📌 Kısa Cevap: TCK m.191 kapsamındaki denetimli serbestlik tedbiri, tek başına otomatik bir yurt dışı çıkış yasağı doğurmaz; 5402 sayılı Kanun m.12/A-1’de sayılan yükümlülükler arasında yurt dışına çıkış yasağı yer almaz. Buna karşılık yurt dışı yasağı, mahkeme kararından (Pasaport Kanunu m.22) veya adli kontrol kararından (CMK m.109/3-a) kaynaklanabilir; ayrıca testlere, tedaviye ve müdürlük çağrılarına uyma yükümlülüğü uzun veya habersiz seyahatleri fiilen riskli kılar. Yurt dışına çıkmadan önce savcılığa ve denetimli serbestlik müdürlüğüne yazılı bilgi vermek ve gerekirse teyit almak en güvenli yoldur.
Denetimli serbestlik sürecindeki kişilerin en sık sorduğu sorulardan biri “tatile, iş seyahatine veya ailemi ziyarete yurt dışına gidebilir miyim?” sorusudur. Cevap tek bir cümleyle verilemez; çünkü yurt dışına çıkışın hukuki durumu, kişinin hangi karara tabi olduğuna (yalnızca savcı kararıyla kamu davasının ertelenmesi mi, ayrıca adli kontrol mü), savcılığın belirlediği yükümlülüklere ve test/tedavi takvimine bağlıdır. Bu yazıda yurt dışı çıkış yasağının hukuki kaynaklarını, KDAE rejimindeki durumu, seyahatin test ve çağrılar bakımından risklerini, yurt dışında işlenen fiillerin Türk hukukundaki sonuçlarını, çıkış engeliyle karşılaşılırsa yapılacakları ve genel bir bildirim dilekçesini 2026 güncel mevzuatla ele alıyoruz. Sürecin genel çerçevesi için “Uyuşturucu Kullanmaktan İlk Defa Yakalanan Ne Kadar Ceza Alır?” yazımıza bakabilirsiniz.
Seyahatin çağrı, test ve tedavi takvimiyle çakışması ihlal tartışması doğurabilir; önceden hukuki destek alın.
Etkileşimli rehber
Denetim sürerken yurt dışında yaşıyorsanız ya da taşınacaksanız: çağrı ve uyarının tebliği, mazeret bildirimi ve ısrar şartı için Yargıtay kararlarını ve tarih karşılaştırma aracını içeren rehbere bakın. Yurt Dışında Yaşayanlar ve TCK 191 →
Yurt dışı çıkış yasağı nereden doğar?
Yurt dışına çıkışın hukuken engellenmesi, genellikle yargı organlarının kararlarına dayanır. 5682 sayılı Pasaport Kanunu m.22 uyarınca yurt dışına çıkmaları mahkemelerce yasaklananlara pasaport veya seyahat vesikası verilmez; bu kişilerin açık kimlikleri ve tahdit sebebi ilgili dairelerce mahallin polis makamlarına bildirilir ve yurt dışına çıkışları engellenir, verilmişse pasaportları geri alınır. Ceza muhakemesinde ise CMK m.109/3-a, adli kontrolün içeriğini oluşturan yükümlülükler arasında yurt dışına çıkamamayı sayar. Soruşturma evresinde adli kontrol, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararıyla (CMK m.110/1), kovuşturma evresinde ise görevli mahkeme tarafından uygulanır (m.110/3). Dolayısıyla bir kişi hakkında TCK m.191 kapsamında yalnızca savcı kararıyla kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmişse bu, kendiliğinden yurt dışı yasağı anlamına gelmez; ancak aynı dosyada ayrıca adli kontrol veya mahkeme kararı varsa durum değişir.
