Kısa cevap: Evet, kaçak eşyayı kendisi ülkeye sokmayan kişi de cezalandırılabilir. 5607 sayılı Kanun’un 3. maddesinin beşinci fıkrası; kaçak eşyayı bu özelliğini bilerek ve ticarî amaçla satın alan, satışa arz eden, satan, taşıyan veya saklayan kişiyi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırır. Buradaki “bilerek” ve “ticarî amaçla” unsurları savunmanın merkezindedir.
Kaçakçılık soruşturmalarında yalnızca eşyayı sınırdan geçiren kişi değil, o eşyayı sonradan devralan esnaf, deposunda tutan işletmeci veya aracıyla taşıyan şoför de şüpheli konumuna gelebilir. Bu yazıda kaçak eşya bulundurma cezası başlığı altında toplanan fiillerin hangi fıkralara girdiğini, “bulundurma”nın kanun metninde nerede geçtiğini ve kişisel kullanım ile ticarî amaç arasındaki sınırı, doğrulanmış kanun metni üzerinden ele alıyoruz.
Eşyanın miktarı, ambalajı ve nerede bulunduğuna ilişkin ilk beyan, dosyanın geri kalanını belirler. Yazıda anlatılanlar genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza özgü bir değerlendirme için bize ulaşabilirsiniz.
Kaçak eşyayı satın almak tek başına suç mudur?
Kısa Cevap: Tek başına satın alma fiili yeterli değildir. 5607 m. 3/5, eşyanın kaçak olduğunu bilerek ve ticarî amaçla hareket edilmesini arar. Ayrıca fıkra, eşyayı ülkeye sokan asıl fiile iştirak etmemiş kişiyi hedef alır; iştirak varsa fail zaten ilgili temel fıkradan sorumlu olur.
Fıkranın metni şöyledir: “Birinci ila dördüncü fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesine iştirak etmeksizin, bunların konusunu oluşturan eşyayı, bu özelliğini bilerek ve ticarî amaçla satın alan, satışa arz eden, satan, taşıyan veya saklayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.”
Bu metinden üç ayrı süzgeç çıkar. Birincisi, kişinin eşyayı ülkeye sokan fiile katılmamış olması gerekir. İkincisi, eşyanın kaçak olduğunu bilmesi aranır; şüphe veya olması gereken bilgi değil, fiilî bilgi söz konusudur. Üçüncüsü, hareketin ticarî amaçla yapılmış olması gerekir. Bu üç unsurdan biri bulunmadığında m. 3/5 uygulanmaz.
“Bulundurmak” kanun metninde nerede geçer?
Kamuoyunda yaygın kullanılan “kaçak eşya bulundurma” ifadesi, 5607 sayılı Kanun’un 3. maddesinin beşinci fıkrasında bu şekilde yer almaz. Beşinci fıkra satın alma, satışa arz etme, satma, taşıma ve saklama fiillerini sayar. “Bulundurma” terimi ise Kanun’un özel fıkralarında karşımıza çıkar ve orada da ticarî amaç şartına bağlanmıştır.
3. maddenin on birinci fıkrası, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun belirlediği seviyenin altında ulusal marker içeren veya hiç içermeyen akaryakıtı ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakledenleri iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırır. On sekizinci fıkra ise ambalajında bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaret bulunmayan ya da taklit işaret taşıyan tütün mamulleri, makaron, yaprak sigara kâğıdı, etil alkol, metanol ve alkollü içkileri ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakledenler için üç yıldan altı yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası öngörür.
Bu ayrım pratikte doğrudan sonuç doğurur: dükkânında ya da deposunda kaçak eşya bulunan bir kişinin hangi fıkradan sorumlu tutulacağı, eşyanın türüne ve ticarî amacın ortaya konulup konulamadığına göre değişir. İddianamedeki fıkranın doğruluğunu denetlemek, savunmanın ilk işlerinden biridir.

Kişisel kullanım için alınan eşya da cezalandırılır mı?
Ticarî amaç bulunmadığında 5607 m. 3/5 uygulanmaz; fıkranın metni bu unsuru açıkça arar. Aynı şekilde on birinci ve on sekizinci fıkralar da bulundurma ve nakletme fiilleri bakımından “ticari amaçla” ibaresini taşır. Dolayısıyla yalnızca kendi kullanımı için alınan eşya bu fıkralar bakımından farklı değerlendirilir.
