Ceza Hukukunda Hata Nedir? Kastı Kaldıran Hata ve Yasak Hatası (TCK 30)

Kısa cevap: Ceza hukukunda hata, kişinin fiili işlerken gerçeğe uymayan bir tasavvurla hareket etmesidir. TCK m. 30 dört hâli düzenler: suçun maddi unsurlarını bilmeyen kişi kasten hareket etmiş sayılmaz (m. 30/1); nitelikli hâllerde hataya düşen kişi bu hatasından yararlanır (m. 30/2); ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlerin şartlarında kaçınılmaz hataya düşen kişi bundan yararlanır (m. 30/3); fiilinin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz hataya düşen kişi cezalandırılmaz (m. 30/4).

Ceza sorumluluğunun temeli kasttır: kişinin ne yaptığını bilerek ve isteyerek hareket etmesi. Peki kişi, gerçekte ne yaptığını bilmiyorsa? Çantasında ne olduğundan haberi olmayan, hesabının nasıl kullanıldığını bilmeyen, karşısındakinin yaşını bilmeyen kişi hangi ölçüde sorumludur?

Bu sorular uygulamada “ben bilmiyordum” savunmasıyla karşımıza çıkar ve çoğu zaman hafife alınır. Oysa kanun bu savunmayı tanımakta ve şartlarını göstermektedir. Bu yazıda TCK m. 30’un dört fıkrasını ayrı ayrı ele alıyor, hatanın hangi hâlde kastı kaldırdığını, hangi hâlde yalnız lehe bir sonuç doğurduğunu ve kaçınılmazlık ölçütünün ne anlama geldiğini inceliyorum.

“Bilmiyordum” savunması, dosyanın somut verileriyle kurulur

Hata savunması iç dünyaya ilişkin olduğundan dış delillerle desteklenmelidir. Bu konuda bize ulaşabilirsiniz.

Hata nedir, neden önemlidir?

Hata, kişinin gerçeği olduğundan farklı algılamasıdır. Ceza hukukunda önemi şuradan gelir: kasıt, suçun maddi unsurlarının bilinmesini ve istenmesini gerektirir. Kişi neyi yaptığını bilmiyorsa, bilerek ve isteyerek hareket ettiğinden de söz edilemez.

Kanun bu durumu cezasızlıkla eş tutmaz; her hata sorumluluğu ortadan kaldırmaz. TCK m. 30, hangi hatanın hangi sonuca yol açacağını fıkra fıkra belirler. Bu nedenle “hata savunması” derken önce hangi fıkraya dayanıldığının belirlenmesi gerekir.

Maddenin yapısı da bu ayrımı yansıtır. İlk iki fıkra, kişinin olguya ilişkin yanılgısını düzenler: ne yaptığını ya da fiilin hangi ağırlıkta olduğunu bilmemek. Son iki fıkra ise kişinin hukuki değerlendirmeye ilişkin yanılgısını düzenler: davranışının hukuken korunduğunu ya da yasak olmadığını sanmak. Birinci grupta kaçınılmazlık aranmazken, ikinci grupta aranır. Bu yapı akılda tutulduğunda, dosyada hangi fıkraya dayanılacağı büyük ölçüde netleşir.

TCK 30 KAPSAMINDAKİ DÖRT HATA HÂLİ
Fıkra Hatanın konusu Kaçınılmazlık aranır mı? Sonuç
TCK m. 30/1 Suçun kanuni tanımındaki maddi unsurlar Aranmaz Kasten hareket edilmiş sayılmaz; taksirli sorumluluk saklıdır
TCK m. 30/2 Daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hâller Aranmaz Kişi hatasından yararlanır
TCK m. 30/3 Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlerin şartları Aranır Kişi hatasından yararlanır
TCK m. 30/4 Fiilin haksızlık oluşturduğu bilinci Aranır Kişi cezalandırılmaz

TCK 30 kapsamındaki dört hata hâlini özetleyen infografik

Maddi unsurlarda hata (TCK 30/1)

TCK m. 30/1 açıktır: “Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hâli saklıdır.”

Buradaki hata, suçun tanımındaki bir unsura ilişkindir: fiilin konusu, mağdurun niteliği, eşyanın özelliği gibi. Kişi bu unsurlardan birini bilmiyorsa kasıt oluşmaz.