KDAE rejiminde yurt dışı: yükümlülükler listesine bakış
5402 sayılı Kanun m.12/A-1, TCK m.191 gereğince Cumhuriyet savcısı tarafından hakkında denetimli serbestlik tedbiri veya tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri verilen şüpheli bakımından savcının en az üç yükümlülüğe karar vereceğini düzenler ve yükümlülükleri sayar: tedaviye tabi tutulmak, belirlenen programlara katılmak, çocuklarla bir arada olmayı gerektiren ortamlarda çalışmaktan yasaklanmak, belirlenen yer veya bölgelere gitmemek, bir bölgede denetim veya gözetim altında bulunmak, eğitim kurumuna veya programına devam etmek, belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmak, gözetim altında ücret karşılığı çalıştırılmak, silah bulunduramamak veya taşıyamamak ve taşıt kullanamamak. Bu listede yurt dışına çıkamama yükümlülüğü ayrıca sayılmamıştır. Bununla birlikte “belirlenen yer veya bölgelere gitmemek” veya “bir bölgede denetim veya gözetim altında bulunmak” yükümlülükleri savcı tarafından belirlenmişse, bunların yurt dışı seyahati fiilen sınırlayıp sınırlamadığı karar metninin içeriğine bağlıdır. Yükümlülükler şüphelinin ihtiyacına göre her aşamada değiştirilebildiğinden, kararın içeriği ve değişiklikleri savcılıktan yazılı olarak öğrenilmelidir.
Asıl risk: testler, tedavi ve çağrılar
Yurt dışı seyahatin hukuki riski çoğu zaman bir “yasak”tan değil, yükümlülüklere uyumun kesintiye uğramasından doğar. TCK m.191/3 uyarınca Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir; 5402 sayılı Kanun m.12/A-2 uyarınca tedaviye tabi tutulma yükümlülüğü bulunan şüpheli, kullanım tespiti için her zaman sağlık kurumunca çağrılabilir ve kolluk görevlileri aynı amaçla şüpheliyi sağlık kurumuna yönlendirebilir. Müdürlüğün çağrılarına veya denetim planına uyarıya rağmen uyulmaması ise 5402 sayılı Kanun m.5/2 uyarınca yükümlülük ihlali sayılır. TCK m.191/4-a, yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar edilmesi hâlinde kamu davası açılacağını düzenler. Bu nedenle kısa ve önceden bildirilmiş bir seyahatle uzun süreli ve habersiz bir yurt dışı kalışı arasında hukuki risk bakımından büyük fark vardır: planlı, belgelenmiş ve bildirilmiş bir kısa seyahat çoğu zaman ısrar niteliği taşımazken, çağrının kaçırıldığı uzun ve bildirimsiz yurt dışı kalışı ihlal tartışmasını doğurur.
Yurt dışı seyahat öncesi izlenecek adımlar
Yurt dışında uyuşturucu kullanımı veya bulundurma
Yurt dışında bulunan bir kişi, o ülkenin yasalarına tabidir ve birçok ülkede uyuşturucu bulundurma veya kullanma çok ağır yaptırımlara bağlanmıştır. Türk hukuku açısından ise TCK m.11/1 uyarınca bir Türk vatandaşı, aşağı sınırı bir yıldan az olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede işlediği ve kendisi Türkiye’de bulunduğu takdirde, o suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması ve Türkiye’de kovuşturulabilirliğin bulunması koşuluyla Türk kanunlarına göre cezalandırılır. TCK m.191’in alt sınırı iki yıl olduğundan, bu hüküm kapsamında değerlendirilebilecek bir fiildir. Ayrıca erteleme süresi içinde yurt dışında dahi olsa uyuşturucu kullanılması ve bunun tespit edilmesi, TCK m.191/4-c uyarınca ihlal sayılır ve kamu davası açılmasına yol açabilir. Bu nedenle denetimli serbestlik sürecinde yurt dışı seyahatlerde, hem yabancı ülke yasaları hem de Türk hukuku bakımından riskli davranışlardan kesinlikle kaçınılmalıdır.
Denetimli serbestlik sürecinde yurt dışı seyahat kararı alınırken, seyahat süresince tedavi ve ilaç kullanımının sürdürülmesi, ilaçların yurt dışına taşınmasına ilişkin kuralların öğrenilmesi ve tedavi eden hekimden seyahat için görüş alınması da önemlidir; çünkü tedaviye ara verilmesi TCK m.191/4-a kapsamında tedavinin gereklerine uygun davranmamak olarak değerlendirilebilir.
