 m.105/A)
Bu başlıktaki denetimli serbestlik, TCK m.191/3’teki erteleme sürecinde uygulanan tedbirden farklıdır; burada hapis cezasının son kısmı cezaevi dışında, denetim altında geçirilir. m.105/A/1’e göre hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak ve aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla, açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak infaz hâkimi tarafından karar verilebilir. 7550 sayılı Kanunla eklenen cümleye göre hükümlünün bu infaz usulünden yararlanabilmesi için beş günden az olmamak üzere koşullu salıverilme tarihine kadar ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin en az onda birini kurumda geçirmiş olması gerekir. m.105/A/4 uyarınca adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle hapse çevrilenler bu infaz usulünden yararlanamaz.
Hükümlünün denetimli serbestlik sürecinde uyması gereken yükümlülükler m.105/A/5’te sayılır: kamuya yararlı bir işte ücretsiz çalıştırılma, bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurulma, belirlenen yer veya bölgelere gitmeme ve belirlenen programlara katılma. Yükümlülüklerden bir veya birden fazlasına denetimli serbestlik müdürlüğünce karar verilir ve hükümlünün risk ve ihtiyaçları dikkate alınarak değiştirilebilir. Hükümlü, ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne beş gün içinde müracaat etmezse, yükümlülüklere uymamakta ısrar ederse veya ceza infaz kurumuna geri dönmek isterse açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilebilir (m.105/A/6). Denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlandıktan sonra işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan dolayı kamu davası açılmışsa infaz hâkimi hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verebilir (m.105/A/7). m.105/A metninde mükerrirleri dışlayan ayrı bir hüküm bulunmamakla birlikte, mükerrirlerde koşullu salıverilme tarihi farklı hesaplandığından başvuru zamanı ve sonuç dosyaya göre infaz hâkimliğince değerlendirilir.
TCK 191 hükümlüleri için tedavi ve rehabilitasyon yükümlülüğü
m.105/A/5’in son cümlesi, 7445 sayılı Kanunla eklenmiştir ve doğrudan bu yazının konusunu ilgilendirir: Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde yer alan kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçundan hükümlü olanlar, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezasının infazına karar verilmesi hâlinde ayrıca tedavi ve rehabilitasyon programlarına katılma yükümlülüğüne tabi tutulur. 5402 sayılı Kanun m.12/A/7 ise bu yükümlülüğün Sağlık Bakanlığının uygun göreceği tedavi ve rehabilitasyon merkezlerinde yerine getirileceğini, bu merkezlerin Sağlık Bakanlığı tarafından açılacağını ve kendiliğinden bu merkezlere başvuran kişilerin de hizmetten faydalandırılacağını düzenler. Yani mahkûmiyet sonrası dönemde bile tedavi kapısı kapanmış değildir; hatta infazın bir parçası hâline getirilmiştir. Bu yükümlülüğün kapsamı ve sürelerine ilişkin ayrıntılar mevzuat ve yönetmeliklere göre değişebilir; uygulamada denetimli serbestlik müdürlüğü hükümlünün risk ve ihtiyaçlarına göre programı belirler.
Bunun yanında TCK m.192/4, bir kimsenin soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavisini istemesi hâlinde cezaya hükmolunmayacağını düzenler. Bu hüküm, mahkûmiyet sonrasında yaşanan yeni olay için değil, henüz soruşturma başlamamış bir fiil için işler ve ispat bakımından başvuru tarihinin belgelenmesi önemlidir. Etkin pişmanlığın kullanma suçundaki uygulaması için ilgili yazımıza bakabilirsiniz.
