İşyerinde Amirin Cinsel Tacizi Karşısında İşçinin Yasal Hakları (2026)

📌 Kısa Cevap: İşyerinde amirin cinsel tacizine uğrayan işçi, İş Kanunu m.24/II-b veya m.24/II-d uyarınca iş sözleşmesini haklı nedenle ve derhal feshedebilir; bu fesih kıdem tazminatı hakkı doğurur ancak ihbar tazminatı doğurmaz. İşverenin gerekli önlemleri almaması hâlinde, TBK m.417 kapsamında ayrıca manevi tazminat talep edilebilir; bu süreç, TCK m.105/102 kapsamındaki ceza sürecinden bağımsız yürütülür.

Bu yazıda, amirin işveren mi yoksa işverenin bir çalışanı mı olduğuna göre değişen fesih rejimini, tazminat haklarını, ispat sürecini ve zorunlu arabuluculuk adımını 2026 güncel çerçevede ele alıyoruz.

İşyerinde taciz mi yaşadınız?

Doğru madde tespiti kıdem tazminatı hakkınızı doğrudan etkiler; durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İşyerinde cinsel taciz hangi suçu/hukuki sonucu oluşturur?

İşyerinde yaşanan cinsel taciz, iki ayrı hukuki rejimi aynı anda harekete geçirir: birincisi TCK m.105 (veya temas varsa m.102) kapsamındaki cezai süreç, ikincisi ise İş Kanunu kapsamındaki iş hukuku süreci (fesih hakkı ve tazminat). Bu iki süreç birbirinden bağımsızdır; işçi her ikisine de aynı anda başvurabilir, biri diğerinin ön şartı değildir.

İşçinin yasal hakları infografik

Amir mi, işveren mi? Bu ayrım neden belirleyicidir

İş Kanunu m.24/II-b, işverenin işçiye bizzat cinsel tacizde bulunması hâlini düzenler; bu durumda işçi, herhangi bir bildirim şartı aranmaksızın derhal fesih hakkına sahiptir. Buna karşılık m.24/II-d, işçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemlerin alınmaması hâlini düzenler. Büyük ve orta ölçekli şirketlerde “amir” dediğimiz kişi genellikle işverenin kendisi değil, işverenin bir çalışanı (yönetici sıfatıyla işçi) olduğundan, bu durumda m.24/II-d uygulanır: işçinin önce durumu işverene (üst yönetime, insan kaynaklarına) bildirmesi ve işverenin önlem almaması şartı aranır. Küçük bir işletmede patronun bizzat taciz etmesi ise m.24/II-b kapsamındadır ve bildirim şartı yoktur.

Failin konumuna göre uygulanacak fesih maddesi
Durum Uygulanan madde Bildirim şartı var mı?
İşveren (patron) bizzat tacizde bulunur İş K. m.24/II-b Hayır, doğrudan fesih hakkı
Amir/yönetici (kendisi de işçi) tacizde bulunur İş K. m.24/II-d Evet, işverene bildirim + önlem alınmaması şartı
Meslektaş (eş düzey çalışan) tacizde bulunur İş K. m.24/II-d Evet, aynı şekilde
Üçüncü kişi (müşteri, tedarikçi) tacizde bulunur İş K. m.24/II-d Evet, aynı şekilde

İşçinin fesih hakkını kullanma süresi ne kadardır?

İş Kanunu m.26 uyarınca, haklı nedenle fesih hakkı, fesih nedeninin öğrenildiği tarihten itibaren 6 iş günü içinde ve herhâlde fiilin gerçekleşmesinden itibaren 1 yıl içinde kullanılmalıdır. Tacizin sürekli/tekrarlanan nitelikte olduğu durumlarda bu süre, son taciz eyleminden itibaren işlemeye başlar. Bu süre kaçırılırsa, işçinin m.24 kapsamındaki haklı fesih hakkı düşer; ancak bu durum, işçinin ceza yargılaması başlatma hakkını veya genel hükümlere göre istifa etme hakkını etkilemez.