Fıkranın ikinci cümlesi de en az birincisi kadar önemlidir: kasıt ortadan kalksa bile, fiil taksirle de işlenebilen bir suç ise taksirli sorumluluk gündeme gelebilir. Yani hata her zaman tam bir cezasızlık sonucu doğurmaz.

Bu cümlenin pratik anlamı şudur: Türk Ceza Kanunu’nda suçlar kural olarak kasten işlenebilir; taksirle işlenmesi ise ancak kanunda açıkça öngörülmüşse cezalandırılır. Dolayısıyla maddi unsurda hata kabul edildiğinde, önce o suçun taksirli hâlinin kanunda düzenlenip düzenlenmediğine bakılır. Taksirli hâli bulunmayan bir suçta hata kabul edilirse sonuç beraattir; taksirli hâli bulunan bir suçta ise fiil, çok daha hafif olan taksirli suç kapsamında değerlendirilebilir.

Ayrıca hatanın hangi ana ilişkin olduğu önemlidir. Kanun “fiilin icrası sırasında” ifadesini kullanır; yani belirleyici olan fiilin işlendiği andaki bilgi durumudur. Kişinin sonradan gerçeği öğrenmiş olması, fiil anındaki kastı geriye dönük olarak oluşturmaz. Buna karşılık kişi, fiile devam ederken gerçeği öğrenmiş ve buna rağmen sürdürmüşse, öğrendiği andan sonraki hareketler bakımından kasıt tartışması yeniden doğar.

Uygulamada nasıl karşımıza çıkar?

Bu fıkra, uygulamada en çok şu tartışmalarda gündeme gelir:

  • Bilmeden taşıma iddiası: araçta veya bagajda bulunan eşyadan haberdar olunmadığı savunması. Bu tartışmanın delil boyutu için kuryelik ile ticaret arasındaki ince çizgi yazısına bakabilirsiniz.
  • Hesap kullandırma: hesabının hangi amaçla kullanıldığını bilmeyen kişinin durumu; ayrıntı için IBAN ve hesap kullandırma mağduriyetleri yazısına bakılabilir.
  • Eşyanın niteliğinde yanılma: taşınan ya da satılan şeyin hukuken farklı bir statüde olduğunun bilinmemesi.

Bu savunmaların tamamı, kişinin gerçekten bilip bilmediğine ilişkin somut delillerle değerlendirilir. Salt beyan yeterli görülmez; dosyadaki diğer verilerle tutarlılık aranır.

Nitelikli hâllerde hata (TCK 30/2)

TCK m. 30/2 uyarınca bir suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi bu hatasından yararlanır.

Burada suçun temel şekli bakımından kasıt vardır; hata yalnızca nitelikli hâle ilişkindir. Örneğin failin, mağdurun kendisiyle belirli bir ilişki içinde olduğunu bilmemesi hâlinde, bu ilişkiye bağlı ağırlaştırıcı sebep uygulanmaz. Buna karşılık kişi lehine olan bir nitelikli hâlin bulunduğunu zannediyorsa, bu yanılgıdan da yararlanır.

Bu fıkrada kaçınılmazlık aranmaz; hatanın varlığı yeterlidir. Cinsel suçlarda mağdurun yaşına ilişkin tartışmalar bu fıkranın en sık uygulandığı alanlardandır. Yaşın nasıl tespit edildiği konusunda yaş tespiti ve kemik yaşı incelemesi yazısını inceleyebilirsiniz.

Hukuka uygunluk sebeplerinin şartlarında hata (TCK 30/3)

TCK m. 30/3, ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin bu hatasından yararlanacağını düzenler.

Klasik örneği meşru savunmadır: kişi gerçekte var olmayan bir saldırının varlığına inanarak hareket eder. Bu inancın kaçınılmaz olması hâlinde kişi hatasından yararlanır. Hatanın kaçınılabilir olduğu, yani biraz dikkatle gerçeğin anlaşılabileceği hâllerde ise sonuç farklıdır.

Kaçınılmazlık değerlendirmesi somut olaya göre yapılır: olayın gerçekleştiği ortam, aydınlatma, süre, kişinin bilgi düzeyi ve kendisinden beklenebilecek dikkat birlikte ele alınır.