Bu değerlendirme kanunda sayısal bir eşiğe bağlanmamıştır. 5607 sayılı Kanun, “şu kadar paket sigaraya kadar kişisel kullanımdır” biçiminde bir sınır getirmez. Ticarî amacın varlığı, dosyadaki somut verilerden çıkarılır: eşyanın miktarı, aynı türden ürünlerin çokluğu, ambalajlanma biçimi, satışa hazır hâlde bulunup bulunmadığı, bulunduğu yerin işyeri mi konut mu olduğu, kişinin ticarî faaliyeti ve varsa fiyat listesi ya da müşteri kaydı gibi unsurlar birlikte değerlendirilir.
Bu nedenle savunmada eşyanın niceliği kadar bulunduğu bağlam da önem taşır. Bir işletmenin satış reyonunda sergilenen ürünler ile bir konutta kişisel tüketim için tutulan ürünler, aynı sayıda olsa bile aynı sonuca götürmeyebilir. Kaçak sigara özelinde ceza aralıklarının nasıl belirlendiğini kaçak sigara satma cezasını ele aldığımız yazıda ayrıntılı biçimde inceledik.
Kaçak eşya taşıyan şoför sorumlu tutulur mu?
Taşıma fiili 5607 m. 3/5’te açıkça sayıldığından şoförün sorumluluğu gündeme gelebilir; ancak burada da eşyanın kaçak olduğunun bilinmesi ve ticarî amaç unsurları aranır. Yükün içeriğini bilmeden nakliye hizmeti veren bir sürücü ile organizasyonun parçası olarak hareket eden bir sürücü, aynı fıkra bakımından aynı konumda değildir.
Uygulamada bu ayrımı belirleyen veriler sevk irsaliyesi ve taşıma belgeleri, yükleme ve boşaltma noktalarının kayıtları, ödeme biçimi ve tutarının olağan navlun bedeliyle uyumu, sürücü ile yük sahibi arasındaki iletişim kayıtları ve aracın güzergâhıdır. Yükün ağırlıklı bölümünün kaçak eşyadan oluşup oluşmadığı ya da araçta gizli tertibat bulunup bulunmadığı ise ayrıca taşıtın müsaderesi bakımından önem taşır.
Araca el konulması hâlinde izlenecek yol ve teminatla iade imkânı ayrı bir başlıktır; bu konuyu kaçakçılıkta araca el koyma ve iade sürecini anlattığımız yazıda ele aldık.
Bu suçlarda hangi cezayı artıran ve azaltan hükümler devreye girer?
Eşyanın türü cezayı doğrudan değiştirir. 5607 m. 3/10 uyarınca suçun konusunu oluşturan eşyanın akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, makaron, yaprak sigara kâğıdı, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması hâlinde yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarısından iki katına kadar artırılır ve bu fıkranın uygulanması suretiyle verilecek ceza üç yıldan az olamaz.
Eşyanın değeri de hesabı etkiler. 3. maddenin yirmi üçüncü fıkrası, suçun konusunu oluşturan eşyanın değerinin fahiş olması hâlinde cezaların yarısından bir katına kadar artırılacağını; hafif olması hâlinde yarısına kadar, pek hafif olması hâlinde ise üçte birine kadar indirileceğini düzenler. Ayrıca yirmi ikinci fıkra uyarınca bu fiiller teşebbüs aşamasında kalmış olsa bile tamamlanmış gibi cezalandırılır.
Cezayı azaltan asıl kalem etkin pişmanlıktır. 5607 m. 5/2 uyarınca yedinci fıkra hariç olmak üzere 3. maddedeki suçlardan birini işlemiş kişi, suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine soruşturma evresi sona erinceye kadar öderse ceza yarı oranında, kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar öderse üçte bir oranında indirilir. Bu husus soruşturma evresinde savcı, yapılmamışsa kovuşturma evresinde hâkim tarafından ihtar edilir. Ödeme tutarının nasıl hesaplandığını etkin pişmanlık yazımızda ayrıntılandırdık.
El konulan eşya iade edilir mi?
Kural olarak iade edilmez. 5607 m. 16/1 uyarınca bu Kanunda tanımlanan suçların konusunu oluşturması dolayısıyla müsadere yaptırımının uygulanabileceği eşya sahibine iade edilemez. Aynı fıkra, kaçak akaryakıt hariç el konulan her türlü eşya hakkında el koyma tarihinden itibaren altı ay içinde tasfiye kararı verileceğini; eşyanın zarara uğraması ya da değerinde esaslı kayıp tehlikesi veya muhafazasının ciddi külfet oluşturması hâlinde bu sürenin bir ay olduğunu düzenler.
