📌 Kısa Cevap: Tanık beyanlarına karşı beyan dilekçesi, iş davasında dinlenen tanıkların ifadelerini değerlendirip lehinize veya aleyhinize olan noktaları, çelişkileri ve itirazları mahkemeye bildiren yazılı beyandır. Kanunda bu adla ayrı bir dilekçe veya süre yoktur; dayanağı HMK m.27’deki hukuki dinlenilme hakkı ve açıklama-ispat hakkıdır. İş mahkemelerinde basit yargılama uygulandığından (7036 s. K. m.7) itirazlarınızı tanık dinlenirken ya da tahkikat kapanmadan önce sunmak gerekir.
Ne işe yarar: Tanık ifadelerinden çıkardığınız sonuçları, çelişkileri ve güvenilirlik itirazlarını mahkemenin hükme esas alacağı tutanak ve dosyaya taşır.
Kim verir: İş davasının tarafları (işçi veya işveren) ya da vekilleri.
Nereye: Davanın görüldüğü iş mahkemesine; UYAP üzerinden veya duruşmada tutanağa yazdırılarak.
Süre: Kanunda ayrı süre yok; tahkikat bitip son beyanlar alınmadan önce (HMK m.321/1), mahkeme süre verirse o süre içinde.
Dayanak: HMK m.27, 152, 154, 184, 198, 240-262, 321-322; 7036 s. İş Mahkemeleri Kanunu m.7, 9.
İşçilik alacağı davalarında (fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil, yıllık izin, ücret gibi) uyuşmazlığın seyri çoğu kez tanık beyanlarıyla belirlenir. Çünkü iş ilişkisinin kayıt dışı kalan yönleri, çalışma saatleri, fiilen yapılan işler ve ödemelerin gerçek durumu çoğunlukla belgeyle değil, o dönemde birlikte çalışmış kişilerin anlatımıyla ortaya çıkar. Tanıklar dinlendikten sonra taraflar sıklıkla aynı soruyla karşılaşır: “Şimdi bu ifadelere karşı ne yazmalıyım?” Bu yazıda tanık beyanlarına karşı beyan dilekçesinin hukuki zeminini, güncel HMK ve 7036 sayılı Kanun hükümlerini, ileri sürülebilecek itiraz başlıklarını ve üç hazır şablonu (işçi tarafı, işveren tarafı ve tanığa itiraz) bulacaksınız. İş davasındaki delillerin genel çerçevesi için İş Davalarında Delil Olarak Neler Kullanılabilir? yazımıza da bakabilirsiniz.
Beyanları tutanakla birlikte inceleyip hangi noktalara itiraz edilebileceğini değerlendirelim.

Tanık beyanlarına karşı beyan dilekçesi nedir, hukuki dayanağı nedir?
Türk hukukunda “tanık beyanlarına karşı beyan dilekçesi” adıyla ayrı bir usul işlemi bulunmaz. Bu dilekçe, uygulamada tarafın hukuki dinlenilme hakkının bir tezahürüdür. HMK m.27/1’e göre davanın tarafları kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptir; m.27/2 bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını ve mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ile kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiğini belirtir. Tanık beyanlarına itiraz etmek, bu açıklama hakkının kullanılmasıdır. Mahkeme de HMK m.198 uyarınca, kanuni istisnalar dışında delilleri serbestçe değerlendirir; yani tanık beyanlarının hükme esas alınıp alınmayacağı konusundaki takdir mahkemeye aittir ve tarafın değerlendirmeleri bu takdire ışık tutar.
Dilekçenin amacı, tanık ifadelerini tek tek özetlemek değildir. Mahkeme zaten tutanağı okur. Asıl yarar, beyanlar arasındaki çelişkileri, tanığın bilgisinin kaynağını, tarafla ilişkisini, dosyadaki belgelerle uyumsuzluğu ve ispat edilmek istenen vakıaya etkisini sistematik biçimde göstermektir. Aynı zamanda dilekçe, tanıkların hangi talep kalemleri için beyanda bulunduğunu (ör. fazla çalışma, UBGT, yıllık izin) eşleştirerek bilirkişi incelemesine zemin hazırlar.
