📌 Kısa Cevap: Çocuğun cinsel istismarı suçunda (TCK m.103) beraat mümkündür; mağdurun yaşının doğru tespiti, 15-18 yaş aralığında cebir/tehdit/hile unsurunun ayrıca ispatlanması gerekliliği, tek beyana dayalı iddiaların güçlendirilmemiş olması ve delilin hukuka aykırı elde edilmesi, beraata giden başlıca savunma zeminleridir.
Bu yazıda, TCK m.103’e özgü savunma stratejilerini — yaş tespitinin önemi, cebir/tehdit/hile unsurunun ispatı, tek beyan sorunu ve zamanaşımı hesaplamasını — ele alıyoruz. Müstehcenlik suçundaki (TCK m.226) genel beraat stratejilerini “Müstehcenlik Suçunda Beraat Mümkün müdür?” yazımızda ayrıca işledik; bu yazı özellikle çocuğun cinsel istismarı suçuna odaklanmaktadır.
Mağdurun yaşı ve cebir/tehdit/hile unsurunun doğru tespiti, davanın sonucunu kökten belirler.
Beraat mümkün müdür? Genel çerçeve
TCK m.103 kapsamındaki çocuğun cinsel istismarı suçu, ağır bir ceza rejimine (8-15 yıl, nitelikli hâllerde çok daha fazla) sahip olmakla birlikte, her isnat otomatik olarak mahkûmiyetle sonuçlanmaz. Mahkeme, CMK m.217/1 uyarınca dosyadaki tüm delilleri (mağdur beyanı, bilirkişi raporu, tanık ifadeleri, dijital/fiziksel deliller) bir bütün olarak değerlendirir; bu değerlendirmede ciddi boşluklar veya tutarsızlıklar varsa beraat kararı verilebilir.
Savunma stratejisi 1: mağdurun yaşının doğru tespiti
TCK m.103 ile TCK m.104 arasındaki sınır, mağdurun 15 yaşını doldurup doldurmadığına bağlıdır. Sınırda olan davalarda, nüfus kaydının güncelliği ve doğruluğu titizlikle kontrol edilmelidir; gerekirse adli tıp kurumunca kemik yaşı tespiti yaptırılabilir. Mağdurun aslında 15 yaşını doldurmuş olduğu ve cebir/tehdit/hile unsurunun bulunmadığı ortaya konursa, dava TCK m.103’ten TCK m.104’e kayabilir; bu, ceza aralığını 8-15 yıldan 2-5 yıla indiren kökten bir değişikliktir.
Videolu anlatım
Her unsur ayrı ayrı ve titizlikle incelenmelidir; dosyanızı birlikte değerlendirelim.
Savunma stratejisi 2: cebir, tehdit veya hile unsurunun ispatı (15-18 yaş)
Mağdur 15 yaşını doldurmuş ancak 18 yaşından küçükse, TCK m.103/1-b’nin uygulanabilmesi için cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedenin somut olarak ispatlanması gerekir. Bu unsur ispatlanamazsa, fiil TCK m.104 kapsamında değerlendirilir. Savunma, bu unsurların (fiziksel zorlama, tehdit mesajları, yanıltıcı beyanlar) dosyada somut bir karşılığı olup olmadığını dikkatle incelemelidir; yalnızca yaş farkı veya ilişkinin varlığı, cebir/tehdit/hile anlamına gelmez.
Savunma stratejisi 3: tek beyana dayalı iddiaların değerlendirilmesi
Çocuğun cinsel istismarı davalarının bir kısmında, doğrudan fiziksel veya dijital delil bulunmayabilir; dava büyük ölçüde mağdurun beyanına dayanır. Bu durumda mahkeme, beyanın iç tutarlılığını, zaman içindeki değişkenliğini, yaşına uygun olmayan detaylar içerip içermediğini ve ÇİM sürecindeki uzman değerlendirmesini esas alır. Savunma, beyandaki tutarsızlıkları, olası yönlendirme izlerini ve varsa dosyadaki aile içi husumet/velayet bağlamını (iftira ihtimali) sistematik biçimde ortaya koymalıdır; ancak bu, gerçek bir mağduriyetin varlığını baştan inkâr etmek anlamına gelmemelidir.