Videolu anlatım

Cinsel Suçlarda Savunma Stratejileri — Av. Burakhan Çalışkan

Kıdem tazminatı hakkınızı kaybetmeyin

6 iş günlük/1 yıllık süreler kaçırılırsa haklı fesih hakkı düşer; hemen bize ulaşın.

Taciz sonrası izlenecek adımlar infografik

Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve işe iade farkı

İş Kanunu m.24 kapsamındaki haklı nedenle fesih, işçiye kıdem tazminatı hakkı tanır; bu hak için işçinin en az 1 yıllık kıdeme sahip olması gerekir. Ancak işçi kendi iradesiyle ve bildirim süresi beklemeksizin feshettiğinden, ihbar tazminatı talep edemez — ihbar tazminatı, bildirim süresine uyulmadan yapılan fesihlerde karşı tarafa ödenir, burada feshi yapan işçi olduğundan bu hak işlemez. İşe iade davası ise yalnızca işverenin feshettiği ve iş güvencesi kapsamındaki (30 ve üzeri işçi çalıştıran işyerlerinde, en az 6 aylık kıdemi olan) işçiler için mümkündür; işçinin kendi haklı nedenle feshi bu davanın konusu olamaz.

  1. 01

    Tacizin gerçekleşmesi ve belgelendirilmesi

    Mesajlar, e-postalar, tanık bilgileri mümkün olduğunca toplanır.

  2. 02

    İşverene bildirim (amir işveren değilse)

    Durum yazılı olarak üst yönetime veya İK’ya bildirilir, bildirim tarihi kayıt altına alınır.

  3. 03

    İşverenin önlem alıp almadığının izlenmesi

    Makul bir süre içinde (somut olaya göre) önlem alınıp alınmadığı değerlendirilir.

  4. 04

    Haklı nedenle fesih beyanı

    6 iş günü/1 yıl süresi içinde yazılı fesih bildirimi yapılır.

  5. 05

    Kıdem tazminatı talebi ve gerekirse arabuluculuk

    Tazminat ödenmezse, dava öncesi zorunlu arabuluculuğa başvurulur.

İşyerinde taciz sonrası izlenecek adımlar

İşverenin genel koruma ve önlem alma yükümlülüğü

Nitekim TBK m.417 uyarınca işveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermekle, işyerinde dürüstlük kurallarına uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin cinsel tacize uğramamaları için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlali, m.24 kapsamındaki fesih hakkından bağımsız olarak, ayrı bir tazminat davasının temelini oluşturabilir; işveren, bildirim aldığı hâlde hiçbir soruşturma yapmaz veya makul önlem almazsa, bu ihmal nedeniyle işçinin yaşadığı zarardan sorumlu tutulabilir.

Zorunlu arabuluculuk süreci

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3 uyarınca, işçi-işveren alacak ve tazminat davalarında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak bir dava şartıdır; bu adım atlanıp doğrudan dava açılırsa, mahkeme dava şartı yokluğundan davayı usulden reddeder. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa, taraflara bir “son tutanak” verilir ve bu tutanakla birlikte iş mahkemesinde dava açılabilir. Cinsel taciz nedeniyle açılacak kıdem tazminatı ve manevi tazminat talepleri de bu zorunlu arabuluculuk kapsamındadır.

Mobbing ile cinsel taciz arasındaki fark

Mobbing (psikolojik taciz), sistematik ve süreklilik arz eden, çalışanı yıldırmaya yönelik davranışları ifade eder ve cinsel içerik taşıması şart değildir. Cinsel taciz ise cinsel amaçlı davranışları kapsar ve tek bir fiil dahi (somut olaya göre) yeterli olabilir. Bazı durumlarda ikisi birlikte yaşanabilir; örneğin bir amirin reddedilen cinsel taleplerinin ardından çalışanı sistematik olarak dışlaması veya performans değerlendirmelerinde haksız yere düşük puan vermesi, hem cinsel taciz hem de mobbing olarak değerlendirilebilir ve her ikisi de tazminat talebinin kapsamını genişletebilir.