İş mahkemesinde usul: basit yargılama, cevaba cevap yok, tahkikat sonrası beyan
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.7/1 uyarınca iş mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır; HMK m.316/1-d de hizmet ilişkisinden doğan davaları basit yargılamaya tabi tutar. Bu usulde dava ve cevap dilekçeleri verilir, taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi veremez (HMK m.317/3). Delillerin dilekçelerle birlikte açıkça bildirilmesi zorunludur (m.318); iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava ve cevap dilekçesiyle başlar (m.319). Tahkikat tamamlandıktan sonra mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez (m.321/1). Basit yargılamaya ilişkin hükmün bulunmadığı hâllerde yazılı yargılama usulü hükümleri uygulanır (m.322/1); 7036 s. K. m.9 da kanunda hüküm bulunmayan hâllerde 6100 sayılı Kanunun uygulanacağını belirtir.
Bu çerçevede tanık beyanlarına karşı beyan dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi değildir; çünkü dilekçeler aşaması sona ermiştir. Tanık beyanlarına yönelik değerlendirme yeni vakıa veya yeni talep eklemek için kullanılamaz (iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı, m.319); yalnızca toplanmış delillerin değerlendirilmesine ilişkin açıklama niteliğindedir. Yazılı yargılamada tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için taraflara söz verilir (HMK m.184/1); basit yargılamada uygulamada bu açıklama çoğunlukla duruşmada sözlü beyan veya duruşma sırasında verilen yazılı beyan olarak karşımıza çıkar. Mahkemenin hangi usulle ilerlediği ve beyan için süre verip vermeyeceği dosyaya göre değişebilir; bu nedenle ara kararlar dikkatle okunmalıdır.

Tanık beyanına karşı hangi itirazlar ileri sürülebilir?
Kanun, tanık beyanına karşı “itiraz sebepleri” diye kapalı bir liste vermez; ancak HMK’nın tanıklığa ilişkin hükümleri hangi noktaların tartışılabileceğini gösterir. Aşağıdaki başlıklar uygulamada dilekçelerde sık kullanılan, somut dosyada hangisinin yerinde olduğu ise olaya bağlı olan itiraz türleridir.
- Tanığın taraflarla ilişkisi ve davada yararı (HMK m.254-255). Dinleme sırasında tanıktan, taraflarla akrabalığının veya başka bir yakınlığının bulunup bulunmadığı ve tanıklığına duyulacak güveni etkileyebilecek bir durumu olup olmadığı sorulur (m.254). Tanığın davada yararı bulunmak gibi, doğruluğu konusunda kuşkuyu gerektiren sebepler varsa bunu taraflardan biri iddia ve ispat edebilir (m.255). İşyerinde hâlen çalışan tanığın işverene bağımlılığı veya işverenle aynı konuda dava açmış olması gibi hususlar, yakınlık ve çıkar tartışmasında somutlaştırılarak ileri sürülür; bunların beyanın değerini ne ölçüde etkileyeceği mahkemenin takdirindedir ve kanunda iş davasına özgü açık bir kural yoktur.
- Tanıklıktan çekinme hakkına dair eksiklikler (HMK m.247-252). Tanık tarafın nişanlısı, eşi (evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi), altsoy-üstsoy, kan veya kayın hısımlığı bulunan kişi ise çekinebilir (m.248). Çekinme sebebinin varlığında hâkim, çekinme hakkını önceden hatırlatır (m.247/2). Hatırlatma yapılmadan alınan beyanlarda bu durum dilekçede belirtilebilir.
- Yeminsiz dinlenme (HMK m.257). Dinlendiği sırada onbeş yaşını bitirmemiş olanlar ile yeminin niteliğini ve önemini kavrayamayacak derecede ayırt etme gücüne sahip olmayanlar yeminsiz dinlenir. Yeminsiz beyanın ağırlığı ayrıca tartışılır.
- Bilgi kaynağı ve somutluk. Tanığın olayı bizzat gördüğü mü, başkasından duyduğu mu; hangi tarihler, hangi vardiya, hangi işler hakkında konuştuğu; beyanın talep edilen dönemle örtüşüp örtüşmediği. HMK m.194, taraflara vakıaları ispata elverişli şekilde somutlaştırma ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini belirtme yükü yükler; tanık beyanının bu çerçevede gösterilen vakıayla ilgisi tartışılabilir.