Yurt dışı seyahatin müdürlüğe ve savcılığa nasıl bildirileceği, dosyanın niteliğine göre değişir; hukuki destek alın.
İş, eğitim ve sağlık nedeniyle yapılan seyahatler
Yurt dışı seyahat taleplerinde gerekçenin niteliği, talebin değerlendirilmesinde önemlidir. İş seyahatlerinde işveren yazısı, toplantı daveti veya sözleşme; eğitim seyahatlerinde kabul belgesi veya öğrenci kaydı; sağlık seyahatlerinde ise yabancı sağlık kurumundan randevu ve Türkiye’deki hekimin sevk veya görüş yazısı talebe eklenmelidir. Seyahatin zorunlu ve belgeli olduğunun gösterilmesi, hem savcılık veya müdürlük nezdinde hem de adli kontrol bulunan dosyalarda mahkeme nezdinde geçici muafiyet taleplerinin kabul ihtimalini artırır. Seyahat süresinin kısa tutulması, dönüş biletinin dosyaya sunulması ve seyahat süresince ulaşılabilir iletişim bilgilerinin bildirilmesi, kişinin süreçten kaçınmadığını gösteren somut unsurlardır.
İlaç taşıma ve tedavi sürekliliği
Tedaviye tabi tutulma yükümlülüğü bulunan kişiler bakımından yurt dışı seyahatte en pratik sorunlardan biri ilaç kullanımının sürdürülmesidir. Bazı ilaçlar, özellikle kontrole tabi veya psikotrop içerikli olanlar, ülkelerin gümrük ve sağlık mevzuatına göre özel belge gerektirebilir; reçete, sağlık raporu ve ilacın ticari adı ile etkin madde bilgilerini içeren belgelerin yanınızda bulunması ve gidilecek ülkenin kurallarının önceden öğrenilmesi önerilir. Tedavi eden hekimden seyahat için yazılı görüş alınması ve tedavi programının seyahat süresince nasıl sürdürüleceğinin planlanması, TCK m.191/4-a kapsamında tedavinin gereklerine uygun davranmamak şeklinde bir değerlendirmeyle karşılaşma riskini azaltır. Gümrük ve yabancı ülke mevzuatı konusunda kesin bilgi için ilgili ülkenin konsolosluğu veya sağlık otoriteleri kaynak alınmalıdır.
Yurt dışına çıkıp dönmemek: kaçak sanık sonuçları
Yurt dışına çıkıp süreçten kaçınmak, hukuki durumu ağırlaştırır. Çağrılara uymama ısrarlı hâle geldiğinde TCK m.191/4-a uyarınca kamu davası açılır; dava açıldıktan sonra duruşmalara katılmayan ve tebligat yapılamayan sanık hakkında yargılama usulleri ve zorla getirme veya yakalama kararı gündeme gelebilir. Yurt dışındaki sanığın yargılanması, kırmızı bülten, gaiplik ve kaçaklık gibi kavramlar için “Yurt Dışındaki Sanık Nasıl Yargılanır?” yazımıza bakabilirsiniz. Süreci terk etmek yerine, zorunlu bir yurt dışı kalışı gerekiyorsa bunu yazılı olarak bildirmek, avukat aracılığıyla savcılık ve müdürlükle uyum içinde plan yapmak ve gerekirse yükümlülüklerin yeni duruma uyarlanmasını talep etmek çok daha güvenli bir yoldur.