Haksızlık yanılgısı: yasak hatası (TCK 30/4)

TCK m. 30/4, işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin cezalandırılmayacağını öngörür. Uygulamada buna yasak hatası veya haksızlık yanılgısı denir.

Bu fıkra, “kanunu bilmemek mazeret sayılmaz” ilkesinin dar bir istisnasıdır. İstisna olduğu için sınırları dardır: yanılgının kaçınılmaz olması gerekir. Kişinin kendisinden beklenen araştırmayı yapması hâlinde gerçeği öğrenebileceği durumlarda bu fıkra uygulanmaz.

Uygulamada kaçınılmazlık değerlendirilirken; düzenlemenin yeni ve bilinirliğinin düşük olup olmadığı, yetkili bir makamdan alınmış yanıltıcı bir bilgi bulunup bulunmadığı ve kişinin konumu itibarıyla o alanı bilmesinin beklenip beklenemeyeceği dikkate alınır. Meslekî faaliyeti gereği o alanı bilmesi gereken kişiler bakımından bu savunma çok daha zor kabul görür.

Kaçınılmazlık ölçütü nasıl değerlendirilir?

TCK m. 30/3 ve 30/4’ün uygulanabilmesi hatanın kaçınılmaz olmasına bağlıdır. Kaçınılmazlık, kişinin kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermesine rağmen o yanılgıdan kurtulamayacak olmasını ifade eder. Ölçüt soyut bir “ortalama insan” değil, o kişinin bulunduğu konumda makul bir kişidir.

Uygulamada değerlendirme şu başlıklar üzerinden yapılır:

  • Kişinin konumu ve bilgisi: meslekî olarak o alanla ilgili olan kişiden daha yüksek bir dikkat beklenir.
  • Bilginin erişilebilirliği: gerçeğin öğrenilmesi için makul bir araştırmanın yeterli olup olmadığı.
  • Düzenlemenin niteliği: yeni yürürlüğe girmiş ya da bilinirliği düşük bir kuralda yanılgı daha anlaşılır sayılabilir.
  • Olayın koşulları: ani gelişen, karar verme süresi kısıtlı durumlarda yanılgının kaçınılmazlığı daha kolay kabul edilir.
  • Güvenilen kaynağın niteliği: yetkili makamdan alınan yazılı bilgi ile üçüncü kişinin sözlü aktarımı aynı değerde görülmez.

Kaçınılmazlık kabul edilmezse hata bütünüyle sonuçsuz kalmayabilir; somut olaya göre cezanın belirlenmesinde dikkate alınması gündeme gelebilir. Ancak bu, m. 30/3 ve 30/4’ün öngördüğü sonuçtan farklıdır ve kararda ayrıca gerekçelendirilmesi gerekir.

Kusur yeteneğini etkileyen bir başka hâl akıl hastalığıdır; bunu akıl hastalığı ve ceza sorumluluğu (TCK 32) yazısında ele aldım.

Var olmayan bir saldırının varlığına inanılan hâller ayrı bir başlıktır; bu kurumu meşru savunma ve şartlarında yanılma yazısında ele aldım.

Videolu anlatım: dosyada “kime ait” sorusu

Maddi unsurlarda hata savunmasının en sık göründüğü yer, ele geçen eşyanın kime ait olduğu tartışmasıdır:

Uyuşturucu dosyasında aitlik (evde-arabada) nasıl ispatlanır? — Av. Burakhan Çalışkan

Hata savunmasının nasıl kurulduğunu özetleyen infografik

Hata savunması nasıl kurulur?

Hata, kişinin iç dünyasına ilişkin bir durumdur; doğrudan gözlemlenemez. Bu nedenle mahkeme hatanın varlığını dış verilerden çıkarır. Savunmanın görevi de bu dış verileri ortaya koymaktır.

  1. 01

    Hangi fıkraya dayanıldığının belirlenmesi

    Maddi unsur hatası mı, nitelikli hâl hatası mı, kaçınılmaz hata mı — sonuçları farklıdır.

  2. 02

    Olayın zaman çizgisinin kurulması

    Kişinin hangi bilgiye ne zaman sahip olduğu adım adım gösterilir.

  3. 03

    Dış delillerin toplanması

    İletişim kayıtları, tanık beyanları, belge ve kamera kayıtları hatayı destekleyebilir.