- Beyanlar arası çelişki. Aynı olay hakkındaki tanık anlatımlarının tarih, süre, kişi, miktar bakımından birbirini tutmaması. Dilekçede çelişkili noktalar tablo hâlinde gösterilirse mahkemenin değerlendirmesi kolaylaşır.
- Beyan ile belge arasındaki çelişki ve senede karşı tanık. Dosyadaki bordro, puantaj, işe giriş-çıkış bildirgesi, banka kayıtları ve imzalı belgelerle çelişen beyanlar. HMK m.201 uyarınca senede bağlı iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikteki hukuki işlemler tanıkla ispat olunamaz; m.200 ise belirli parasal sınırın üzerindeki hukuki işlemlerin senetle ispatını arar. Bu kuralların iş davalarındaki bordro ve ibraname gibi belgelere uygulanması somut belgeye ve olaya göre değerlendirilir; iş davalarına özgü ayrı bir hüküm bulunmamaktadır.
- Hukuka aykırı delil (HMK m.189/2). Hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Tanık beyanı, hukuka aykırı bir kayda veya bilgiye dayanıyorsa bu husus ayrıca ileri sürülebilir.
Bütün bu itirazlar bir arada kullanılmak zorunda değildir. Her itirazın dosyada karşılığı olmalıdır; dayanaksız ve genel ifadelerle dolu bir dilekçe mahkemenin dikkatini çekmez, aksine güvenilirliğinizi azaltır.
Duruşmada ne yapmalı? Soru sorma, tutanak ve itiraz
Dilekçenin esas içeriği, tanık dinlenirken yaşananlara dayanır; bu nedenle duruşma anı önemlidir. HMK m.152/1 uyarınca duruşmaya katılan taraf vekilleri tanıklara doğrudan soru yöneltebilir; taraflar ise hâkim aracılığıyla soru sorabilir. Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine hâkim karar verir. Tanıklar hâkim tarafından ayrı ayrı dinlenir, biri dinlenirken henüz dinlenmemiş olanlar salonda bulunamaz ve gerekirse yüzleştirilir (m.261/1). Taraf veya vekilinin tanığın sözünü kesmesi, tanığı övmesi veya tahkir etmesi yasaktır (m.262).
Tanığın beyanı tutanağa yazılır; tanık beyanı, beyanda bulunana okunmak kaydıyla tutanağa yazılması zorunlu hususlardandır (m.154/3-d) ve tutanağın altı tanığa imzalatılır (m.261/5). Ön inceleme, tahkikat ve yargılama işlemleri ancak tutanakla ispat olunur (m.156). Bu nedenle tanığın söylediği ancak tutanağa geçmeyen bir ifade varsa veya tutanağa farklı geçmişse, bunu duruşmada beyanın okunması sırasında bildirmek, sonradan ispatlamaya çalışmaktan çok daha etkilidir. Taraflar sözlü açıklamalarını hâkimin izniyle doğrudan da tutanağa yazdırabilir (m.154/2): örneğin “tanığın beyanında tarih belirtmediği; beyanların davacının talep ettiği 2016-2020 dönemini kapsamadığı” gibi kısa itirazlar duruşmada tutanağa yazdırılıp, ayrıntıları dilekçeyle sunulabilir.
Mahkeme, tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenmemesine karar verebilir (m.241). Bu hüküm, dinlenmeyen tanıklar bakımından dilekçede ek talep ileri sürmenin gerekçesini oluşturabilir: örneğin dinlenen tanıkların konuyu ancak kısmen aydınlattığı, belirli dönemler için tanıksız kalındığı gibi. Yeni tanık eklemek ise HMK m.240/2 nedeniyle kural olarak mümkün değildir.
Tanık beyanları iş davasında neyi ispat eder?
İş davasında ispat yükü genel kurala göre belirlenir: HMK m.190/1 uyarınca ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. 7036 sayılı Kanunun 7/2. maddesi, davaların yığılması hâlinde her bir talebe ilişkin vakıalar bakımından ispat yükü ve delillerin ayrı ayrı değerlendirileceğini belirtir. Pratikte bu, bir tanığın “fazla mesai yapılırdı” demesinin tek başına tüm talepleri ispat etmeyeceği, her talep kalemi için ayrı ayrı bilgi verip vermediğinin değerlendirileceği anlamına gelir. Dilekçede, tanık beyanlarının her talep kalemi bakımından eşleştirilmesi (çalışma süresi, fazla çalışma, UBGT, yıllık izin vb.) bu nedenle önem taşır.