Mahkûmiyet sonrası dönemin aşamaları
Mahkûmiyetin hapis dışındaki sonuçları
Kesinleşen mahkûmiyet yalnızca hapis cezasının infazıyla sınırlı kalmaz. Kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak TCK m.53/1’de sayılan hak yoksunlukları gündeme gelebilir; m.53/2 uyarınca bu haklar cezanın infazı tamamlanıncaya kadar kullanılamaz ve m.53/4’e göre kısa süreli hapis cezası ertelenmiş olanlar hakkında birinci fıkra uygulanmaz. Maddenin Anayasa Mahkemesince kısmen iptal edilmiş olduğu da göz önünde tutulmalı, hangi hak yoksunluğunun hangi koşulda uygulandığı dosyada ayrıca kontrol edilmelidir. Kayıtların sicile işlenmesi, silinme süreleri ve arşiv kaydı ise adli sicil ve arşiv kaydı rehberimizde ve sabıka kaydı yazımızda anlatılmıştır. Uyuşturucu kullanma mahkûmiyetinin memuriyet, ehliyet ve askerlik üzerindeki etkileri ayrı yazılarda ele alınmıştır.
Yeni bir olay yaşanırsa: dördüncü ve sonraki olaylar
Kesinleşmiş bir mahkûmiyetten sonra yeni bir madde kullanma, bulundurma veya satın alma olayı yaşanırsa, soruşturma ve yargılama yine TCK m.191/1 çerçevesinde yürür. Burada TCK m.191/6’nın etkisi sürer: ihlal sonucu kamu davası açıldıktan sonra tekrar işlenen suç iddiasıyla açılan soruşturmalarda kamu davasının ertelenmesi kararı verilemez. Mahkemede ise genel hükümler uygulanabilir: takdiri indirim (TCK m.62), hükmün açıklanmasının geri bırakılması (CMK m.231) ve hapis cezasının ertelenmesi (TCK m.51). Ancak bu imkânların koşulları dördüncü olayda daha dar olabilir: CMK m.231/6-a, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunmasını arar; TCK m.51/1-a ise daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmayı arar. Kesinleşmiş bir 191 mahkûmiyeti bulunan kişi için bu iki koşul fiilen engel olabilir. Ayrıca mahkemenin sanığın yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varması da tekrarlayan olaylarda zorlaşabilir. Bu nedenle dördüncü ve sonraki olaylarda hapis cezasının infaz kurumunda çekilmesi ihtimali, ilk olaydakine kıyasla belirgin biçimde artar; bunun nedeni sayı değil, mahkûmiyet kaydının bulunmasıdır.
Sonuç olarak “dört kez yakalanma”nın cezası, dördüncü olay için TCK m.191/1 aralığında verilecek hapis cezasıdır; fiilî çekilme süresi ise 5275 sayılı Kanundaki oranlara, tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığına, iyi hâl ve denetimli serbestlik imkânlarına göre belirlenir. Fiil ticaret olarak nitelendirilirse TCK m.188/3’ün on yıldan az olmamak üzere hapis cezası ve m.108/9’daki özel koşullu salıverilme oranı gündeme gelir, bu da tabloyu tamamen değiştirir.
Tutuklama, adli kontrol ve zorunlu müdafilik
CMK m.100/3’teki tutuklama katalogunda TCK m.188 yer alır, m.191 yer almaz. Bu nedenle kullanma suçunda tutuklama, m.100/2’deki kaçma şüphesi veya delilleri karartma gibi somut nedenlerle ve ölçülülük ilkesiyle sınırlı olarak gündeme gelebilir. Tekrarlayan olaylar ve kesinleşmiş mahkûmiyet, hâkimin yeniden suç işleme ve kaçma şüphesi değerlendirmesinde göz önünde bulundurabileceği olgulardır, fakat tek başına tutuklama sebebi değildir. CMK m.109/3-e, adli kontrol kapsamında tedavi veya muayene tedbirlerini sayar. Zorunlu müdafilik bakımından CMK m.150/3, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda müdafi görevlendirilmesini zorunlu kılar; TCK m.191/1’in alt sınırı iki yıl olduğundan kullanma suçunda zorunlu müdafilik doğmaz, ticaret suçunda doğar. Elektronik izleme gibi tedbirler için ilgili yazımıza bakabilirsiniz.