TCK 103 davasında savunmanın izlediği yol
Zamanaşımı: geç ortaya çıkan davalarda önemli bir ayrıntı
TCK m.66/6 uyarınca dava zamanaşımı kural olarak suçun işlendiği günden itibaren işlemeye başlar. Çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden başlama kuralı ise yalnızca çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlar için geçerlidir. Bu nedenle failin üstsoy veya çocuk üzerinde hüküm ve nüfuz sahibi bir kişi olduğu dosyalarda, çocuğun yıllar sonra yetişkinliğe adım attığında dile getirdiği olaylarda dahi zamanaşımı süresi henüz dolmamış olabilir; diğer failler bakımından süre fiilin işlendiği günden hesaplanır ve süre TCK m.66/1 uyarınca suçun cezasının üst sınırına göre belirlenir. Savunma açısından zamanaşımı itirazı yapılırken, bu hesaplama kuralının doğru uygulanması büyük önem taşır.
Örnek senaryo: yaş sınırının belirsiz olduğu bir dosya
Bir mağdurun doğum tarihinin nüfus kaydında hatalı girilmiş olabileceği, gerçek yaşının iddia edilenden farklı olabileceği bir dosyayı düşünelim. Bu durumda savunma, nüfus müdürlüğünden güncel ve onaylı bir kayıt talep etmeli, gerekirse Adli Tıp Kurumu’ndan kemik yaşı tespiti yaptırılmasını istemelidir. Mağdurun gerçekte 15 yaşını doldurmuş olduğu ve cebir/tehdit/hile unsurunun bulunmadığı ortaya konursa, mahkeme suçu TCK m.103 yerine TCK m.104 kapsamında yeniden nitelendirebilir; bu, ceza aralığını 8-15 yıldan 2-5 yıla indiren, HAGB imkânını da gündeme getirebilen kökten bir değişikliktir. Bu örnek, teknik bir ayrıntı gibi görünen yaş tespitinin, davanın tüm seyrini nasıl değiştirebileceğini somut biçimde göstermektedir.
Aynı dosyada, eğer mağdurun 12 yaşını tamamlamamış olduğu ortaya çıkarsa, bu kez TCK m.103/1’in son cümlesi uyarınca ceza alt sınırı istismar durumunda 10 yıldan, sarkıntılık durumunda 5 yıldan az olamayacağından, yaş tespitindeki hata ters yönde de davanın sonucunu ağırlaştırabilir. Bu nedenle yaş tespiti, yalnızca savunma lehine değil, her iki yönde de davanın seyrini belirleyen nötr ve kritik bir teknik adımdır.
ÇİM sürecinin savunma açısından incelenmesi
Çocuğun ifadesinin ÇİM’de (Çocuk İzlem Merkezi) usulüne uygun alınıp alınmadığı, savunmanın dikkatle incelemesi gereken bir noktadır. İfadenin tek seferde mi yoksa tekrarlanarak mı alındığı, görüşmeyi yapan uzmanın sorularının açık uçlu mu yoksa yönlendirici mi olduğu, görüşme kaydının tam ve kesintisiz mi olduğu gibi unsurlar, beyanın güvenilirliğinin değerlendirilmesinde önemli rol oynar. Usulüne aykırı alınmış bir ifade, tek başına delilin reddedilmesine yol açmasa da, mahkemenin bu ifadeye verdiği ağırlığı azaltabilir.
Bilirkişi raporunun teknik sınırları
ÇİM sürecindeki uzman pedagog/psikolog, CMK m.67/3 uyarınca hukuki nitelendirme yapamaz; yalnızca çocuğun anlatımının gelişimsel düzeyine uygunluğunu, tutarlılığını ve olası yönlendirme izlerini teknik olarak değerlendirir. Bu rapor, mahkemenin nihai kararında önemli bir ağırlık taşır ancak tek başına belirleyici değildir; savunma, raporun teknik yeterliliğine CMK m.67/5 uyarınca süresinde itiraz ederek ek veya yeniden inceleme talep edebilir.
Sık karıştırılan noktalar
- “Fiziksel delil yoksa mahkûmiyet olmaz” yanılgısı. Birçok fiil (sarkıntılık dahil) fiziksel iz bırakmaz; beyan ve dolaylı deliller tek başına yeterli olabilir.