İşçilik alacaklarının hesabı çoğunlukla bilirkişi incelemesiyle yapılır. Mahkeme, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişiye başvurur (HMK m.266); tanık beyanları bilirkişiye hesap için dayanak olarak sunulur. Bu yüzden dilekçedeki “sonuç ve talep” kısmında genellikle dosyanın bilirkişiye tevdii ve tanık beyanlarının esas alınmasına dair talep yer alır. Bilirkişi raporu sonrasında yapılacak itirazlar için İş Davalarında Bilirkişi İncelemesi Nasıl Yapılır? yazımız yol gösterebilir.
Yalan tanıklık şüphesi varsa
TCK m.272, mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörür (m.272/2). Özel hukuk uyuşmazlıklarında yapılan yalan tanıklık hâllerinde, m.273/1’deki şahsi cezasızlık veya cezanın azaltılması sebepleri uygulanmaz (m.273/2). HMK m.264/1 ise hâkimin, tanığın tanıklığı esnasında yalan söylediği veya menfaat temin ederek tanıklık ettiği hakkında yeterli delil veya emare elde etmesi hâlinde bir tutanak düzenleyip derhâl Cumhuriyet başsavcılığına göndereceğini düzenler. Taraf olarak yalan tanıklık iddiası, mutlaka somut delile (ör. belge, kamera kaydı, mesaj) dayanmalıdır; dilekçede suçlama diliyle değil, “beyan şu belgeyle çelişmektedir; mahkemece gerekli değerlendirmenin yapılması talep olunur” biçiminde yazmak daha dengelidir. Ceza soruşturması ayrı bir süreçtir; bunun hukuk davasına etkisi mahkemenin takdirindedir ve somut dosyaya göre değerlendirilir.
Gerçeğe aykırı beyan veren tanık hakkında ayrıca ceza soruşturması açılabilir; ayrıntı için yalan tanıklık cezası (TCK 272) yazımıza bakabilirsiniz.
Tanık beyanlarına karşı beyan dilekçesi nasıl hazırlanır? Adım adım
- Duruşma tutanağını edinin. UYAP’tan tutanağın tamamını indirin; tanıkların beyanlarını kelimesi kelimesine, tarih ve sayfa numarasıyla not edin (m.154-156).
- Talep kalemlerini listeleyin. Davada hangi alacaklar isteniyor (çalışma süresi, fazla mesai, UBGT, yıllık izin, ücret vb.)? Her kalem için hangi tanığın ne dediğini eşleştirin.
- Beyanları karşılaştırın. Tanıklar arası ve tanık-belge arası çelişkileri, tarih ve rakam bazında işaretleyin.
- Tanığın niteliğini inceleyin. Tarafla ilişki, işyerinde çalışma süresi ve dönemi, bilgi kaynağı; itirazlarınızı bunlara göre kurun (m.254-255).
- Sonuç çıkarın. Hangi vakıaların tanık beyanlarıyla sabit olduğunu veya olmadığını açıkça yazın; mahkemenin bilirkişi incelemesi dahil hangi işlemi yapmasını istediğinizi belirtin.
- Yeni vakıa eklemeyin. Dilekçe genişletme veya değiştirme yasağına (m.319) dikkat edin; yalnızca toplanmış deliller üzerinden değerlendirme yapın.
- Zamanında sunun. Mahkemenin verdiği süre veya duruşma gününü esas alarak UYAP üzerinden sunun; kopyasını saklayın.
Dilekçe şablonu 1: İşçi (davacı) vekilinin tanık beyanlarına karşı beyan dilekçesi
Aşağıdaki şablon, davacı işçi tarafının kendi tanıklarının beyanlarını desteklemek ve davalının tanıklarına yönelik itirazlarını sunmak için hazırlanmıştır. Köşeli parantezli alanları dosyanıza göre doldurun; yalnızca tutanakta gerçekten yer alan beyanları aktarın. Tanık adları yerine tutanaktaki sıra veya ad-soyad kullanılır.
