Kısa cevap: Boşanma avukatının işi tek bir davayla sınırlı değildir; anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, nafaka, velayet ve çocukla kişisel ilişki, maddi ve manevi tazminat, mal rejiminin tasfiyesi ve ziynet alacağı, aile konutu ve koruma tedbirleri aynı dosyanın parçalarıdır. Dava, eşlerden birinin yerleşim yeri veya son altı aydır birlikte oturdukları yer aile mahkemesinde açılır (TMK m.168) ve açılır açılmaz hâkim barınma, geçim ve çocuklara ilişkin geçici önlemleri re’sen alır (m.169).
Bu sayfada önce boşanma avukatının hangi davalara baktığını ve sürecin nasıl işlediğini bütün olarak ele alıyor, ardından uygulamada en çok sorun çıkaran ayrıntıya iniyoruz: hangi sebebe dayanılacağı ve o sebebe özgü sürelerin nasıl işlediği.
Tuzla’dan gelen dosyalar için alanın tamamını ele alıyoruz: boşanma avukatı ne yapar, hangi davalara bakar, dava nerede açılır, anlaşmalı yolun şartları nelerdir, hangi sebeple dava açılabilir ve terk ile zinada süreler nasıl hesaplanır.
Bu iki sebepte dava hakkı, öğrenmeden itibaren altı ay ve her hâlde beş yıl geçmekle düşer; affeden tarafın dava hakkı yoktur (TMK m.161-162). Durumunuzu değerlendirmek için iletişime geçebilirsiniz.
Boşanma Avukatı Ne Yapar, Hangi Davalara Bakar?
Kısa cevap: Boşanma dosyası aslında birden çok talebin bir arada yürütülmesidir: boşanmanın kendisi, nafaka, velayet, tazminat, mal rejimi ve gerektiğinde koruma tedbirleri. Avukat bu taleplerin hepsini tek dosyada kurgular ve sonrasında kararın icrasını takip eder.
Bu taleplerin bir kısmı boşanma davasıyla birlikte, bir kısmı ise ayrı davalarla ileri sürülür. Nafaka talepleri için Tuzla nafaka avukatı, velayet ve çocukla kişisel ilişki için velayet davası ve çocukla kişisel ilişki, mal paylaşımı için mal paylaşımı davası sayfalarımıza bakabilirsiniz.

Boşanma Süreci Nasıl İşler?
Kısa cevap: Dava aile mahkemesinde, eşlerden birinin yerleşim yeri veya son altı aydır birlikte oturdukları yerde açılır. Açılır açılmaz hâkim geçici önlemleri re’sen alır. Evlilik bir yılı doldurmuşsa anlaşmalı yol mümkündür; bu hâlde hâkim tarafları bizzat dinler ve düzenlemeyi uygun bulmak zorundadır.
Boşanma davasında izlenen yol
Boşanmada İspat: Yemin Yok, İkrar Bağlamaz
Kısa cevap: Boşanma yargılamasının kendine özgü kuralları vardır. Taraflara yemin önerilemez, ikrarlar hâkimi bağlamaz ve hâkim olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz.
Bu kuralların pratik sonucu şudur: karşı tarafın “kabul ediyorum” demesi çekişmeli davayı tek başına bitirmez; dosyanın tanık, belge ve kayıtlarla kurulması gerekir. Aynı şekilde taraflar arasında imzalanmış bir protokol, hâkim onaylamadıkça fer’î sonuçlar bakımından geçerli olmaz. Ziynet eşyasına ilişkin talepler için ziynet alacağı davası sayfamıza bakabilirsiniz.
Hangi Sebeple Dava Açılır?
Kısa cevap: Kanun beş özel sebep (zina, hayata kast ve pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığı) ile genel sebep olan evlilik birliğinin sarsılmasını düzenler. Özel sebeplerin bir kısmında hak düşürücü süre işler.