Örnek senaryo: bildirime rağmen önlem alınmayan bir dosya

Orta ölçekli bir şirkette çalışan bir kişinin, doğrudan amirinin (kendisi de işveren adına çalışan bir departman müdürü) kendisine yönelik cinsel içerikli sözlü yaklaşımlarına maruz kaldığını ve bu durumu yazılı bir e-posta ile insan kaynakları birimine bildirdiğini varsayalım. İşveren, bildirimi aldıktan sonra üç hafta boyunca hiçbir soruşturma başlatmaz ve işçiyi aynı amirle çalışmaya devam ettirir. Bu senaryoda işçi, İş Kanunu m.24/II-d kapsamında haklı nedenle fesih hakkını kullanabilir; çünkü hem bildirim yapılmış hem de makul bir süre içinde önlem alınmamıştır. İşçi, fesih beyanını yazılı olarak yapmalı ve bildirim tarihini, işverenin suskunluk süresini net biçimde belgelemelidir; bu belgeler, ileride açılacak kıdem tazminatı davasında “önlem alınmadığı” iddiasının en güçlü dayanağını oluşturur.

Aynı senaryoda, işveren bildirimi aldıktan hemen sonra amiri geçici olarak görevden uzaklaştırıp bağımsız bir iç soruşturma başlatmış olsaydı, bu durum “gerekli önlemlerin alındığı” yönünde değerlendirilebilir ve işçinin m.24/II-d kapsamındaki fesih hakkı bu aşamada doğmayabilirdi. Bu nedenle işverenin tepki hızı, soruşturmanın ciddiyeti ve alınan tedbirin somut niteliği, davanın nihai sonucunu doğrudan ve belirleyici biçimde etkileyen unsurlar arasında yer alır.

İşverenin iç soruşturma yükümlülüğü: ne kadar süre makuldür?

İş Kanunu, işverenin bildirim üzerine ne kadar süre içinde önlem alması gerektiğini sayısal olarak belirtmez; “gerekli önlemlerin alınmaması” ifadesi, somut olayın koşullarına göre değerlendirilen bir kavramdır. Uygulamada mahkemeler, işyerinin büyüklüğü, iddianın ağırlığı ve işverenin elindeki imkânları dikkate alarak bu süreyi makullük ilkesine göre değerlendirir. Genel bir kural olarak, bildirim üzerine hiçbir işlem yapılmaması veya yalnızca sözlü/yüzeysel bir uyarı ile geçiştirilmesi, “önlem alınmadığı” sonucuna varılmasını kolaylaştırır; buna karşılık bağımsız bir soruşturmacı atanması, tarafların ifadelerinin alınması ve somut bir karara bağlanması, işverenin yükümlülüğünü yerine getirdiğinin göstergesi olabilir.

İşverenin kendi iç yönetmeliğinin rolü

Birçok kurumsal işveren, cinsel taciz iddialarının nasıl ele alınacağına dair iç yönetmelikler veya etik kurallar oluşturur. Bu iç düzenlemeler, İş Kanunu’ndaki asgari yükümlülüklerin ötesine geçebilir ve işverenin bu düzenlemelere uyup uymadığı, mahkemenin “gerekli önlem alındı mı” değerlendirmesinde ek bir referans noktası oluşturabilir. İşçi, şikâyetini yaparken bu iç yönetmelikte belirtilen usule (hangi birime, hangi formatta bildirim yapılacağı) uymaya özen göstermeli; bu, hem sürecin hızlanmasına hem de ileride “usulüne uygun bildirim yapılmadı” itirazının önüne geçilmesine yardımcı olur.

Sık karıştırılan noktalar

  • “Amir patron demek değilse haklı fesih hakkım yok” yanılgısı. Bildirim şartına uymak koşuluyla, amir işveren olmasa dahi m.24/II-d kapsamında fesih hakkı mevcuttur.
  • “İstifa edersem kıdem tazminatı alamam” yanılgısı. Haklı nedenle fesih bir “istifa” değildir; kıdem tazminatına hak kazandıran özel bir fesih türüdür.
  • “İş mahkemesine direkt dava açabilirim” yanılgısı. Önce zorunlu arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekir.
  • “Ceza davası açarsam iş davası açamam” yanılgısı. İki süreç birbirinden bağımsızdır, aynı anda yürütülebilir.