[…] İŞ MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE
DOSYA NO: [Esas numarası]
DAVACI: [Ad-soyad], [T.C. kimlik no], [adres]
VEKİLİ: Av. [Ad-soyad], [adres]
DAVALI: [Unvan], [adres]
KONU: [Duruşma tarihi] tarihli oturumda dinlenen tanıkların beyanlarına ilişkin açıklamalarımızın sunulmasıdır.
AÇIKLAMALAR:
1. Mahkemenizin yukarıda numarası yazılı dosyasında [duruşma tarihi] tarihli duruşmada [davacı/davalı] tanıkları [Tanık-1 ad-soyad] ve [Tanık-2 ad-soyad] yeminli olarak dinlenmiştir. Tanıkların iş ilişkisine konu dönemle ilgili beyanlarına ilişkin açıklamalarımız aşağıdadır.
2. [Tanık-1]; [tarih aralığında, görevde/vardiyada] davalı işyerinde çalıştığını, davacıyla [birlikte/aynı bölümde] çalıştığını ve [haftalık çalışma günleri, vardiya saatleri, fazla çalışma ve izin uygulaması] hakkında [özet beyan] bildirmiştir.
3. [Tanık-2]; [aynı şekilde özet beyan] bildirmiştir.
4. Tanıkların beyanları [çalışma süresi / çalışma gün ve saatleri / fazla çalışma / UBGT / yıllık izin] bakımından birbiriyle uyumludur. Özellikle [somut örnek: iki tanık da haftada altı gün çalışıldığını ve izin kullandırılmadığını bildirmiştir]. Beyanlar, dosyadaki [bordro/puantaj/kayıtlar] ile [uyumlu/aşağıdaki noktalarda çelişkilidir].
5. [Davalı tanıkları varsa:] Davalı tanığı [ad-soyad], [hâlen davalı işyerinde çalışmakta olduğunu / davacıyla çalışma dönemlerinin örtüşmediğini / bilgisinin duyuma dayandığını] beyan etmiştir. HMK m.254-255 uyarınca tanığın tarafla ilişkisi ve beyanın güvenilirliğinin değerlendirilmesi, mahkemenin takdirindedir; beyanın ağırlığının bu hususlar gözetilerek takdir edilmesini talep ederiz.
6. Netice itibarıyla tanık beyanlarına göre [çalışma süresi], [haftalık çalışma düzeni], [fazla çalışma], [UBGT çalışması] ve [yıllık izin kullandırılmadığı] hususları sabittir. [Eksik kalan nokta varsa: … için takdir sayın mahkemenindir.]
HUKUKİ NEDENLER: HMK m.27, 198, 254-255, 321; 7036 s. K. m.7, ilgili mevzuat.
SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan nedenlerle tanık beyanlarına ilişkin açıklamalarımızın dikkate alınmasını, dosyanın tanık beyanları ve dosya kapsamı esas alınarak işçilik alacaklarının hesabı için bilirkişiye tevdi edilmesini ve bilirkişi raporunun tarafımıza tebliğini saygılarımla arz ve talep ederim. [Tarih]
Davacı Vekili
[Ad-soyad, imza]
EKLER: Varsa duruşma tutanağı örneği, bordro/puantaj kayıtları, ilgili belgeler
Dilekçe şablonu 2: İşveren (davalı) vekilinin tanık beyanlarına karşı beyan dilekçesi
Bu şablon, davalı işveren tarafının davacı tanıklarının beyanlarına karşı itirazlarını sunması için hazırlanmıştır. Metin genel bir örnektir; her itiraz, tutanakta ve dosyada gerçekten karşılığı olan bir olguya dayanmalıdır. Davalı işveren tarafının kendi tanığı dinlenmemiş olsa bile, dilekçede dosyadaki belgelere ve davacı tanıklarının beyanlarının zayıf noktalarına dayanılır.
[…] İŞ MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE
DOSYA NO: [Esas numarası]
DAVALI: [Unvan], [adres] VEKİLİ: Av. [Ad-soyad]
DAVACI: [Ad-soyad]
KONU: Davacı tarafın tanıklarının beyanlarına karşı açıklamalarımızın ve itirazlarımızın sunulmasıdır.