  4. 04

    Kaçınılmazlık değerlendirmesi

    m. 30/3 ve 30/4 bakımından kişiden beklenen dikkat ve araştırma ölçütü tartışılır.

  5. 05

    Taksir ihtimalinin ele alınması

    Kasıt düşse bile fiil taksirle işlenebiliyorsa bu sorumluluk ayrıca değerlendirilir.

HATA SAVUNMASININ KURULMA SIRASI

Bu süreçte en sık yapılan hata, savunmanın yalnız beyana dayandırılmasıdır. “Bilmiyordum” cümlesi tek başına bir savunma değildir; bu cümleyi destekleyen dosya verileri gösterilmelidir. İfade aşamasında verilen beyanların sonradan değiştirilmesi de savunmanın gücünü zayıflatır.

Dolandırıcılık suçlarında beraat hangi hâllerde olur? — Av. Burakhan Çalışkan

Hata, nitelendirmeyi de değiştirebilir

Hatanın etkisi her zaman “ceza var mı yok mu” ile sınırlı kalmaz; çoğu dosyada hangi suçun oluştuğunu da belirler. Kişi, gerçekleştirdiği fiilin hukuki niteliğini değiştiren bir unsuru bilmiyorsa, ortaya çıkan sonuç farklı bir suç tipine karşılık gelebilir.

Örneğin bir eşyanın hukuki statüsünde yanılma, aynı davranışın çok daha hafif bir suç kapsamında değerlendirilmesine yol açabilir. Aynı şekilde mağdurun niteliğine ilişkin bir yanılgı, nitelikli hâlin uygulanmaması sonucunu doğurur ve ceza aralığı buna göre değişir.

Bu nedenle hata savunması yalnız beraat talebiyle sınırlı düşünülmemelidir. Savunmanın önemli bir kısmı, dosyadaki fiilin doğru maddeye oturtulmasına yöneliktir: ağır bir nitelikli hâl yerine temel şeklin, kasıtlı bir suç yerine taksirli suçun gündeme gelmesi de savunma bakımından önemli bir sonuçtur.

Nitelendirmenin sonuç cezaya etkisini gösteren bir örnek olarak, zincirleme suç kabulünün ceza hesabını nasıl değiştirdiğini zincirleme suç (TCK 43) yazısında ele almıştım; benzer bir mantık hata bakımından da geçerlidir.

Hangi dosyalarda sık gündeme gelir?

Hata savunması her suç tipinde ileri sürülebilir; ancak bazı dosya tiplerinde neredeyse kuraldır. Bunun sebebi, o suçlarda sorumluluğun çoğu zaman kişinin bir şeyi bilip bilmediğine bağlanmasıdır.

Uyuşturucu dosyaları

Araçta, evde veya çantada ele geçen maddeden haberdar olunmadığı savunması, TCK m. 30/1 kapsamında değerlendirilir. Bu savunmada belirleyici olan, eşyanın bulunduğu yerin kimin fiilî hâkimiyetinde olduğu ve kişinin davranışlarının bu iddiayı destekleyip desteklemediğidir. Ortak kullanılan alanlarda bu tartışma daha da karmaşıklaşır; ayrıntılar için uyuşturucu kullanma suçunda ev araması yazısına bakabilirsiniz.

Cinsel suç dosyaları

Mağdurun yaşının bilinip bilinmediği, TCK m. 30/2 kapsamında en sık tartışılan konulardan biridir. Yaşa bağlı nitelikli hâllerin uygulanabilmesi için failin bu durumu bilebilecek konumda olması aranır; bu değerlendirme mağdurun görünümü, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği ve olayın ortamı üzerinden yapılır. Suç tiplerindeki yaş eşikleri için reşit olmayanla cinsel ilişki suçu yazısını inceleyebilirsiniz.

Dolandırıcılık ve hesap kullandırma

Hesabının bir organizasyon tarafından kullanıldığını bilmediğini ileri süren kişinin durumu, hem kastın varlığı hem iştirak bakımından değerlendirilir. Burada kişinin hesabı hangi koşullarda verdiği, karşılığında bir menfaat elde edip etmediği ve süreç boyunca nasıl davrandığı belirleyicidir. İştirak boyutunu suça iştirakte fail, azmettiren ve yardım eden ayrımı yazısında ele aldım.