Sık yapılan yanlış değerlendirmeler
- “Dördüncüde ceza kat kat artar” yanılgısı. TCK m.58’de tekerrür nedeniyle cezanın artırılması yoktur; ceza aralığı her olayda m.191/1’dir. Tekerrürün etkisi infazdadır.
- “Dört kez yakalanan mutlaka mükerrirdir” yanılgısı. Tekerrür için kesinleşmiş bir hüküm gerekir; erteleme veya HAGB ile sonuçlanan dosyalar bu bakımdan farklı değerlendirilir.
- “Tekerrür sonsuza dek sürer” yanılgısı. TCK m.58/2’ye göre cezası beş yıl veya daha az olan önceki mahkûmiyette infazdan üç yıl geçtikten sonra işlenen suçlarda tekerrür uygulanmaz.
- “Mahkûm olan tedavi göremez” yanılgısı. 5275 m.105/A/5 ve 5402 m.12/A/7, 191 hükümlüleri için tedavi ve rehabilitasyon programlarını infazın parçası hâline getirir.
- “Mükerrirler denetimli serbestlikten hiç yararlanamaz” yanılgısı. m.105/A metninde mükerrirleri dışlayan ayrı bir hüküm yoktur; ancak koşullu salıverilme tarihi farklı hesaplanır ve karar infaz hâkimliğine aittir.
- “Sayı arttıkça kurtuluş yolu kalmaz” yanılgısı. Kanunda sayı eşiği yoktur; her olayda dosyanın aşaması, önceki hükümlerin niteliği ve mahkemenin takdiri belirleyicidir.
Sonuç ve değerlendirme
Dördüncü ve sonraki olaylarda belirleyici olan sayı değil, mahkûmiyet sonrası hukuki durumdur. Kesinleşmiş bir hüküm varsa ve TCK m.58/2’deki süre dolmamışsa tekerrür hükümleri uygulanabilir; bunun sonucu cezanın artırılması değil, mükerrirlere özgü infaz rejimi ve infazdan sonra denetimli serbestlik tedbiridir. Koşullu salıverilme oranı genel kuralda yarı, tekerrürde üçte iki, ikinci defa tekerrürde dörtte üçtür; denetimli serbestlikle infaz ve 191 hükümlülerine özgü tedavi ve rehabilitasyon yükümlülüğü ise 5275 sayılı Kanun ve 5402 sayılı Kanun çerçevesinde uygulanır. Hiçbir sonuç önceden garanti edilemez; yapılacak en sağlıklı şey, önceki hükümlerin kesinleşme tarihlerini, infaz belgelerini ve güncel kayıtları belgelerle netleştirmek ve savunma ile infaz stratejisini buna göre kurmaktır.
İlgili yazılarımız
İlk Defa Suç İşleyen Biri Hapis Cezası Alır mı? · 2 Kez Uyuşturucu Yakalanmanın Cezası · Üçüncü Kez Yakalanan Kişiye Ne Olur? · Uyuşturucu Ticaretinde Tekerrür · İnfaz ve Koşullu Salıverilme · TCK 191 Rehberi
Dört kez uyuşturucudan yakalanmanın kanunda özel bir cezası var mı?
Hayır. Kanunda ‘iki kez, üç kez, dört kez yakalanma’ diye sayısal bir eşik yoktur. Kullanmak için uyuşturucu madde satın alma, kabul etme, bulundurma veya kullanma suçunun cezası her seferinde TCK m.191/1 uyarınca iki yıldan beş yıla kadar hapistir. Sayı değil, önceki olayların hangi sonuçla bittiği, yani erteleme, KYOK, HAGB veya kesinleşmiş mahkûmiyet olduğu belirleyicidir.
Tekerrür (mükerrirlik) cezayı artırır mı?