Sebep seçimi biçimsel bir tercih değildir. Özel sebepler ispatlandığında hâkimin takdir alanı daralır; buna karşılık bu sebeplerde altı aylık ve beş yıllık süreler ile af kurumu devreye girer. Genel sebepte ise süre sınırı yoktur ama kusur değerlendirmesi öne çıkar: davacının kusuru daha ağır ise davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır; ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir (TMK m.166/2).
Terk Sebebinde İhtar Usulü
Kısa cevap: Terkte dava açabilmek için ayrılığın en az altı ay sürmüş olması ve hâkim veya noter aracılığıyla yapılan ihtarın sonuçsuz kalması gerekir. İhtar dördüncü ay dolmadan istenemez ve ihtardan sonra iki ay geçmeden dava açılamaz.
Uygulamada bu maddede en çok atlanan iki nokta vardır. Birincisi zamanlamadır: erken çekilen ihtar ya da erken açılan dava, sebebin şartlarını karşılamaz. İkincisi kimin terk ettiği sorusudur; kanun, diğerini evden ayrılmaya zorlayan ya da dönmesini engelleyen eşi de terk etmiş saydığı için, evden fiilen ayrılan taraf her zaman aleyhte konumda değildir. Şiddet veya tehdit iddiası varsa tehdit ve hakaret sayfamıza da bakabilirsiniz.
Boşanma Yerine Ayrılık
Kanun bir ara yol tanır: boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma, dilerse ayrılık isteyebilir (TMK m.167). Karar aşamasında iki yönlü bir sınır vardır: dava yalnız ayrılığa ilişkinse boşanmaya karar verilemez; dava boşanmaya ilişkinse, ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunduğu takdirde ayrılığa karar verilebilir (m.170). Ayrılığa bir yıldan üç yıla kadar bir süre için karar verilebilir ve bu süre kararın kesinleşmesiyle işlemeye başlar (m.171). Süre sonunda ortak hayat yeniden kurulmamışsa taraflardan her biri boşanma davası açabilir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Boşanma ve buna bağlı talepler aile mahkemesinde görülür; aile mahkemesi kurulmamış yerlerde bu sıfatla asliye hukuk mahkemesi bakar. Yetkide davacıya seçim hakkı tanınmıştır: eşlerden birinin yerleşim yeri ya da son altı ayın birlikte geçirildiği yer (TMK m.168). Tuzla’nın ayrı adliyesi bulunmadığından dosyalar İstanbul Anadolu Adliyesi‘nde görülür.
Dosyanız Değerlendirilirken Nelere Bakılır?
İlk başlık sebep seçimidir: olaylar hangi maddeye oturuyor, özel sebep mi genel sebep mi, ikisi birlikte ileri sürülebilir mi.
İkincisi tarihlerdir — sebebin öğrenildiği tarih, olayın gerçekleştiği tarih, ayrılığın başladığı tarih. Zina ve onur kırıcı davranışta altı ay / beş yıl, terkte altı ay + dört ay + iki ay zinciri buradan hesaplanır.
Üçüncüsü af olgusudur: sebebi öğrendikten sonra birlikte yaşamaya devam etme veya benzeri davranışlar af olarak değerlendirilebilir mi.
Dördüncüsü delil durumudur; yemin önerilemediği ve ikrar bağlamadığı için dosyanın tanık, belge ve kayıtlarla kurulması gerekir. Beşincisi fer’î taleplerdir; nafaka, tazminat, velayet ve mal rejimine ilişkin istemler baştan doğru kurgulanır. Hükmedilen alacakların tahsili için Tuzla icra avukatı sayfamıza bakabilirsiniz.
14 Kasım 2024 tarihli 7532 sayılı Kanunla TMK m.166/4’teki süre üç yıldan bir yıla indirildi; kararın kesinleşmesinden bir yıl sonra ortak hayat kurulamamışsa yeniden dava açılabilir. Dosyanızı değerlendirmek için Çalışkan Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Boşanma avukatı hangi davalara bakar?