- “15 yaşını doldurmuşsa rıza geçerlidir” yanılgısı. 15-18 yaş aralığında cebir/tehdit/hile varsa TCK m.103 uygulanmaya devam eder.
- “Aradan çok yıl geçti, dava açılamaz” yanılgısı. Zamanaşımı kural olarak fiilin işlendiği günden başlar; mağdurun on sekiz yaşını bitirdiği günden başlama kuralı yalnızca üstsoy veya çocuk üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kişiler tarafından işlenen suçlarda uygulanır (TCK m.66/6).
- “Beraat talebi mağduru küçümsemek anlamına gelir” yanılgısı. Savunma hakkı, adil yargılanmanın bir gereğidir; her iddia somut delillerle test edilmelidir.
Adli tıp raporunun rolü ve sınırları
Fiziksel temas içeren fiillerde adli tıp muayenesi yapılabilir; ancak sarkıntılık düzeyindeki fiillerin çoğu kalıcı fiziksel iz bırakmaz, bu nedenle “rapor temiz çıktı, istismar yoktur” biçimindeki bir çıkarım hatalıdır. Adli tıp raporunun bulgu içermemesi, yalnızca fiziksel bir iz bulunmadığını gösterir; bu, mahkemenin diğer delilleri (beyan, tanık, dijital kayıt) değerlendirmesini engellemez. Buna karşılık, rapor somut fiziksel bulgular içeriyorsa, bu bulgular beyanı destekleyen güçlü bir unsur olarak değerlendirilir.
Tanık ifadelerinin değerlendirilmesi
Olayın geçtiği iddia edilen ortamda bulunan diğer kişilerin (aile üyeleri, öğretmenler, komşular) tanıklığı, hem lehte hem aleyhte delil oluşturabilir. Mahkeme, bu tanıkların faille veya mağdurla olan ilişkisini (taraflılık ihtimali) göz önünde bulundurarak ifadelerin güvenilirliğini değerlendirir. Savunma, tanıkların ifadelerindeki tutarsızlıkları veya taraflılık ihtimalini sistematik biçimde ortaya koymalıdır; ancak bu, gerçek tanıklıkları göz ardı etmek anlamına gelmemelidir.
Dijital delilin rolü: mesajlaşma ve sosyal medya kayıtları
Bazı dosyalarda, fail ile mağdur arasındaki mesajlaşma kayıtları önemli bir delil kaynağı oluşturur. Bu kayıtların bütünlüğü (kesintisiz, değiştirilmemiş olması) ve hangi tarihte, hangi bağlamda gönderildiği, savunmanın dikkatle incelemesi gereken noktalardır. Mesajların bir kısmının silinmiş veya değiştirilmiş olması, hem lehte hem aleyhte yorumlanabilecek bir durumdur; bu nedenle mümkünse bağımsız bir bilişim bilirkişisinden kayıtların bütünlüğünün teyit edilmesi talep edilmelidir.
Örnek karşılaştırma: iki farklı dosyanın sonucu
Bir dosyada mağdurun beyanı tutarlı, yaşına uygun detaylar içeriyor, ÇİM raporu yönlendirme izi göstermiyor ve tanık ifadeleriyle örtüşüyorsa, mahkemenin bu beyana dayanarak mahkûmiyet kararı vermesi güçlü bir olasılıktır. Buna karşılık başka bir dosyada, mağdurun yaşı belirsiz, beyanında zaman içinde önemli değişiklikler var, ÇİM raporu yönlendirme şüphesi taşıyor ve aile içinde bir velayet/miras anlaşmazlığı mevcutsa, bu unsurların bir araya gelmesi beraat ihtimalini önemli ölçüde güçlendirir. Bu iki örnek, “çocuğun cinsel istismarı” genel başlığı altındaki davaların, somut delillere göre ne denli farklı sonuçlara ulaşabileceğini göstermektedir.
Savunma açısından pratik öneriler
- Yaş tespitini en öncelikli adım olarak ele alın. Nüfus kaydının doğruluğu ve gerekirse kemik yaşı tespiti, davanın temelini oluşturur.
- ÇİM sürecinin usulüne uygunluğunu inceleyin. İfadenin alınma biçimi, beyanın güvenilirliğini doğrudan etkiler.
- Bilirkişi raporuna süresinde itiraz edin. Teknik eksiklikler, ek inceleme talebiyle giderilebilir.