Giriş yapılacak ülkenin kuralları ve beyan yükümlülüğü
Bazı ülkeler giriş veya vize başvurusunda adli sicil, soruşturma veya uyuşturucu ilişkili geçmişi hakkında beyan isteyebilir ve yanlış beyan başlı başına giriş yasağına yol açabilir. TCK m.191 kapsamında verilen KDAE kararı mahkûmiyet olmadığından adli sicil kaydında görünmez; ancak başvuru formundaki sorunun kapsamı (örneğin “hakkınızda soruşturma yürütüldü mü?”) KDAE sürecini kapsıyorsa doğru beyan esastır. Sorunun kapsamı konusunda tereddüt varsa ilgili konsolosluğun yönergesi incelenmeli ve gerekirse bir avukattan görüş alınmalıdır. Yurt dışında yaşanacak bir uyuşturucu kaynaklı sorunun, sınır dışı veya giriş yasağı gibi sonuçlarla birlikte Türkiye’deki süreci de olumsuz etkileyebileceği unutulmamalıdır.
Seyahat öncesi kontrol listesi
- Kararların öğrenilmesi: KDAE kararı, savcılığın belirlediği yükümlülükler, varsa adli kontrol ve mahkeme kararı yazılı olarak öğrenilmeli.
- Takvim kontrolü: Yaklaşan test, tedavi ve program randevuları seyahat tarihleriyle karşılaştırılmalı.
- Yazılı bildirim: Seyahat bilgileri savcılığa ve müdürlüğe tarihli dilekçeyle bildirilmeli; teslim kaydı saklanmalı.
- Belgeler: Bilet, konaklama, davet, sağlık ve ilaç belgeleri hazırlanmalı.
- Tedavi sürekliliği: İlaç kullanımı ve tedavi planı hekimle netleştirilmeli.
- Risk yönetimi: Yurt dışında uyuşturucu ile ilgili hiçbir davranıştan kaçınılmalı; yabancı ülke ve Türk hukuku sonuçları göz önünde bulundurulmalı.
- Dönüş sonrası: Müdürlüğe dönüş bilgisi verilmeli, kaçırılan randevu varsa mazeret belgeleriyle bildirilmeli.
Adli kontrol varsa: geçici muafiyet ve itiraz
Dosyada TCK m.191 kapsamındaki KDAE’den ayrı olarak bir adli kontrol kararı bulunuyorsa (örneğin başka bir suç nedeniyle veya ticaret şüphesi kapsamında), yurt dışına çıkamama yükümlülüğü CMK m.109/3-a uyarınca uygulanıyor olabilir. Bu durumda yurt dışına çıkış, mahkeme veya hâkim kararıyla geçici olarak mümkün kılınmadıkça yasaktır ve yükümlülüğe aykırı davranış CMK m.112 uyarınca tutuklama kararına yol açabilir. CMK m.110/2 uyarınca hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle adli kontrol yükümlülüklerini bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir. Şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme beş gün içinde karar verebilir; adli kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir (CMK m.111). Zorunlu bir iş seyahati, tedavi, aile zorunluluğu gibi gerekçelerle geçici muafiyet talebinde bulunulurken seyahatin tarihleri, adresi, süresi ve dönüş biletleri gibi belgeler dilekçeye eklenmelidir; ayrıca dönüş taahhüdü ve gerekirse güvence önerisi talebin kabul ihtimalini artırabilir.
Havalimanında veya sınır kapısında çıkış engeli
Yurt dışına çıkış sırasında engelle karşılaşılması durumunda ilk adım, engelin hangi makamın hangi kararına dayandığını öğrenmektir. Engel bir mahkeme veya adli kontrol kararına dayanıyorsa, kararı veren mercie başvurularak kararın kaldırılması veya geçici muafiyet istenmeli; karara karşı itiraz yolu kullanılmalıdır (adli kontrol kararlarına CMK m.111/2 uyarınca itiraz edilebilir). Engel bir idari işleme dayanıyorsa idari başvuru yolları değerlendirilir. Bu aşamada çıkış engelinin nedeni olarak kayıtlı bir karar bulunmuyorsa, savcılık veya emniyet nezdinde kayıtların incelenmesi talep edilebilir. 5682 sayılı Kanun m.22’deki yasaklama mahkemelerce verildiğinden, kararı kimin verdiğinin tespiti önem taşır. Tüm bu aşamalarda belge ve kayıtların saklanması, itiraz ve başvuruların tarihli ve yazılı yapılması gerekir.