AÇIKLAMALAR:
1. Davacı tanıkları [Tanık-1] ve [Tanık-2], [duruşma tarihi] tarihli duruşmada dinlenmiştir. Tanık beyanlarına ilişkin itirazlarımız aşağıdaki gibidir.
2. Tanığın niteliği: [Tanık-1], [davacıyla birlikte çalıştığı dönem dışında beyanda bulunmuştur / davalı şirket aleyhine açtığı dava bulunmaktadır / davacıyla yakın ilişkisi vardır]. HMK m.254-255 kapsamında tanığın beyanının doğruluğu konusunda kuşku oluşturan bu hususların değerlendirilmesini talep ederiz.
3. Bilgi kaynağı: [Tanık-2], [fazla çalışma süresi ve saatleri hakkındaki bilgisinin kaynağını göstermemiş / başkasından duyduğunu belirtmiştir]. Beyan, bizzat görgüye dayanmamaktadır.
4. Beyanlar arası ve belgelerle çelişki: [Tanık-1] haftalık çalışma süresini […] olarak, [Tanık-2] ise […] olarak bildirmiştir. Dosyadaki [bordro/puantaj/devam çizelgesi] kayıtları ise […] göstermektedir. Beyanlar bu belgelerle bağdaşmamaktadır. İmzalı belgelere karşı tanık beyanıyla ispata ilişkin HMK m.200-201 hükümleri de gözetilmelidir.
5. Talep kalemleri bakımından: Tanıklar [UBGT / yıllık izin / fazla çalışma] konusunda [hiçbir bilgi vermemiş / belirli dönemler için bilgi vermemiştir]; bu talepler yönünden ispat yükü (HMK m.190) yerine getirilmemiştir.
HUKUKİ NEDENLER: HMK m.27, 190, 198, 200-201, 254-255; 7036 s. K. m.7.
SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan nedenlerle davacı tanıklarının beyanlarının yukarıdaki hususlar gözetilerek değerlendirilmesini, davacının ispat yükünü yerine getirmediği talepler yönünden davanın reddini saygılarımla arz ve talep ederim. [Tarih]
Davalı Vekili
[Ad-soyad, imza]
EKLER: Bordro/puantaj/devam çizelgesi örnekleri, işe giriş-çıkış kayıtları
Dilekçe şablonu 3: Duruşmada tanığa itiraz ve tutanağa geçirme talebi (kısa metin)
Bazen asıl ihtiyaç, tanık dinlenirken yapılacak kısa bir itirazdır. Aşağıdaki kısa metin, duruşmada hâkimin izniyle doğrudan tutanağa yazdırılabilecek veya duruşma sonrasında dosyaya sunulabilecek nitelikte hazırlanmıştır (HMK m.154/2). Bu şablonda yer alan olguların her biri, yalnızca gerçekte yaşanmışsa kullanılmalıdır.
[…] İŞ MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE
DOSYA NO: [Esas numarası]
KONU: Tanık [ad-soyad] hakkında HMK m.255 uyarınca itiraz ve beyanların tutanağa geçirilmesi talebidir.
1. Tanık [ad-soyad], kimlik ve yakınlık sorusuna verdiği cevapta [taraflardan biriyle akrabalığı/ortaklığı/dava ilişkisi] bulunduğunu belirtmiştir. Bu durum tanığın davada yararı bulunması niteliğiyle tanıklığın doğruluğu konusunda kuşku oluşturmaktadır (HMK m.254-255).
2. Tanığın beyanında [tarih/süre] hakkındaki ifadesi tutanağa [yazıldığı gibi] geçmemiştir / eksik geçmiştir; tutanağın düzeltilmesi veya tamamlanması için beyanın tanığa yeniden okutulmasını talep ederiz (HMK m.154/3-d, 261/5).
3. [Gerekliyse:] Tanığa şu ek soruların yöneltilmesini talep ederiz (HMK m.152): [Soru-1], [Soru-2].
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıdaki hususların tutanağa geçirilmesini ve tanık beyanının değerlendirilmesinde dikkate alınmasını saygılarımla arz ve talep ederim. [Tarih]
Vekil / Taraf
[Ad-soyad, imza]
Şablonlar genel bilgilendirme amaçlıdır. Harç ve gider tutarları için güncel harç tarifesine bakınız; tanık ücreti ve giderleri her yıl Adalet Bakanlığınca hazırlanan tarifeye göre belirlenir (HMK m.265).
