Kısa cevap: Cinsel suçlarda haksız tahrik indirimi kural olarak uygulanmaz. TCK m. 29 mağdurdan kaynaklanan haksız bir fiilin varlığını şart koşar; mağdurun giyimi, yaşam tarzı, geçmişi veya taraflar arasındaki önceki ilişki hukuken haksız fiil sayılmadığından bu olgulara dayanan indirim talepleri kabul görmez. TCK m. 29 cinsel suçlar bakımından daha çok, bir cinsel suçun mağdurunun yakınlarının sonradan işlediği suçlarda gündeme gelir.
Haksız tahrik, ceza hukukunun en çok tartışılan indirim sebeplerinden biridir ve cinsel suç dosyalarında iki ayrı biçimde karşımıza çıkar: sanık tarafından mağdurun davranışına dayanılarak ileri sürülen talep ve mağdurun yakınının sonradan işlediği bir suçta gündeme gelen indirim. Bu ikisi birbirinden tamamen farklı sonuçlar doğurur. Aşağıda TCK 29’un şartlarını ve cinsel suçlardaki uygulamasını ele alıyorum.
Haksız tahrik değerlendirmesi, dosyaya giren olguların içeriğine bağlıdır; bu olguların ifade aşamasında doğru aktarılması önem taşır.
Haksız tahrik nedir?
Haksız tahrik, TCK m. 29’da düzenlenen bir ceza indirimi sebebidir. Maddeye göre, haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimsenin cezası indirilir. Bu bir hukuka uygunluk sebebi değildir; suç oluşmaya devam eder, yalnızca ceza azalır.
İndirim, failin iç dünyasındaki durumu değil, dışarıdan gelen haksız bir fiili esas alır. Bu nedenle failin öfkelenmiş olması tek başına yeterli değildir; öfkenin kaynağında hukuken haksız sayılan bir fiil bulunmalıdır.
Şartları nelerdir?
TCK m. 29’un uygulanabilmesi için üç şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir. Şartlardan biri eksikse indirim uygulanmaz; şartlar gerçekleşmişse mahkeme talep olmasa da indirimi kendiliğinden uygular.
HAKSIZ TAHRİK İNDİRİMİNİN ŞARTLARI
Cinsel suçlarda neden kural olarak uygulanmaz?
Cinsel suçlarda sanık tarafından ileri sürülen tahrik iddiaları, çoğunlukla mağdurun giyimi, davranış biçimi, yaşam tarzı, mesaj içerikleri ya da taraflar arasındaki önceki ilişkiye dayandırılır. Bu olguların hiçbiri hukuken haksız fiil niteliği taşımaz. Bir kişinin nasıl giyindiği, nerede bulunduğu veya geçmişte kiminle ilişki kurduğu hukuka aykırı bir davranış değildir; dolayısıyla TCK m. 29’un ilk şartı en baştan gerçekleşmez.
İkinci bir engel, rıza tartışmasıyla karıştırılmasıdır. Cinsel suçlarda asıl mesele fiilin rızaya dayanıp dayanmadığıdır; rızanın bulunmadığı kabul edildikten sonra aynı olgular bu kez tahrik başlığı altında yeniden ileri sürülemez. Mağdur beyanının nasıl değerlendirildiği konusunda mağdur beyanının delil değeri yazısına bakabilirsiniz.
TCK 29 cinsel suçlarda hangi durumda gündeme gelir?
Haksız tahrik, cinsel suçlarda asıl olarak failin değil, mağdurun tarafında gündeme gelir. Bir kişiye karşı işlenen cinsel suç, o kişinin yakınları bakımından ağır bir haksız fiildir. Bu haksız fiilin etkisiyle, cinsel suçu işleyen kişiye karşı sonradan bir suç işlenmesi hâlinde TCK m. 29 uygulanabilir.
Burada iki sınır önemlidir. Birincisi, indirim yalnızca haksız fiili işleyene, yani cinsel suçun failine yönelen eylemler bakımından değerlendirilir; cinsel suçun mağduruna yönelen eylemlerde kabul edilmez. İkincisi, cinsel suçun psikolojik etkisi uzun süre devam edebildiğinden, aradan zaman geçmiş olması indirimi tek başına ortadan kaldırmaz; aranan şey etkinin suç anında sürüyor olmasıdır.
İndirim oranı nasıl belirlenir?
TCK m. 29 kademeli bir indirim öngörür. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine on sekiz yıldan yirmi dört yıla, müebbet hapis cezası yerine on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirilir.
Oran, tahriki oluşturan haksız fiilin ağırlığıyla doğru orantılı olarak belirlenir ve kararda gerekçelendirilmesi gerekir. Ağır bir haksız fiile karşılık düşük oranlı indirim ya da hafif bir fiile karşılık en üst orandan indirim, kanun yolu aşamasında denetlenen bir husustur.