KDAE kaydı ve vize başvuruları
CMK m.171/5 uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararlar bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir ve bu kayıtlar ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde kullanılabilir; yani erteleme kararı adli sicil kaydında görünmez. KDAE mahkûmiyet olmadığından, vize başvurularında sorulan “mahkûmiyet” sorularına yanlış cevap vermeyi gerektirmez; ancak başvuru formlarında soruşturma veya kovuşturma geçmişi gibi daha geniş sorular yer alıyorsa doğru ve eksiksiz beyan esastır. Vize veya yurt dışı çalışma başvurusunda hangi belgelerin ve beyanın gerektiği ilgili ülkenin konsolosluk kurallarına göre değiştiğinden, bu konuda bir avukattan ve gerekirse konsolosluk kaynaklarından bilgi alınmalıdır.
Yurt dışı seyahat bildirim ve izin talebi dilekçesi (genel şablon)
[İL] CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA
(Aynı içerikte [İL] Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne)
Dosya No: [Soruşturma No]
Başvuran Şüpheli: [Ad Soyad, T.C. Kimlik No]
Konu: Yurt dışı seyahatin bildirilmesi ve gerekli görülürse izin verilmesi talebidir.
AÇIKLAMALAR
1. Hakkımda TCK m.191 kapsamında kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaktadır. Bugüne kadar tüm yükümlülüklerime uygun hareket ettim.
2. [Tarih aralığında] [ülke/şehir]’e [iş/eğitim/aile/tatil/sağlık] amacıyla seyahat etmem gerekmektedir. Seyahat bilgilerim (gidiş-dönüş bileti, konaklama adresi, iletişim bilgileri) ektedir.
3. Bu süre içinde planlanmış herhangi bir test veya tedavi randevum bulunmamaktadır [veya: randevularımın seyahatten önce/sonra yapılması talep edilmektedir]. Seyahat boyunca tedavime ve ilaç kullanımıma ilişkin yükümlülüklerimi sürdüreceğim.
4. Hakkımda mahkeme kararına dayalı bir yurt dışı çıkış yasağı bulunmadığını [veya: bulunan adli kontrol kararında geçici muafiyet talebimin değerlendirilmesini] arz ederim.
SONUÇ VE TALEP: Seyahatimin dosyaya işlenmesine ve gerekli görülmesi hâlinde seyahat için izin/uygun görüş verilmesine karar verilmesini saygılarımla arz ederim. [Tarih]
[Ad Soyad / İmza]
Ekler: Bilet ve konaklama belgeleri, davet veya iş yazısı, sağlık raporu (varsa), kimlik fotokopisi.
Seyahat sonrası: kaçırılan randevu ve ihlal iddiası
Seyahat sırasında test veya tedavi randevusu kaçırılmışsa, dönüşte gecikmeden müdürlüğe ve savcılığa yazılı bildirimde bulunulmalı, seyahat belgeleri (bilet, giriş-çıkış kayıtları, konaklama belgeleri) ve nedeni açıklayan mazeret belgeleri sunulmalı ve yeni randevu talep edilmelidir. Kaçırılan randevunun önceden bildirilmiş olması, yazılı bildirime dayanması ve kişinin sonraki yükümlülüklere uyması, TCK m.191/4-a’daki “ısrar” unsurunun bulunmadığının gösterilmesinde önemlidir. Aksi hâlde, bildirimsiz ve uzun süreli yurt dışı kalışı ihlal olarak değerlendirilebilir ve kamu davasına yol açabilir. İhlalin sonuçlarını “Denetimli Serbestlik İhlal Edilirse Ne Olur?” yazımızda ve test kaçırmanın sonuçlarını “Denetimli Serbestlikte İdrar Testine Gitmezsem Ne Olur?” yazımızda ele aldık.
Sık yapılan yanlış değerlendirmeler
- “Denetimli serbestlikteyim, yurt dışına kesin çıkamam” yanılgısı. TCK m.191 rejimi kendi başına otomatik yasak getirmez; yasak, mahkeme veya adli kontrol kararına dayanır.