Eklenecek belgeler
Sık yapılan hatalar
- Tutanağı okumadan beyan yazmak. Tanığın söylemediği bir şeyi söylemiş gibi aktarmak, dilekçenin güvenilirliğini bozar; beyan tutanaktaki şekliyle aktarılmalıdır.
- Cevaba cevap gibi yeni vakıa eklemek. Basit yargılamada cevaba cevap dilekçesi verilemez (HMK m.317/3) ve iddia-savunma genişletme yasağı vardır (m.319); dilekçe yalnızca delillerin değerlendirilmesine ilişkin olmalıdır.
- Yeni tanık talep etmek. HMK m.240/2 uyarınca listedeki tanıkların dışında ikinci liste verilemez.
- Her tanığı aynı gerekçeyle eleştirmek. Her tanığın niteliği, bilgi kaynağı ve dönemi farklıdır; ayrı ayrı değerlendirme yapılmalıdır.
- Kanıtsız yalan tanıklık suçlaması. TCK m.272 ve HMK m.264 çerçevesinde değerlendirme mahkemeye bırakılmalı, somut delilsiz suçlama yapılmamalıdır.
- Süreyi kaçırmak. Kanunda ayrı süre olmaması, istenildiği zaman verilebileceği anlamına gelmez; tahkikat bittikten sonra beyanın dikkate alınmayabileceği düşünülmelidir (HMK m.321/1).
Dilekçeden sonra süreç
Tanık beyanlarından sonra iş davasında süreç
Sonuç ve değerlendirme
Tanık beyanlarına karşı beyan dilekçesi kanunda adı geçen bir usul işlemi olmasa da iş davalarında sonucu etkileyebilecek önemli bir araçtır. Dayanağı HMK m.27’deki hukuki dinlenilme hakkıdır; mahkeme delilleri serbestçe değerlendirir (m.198) ve basit yargılamada tahkikat sonrası son beyanlar için ayrıca süre verilmeyebilir (m.321/1). Bu nedenle itirazların tanık dinlenirken tutanağa yazdırılması, ardından sistematik bir dilekçeyle desteklenmesi en sağlıklı yoldur. Dilekçe; çelişkileri, tanığın niteliğini, belgelerle uyumu ve talep kalemleriyle eşleşmeyi göstermeli, yeni vakıa getirmemeli ve suçlama diliyle değil delil diliyle yazılmalıdır. Somut dosyada hangi itirazların ileri sürülebileceği tutanağın içeriğine göre değiştiğinden, tutanağı ve belgeleri birlikte değerlendirmek gerekir.
İlgili yazılarımız
İş Davalarında Delil Olarak Neler Kullanılabilir? · İş Davalarında Bilirkişi İncelemesi · İşçilik Alacakları Hangi Kalemlerden Oluşur? · İş Mahkemesinde Dava Açma Süreci · İş Mahkemesi Sürecinde Dikkat Edilecekler · Tüm makaleler
Tanık beyanlarına karşı beyan dilekçesi vermek zorunlu mu?
Hayır, kanunda bu adla zorunlu bir dilekçe düzenlenmemiştir. Ancak HMK m.27 uyarınca taraflar hukuki dinlenilme hakkına sahiptir; bu hak açıklama ve ispat hakkını ve mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini içerir. Tanık beyanları aleyhinize gelişmişse, bu beyanlara yönelik itirazlarınızı ve değerlendirmelerinizi duruşmada sözlü olarak tutanağa yazdırabilir veya yazılı bir beyan dilekçesiyle sunabilirsiniz.
Bu dilekçeye kanunda belirli bir süre var mı?
Tanık beyanlarına karşı beyan için kanunda ayrı bir süre öngörülmemiştir. İş mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulandığından (7036 s. Kanun m.7) tahkikat bittikten sonra mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve bu beyanlar için ayrıca süre verilmez (HMK m.321/1). Bu nedenle itirazların en geç ilgili duruşmada, mümkünse tanık dinlenirken ya da hemen sonrasında sunulması güvenlidir. Mahkeme ayrıca süre verirse o süreye uyulmalıdır.