- Zamanaşımı hesaplamasını doğru yapın. Başlangıç günü, failin sıfatına göre (üstsoy veya nüfuz sahibi olup olmadığına göre) belirlenmelidir.
- Dosyadaki olası husumet bağlamını (varsa) somut delillerle destekleyin. Yalnızca bağlamın varlığı yeterli değildir, ayrıca kanıtlanmalıdır.
Hukuka aykırı delil tartışması
Anayasa m.38/6 ve CMK m.206/2-a uyarınca hukuka aykırı yollarla elde edilen deliller hükme esas alınamaz. Çocuğun cinsel istismarı dosyalarında bu tartışma genellikle dijital delil toplama sürecinde (usulsüz telefon incelemesi, hâkim kararı olmadan yapılan arama) veya ÇİM sürecindeki usul hatalarında (ifadenin kanunda öngörülen güvenceler olmadan alınması) gündeme gelir. Böyle bir usulsüzlük tespit edilirse, bu delile dayanan diğer bulgular da değerlendirme dışı kalabilir; dosyada başka bağımsız ve yeterli delil kalmazsa beraat kararı gündeme gelir.
Nitelikli hâllerin savunmaya etkisi
TCK m.103/3, suçun belirli nitelikli hâllerde (birden fazla kişi tarafından birlikte, toplu yaşam ortamının sağladığı kolaylık, hısımlık ilişkisi, vasi/eğitici/bakıcı gibi kişiler tarafından, kamu görevi veya hizmet ilişkisinin kötüye kullanılması) işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında artırılacağını düzenler. Savunma, bu nitelikli hâllerin somut olayda gerçekten var olup olmadığını ayrıca incelemelidir; örneğin bir “vasi” sıfatının hukuken doğru kurulup kurulmadığı veya hizmet ilişkisinin fiilen var olup olmadığı, cezanın miktarını doğrudan etkileyen teknik bir ayrıntıdır.
Birden fazla mağdur olduğunda dosyanın değerlendirilmesi
Bazı dosyalarda, aynı fail hakkında birden fazla çocuğun benzer iddialarda bulunduğu görülebilir. Bu durumda mağdurların beyanları arasındaki tutarlılık, failin sistematik bir davranış örüntüsü sergilediğinin güçlü bir göstergesi olarak değerlendirilebilir; ancak savunma, bu mağdurların birbirini etkileyip etkilemediğini (örneğin aynı aile veya arkadaş çevresinden olmaları nedeniyle) de ayrıca araştırmalıdır. Çoklu mağdur davalarında her bir iddianın kendi somut delilleriyle ayrı ayrı değerlendirilmesi, adil bir yargılamanın temel gereğidir.
Savunmanın psikolojik boyutu: hem fail hem mağdur için
Çocuğun cinsel istismarı davaları, gerek gerçek bir mağduriyet gerekse asılsız bir isnat söz konusu olsun, tüm taraflar için ağır bir psikolojik yük taşır. Şüpheli/sanık konumundaki kişinin de, süreç boyunca profesyonel bir destek alması, hem psikolojik dayanıklılığının korunması hem de duruşmalarda sağlıklı ve tutarlı bir savunma sergileyebilmesi açısından faydalı olabilir. Bu destek, hukuki sürecin yerini almaz ancak onu tamamlayıcı bir rol oynar.
Tutukluluk hâlindeki sanık için beraat stratejisinin önemi
TCK m.103 CMK m.100/3 katalog suçu olduğundan, bu suçla itham edilen bir şüpheli/sanık genellikle tutuklu yargılanır. Bu durumda beraat stratejisinin erken ve etkili biçimde kurulması, yalnızca nihai kararı değil, aynı zamanda tutukluluğun süresini de doğrudan etkiler; güçlü bir savunma, tutukluluğun adli kontrole çevrilmesi talebini de güçlendirebilir. Tutuklu geçirilen süre, nihayetinde beraat kararı çıkarsa CMK m.141 kapsamında tazminat talebine konu olabilir; bu nedenle tutukluluk süresinin ve koşullarının da dikkatle belgelenmesi önemlidir.