- “Yasak yoksa hiçbir bildirim gerekmez” yanılgısı. Testler, tedavi ve çağrılar nedeniyle uzun veya habersiz seyahat ihlal tartışması yaratabilir; yazılı bildirim risk yönetimi bakımından önemlidir.
- “Yurt dışında kullanırsam burada anlaşılmaz” yanılgısı. Erteleme süresi içinde kullanım tespit edilirse TCK m.191/4-c uygulanır; TCK m.11 kapsamında Türkiye’de de kovuşturma gündeme gelebilir.
- “KDAE kaydı yüzünden vize alamam” yanılgısı. Erteleme kararı adli sicile işlenmez; ancak vize formundaki sorulara doğru cevap verilmelidir.
- “Çıkış engeli çıktı, yapacak bir şey yok” yanılgısı. Engelin dayanağı öğrenilmeli, kararı veren mercie başvurulmalı ve itiraz yolları kullanılmalıdır.
Sonuç ve değerlendirme
Denetimli serbestlik tedbiri TCK m.191 kapsamında uygulandığında, 5402 sayılı Kanun m.12/A-1’deki yükümlülükler arasında yurt dışına çıkış yasağı bulunmadığından, kural olarak yalnızca bu tedbir nedeniyle bir çıkış yasağı doğmaz. Yurt dışı yasağı mahkeme kararından (5682 s.K. m.22) veya adli kontrol kararından (CMK m.109/3-a) kaynaklanır; bu durumda geçici muafiyet CMK m.110/2 ve m.111 uyarınca talep edilebilir. Asıl risk, testlere, tedaviye ve çağrılara uyumun kesintiye uğramasıdır; bu nedenle seyahatler önceden planlanmalı, savcılığa ve müdürlüğe yazılı bildirilmeli ve randevular düzenlenmelidir. Yurt dışında uyuşturucu kullanımı ise hem yabancı ülke yasaları hem de TCK m.11 ve m.191/4-c bakımından ağır sonuçlar doğurabilir.
Tüm bu değerlendirmelerin ortak sonucu şudur: denetimli serbestlik sürecinde yurt dışına çıkmak kural olarak kendi başına yasak değildir; ancak hukuki risk, seyahatin nasıl planlandığına, bildirildiğine ve yükümlülüklerle çakışıp çakışmadığına bağlıdır. Bu nedenle her yurt dışı seyahat, ayrı ve yazılı bir risk değerlendirmesinden geçirilmeli, kararların içeriği teyit edilmeli ve gerekirse avukat aracılığıyla savcılığa ve müdürlüğe önceden bilgi verilmelidir.
Son olarak, bu yazıdaki bilgiler genel hukuki çerçeveyi anlatmaktadır; savcılık kararının içeriği, varsa adli kontrol ve mahkeme kararları ile kişinin tedavi ve test takvimi dosyadan dosyaya değiştiğinden, yurt dışı seyahat kararı vermeden önce somut dosyanın bir avukat tarafından incelenmesi ve gerekli bildirimlerin yazılı yapılması önerilir. Bu yaklaşım, hem ihlal tartışmasını önler hem de sürecin başarıyla tamamlanma ihtimalini artırır.
İlgili yazılarımız
Denetimli Serbestlikte Adres Değişikliği Nasıl Bildirilir? · Denetimli Serbestlikte Şehir Dışına Çıkılabilir mi? · Uyuşturucu Kullanma Suçunda Yurt Dışına Çıkış Engeli Var mıdır? · Yurt Dışına Çıkmaya Engel mi? · Uyuşturucu Suçları Bilgi Merkezi
Denetimli serbestlik sürecinde yurt dışına çıkılabilir mi?
TCK m.191 kapsamındaki denetimli serbestlik tedbiri, kendi başına otomatik bir yurt dışı çıkış yasağı getirmez; 5402 sayılı Kanun m.12/A-1’deki yükümlülükler arasında yurt dışına çıkış yasağı sayılmamıştır. Ancak savcının belirlediği yükümlülükler, ayrıca verilmiş bir adli kontrol veya mahkeme kararı ile çağrılara ve testlere uyma zorunluluğu seyahati fiilen sınırlayabilir. Yurt dışına çıkmadan önce müdürlüğe ve savcılığa yazılı bilgi vermek ve gerekirse teyit almak önerilir.