TCK m.58 metninde tekerrür nedeniyle cezanın artırılması öngörülmemiştir. Tekerrür hâlinde sonraki suçta seçimlik olarak hapis ve adli para cezası öngörülmüşse hapis cezasına hükmolunur (m.58/3); asıl sonuç, hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi ve infazdan sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasıdır (m.58/6).
Tekerrür için önceki cezanın infaz edilmiş olması gerekir mi?
Hayır. TCK m.58/1’e göre önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suç işlenmesi yeterlidir; cezanın infaz edilmiş olması gerekmez. Önemli olan hükmün kesinleşmiş olmasıdır. Ertelenen veya HAGB ile bırakılan dosyaların tekerrüre esas alınıp alınmayacağı ayrıca dosyaya göre değerlendirilmelidir.
Tekerrür süresi dolduktan sonra yeni suç işlenirse ne olur?
TCK m.58/2’ye göre önceki suçtan beş yıldan fazla hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl, beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezasına mahkûmiyet hâlinde üç yıl geçtikten sonra işlenen suçlar bakımından tekerrür hükümleri uygulanmaz. TCK m.191/1 cezası iki ile beş yıl arasında olduğundan bu cezalarda üç yıllık süre söz konusudur.
Mükerrir hükümlü cezaevinde ne kadar yatar?
5275 sayılı Kanun m.107/2’ye göre süreli hapis cezalarında genel kural cezanın yarısıdır. Tekerrür hâlinde m.108/1-d uyarınca süreli hapis cezasının üçte ikisinin iyi hâlli olarak çekilmesi gerekir; ikinci defa tekerrür hükümleri uygulanmışsa m.108/3’e göre süreli hapis cezaları bakımından oran dörtte üçtür. Gerçek hesap, infaz kurumunca dosyaya göre yapılır.
Uyuşturucu kullanma suçundan hapis cezası alanlar tedavi görmek zorunda mıdır?
5275 sayılı Kanun m.105/A-5’e göre denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezasının infazına karar verilen hükümlülerden TCK m.191 suçundan hükümlü olanlar ayrıca tedavi ve rehabilitasyon programlarına katılma yükümlülüğüne tabi tutulur. 5402 sayılı Kanun m.12/A-7 bu programların Sağlık Bakanlığının uygun göreceği tedavi ve rehabilitasyon merkezlerinde yerine getirileceğini düzenler.
Denetimli serbestlikle infaz (105/A) mükerrirler için de mümkün müdür?
105/A metninde mükerrirleri ayrıca dışlayan bir hüküm yer almamaktadır; koşullar açık veya çocuk eğitimevinde bulunmak, koşullu salıverilmeye bir yıl veya daha az süre kalmış olmak, iyi hâlli olmak, talepte bulunmak ve koşullu salıverilme tarihine kadar geçirilmesi gereken sürenin en az onda birini (beş günden az olmamak üzere) infaz kurumunda geçirmiş olmaktır. Mükerrirlerde koşullu salıverilme tarihi farklı hesaplandığı için uygulamada hesap ve karar infaz hâkimliğince dosyaya göre yapılır.
Dördüncü olaydan sonra sabıka kaydı ve diğer sonuçlar nasıl etkilenir?
Kesinleşen mahkûmiyet adli sicil kaydına yansır ve hak yoksunlukları, kamu görevi, ehliyet ve benzeri alanlarda etki doğurabilir. TCK m.53/4 kısa süreli hapis cezası ertelenmiş olanlar bakımından m.53/1’in uygulanmayacağını düzenler. Kaydın görünürlüğü, silinme ve arşiv kaydı kuralları ayrıca incelenmelidir.
Hüküm ve kesinleşme bilgileri birlikte değerlendirilmelidir; bize ulaşabilirsiniz.
Yazar Hakkında
Av. Burakhan Çalışkan, İstanbul Barosu’na kayıtlı olup ceza hukuku ve uyuşturucu suçları alanında savunma hizmeti vermektedir. Bu yazı, güncel mevzuat metinleri dikkate alınarak hazırlanmıştır.
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.