Velayet ve koruma tedbirleriyle ilişkisi
Bir çocuğun cinsel istismarı iddiası, ceza yargılamasından bağımsız olarak, aile mahkemesi nezdinde velayet veya kişisel ilişki düzenlemesi davalarını da etkileyebilir. Soruşturma devam ederken dahi, aile mahkemesi 6284 sayılı Kanun kapsamında geçici koruma tedbirleri (örneğin failin çocukla belirli bir süre görüşmemesi) alabilir. Bu tedbirler, ceza yargılamasının sonucundan bağımsız olarak değerlendirilir ve genellikle daha düşük bir ispat standardına (yaklaşık/muhtemel tehlike) dayanır; bu nedenle ceza davasında beraat kararı çıksa dahi, aile mahkemesindeki tedbirler otomatik olarak kalkmayabilir, ayrıca bir başvuru gerekebilir.
Uzman desteğinin bütüncül rolü
Bu tür dosyalarda başarılı bir savunma, yalnızca hukuki bilgiye değil, aynı zamanda adli psikoloji, adli tıp ve dijital adli bilişim alanlarındaki uzman görüşlerine de dayanır. Bir ceza avukatının bu disiplinler arasında koordinasyonu sağlaması, hem bilirkişi raporlarının doğru değerlendirilmesi hem de duruşmada tutarlı ve güçlü bir savunma stratejisi sunulması açısından belirleyici bir rol oynar.
Sosyal çevre ve okul/aile bildirim süreci
Çoğu dosya, bir öğretmenin, okul rehberlik servisinin veya aile üyesinin durumu fark edip ihbar etmesiyle başlar. Bu ilk bildirim sürecinde kullanılan ifadeler ve gözlemler, sonraki resmi sürecin yönünü belirleyebilir; örneğin ihbarı yapan kişinin çocuğa yönelttiği yönlendirici sorular, sonraki ÇİM görüşmesinde ortaya çıkan anlatımı etkilemiş olabilir. Savunma, dosyadaki ilk ihbar tutanaklarını ve bu sürece dahil olan kişilerin ifadelerini de dikkatle incelemelidir; zira yönlendirme izleri çoğu zaman bu en erken aşamada ortaya çıkar.
Uzman desteğinin bütüncül rolü
Savunma sürecinde yalnızca bir ceza avukatı değil, gerektiğinde bir adli psikolog veya çocuk gelişimi uzmanından da danışmanlık alınması, bilirkişi raporlarının teknik yönlerinin doğru değerlendirilmesine katkı sağlayabilir. Bu uzman desteği, mahkemeye sunulacak itirazların ve ek inceleme taleplerinin daha isabetli hazırlanmasına imkân tanır; özellikle ÇİM görüşme kayıtlarının teknik analizinde bu işbirliği belirleyici olabilir.
Dosya sürecinde zamanında hukuki destek almanın önemi
Şüpheli veya sanık sıfatını taşıyan bir kişinin, soruşturmanın en başından itibaren (ilk ifade aşamasından itibaren) bir ceza avukatından destek alması, delillerin zamanında ve eksiksiz toplanmasını, usul hatalarının anında tespit edilip tutanağa geçirilmesini ve savunma stratejisinin erken aşamada doğru kurgulanmasını sağlar. Sürecin ilerleyen aşamalarında fark edilen bir usul hatasının giderilmesi çoğu zaman mümkün olmadığından, erken müdahale beraat ihtimalini doğrudan güçlendiren en pratik adımdır.
Son olarak belirtmek gerekir ki, bu yazıda aktarılan savunma stratejileri genel bir çerçeve sunmaktadır; her dosyanın kendine özgü delil durumu, mahkemenin somut yaklaşımı ve bölgesel uygulama farklılıkları, nihai sonucu etkileyen ayrı değişkenlerdir.
Bu nedenle, aşağıda yer alan sonuç bölümü yalnızca genel bir özet niteliğindedir ve somut dosyanızın bağımsız olarak incelenmesinin yerini tutmaz.
Güncel mevzuat ve içtihat takibi, bu alanda çalışan her savunma avukatının sürekli gözetmesi gereken temel bir yükümlülüktür ve dosyanın seyrini doğrudan etkileyebilir.
Sonuç ve değerlendirme
Çocuğun cinsel istismarı suçunda beraat, dosyanın somut delillerine, mağdurun yaşının doğru tespitine ve cebir/tehdit/hile unsurunun (gerekiyorsa) ispatına bağlı, gerçekçi bir ihtimaldir. Bu stratejilerin doğru ve zamanında uygulanması, hem haksız bir mahkûmiyetin önlenmesi hem de gerçek mağduriyetlerin doğru nitelendirilmesi açısından belirleyicidir.