İspat süreci: tanıksız bir ortamda delil toplama

İşyeri taciz iddialarının önemli bir kısmı, kapalı bir ofiste veya tanıksız bir ortamda gerçekleştiği iddia edilir. Bu durumda işçinin elindeki en güçlü deliller, tacizle ilgili yazılı mesajlar/e-postalar, tacizin hemen sonrasında bir meslektaşa veya aile üyesine yapılan sözlü/yazılı aktarım (bu kişiler sonradan tanık olarak dinlenebilir), ve varsa işverene yapılan resmi bildirimin kaydıdır. Bazı durumlarda, failin benzer davranışları başka çalışanlara karşı da sergilediği ortaya çıkabilir; bu durumda birden fazla mağdurun şikâyetlerinin bir araya gelmesi, failin sistematik davranış örüntüsünün ispatını güçlendirir ve hem iş mahkemesi hem de ceza mahkemesi nezdinde birlikte ve tutarlı biçimde değerlendirilebilir.

Sendika ve toplu iş sözleşmesi kapsamındaki ek güvenceler

Sendikalı bir işyerinde çalışan işçi için, toplu iş sözleşmesi kapsamında İş Kanunu’nun asgari güvencelerinin üzerinde ek koruma hükümleri bulunabilir; örneğin disiplin soruşturmalarında sendika temsilcisinin bulunması zorunluluğu veya daha kısa soruşturma süreleri gibi. İşçi, sendikasından da hukuki destek ve dayanışma talep edebilir; bu destek, bireysel bir avukatın sağladığı özel savunma stratejisinin yerini tutmaz ancak süreç boyunca ek bir güvence katmanı oluşturabilir.

Kamu sektöründeki durum: memur statüsündeki çalışanlar

Yukarıda anlatılan İş Kanunu hükümleri, özel sektör işçileri için geçerlidir. Kamu kurumunda görevli bir memur, benzer bir taciz iddiasıyla karşılaşırsa, 657 sayılı DMK’daki disiplin hükümleri ve görevden uzaklaştırma mekanizması devreye girer; bu konuyu “Cinsel Taciz Suçu Memuriyete Engel midir?” yazımızda ayrıntılı ele aldık. Kamu sektöründe çalışan ancak işçi statüsünde olan (örneğin bazı kamu iktisadi teşekküllerindeki) personel için ise İş Kanunu hükümleri aynen uygulanır; bu nedenle “kamu kurumunda çalışıyorum” bilgisi tek başına hangi rejimin uygulanacağını belirlemez, kişinin memur mu yoksa işçi statüsünde mi olduğu belirleyicidir.

Mağdurun psikolojik destek hakkı

İşyerinde cinsel taciz mağduru olan bir çalışan, sağlık sigortası kapsamında psikolojik destek alma hakkına sahiptir; bu süreçte oluşan sağlık giderleri ve varsa iş kaybı, TBK m.417 kapsamındaki tazminat talebinin maddi zarar kalemlerinden birini oluşturabilir. Ayrıca mağdurun bu süreçte aldığı rapor süresi, işveren tarafından haksız yere “devamsızlık” olarak değerlendirilip ayrıca bir fesih nedeni yapılamaz; bu tür bir girişim, işverenin ayrıca kötü niyetli davrandığının göstergesi olarak değerlendirilebilir.

Failin iş hukuku açısından sorumluluğu

İş Kanunu m.25/II-c uyarınca, bir işçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması, işveren için haklı nedenle ve derhal fesih sebebidir; yani tacizi yapan çalışan, işveren tarafından kıdem ve ihbar tazminatı ödenmeksizin işten çıkarılabilir. Bu madde, mağdur işçinin m.24 kapsamındaki kendi fesih hakkından tamamen ayrı ve bağımsız bir hükümdür; işveren, bildirim üzerine tacizi yapan çalışanı bu madde kapsamında işten çıkararak “gerekli önlemi almış” sayılabilir. Bu nedenle işverenin bildirim üzerine attığı adımın niteliği (yalnızca sözlü uyarı mı, yoksa m.25/II-c kapsamında fesih mi), mağdur işçinin m.24/II-d kapsamındaki haklarının doğup doğmadığını belirleyen kilit bir unsurdur.