Kaçakçılık ve ticari suçlar

Satılan ürünün bandrolsüz ya da taklit olduğunun bilinmediği savunması, ticari faaliyet yürüten kişiler bakımından özel bir değerlendirmeye tabidir. Meslekî olarak o alanda faaliyet gösteren kişiden belirli bir dikkat ve araştırma beklenir; bu beklenti, hata savunmasının kabulünü zorlaştırır. Konu için bandrolsüz ürün satışı ve sahte bandrol suçu yazısına bakabilirsiniz.

Yetkili makamdan alınan bilgiye güven

Yasak hatası bakımından en çok tartışılan hâllerden biri, kişinin yetkili bir makamdan aldığı bilgiye güvenerek hareket etmesidir. Yazılı ve resmî bir bilgilendirmeye dayanılarak yapılan davranışlarda, yanılgının kaçınılmaz olduğu sonucuna daha kolay ulaşılabilir. Buna karşılık kulaktan dolma bilgiye veya internetteki bir yorumlamaya dayanma, kaçınılmazlık ölçütünü karşılamaz.

İspat yükü kimdedir?

Ceza yargılamasında sanığın masumiyeti esastır; suçun tüm unsurlarını, kast dâhil, iddia makamı ispatlamakla yükümlüdür. Bu nedenle sanıktan “bilmediğini ispat etmesi” beklenemez. Buna karşılık savunmanın, hatayı destekleyen somut verileri dosyaya sunması pratikte belirleyici olur.

Giderilemeyen şüphe sanık lehine değerlendirilir. Dosyada kişinin bildiğine dair somut bir delil yoksa, yalnız olayın olağan akışına dayanılarak bilgi sahibi olduğu sonucuna varılması tartışmaya açıktır. Bu nedenle hata savunmasında hedef, “bilmediğini kanıtlamak” değil, bildiğine ilişkin iddianın delilsiz kaldığını ortaya koymaktır.

Hata ile karıştırılan kurumlar

Uygulamada hata; kastın yokluğu, haksız tahrik ve etkin pişmanlık gibi kurumlarla karıştırılır. Oysa hepsinin işlevi farklıdır.

  • Kastın yokluğu: maddi unsurlarda hata zaten kastı kaldırır; bu yönüyle ikisi örtüşür. Ancak m. 30’un diğer fıkraları kastı değil, başka unsurları ilgilendirir.
  • Haksız tahrik (TCK 29): kişi ne yaptığını bilmektedir; sorun failin içinde bulunduğu ruh hâlidir. Bu kurumu haksız tahrik indirimi yazısında ele aldım.
  • Meşru savunma (TCK 25): gerçekten bir saldırı vardır. Saldırının varlığında yanılma hâli ise m. 30/3 kapsamındadır.
  • Etkin pişmanlık: suç tamamlandıktan sonraki davranışa ilişkindir; hata ise fiil anındaki tasavvurla ilgilidir.
  • Teşebbüs (TCK 35): suçun tamamlanmamasıyla ilgilidir; bu kurumu suça teşebbüs yazısında anlattım.

Uygulamada sık yapılan hatalar

  • Hangi fıkraya dayanıldığını belirtmemek: dört fıkranın şartları ve sonuçları farklıdır.
  • Kaçınılmazlık tartışmasını atlamak: m. 30/3 ve 30/4 yalnız kaçınılmaz hatayı korur.
  • Taksir ihtimalini görmezden gelmek: kasıt düşse bile taksirli sorumluluk doğabilir.
  • Nitelikli hâl hatasında kaçınılmazlık aramak: m. 30/2 bakımından böyle bir şart yoktur.
  • Savunmayı yalnız beyana dayandırmak: hata dış delillerle desteklenmelidir.
  • Meslekî bilgi beklentisini hesaba katmamak: bazı kişiler bakımından yasak hatası savunması çok daha zor kabul görür.

Sonuç ve değerlendirme

TCK m. 30, “bilmiyordum” savunmasının hukuki karşılığını verir; ancak bunu tek bir kuralla değil, dört ayrı hâlle düzenler. Maddi unsurlarda hata kastı ortadan kaldırır, nitelikli hâllerde hata kişiyi lehine sonuca ulaştırır, hukuka uygunluk sebeplerinin şartlarındaki kaçınılmaz hata sorumluluğu etkiler, haksızlık yanılgısı ise kaçınılmaz olması hâlinde cezasızlık doğurur.