HAGB imkânı: beraat mümkün olmadığında alternatif
Beraat ihtimali zayıf görülen dosyalarda dahi, savunmanın TCK m.61 kapsamındaki takdiri indirim nedenlerini etkili biçimde ortaya koyması, temel cezanın alt sınıra yakın belirlenmesini sağlayabilir. Ancak TCK m.103’ün öngördüğü ceza aralığının (8-15 yıl, sarkıntılıkta 3-8 yıl) çoğu zaman 2 yıllık HAGB eşiğinin üzerinde kalması nedeniyle, bu imkân yalnızca istisnai ve alt sınıra yakın sarkıntılık hükümlerinde gündeme gelebilir. Bu konuyu “Cinsel Taciz Suçunda HAGB Verilir mi?” yazımızda genel çerçevesiyle ele aldık.
İstinaf ve temyiz aşamasında beraat kararının durumu
İlk derece mahkemesi beraat kararı verirse, savcılık veya varsa müdahil (mağdur vekili) bu karara karşı istinafa başvurabilir; bu durumda beraat kararı henüz kesinleşmemiş olur. Bölge Adliye Mahkemesi, dosyayı hem maddi olay hem hukuki değerlendirme yönünden yeniden inceler ve kararı onaylayabilir, bozabilir veya kendisi yeni bir karar verebilir. Bu nedenle bir beraat kararı alındığında dahi, sürecin tam olarak sona erip ermediğinin (istinaf süresi, başvuru yapılıp yapılmadığı) takip edilmesi önemlidir.
Mağdur açısından: beraat kararı gerçek bir mağduriyeti yok saymaz
Bir beraat kararı, kanıt yetersizliği veya kastın ispatlanamaması anlamına gelir; bu, mutlak biçimde “olay hiç yaşanmadı” anlamına gelmez. Ceza yargılamasındaki yüksek ispat standardı (“makul şüphenin ötesinde kesinlik”) karşılanamadığında dahi, mağdur TBK m.58 kapsamında daha düşük bir ispat standardına tabi olan ayrı bir hukuk davasıyla manevi tazminat talep edebilir. Bu iki yargılama türü (ceza ve hukuk) birbirinden bağımsız sonuçlara ulaşabilir; bu, hukuk sistemimizin farklı ispat standartlarını farklı amaçlar için benimsediğinin bir göstergesidir.
İlgili yazılarımız
- Müstehcenlik Suçunda Beraat Mümkün müdür?
- Cinsel İlişkiye Rıza Yaşı Kaçtır? TCK 103 ile TCK 104 Farkı
- Çocuğun Cinsel İstismarı Suçunda İftira Nasıl İspatlanır?
Sonuç olarak, çocuğun cinsel istismarı suçunda beraat, soyut bir olasılık değil, dosyanın somut delillerine, doğru yaş tespitine, cebir/tehdit/hile unsurunun (gerekliyse) titiz incelenmesine ve usule uygunluk denetimine dayalı, gerçekçi bir hedeftir. Bu hedefe ulaşmak, disiplinler arası bir çalışmayı ve sürecin en başından itibaren doğru bir stratejiyi gerektirir.
Tutuklu sanığın beraat stratejisini ilgili yazımızda inceleyebilirsiniz.
Uzman raporunun savunmadaki yerini ilgili yazımızda okuyabilirsiniz.
Çocuk mağdurlu dosyaların genel çerçevesi için bilgi merkezimizin sayfasına, bu alandaki diğer yazılar için yazı dizinimizin sayfasına göz atabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Çocuğun cinsel istismarı suçunda beraat mümkün müdür?
Evet; mağdurun yaşının yanlış tespit edildiği, 15-18 yaş aralığında cebir/tehdit/hile unsurunun ispatlanamadığı, tek beyana dayalı bir iddianın yeterince desteklenmediği veya delilin hukuka aykırı elde edildiği durumlarda beraat kararı verilebilir.
Mağdurun yaşı neden bu kadar önemlidir?