Çalışma alanı boşanma davasının kendisiyle sınırlı değildir. Başlıca işler: anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davaları, nafaka (tedbir, yoksulluk, iştirak ve sonradan değişiklik talepleri), velayet ve çocukla kişisel ilişki, maddi ve manevi tazminat, mal rejiminin tasfiyesi ve ziynet alacağı, aile konutu, 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma tedbirleri, yabancı kararların tanınması ve tenfizi ile hükmedilen alacakların icra yoluyla tahsili.
Boşanma avukatı somut olarak ne yapar?
Üç aşamada çalışır. Dava öncesi: hangi sebebe dayanılacağının belirlenmesi, sürelerin kontrolü, delil ve belge toplanması, anlaşmalı yol mümkünse protokolün hazırlanması. Dava sırasında: dilekçelerin hazırlanması, geçici önlem taleplerinin ileri sürülmesi, tanık ve belge sunumu, duruşmalarda temsil. Karar sonrası: istinaf başvurusu, kararın kesinleştirilmesi ve nafaka ile tazminat alacaklarının tahsili.
Boşanma davası nerede açılır?
Yetki bakımından iki seçenek vardır ve davacı bunlardan birini seçebilir: eşlerden birinin yerleşim yeri ya da boşanma davasından önce eşlerin son defa altı ay birlikte oturdukları yer (TMK m.168). Görev ise aile mahkemesine aittir; aile mahkemesi kurulmamış yerlerde bu sıfatla asliye hukuk mahkemesi bakar.
Dava sürerken kim nerede oturacak, nafaka ne olacak?
Bu konular geçici önlemlerle düzenlenir ve hâkim bunları talep olmasa dahi kendiliğinden almak zorundadır (TMK m.169). Önlemlerin kapsamı dört başlıkta toplanır: barınma, geçim, malların yönetimi ve çocukların bakımı ile korunması. Yine de tedbir nafakasının miktarı, konutun kime özgüleneceği ve geçici velayet gibi somut istemlerin dilekçede açıkça ileri sürülmesi sonucu doğrudan etkiler.
Anlaşmalı boşanma için ne gerekir?
Dört unsur birlikte aranır (TMK m.166/3): evliliğin bir yılı doldurmuş olması; eşlerin birlikte başvurması ya da birinin diğerinin davasını kabul etmesi; hâkimin tarafları bizzat dinlemesi ve iradelerin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi; son olarak malî sonuçlar ve çocuklara ilişkin düzenlemenin hâkimce uygun bulunması. Dördüncü unsur eksikse anlaşmalı boşanma kararı verilemez.
Hâkim protokolü aynen onaylamak zorunda mı?
Zorunda değildir: hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur (TMK m.166/3). Yani protokol, hâkim onayına kadar bağlayıcı bir metin değildir.
Çekişmeli boşanmada neyi ispat etmem gerekir?
Dayandığınız sebebin olgularını. Boşanmada ispat rejimi diğer hukuk davalarından ayrılır (TMK m.184): hâkim olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe onları ispatlanmış saymaz, taraflara yemin öneremez, ikrarla bağlı değildir ve delilleri serbestçe takdir eder. Sonuç olarak karşı tarafın kabulü tek başına yeterli olmaz; dosyanın tanık, belge ve kayıtlarla kurulması gerekir.
Eşim kabul ederse dava hemen biter mi?
Çekişmeli davada bitmez, çünkü ikrar hâkimi bağlamaz. Yalnızca anlaşmalı boşanma yolunda bu kural uygulanmaz: evlilik bir yılı doldurmuşsa ve hâkim tarafları dinleyip düzenlemeyi uygun bulursa karar verilebilir (TMK m.166/3, m.184).
Zina sebebiyle dava açmanın süresi var mı?
Var ve iki kademelidir: davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Ayrıca affeden tarafın dava hakkı yoktur (TMK m.161).
Af ne anlama geliyor?
Kanun hem zinada hem hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranışta aynı cümleyi kullanır: affeden tarafın dava hakkı yoktur (TMK m.161, 162). Af, o sebebe dayanma hakkını ortadan kaldırır; buna karşılık affedilen olaydan sonra ortaya çıkan yeni olgular ayrıca değerlendirilir.
Hayata kast ve onur kırıcı davranışta süre nedir?
Zinadakiyle aynı yapıdadır: davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer (TMK m.162). Bu süreler hak düşürücü niteliktedir.
Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürmede süre işler mi?
İşlemez: bu sebepte kanun süre öngörmemiştir. Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir (TMK m.163).
Terk sebebiyle boşanmada ihtar şart mı?
Şarttır. Kanun üç unsuru birlikte arar: ayrılığın en az altı ay sürmüş ve bu durumun devam etmekte olması ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtarın sonuçsuz kalması (TMK m.164). İhtar yapılmadan açılan dava bu sebepten sonuç doğurmaz.
Terk ihtarını noterden çekebilir miyim?
Çekebilirsiniz. 31 Mart 2011 tarihli 6217 sayılı Kanunla maddeye noter seçeneği eklenmiştir: ihtar, hâkim veya noter tarafından ve esası incelemeden yapılır; terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar bildirilir.
Terkte ihtarı ne zaman çekebilirim?
Kanun iki bekleme süresi koyar: boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz (TMK m.164/2). Bu iki süre birlikte hesaplanır.
Evi terk etmeye zorlanan eş de terk etmiş sayılır mı?
Tersi geçerlidir: diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır (TMK m.164/1). Yani evden ayrılan taraf her zaman terk eden taraf değildir.
Davam reddedildi, yeniden ne zaman açabilirim?
Bir yıl sonra. 14 Kasım 2024 tarihli 7532 sayılı Kanunla değiştirilen kurala göre, boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır (TMK m.166/4). Bu süre daha önce üç yıldı.
Boşanma yerine ayrılık kararı verilebilir mi?
Verilebilir: boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma, dilerse ayrılık isteyebilir (TMK m.167). Ayrıca dava boşanmaya ilişkinse, ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunduğu takdirde ayrılığa karar verilebilir; buna karşılık dava yalnız ayrılığa ilişkinse boşanmaya karar verilemez (m.170).
Ayrılık ne kadar sürer?
Ayrılığa bir yıldan üç yıla kadar bir süre için karar verilebilir. Bu süre ayrılık kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar (TMK m.171). Süre bitiminde ayrılık durumu kendiliğinden sona erer.
Protokoldeki anlaşma hâkim onaylamadan geçerli mi?
Değildir: boşanma veya ayrılığın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz (TMK m.184/5). Bu nedenle taraflar arasında imzalanmış bir protokol, mahkeme onayı alınmadan uygulanabilir bir belge sayılmaz.
Bu davalar nerede görülür?
Boşanma ve buna bağlı talepler aile mahkemesinde görülür. Tuzla’nın ayrı adliyesi bulunmadığından dosyalar Anadolu Adliyesi‘nde görülür.
Yazar Hakkında
Av. Burakhan Çalışkan, İstanbul Barosu’na kayıtlı avukat olarak Kartal’daki bürosunda aile hukuku dosyalarını takip etmektedir. Tuzla ve çevre ilçelerden gelen dosyalarda; anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davalarından nafaka, velayet ve tazminat taleplerine, terk sebebiyle ihtar sürecinden mal rejiminin tasfiyesine ve kararın icrasına kadar müvekkillerini temsil etmektedir. İletişim: 0 506 976 23 55 — Cevizli Mahallesi, Ulubey Sokak, No: 4A D: 46, Kartal/İstanbul.
Kaynaklar
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu — mevzuat.gov.tr (m.161-172, 184)
- 7532 sayılı Kanun (14/11/2024) — TMK m.166/4’te fiili ayrılık süresinin bir yıla indirilmesi
- 6217 sayılı Kanun (31/3/2011) — TMK m.164’e terk ihtarında noter seçeneğinin eklenmesi
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun — mevzuat.gov.tr
- 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun — mevzuat.gov.tr
Hukuki Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.