Savunma bakımından dikkat edilecek noktalar
- Tahrik iddiası, dayandığı olgular somut biçimde ortaya konmadan ileri sürüldüğünde sonuç doğurmaz.
- Mağdurun kişisel özelliklerine dayanan iddialar hukuken karşılık bulmaz; dosyaya katkı sağlamaz.
- Karşılıklı haksız fiil bulunan olaylarda, fiillerin sırası ve ağırlığı ayrı ayrı değerlendirilir.
- Tahrik ile suç arasındaki sürenin uzunluğu, etkinin sürüp sürmediği bakımından açıklanmalıdır.
- Mahkeme şartları varsa indirimi kendiliğinden uygular; eksik uygulama kanun yolunda ileri sürülebilir.
Cinsel suç yargılamasının usul ve delil başlıklarını Cinsel Suçlar Bilgi Merkezi sayfasında bir arada topladım. Kanun metni için Türk Ceza Kanunu kaynağına bakılabilir.
Sonuç ve değerlendirme
Haksız tahrik, cinsel suçlarda sanık lehine işleyen bir indirim sebebi olarak uygulanmaz; çünkü mağdurdan kaynaklandığı ileri sürülen olgular hukuken haksız fiil niteliği taşımaz. Buna karşılık TCK m. 29, bir cinsel suçun ardından mağdurun yakınlarının işlediği suçlarda gerçek anlamını bulur.
Bu ayrım, hem savunmanın hangi zeminde kurulacağını hem de hangi taleplerin sonuç doğurmayacağını belirler. Her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan buradaki açıklamalar somut bir olay için sonuç bildirmez. Ayrıntılı bilgi için cinsel saldırı suçu ve cezası yazısına da bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Cinsel suçlarda haksız tahrik indirimi uygulanabilir mi?
Uygulamada kural olarak uygulanmaz. TCK m. 29 bir haksız fiilin varlığını şart koşar; mağdurun giyimi, yaşam biçimi, taraflar arasındaki önceki ilişki veya bulunduğu ortam haksız fiil sayılmaz. Bu nedenle bu olgulara dayanan indirim talepleri kabul görmez.
Haksız tahrik indiriminin şartları nelerdir?
Üç şart aranır: mağdurdan kaynaklanan haksız bir fiil, bu fiilin failde hiddet veya şiddetli elem doğurması ve suçun bu etki altında işlenmesi. Üçü birlikte bulunmadıkça TCK m. 29 uygulanmaz; haksız fiilin ağırlığı indirim oranını da etkiler.
İndirim oranı ne kadardır?
TCK m. 29 uyarınca ağırlaştırılmış müebbet yerine on sekiz yıldan yirmi dört yıla, müebbet yerine on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirilir; oran fiilin ve tahrikin ağırlığına göre belirlenir.
Cinsel suç mağdurunun yakını fail olursa tahrik uygulanır mı?
Bu ihtimalde TCK m. 29 gündeme gelebilir. Bir kişiye karşı işlenen cinsel suç, o kişinin yakınları bakımından haksız fiil oluşturabilir. Ancak indirim, cinsel suçu işleyene karşı işlenen fiil bakımından değerlendirilir; suçun mağduruna yönelen eylemlerde kabul edilmez.
Tahrik ile suç arasındaki süre önemli midir?
Önemlidir; ancak tek başına belirleyici değildir. Aranan şey, haksız fiilin doğurduğu hiddet veya şiddetli elemin suç anında hâlâ etkisini sürdürmesidir. Etkinin devam ettiği hâllerde aradan zaman geçmiş olması indirimi kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Karşılıklı tahrik hâlinde ne olur?
Taraflardan her birinin haksız fiiliyle karşılık verdiği hâllerde, kimin haksız fiile önce başladığı ve fiillerin ağırlığı değerlendirilir. İlk haksız fiili gerçekleştiren kişi kural olarak tahrik indiriminden yararlanamaz.
Haksız tahrik talebi hangi aşamada ileri sürülmelidir?
Yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkeme şartları varsa kendiliğinden de uygulamak zorundadır. Yine de dayanak olguların soruşturma aşamasında dosyaya girmesi, değerlendirmenin sağlıklı yapılması bakımından önem taşır.
İndirim talebinin dayanaklarını ve dosyaya etkisini birlikte gözden geçirebiliriz.
Yazar Hakkında
Av. Burakhan Çalışkan, İstanbul Barosu’na kayıtlı olarak Kartal’daki bürosunda ceza hukuku alanında çalışmaktadır. Cinsel suç dosyalarında suçun nitelendirilmesi, indirim sebeplerinin uygulanma şartları ve kanun yolu aşamasındaki denetim, doğrudan çalışma alanı içinde yer alır. Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında müdafilik ve vekillik görevi yürütmekte, bu alandaki usul tartışmalarını sitesinde yazılı olarak paylaşmaktadır.
Hukuki Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.