TCK m.103, 15 yaşını doldurmamış çocuklara karşı her türlü cinsel davranışı istismar sayarken, 15 yaşını doldurmuş çocuklara karşı ancak cebir/tehdit/hile varsa uygulanır. Mağdurun yaşının sınırda olduğu davalarda, nüfus kaydının doğruluğu ve gerekirse kemik yaşı tespiti davanın sonucunu kökten değiştirebilir.
Tek beyana dayalı bir dava nasıl değerlendirilir?
Mahkeme, çocuğun beyanının iç tutarlılığını, zaman içindeki değişkenliğini, yaşına uygun detaylar içerip içermediğini ve varsa dolaylı delillerle (davranış değişiklikleri, tanık gözlemleri) örtüşüp örtüşmediğini CMK m.217/1 uyarınca bir bütün olarak değerlendirir; tek başına bir beyan, başka hiçbir destekleyici unsur yoksa mahkemede tartışmaya açık olabilir.
Adli tıp raporu olmadan mahkûmiyet mümkün müdür?
Evet, ancak bu da tek başına yeterli değildir; TCK m.103 kapsamındaki pek çok fiil (sarkıntılık düzeyi dahil) fiziksel iz bırakmayabilir. Fiziksel bulgu bulunmaması, istismarın yaşanmadığı anlamına gelmez; ancak varsa bulgular, beyanı destekleyen güçlü bir unsurdur.
15 yaşını doldurmuş bir çocukta cebir/tehdit/hile ispatlanamazsa ne olur?
Bu durumda TCK m.103 değil, TCK m.104 (reşit olmayanla cinsel ilişki) gündeme gelebilir; bu, çok daha hafif bir ceza rejimi anlamına gelir. Savunma, cebir/tehdit/hile unsurunun bulunmadığını somut delillerle ortaya koyarak bu nitelendirme değişikliğini talep edebilir.
Zamanaşımı savunması bu suçta işler mi?
TCK m.66/6 uyarınca dava zamanaşımı kural olarak suçun işlendiği günden başlar; çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden başlama kuralı yalnızca çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlar için geçerlidir. Süre, TCK m.66/1 uyarınca suçun cezasının üst sınırına göre belirlenir.
Hukuka aykırı delil nedeniyle beraat mümkün müdür?
Evet; dijital delil veya fiziksel delilin usulüne aykırı elde edildiği (hâkim kararı olmadan arama, usulsüz el koyma gibi) tespit edilirse, bu delil hükme esas alınamaz ve dosyada başka bağımsız delil kalmazsa beraat kararı verilebilir.
Beraat eden kişi itibarını nasıl geri kazanır?
Beraat kararı kesinleştikten sonra, haksız yere teşhir edilmişse kişilik haklarının ihlali nedeniyle tazminat davası açılabilir; ayrıca isnadın bilerek yapıldığı düşünülüyorsa TCK m.267 kapsamında iftira şikâyetinde bulunulabilir.
Doğru savunma stratejisi için hemen bize ulaşın.
Bu rehberde ele aldığımız unsurlar — yaş tespiti, cebir/tehdit/hile ispatı, bilirkişi raporunun sınırları, hukuka aykırı delil itirazı ve zamanaşımı hesaplaması — her biri ayrı ayrı ve bir arada değerlendirildiğinde, çocuğun cinsel istismarı davalarının ne denli teknik ve çok katmanlı bir hukuki inceleme gerektirdiğini göstermektedir. Bu dosyalarda hem çocuğun korunması hem de masumiyet karinesinin gözetilmesi, aynı anda ve özenle sağlanması gereken iki temel değerdir.
Yazar Hakkında
Av. Burakhan Çalışkan, İstanbul Barosu’na kayıtlı olarak ceza hukuku alanında, özellikle çocuğa yönelik cinsel istismar isnatlarında savunma hizmeti vermektedir.
Bu yazıda ele alınan genel hukuki çerçeve, her dosyanın kendine özgü ayrıntılarına göre farklılık gösterebilir. Mağdurun yaşı, olayın geçtiği ortam, delillerin niteliği ve tarafların önceki ilişkisi gibi unsurlar, nihai değerlendirmeyi doğrudan etkiler; bu nedenle somut olayınıza özgü, bağımsız ve güncel bir hukuki değerlendirme almanız, sürecin doğru yönetilmesi açısından son derece önemlidir.
Hukuki Sorumluluk
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.