Tazminat hesaplaması: kıdem tazminatının kapsamı

Kıdem tazminatı, işçinin işe başladığı tarihten itibaren her tam yıl için 30 günlük brüt ücreti tutarında hesaplanır; kıst (eksik) yıllar için de oranlı ödeme yapılır. Tavan uygulaması (Devlet memurlarına ödenen en yüksek emeklilik ikramiyesi tutarı) her yıl güncellenen bir üst sınır olarak uygulanır. Bu hesaplama, m.24 kapsamındaki haklı nedenle fesihte de aynı şekilde geçerlidir; işçinin feshi “haklı” olduğu için tazminat hakkı doğar, feshin kim tarafından yapıldığı (işçi veya işveren) kıdem tazminatı miktarının hesaplanma yöntemini değiştirmez, yalnızca hangi tarafın bu tazminatı talep edebileceğini belirler.

Dava süreci: iş mahkemesinde nasıl ilerler?

  1. 01

    Arabulucuya başvuru

    Zorunlu arabuluculuk süreci başlatılır, taraflar bir araya getirilmeye çalışılır.

  2. 02

    Anlaşmazlık tutanağı

    Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa son tutanak düzenlenir.

  3. 03

    İş mahkemesinde dava açılması

    Son tutanakla birlikte kıdem/tazminat talebiyle dava açılır.

  4. 04

    Delil ve tanık aşaması

    Taraflar yazılı delillerini ve tanıklarını mahkemeye sunar.

  5. 05

    Karar

    Mahkeme, feshin haklı olup olmadığını ve tazminat miktarını belirler.

İşyeri taciz tazminat davasının aşamaları

Taciz iddiasının asılsız olduğu savunması: işveren/fail açısından

Bazı durumlarda, tacizle suçlanan amir veya işveren, iddianın asılsız olduğunu, örneğin performans değerlendirmesi veya disiplin süreci nedeniyle husumet duyan bir çalışanın intikam amacıyla bu iddiayı ortaya attığını savunabilir. Bu savunma, somut delillerle (önceki disiplin kayıtları, performans değerlendirmeleri, iddianın ortaya çıkış zamanlaması) desteklenmelidir; yalnızca “husumeti var” demek yeterli bir savunma oluşturmaz. Asılsız bir iddia tespit edilirse, iddia sahibi hakkında TCK m.267 (iftira) kapsamında ayrı bir ceza süreci ve işveren açısından da disiplin sonuçları gündeme gelebilir.

İşsizlik ödeneği hakkı

İş Kanunu m.24 kapsamındaki haklı nedenle fesih, işçinin işsizlik sigortasından yararlanma hakkını da etkiler; 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu uyarınca kendi isteğiyle (istifa) işten ayrılan işçiler işsizlik ödeneğinden yararlanamazken, haklı nedenle fesih bu kapsamda “kendi isteğiyle ayrılma” sayılmaz ve işçi, diğer şartları (belirli bir süre prim ödeme, İŞKUR’a süresinde başvuru) sağladığı takdirde işsizlik ödeneğine hak kazanabilir. Bu nedenle feshin doğru hukuki nitelendirmesi (haklı nedenle fesih mi, yoksa basit bir istifa mı), yalnızca kıdem tazminatını değil, işsizlik ödeneği hakkını, gelecekteki sosyal güvenlik haklarını ve iş arama sürecindeki mali durumu da doğrudan ve önemli ölçüde etkiler.

Sonuç ve değerlendirme

İşyerinde amirin cinsel tacizi karşısında işçinin en önemli hakkı, İş Kanunu m.24 kapsamındaki haklı nedenle fesih ve kıdem tazminatı hakkıdır; ancak bu hakkın doğru kullanılması, amirin işveren mi yoksa işverenin bir çalışanı mı olduğuna, bildirim sürecinin doğru yürütülmesine ve sürelerin kaçırılmamasına bağlıdır. Bu süreç, hem ceza hukuku hem de TBK m.417 kapsamındaki ayrı tazminat yollarıyla birlikte, baştan sona bütüncül, tutarlı ve zamanında atılan adımlarla şekillenen bir stratejiyle yönetilmelidir.