Eşya tasfiye edilmiş olsa dahi yargılamanın sonucuna göre hak sahibinin durumu korunur. Maddenin ikinci fıkrasına göre satılarak tasfiye edilen eşya veya taşıtların satış bedeli emanet hesabına alınır ve iadesine karar verilmesi hâlinde bu bedel, Gümrük Kanunu’nun 180. maddesi çerçevesinde el koyma tarihinden iade tarihine kadar geçen süre için kanunî faiziyle birlikte hak sahibine ödenir.
Sonuç ve Değerlendirme
Kaçak eşyayı satın almak, saklamak veya taşımak 5607 sayılı Kanun bakımından bağımsız birer suç oluşturabilir; kişinin eşyayı sınırdan geçirmemiş olması sorumluluğu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Buna karşılık Kanun, bu fiilleri sınırsız biçimde cezalandırmaz: 3. maddenin beşinci fıkrası eşyanın kaçak olduğunun bilinmesini ve ticarî amaçla hareket edilmesini arar.
Bu nedenle dosyanın seyri, çoğu zaman ceza miktarından önce nitelendirme tartışmasında belirlenir. Eşyanın türüne göre hangi fıkranın uygulanacağı, ticarî amacın hangi somut verilerle ortaya konulduğu, eşyanın değerine ilişkin tespitin nasıl yapıldığı ve etkin pişmanlık hükmünün hangi aşamada kullanılacağı ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken başlıklardır. Sonuç her dosyanın kendi delil durumuna göre değişir. Kanun’un genel çerçevesi için 5607 sayılı Kanun rehberimizi inceleyebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Evimde bulunan birkaç paket kaçak sigara için ceza alır mıyım?
5607 m. 3/5 ile m. 3/18 ticarî amaç unsurunu arar. Kanun sayısal bir eşik koymadığından değerlendirme, eşyanın miktarı, bulunduğu yer ve satışa yönelik başka bir emare olup olmadığı gibi somut verilere göre yapılır. Her dosyada sonuç aynı olmaz.
Eşyanın kaçak olduğunu bilmiyordum, bu savunma kabul edilir mi?
Bilme, fıkranın açık bir unsurudur; bulunmadığında suç oluşmaz. Ancak bu savunmanın dosyada karşılığı olması beklenir: fatura veya irsaliye bulunup bulunmadığı, satın alma bedelinin piyasa fiyatıyla uyumu ve tedarikçiyle yazışmalar bu değerlendirmede öne çıkar.
Kaçak eşyayı satan kişiyi söylersem cezasızlıktan yararlanır mıyım?
5607 m. 5/1, resmî makamlar haber almadan önce fiili, diğer failleri ve kaçak eşyanın saklandığı yerleri bildiren ve bu bilginin faillerin yakalanmasını veya eşyanın ele geçirilmesini sağladığı kişinin cezalandırılmayacağını düzenler. Haber alındıktan sonraki yardımda ceza üçte iki oranında indirilir.
İthali yasak eşyada da ticarî amaç aranır mı?
5607 m. 3/7’nin ikinci cümlesi, ithali yasak eşyayı bu özelliğini bilerek satın alan, satışa arz eden, satan, taşıyan veya saklayan kişiyi aynı cezayla cezalandırır ve beşinci fıkradan farklı olarak metninde ticarî amaç ibaresi bulunmaz. Ceza aralığı da daha yüksektir.
Bu suçlarda hangi mahkeme yargılama yapar?
5607 m. 17/2 uyarınca bu Kanun kapsamına giren suçlardan açılan davalar, Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye ceza mahkemelerinde görülür. Bu suçlarla bağlantılı olarak resmî belgede sahtecilik suçu işlenmişse görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir.
Aynı eşya, türüne ve ticarî amacın ortaya konuluşuna göre çok farklı ceza aralıklarına girebilir. Yazıda anlatılanlar genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza özgü bir değerlendirme için bize ulaşabilirsiniz.
Yazar Hakkında
Av. Burakhan Çalışkan, İstanbul Barosu’na kayıtlı olarak Kartal’daki Çalışkan Hukuk Bürosu’nda ceza hukuku alanında çalışmaktadır. 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamındaki dosyalarda esnaf, işletme sahibi ve nakliyeci konumundaki müvekkiller bakımından ticarî amaç unsurunun tartışılması, eşyanın hangi fıkraya göre nitelendirileceği ve el koyma tutanaklarının denetlenmesi üzerinde durduğu başlıklar arasındadır. Gümrüklenmiş değer hesabına itiraz ve etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması da bu dosyalardaki çalışma alanına girmektedir. Kendisine 0 506 976 23 55 numaralı telefondan ulaşılabilir.
Hukuki Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.
Bu yazıda atıf yapılan kanun metnine Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden ulaşabilirsiniz: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu