Kısa cevap: Evet. Cinsel saldırının faili işverenin kendisi değil de bir başka çalışan ya da üçüncü kişi olsa bile, işveren gözetme borcunu ihmal ettiyse Türk Borçlar Kanunu m. 66 uyarınca istihdam edenin sorumluluğu gündeme gelebilir; mağdur çalışan hem faile hem işverene karşı ayrı ayrı veya birlikte tazminat davası açabilir.
İşyerinde cinsel saldırıya uğrayan bir çalışan için ilk akla gelen, failin cezai sorumluluğudur. Ancak bu tablo eksiktir: olay işyerinde, iş ilişkisinin sağladığı fırsat veya ortamda gerçekleştiyse, işverenin de hukuki sorumluluğu doğabilir. Bu makalede, faili doğrudan işverenin kendisi olan işyerinde amirin cinsel tacizi karşısında işçinin haklarını ele alan yazımızdan farklı olarak, işverenin gözetme borcunun kapsamı, istihdam edenin sorumluluğunun şartları, çalışanın iş sözleşmesini feshetme ve tazminat talep etme hakları ile bu sürecin nasıl işlediği ele alınıyor.
İşverenin Gözetme Borcu Cinsel Saldırıyla Nasıl İlişkilidir?
İşveren, Türk Borçlar Kanunu m. 417 uyarınca işçinin kişiliğini korumak ve işyerinde dürüstlük kurallarına uygun bir düzen sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, işçiyi üçüncü kişilerin veya diğer çalışanların cinsel saldırı, taciz ya da benzeri saldırgan davranışlarından koruyacak makul önlemleri almayı da kapsar.
İşveren, işyerinde önceden bilinen bir risk sinyaline (örneğin bir çalışan hakkında daha önce yapılmış şikâyetler) rağmen önlem almadıysa veya olay bildirildikten sonra gerekli soruşturma ve koruma tedbirlerini uygulamadıysa, bu ihmal gözetme borcunun ihlali sayılabilir ve tazminat sorumluluğunun temelini oluşturabilir.
TBK m. 66 Kapsamında İstihdam Edenin Sorumluluğu Ne Zaman Doğar?
Failin kendisi de işverenin çalışanı ise (örneğin bir amir, meslektaş veya güvenlik görevlisi), Türk Borçlar Kanunu m. 66 devreye girer. Bu maddeye göre işveren, çalışanının bir başkasına verdiği zarardan sorumludur; ancak zararın doğmasını önlemek için gerekli özeni gösterdiğini ispatlarsa (kurtuluş kanıtı) sorumluluktan kurtulabilir.
Cinsel saldırı gibi kasıtlı ve ağır bir haksız fiilde işverenin bu kurtuluş kanıtını sunması pratikte oldukça güçtür; zira mahkemeler işyerinde asgari denetim, şikâyet mekanizması ve güvenli çalışma ortamı sağlanmadığını genellikle işverenin aleyhine değerlendirir. Failin işveren dışında bir üçüncü kişi (örneğin müşteri, ziyaretçi) olması hâlinde ise sorumluluk doğrudan TBK m. 417’deki gözetme borcu üzerinden değerlendirilir.
| Failin Konumu | Hukuki Dayanak | Kurtuluş Kanıtı |
|---|---|---|
| İşverenin başka bir çalışanı (amir, meslektaş) | TBK m. 66 – istihdam edenin sorumluluğu | Mümkün, ancak ispat yükü ağır |
| İşverenin bizzat kendisi | TBK m. 49 – haksız fiil sorumluluğu | Kusursuzluğunu ispatla sınırlı |
| Üçüncü kişi (müşteri, ziyaretçi) | TBK m. 417 – gözetme borcunun ihlali | Makul önlemleri aldığını ispatla sınırlı |

Çalışan Hangi Hukuki Yollara Başvurabilir?
Cinsel saldırıya uğrayan çalışanın önünde birbirini dışlamayan üç ayrı yol bulunur: faile karşı ceza şikâyeti, işverene ve/veya faile karşı hukuk mahkemesinde tazminat davası, ve iş sözleşmesinin haklı nedenle feshi. Bu yollar aynı anda ve birbirinden bağımsız olarak yürütülebilir.
Ceza yargılaması failin cezalandırılmasını hedeflerken, hukuk davası mağdurun uğradığı maddi ve manevi zararın tazminini amaçlar. Ceza mahkemesinin vereceği karar, hukuk davasındaki kusur değerlendirmesi için güçlü bir delil oluşturabilir ama hukuk davasının açılması ceza sürecinin sonuçlanmasını beklemek zorunda değildir.
İşçi İş Sözleşmesini Haklı Nedenle Feshedip Kıdem Tazminatı Alabilir mi?
Evet. İş Kanunu m. 24/II uyarınca işveren tarafından veya işverenin bilgisi dahilinde işyerinde cinsel tacize/saldırıya maruz kalan ve işverenin gerekli önlemi almadığı işçi, iş sözleşmesini haklı nedenle ve derhal feshedebilir. Bu şekilde fesheden işçi, kıdem tazminatına hak kazanır; ihbar tazminatı ödemek zorunda kalmaz.
Bu hakkın kullanılabilmesi için failin işverenin kendisi olması ya da işverenin olaydan haberdar olup gerekli tedbiri almaması gerekir. İşveren olaydan haberdar olur olmaz soruşturma başlatıp faili işten uzaklaştırmışsa, işçinin fesih hakkının kapsamı somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.
Manevi Tazminat Davası Ceza Davasından Bağımsız Açılabilir mi?
Evet, manevi tazminat davası ceza yargılamasından tamamen bağımsız bir hukuk davasıdır ve ceza davası sonuçlanmadan da açılabilir. Mağdur, kişilik haklarının ihlali nedeniyle TBK m. 58 uyarınca manevi tazminat talep edebilir; talebini yalnızca faile değil, sorumluluğu doğan işverene karşı da yöneltebilir.
Tazminat miktarı; olayın ağırlığı, mağdurun yaşadığı psikolojik etki, işverenin ihmalinin derecesi gibi somut olay koşullarına göre mahkemece belirlenir — önceden kesin bir tutar öngörmek mümkün değildir.
İşveren Sorumluluktan Nasıl Kurtulabilir?
İşverenin kurtuluş kanıtı sunabilmesi için işyerinde önleyici politikalar (cinsel taciz/saldırı şikâyet mekanizması, eğitim, gözetim) uyguladığını ve olay bildirildiğinde derhal etkili bir soruşturma yürüttüğünü somut biçimde ispatlaması gerekir. Salt “haberim yoktu” savunması, işverenin gözetim ve denetim yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Bu noktada mobbing nedeniyle açılan tazminat davalarında aranan işveren kusuru değerlendirmesiyle benzer bir mantık işler. Uygulamada mahkemeler, işyerinde yazılı bir şikâyet prosedürünün bulunmaması, önceki şikâyetlerin görmezden gelinmesi veya soruşturmanın gecikmesi gibi unsurları işverenin sorumluluğunu ağırlaştıran deliller olarak değerlendirebilir.
Sonuç ve Değerlendirme
İşyerinde cinsel saldırıya uğrayan çalışan, yalnızca faili değil, gözetme borcunu ihmal eden işvereni de hukuki olarak sorumlu tutabilir. Sorumluluğun dayanağı failin kimliğine göre değişir: fail işverenin çalışanıysa TBK m. 66, işverenin bizzat kendisiyse TBK m. 49, üçüncü kişiyse TBK m. 417 gündeme gelir. Çalışan ayrıca İş Kanunu m. 24/II uyarınca iş sözleşmesini haklı nedenle feshedip kıdem tazminatı talep edebilir. Her olayın somut koşulları — işverenin bilgisi, aldığı önlemler, olayın ağırlığı — sonucu doğrudan etkiler; bu nedenle süreç başlamadan önce somut olayın bir avukatla değerlendirilmesi önemlidir.
Sıkça Sorulan Sorular
İşyerinde cinsel saldırıya uğradım, önce ceza şikâyeti mi hukuk davası mı açmalıyım?
İkisi birbirini dışlamaz; aynı anda yürütülebilir. Ceza şikâyeti faili cezalandırmayı, hukuk davası ise maddi/manevi zararın tazminini hedefler. Hukuk davası açmak için ceza davasının sonuçlanmasını beklemek zorunlu değildir.
Fail benim amirim değil, işyerine gelen bir müşteriyse işveren yine de sorumlu olur mu?
Olabilir. Bu durumda sorumluluk TBK m. 417’deki gözetme borcu üzerinden değerlendirilir; işverenin makul güvenlik önlemlerini alıp almadığı, olay bildirildiğinde nasıl tepki verdiği belirleyicidir.
İşveren olaydan haberdar olduktan sonra faili işten çıkardıysa yine de sorumlu tutulabilir mi?
Sonradan alınan önlem, tazminat sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz; ancak işverenin ihmalinin derecesini ve tazminat miktarını etkileyebilir. Değerlendirme somut olayın koşullarına göre yapılır.
Kıdem tazminatı almak için mutlaka istifa mı etmem gerekiyor?
Hayır. İş Kanunu m. 24/II kapsamında haklı nedenle fesih, istifadan farklıdır; bu şekilde fesheden işçi kıdem tazminatına hak kazanır, oysa sıradan istifada bu hak doğmaz.
Manevi tazminat davasında kesin bir tutar talep edebilir miyim?
Talep edilen tutar mahkemece bağlayıcı değildir; hâkim, olayın ağırlığı ve somut koşullara göre kendi takdirinde bir miktara hükmeder. Önceden kesin bir sonuç garanti edilemez.
İş hukuku ve ceza hukuku süreçleri ayrı ayrı işler; hangisinin ne zaman başlatılacağı sonucu etkileyebilir.
Yazar Hakkında
Av. Burakhan Çalışkan, İstanbul Barosu’na kayıtlı olarak ceza hukuku ve iş hukukunun kesiştiği uyuşmazlıklarda çalışmalar yürütmektedir. İşyerinde işlenen cinsel suçların hem cezai hem hukuki (iş sözleşmesinin feshi, tazminat) boyutlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiği görüşünden hareketle, mağdur çalışanların ve işverenlerin karşılaştığı hukuki süreçlere ilişkin içerikler üretmektedir.
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.