Uzaktan çalışma ve hibrit düzende taciz iddiaları

Pandemi sonrası yaygınlaşan uzaktan ve hibrit çalışma düzeninde, taciz iddiaları artık yalnızca fiziksel ofis ortamıyla sınırlı değildir; video konferans toplantıları, kurumsal mesajlaşma uygulamaları ve e-posta üzerinden de cinsel taciz yaşanabilir. Bu tür dijital ortamlarda yaşanan taciz, hem İş Kanunu m.24/II-b veya d kapsamında değerlendirilir hem de TCK m.105/2-d’deki elektronik haberleşme artırımına tabi olabilir. Uzaktan çalışma düzeninde delillerin (yazılı mesajlar, toplantı kayıtları) dijital ortamda daha kolay belgelenebilmesi, bu tür dosyalarda ispat sürecini bazı yönlerden kolaylaştırabilir.

İşyeri değişikliği talebi: başka bir seçenek

İşçi, bazı durumlarda iş sözleşmesini sonlandırmak istemeyebilir; bunun yerine işverenden, tacizi yapan amirle aynı birimde çalışmayı sonlandıracak bir görev/birim değişikliği talep edebilir. Bu talep, İş Kanunu’nda doğrudan düzenlenmemiş olsa da, işverenin TBK m.417 kapsamındaki genel koruma yükümlülüğünün bir parçası olarak değerlendirilebilir; işveren, mağdur işçiyi korumak için bu tür makul bir düzenlemeyi yapmayı reddederse, bu durum “gerekli önlemin alınmadığı” yönünde ayrıca değerlendirilebilir.

Referans ve kariyer etkisi

Haklı nedenle fesih yoluyla işten ayrılan bir işçinin, gelecekteki iş başvurularında bu fesih türünün olumsuz bir referans olarak değerlendirilmesi beklenmez; çünkü fesih işçinin kusurundan değil, işverenin veya üçüncü bir kişinin kusurundan kaynaklanmaktadır. Ancak uygulamada bazı işverenler, önceki işyerinden ayrılma nedenini sorgulayabilir; bu durumda işçinin, haklı nedenle feshin yasal bir hak olduğunu ve kendi kusuruna dayanmadığını açıklayabilmesi için sürecin baştan itibaren doğru belgelenmiş olması önem taşır.

Sonuç olarak kısaca özetlemek gerekirse, işyerinde yaşanan bir cinsel taciz iddiası, salt bir ceza hukuku meselesi değil, aynı zamanda kıdem tazminatından işsizlik ödeneğine, tazminat davalarından zorunlu arabuluculuğa kadar birçok farklı hukuki boyutu olan karmaşık bir süreçtir. Bu boyutların her birinin doğru, eksiksiz ve zamanında yönetilmesi, işçinin tüm yasal haklarını sonuna kadar kullanabilmesi açısından son derece belirleyicidir.

İlgili yazılarımız

Bu rehberde ele aldığımız tüm başlıklar — amir ile işveren ayrımı, kıdem/ihbar tazminatı farkı, zorunlu arabuluculuk, TBK 417 kapsamındaki ayrı tazminat yolu ve işsizlik ödeneği hakkı — işyerinde yaşanan bir cinsel taciz iddiasının ne denli çok katmanlı bir hukuki süreç doğurduğunu göstermektedir.

Bu nedenle sürecin en başından itibaren deneyimli bir hukuki danışmanlık almak, hem haklarınızı tam ve eksiksiz biçimde kullanabilmeniz hem de gereksiz hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

İşyerinde sözlü tacizin ceza yargılamasındaki ispatını ele aldığımız yazımızda okuyabilirsiniz.

Taciz isnadı veya şikâyeti sürecinin bütününü bilgi merkezimizin sayfasında, ilgili tüm yazıları yazı dizinimizin sayfasında görebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Amirin tacizi karşısında işçi iş sözleşmesini feshedebilir mi?

Evet; İş Kanunu m.24/II-b uyarınca işveren işçiye bizzat cinsel tacizde bulunursa işçi haklı nedenle ve derhal fesih hakkına sahiptir. Amir işveren değil de işverenin bir çalışanıysa, m.24/II-d uygulanır ve işçinin önce durumu işverene bildirmesi, işverenin önlem almaması şartı aranır.

‘Amir’ ile ‘işveren’ arasındaki fark neden önemlidir?

Küçük işletmelerde patronun bizzat tacizde bulunması m.24/II-b kapsamındadır ve bildirim şartı aranmaz; büyük şirketlerde bir yöneticinin (kendisi de işçi sayılan bir amirin) tacizi ise m.24/II-d kapsamındadır ve işçinin durumu önce işverene (üst yönetime/İK’ya) bildirmesi, işverenin önlem almaması gerekir.

Bu fesih türünde kıdem tazminatı alınır mı?

Evet; m.24 kapsamındaki haklı nedenle fesih, işçiye kıdem tazminatı hakkı tanır (en az 1 yıllık kıdem şartıyla). Ancak ihbar tazminatı talep edilemez, çünkü işçi kendi iradesiyle ve bildirim süresi beklemeksizin feshetmektedir.

İşe iade davası açılabilir mi?

Hayır; işe iade davası yalnızca işverenin feshettiği ve iş güvencesi kapsamındaki işçiler için mümkündür. İşçinin kendi haklı nedenle feshi, işe iade davasının konusu olamaz; işçinin amacı genellikle işe geri dönmek değil, tazminat almaktır.

İşveren hiçbir önlem almazsa ayrıca tazminat istenebilir mi?

Evet; TBK m.417 uyarınca işveren, işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlali, kıdem tazminatından bağımsız olarak ayrı bir manevi tazminat davasının (TBK m.58 veya sözleşmeye aykırılık hükümleri) temelini oluşturabilir.

Dava açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mudur?

Evet; 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3 uyarınca işçi-işveren alacak ve tazminat davalarında arabulucuya başvuru dava şartıdır; bu adım atlanmadan doğrudan dava açılamaz.

Amirin tacizi aynı zamanda ceza davasına da konu olur mu?

Evet; iş hukuku süreci (fesih, tazminat) ile ceza süreci (TCK m.105 veya temas varsa m.102 kapsamında şikâyet) birbirinden bağımsız yürür. İşçi her iki yola da aynı anda başvurabilir.

Tanık bulunmayan bir tacizde ispat nasıl yapılır?

Yazılı mesajlar, e-postalar, varsa güvenlik kamerası kayıtları, tacizin hemen sonrasında bir meslektaşa veya İK’ya yapılan bildirim kayıtları ve mağdurun o döneme ait sağlık/psikolojik destek kayıtları dolaylı delil olarak değerlendirilebilir.

Haklarınızı birlikte değerlendirelim

Fesih, tazminat ve ceza süreçlerinin her biri için doğru strateji farklıdır; hemen bize ulaşın.

Bu süreçte işçinin en büyük müttefiki, zamanında ve doğru biçimde belgelenmiş bir dosyadır. Taciz iddiasının ortaya çıktığı andan itibaren tutulan kayıtlar, bildirim tarihleri ve işverenin tepkisi, hem iş mahkemesindeki hem de varsa ceza mahkemesindeki süreçte belirleyici bir ağırlık taşır.

Zamanında, dikkatli ve profesyonel destekle atılan adımlar, hem iş hukuku hem de ceza hukuku cephesinde mümkün olan en iyi sonucu alabilmenin en önemli anahtarıdır.

Yazar Hakkında

Av. Burakhan Çalışkan, İstanbul Barosu’na kayıtlı olarak ceza hukuku ve iş hukuku kesişimindeki cinsel taciz davalarında işçi tarafı vekilliği hizmeti vermektedir.

Her işyeri ve her olay kendine özgü koşullar barındırır; bu nedenle somut durumunuza özgü bir hukuki değerlendirme almanız, hem kıdem tazminatı hem de varsa ceza süreci açısından en doğru sonuca ulaşmanızı sağlar.

İyi bir strateji iyi bir sonuç getirir.

Hukuki Sorumluluk

Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.



Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Whatsapp
Burakhan Çalışkan
Burakhan Çalışkan
Merhaba.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?