İki nokta belirleyicidir: hangi fıkraya dayanıldığı ve hatanın kaçınılmaz olup olmadığı. Bu iki soru cevaplanmadan yapılan bir hata savunması, dosyada karşılık bulmaz.

Buradaki açıklamalar genel niteliktedir ve somut bir olay hakkında sonuç bildirmez. Kanun metninin tamamı için Türk Ceza Kanunu kaynağına bakılabilir. İlgili diğer başlıkları Uyuşturucu Suçları Bilgi Merkezi ve Cinsel Suçlar Bilgi Merkezi sayfalarında bulabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Ceza hukukunda hata ne demektir?

Hata, kişinin fiili işlerken gerçeğe uymayan bir tasavvurla hareket etmesidir. TCK m. 30 bunu dört ayrı fıkrada düzenler: maddi unsurlarda hata, nitelikli hâllerde hata, hukuka uygunluk sebeplerinin şartlarında hata ve haksızlık yanılgısı.

Bilmeden suç işleyen kişi ceza alır mı?

TCK m. 30/1 uyarınca suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen kişi kasten hareket etmiş sayılmaz. Bu hâlde kasıtlı suçtan sorumluluk doğmaz; ancak fiil taksirle de işlenebiliyorsa taksirli sorumluluk gündeme gelebilir.

Nitelikli hâlde hataya düşen kişi bundan yararlanır mı?

Evet. TCK m. 30/2 uyarınca bir suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi bu hatasından yararlanır. Burada hatanın kaçınılmaz olması aranmaz.

Kaçınılmaz hata ne demektir?

Kişinin, kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermesine rağmen düşmekten kurtulamayacağı hatadır. TCK m. 30/3 ve 30/4’te aranan budur. Kaçınılabilir bir hata bu fıkralar kapsamında sonuç doğurmaz.

Kanunu bilmemek mazeret sayılır mı?

Kural olarak sayılmaz. Ancak TCK m. 30/4, işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin cezalandırılmayacağını öngörür. Bu istisna dar uygulanır; yalnız kaçınılmaz yanılgıyı kapsar.

Meşru savunmada yanılan kişi sorumlu olur mu?

TCK m. 30/3 uyarınca ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz hataya düşen kişi bu hatasından yararlanır. Hatanın kaçınılabilir olduğu hâllerde ise sonuç değişir.

Hata savunması nasıl ispatlanır?

Hata, kişinin iç dünyasına ilişkin olduğundan doğrudan değil, dış verilerle ortaya konur: olayın oluş biçimi, kişinin davranışları, iletişim kayıtları ve tanık beyanları birlikte değerlendirilir.

Hata ile kastın bulunmaması aynı şey midir?

Maddi unsurlarda hata zaten kastı ortadan kaldırır; bu yönüyle sonuç aynıdır. Ancak TCK m. 30’un diğer fıkraları kastı değil, nitelikli hâlleri, hukuka uygunluk sebeplerini veya haksızlık bilincini ilgilendirir.

Hata savunmasının dosyanızdaki karşılığını birlikte değerlendirelim

Hangi fıkraya dayanılacağını ve hangi delillerin bu savunmayı desteklediğini birlikte gözden geçirebiliriz.

Yazar Hakkında

Av. Burakhan Çalışkan, İstanbul Barosu’na kayıtlı olarak Kartal’daki bürosunda ceza hukuku alanında çalışmaktadır. Kastın varlığına ilişkin tartışmalar, maddi unsurlarda hata savunmasının delillerle kurulması ve nitelikli hâllere ilişkin yanılgıların değerlendirilmesi, doğrudan çalışma alanı içinde yer alır. Ceza yargılamasının her aşamasında müdafilik görevi yürütmekte; ceza hukukunun genel hükümlerine ilişkin değerlendirmelerini bu sitede ve YouTube kanalında paylaşmaktadır.

Hukuki Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.



Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Whatsapp
Burakhan Çalışkan
Burakhan Çalışkan
Merhaba.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?