Yurt dışı çıkış yasağı hangi durumlarda söz konusu olur?
5682 sayılı Pasaport Kanunu m.22 uyarınca yurt dışına çıkmaları mahkemelerce yasaklananlara pasaport verilmez ve çıkışları engellenir. CMK m.109/3-a uyarınca adli kontrol yükümlülüğü olarak yurt dışına çıkamamak kararlaştırılabilir; soruşturma evresinde bu karar Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından verilir (CMK m.110).
Seyahat sırasında test veya randevu çağrısı gelirse ne olur?
TCK m.191/3 uyarınca erteleme süresi zarfında yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verilir ve 5402 sayılı Kanun m.12/A-2 uyarınca tedaviye tabi tutulma yükümlülüğü bulunan şüpheli kullanım tespiti için sağlık kurumunca her zaman çağrılabilir. Yurt dışında bulunulduğu için çağrıya uyulamazsa bu durum 5402 sayılı Kanun m.5/2 uyarınca ihlal sayılır; ısrarlı devamsızlık TCK m.191/4-a kapsamında kamu davası açılmasına yol açabilir.
Yurt dışında uyuşturucu kullanırsam ne olur?
Yabancı ülkenin kendi yasalarına göre cezai sorumluluk doğabilir. Ayrıca TCK m.11 uyarınca bir Türk vatandaşı, Türk kanunlarına göre aşağı sınırı bir yıldan az olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede işlediği ve kendisi Türkiye’de bulunduğu takdirde, yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması ve Türkiye’de kovuşturulabilirlik koşuluyla Türkiye’de de cezalandırılabilir. TCK m.191’in alt sınırı iki yıl olduğundan bu hüküm kapsamında değerlendirilebilir; ayrıca erteleme süresinde kullanım TCK m.191/4-c uyarınca ihlal sayılır.
Yurt dışına çıkış için izin almam gerekir mi?
Kanunda KDAE sürecindeki kişiler için genel bir yurt dışı izin yükümlülüğü düzenlenmemiştir; ancak savcılık kararındaki yükümlülükler ve denetim planı içeriğine bağlı olarak izin veya bildirim gerekebilir. Belirsizlik varsa savcılıktan veya müdürlükten yazılı bilgi talep etmek ve seyahat bilgilerini önceden bildirmek en güvenli yoldur.
Adli kontrol kararında yurt dışı yasağı varsa geçici seyahat mümkün mü?
CMK m.110/2 uyarınca hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle adli kontrol yükümlülüklerini kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir. Şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşü alındıktan sonra hâkim veya mahkeme beş gün içinde karar verebilir (CMK m.111/1) ve bu kararlara itiraz edilebilir. Mazeretli ve zorunlu seyahatler için bu yola başvurulabilir.
Havalimanında çıkış engeli ile karşılaşırsam ne yapmalıyım?
Engelin hangi makamın hangi kararına dayandığını (savcılık, mahkeme, idari makam) öğrenmek, kararı veren mercie başvurmak ve karar türüne göre itiraz yoluna gitmek gerekir. Adli kontrol kararlarına itiraz edilebilir (CMK m.111/2); mahkeme yasaklarına karşı ise ilgili kanun yolları ve idari başvurular değerlendirilmelidir. Bu aşamada bir avukattan yardım alınması önerilir.
Çıkış engeli, geçici muafiyet ve bildirim süreçleri dosya başına ayrı değerlendirilmelidir.
Yazar Hakkında
Av. Burakhan Çalışkan, İstanbul Barosu’na kayıtlı olup ceza hukuku ve uyuşturucu suçları alanında savunma hizmeti vermektedir. Bu yazı, güncel mevzuat metinleri dikkate alınarak hazırlanmıştır.
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.