Karşı tarafın tanığının akrabası olması beyanı geçersiz kılar mı?
Otomatik olarak kılmaz. Akrabalık, tanığın tanıklıktan çekinme sebebidir (HMK m.248); çekinme hakkı önceden hatırlatılır ve tanık isterse çekinebilir. Tanık çekinmeyip beyan verirse beyanın hükme etkisi, mahkemenin delilleri serbestçe değerlendirme yetkisine (HMK m.198) bağlıdır. Yakınlık ve çıkar ilişkisi dilekçede somutlaştırılarak güvenilirlik tartışması olarak ileri sürülür.
Tanığa itiraz (HMK m.255) nedir?
HMK m.255’e göre tanığın davada yararı bulunmak gibi tanıklığının doğruluğu konusunda kuşkuyu gerektiren sebepler varsa, iki taraftan biri bunu iddia ve ispat edebilir. Tanık dinlenmeden önce kimlik, taraflarla yakınlık ve güveni etkileyebilecek durum sorulur (HMK m.254); itiraz bu aşamada veya beyanlardan sonra somut olgularla yapılabilir.
Tanık beyanı işyeri kayıtlarıyla çelişiyorsa ne yapılır?
Çelişki dilekçede tarih, belge ve beyan karşılaştırmasıyla gösterilir. Bordro, puantaj, giriş-çıkış kayıtları gibi belgeler dosyada varsa, bunların tanık beyanıyla nasıl çeliştiği (veya örtüştüğü) madde madde yazılır. İmzalı belgenin aksinin tanıkla ispatı konusunda HMK m.200 ve 201’deki senede karşı tanık yasağı ve istisnalar gündeme gelebilir; iş davalarında bordro ve ibraname bakımından uygulama dosyaya göre değiştiğinden bu konu belgenin niteliğiyle birlikte ve temkinle ele alınmalıdır.
Tanıkların beyanlarından sonra yeni tanık gösterebilir miyim?
HMK m.240/2’ye göre tanık listesinde gösterilmemiş kimseler tanık olarak dinlenemez ve ikinci bir liste verilemez. Bu nedenle beyanlar sonrasında yeni tanık talebi kural olarak mümkün değildir; ancak listedeki tanıkların tamamının dinlenmemiş olması, hâkimin ek bilgi istemesi (HMK m.31) veya bilirkişi talebi gibi alternatifler değerlendirilebilir.
Yalan tanıklık yapıldığını düşünüyorum, dilekçede bunu yazabilir miyim?
Yalan tanıklık TCK m.272’de suç olarak düzenlenmiştir ve HMK m.264 hâkime, tanığın yalan söylediğine dair yeterli delil veya emare elde etmesi hâlinde tutanak düzenleyip Cumhuriyet başsavcılığına gönderme yetkisi tanır. Dilekçede kesin suçlama yerine, beyanın hangi somut delille çeliştiğini göstermek ve mahkemenin bu konuda gerekli işlemi yapmasını talep etmek daha dengelidir; kanıtsız suçlama kendi dosyanızı zayıflatabilir.
Dilekçeyi tek başıma yazabilir miyim, avukat şart mı?
Kanunen avukat zorunlu değildir; taraf kendi dosyasında beyan sunabilir. Ancak tanık beyanlarının hangi talebe ilişkin olduğunu doğru eşleştirmek, çelişkileri ispat yükü ve delil kuralları çerçevesinde değerlendirmek teknik bilgi gerektirir. Dilekçe mutlaka tanıkların ad-soyadı, dinlendikleri duruşma tarihi ve tutanaktaki beyanlarla uyumlu yazılmalıdır.
Duruşma tutanağını ve belgeleri birlikte inceleyip itiraz noktalarını değerlendirelim.
Yazar Hakkında
Av. Burakhan Çalışkan, İstanbul Barosu’na kayıtlı olup Kartal’daki bürosunda hukuk ve ceza davalarında müvekkillerine hukuki destek vermektedir. Bu yazı, güncel mevzuat metinleri dikkate alınarak hazırlanmıştır; örnek dilekçeler genel şablondur ve somut olaya göre uyarlanmalıdır.
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.