Doktorlar Hakkında Cinsel Suç İftirası: Savunma ve Disiplin Süreci (2026)

📌 Kısa Cevap: Bir doktor hakkında asılsız cinsel suç iddiasıyla karşılaşıldığında, hiçbir açıklama hastayla doğrudan temas kurularak yapılmamalı; olay derhal kurum yönetimine bildirilmeli ve ifade öncesi hukuki destek alınmalıdır. Süreç üç ayrı boyutta işler: ceza yargılaması, kurum disiplini (kamu için DMK, özel için İş Kanunu) ve Türk Tabipleri Birliği’nin kendi disiplin süreci; bu üç süreç birbirinden bağımsızdır.

Bu yazıda doktor-hasta ilişkisine özgü dinamikleri — muayene odası mahremiyeti kuralını, TTB disiplin sürecini, mesleki uygulamadan men riskini ve savunma stratejisini — ele alıyoruz. Genel iftira çerçevesini “Taciz İftirası”, eğitim sektörüne özgü benzer dinamikleri ise “Öğrencinin Öğretmene Cinsel İstismar İftirasına Karşı Ne Yapılmalı?” yazımızda işledik.

Asılsız bir isnatla mı karşılaştınız?

İlk andaki doğru adımlar, hem ceza hem disiplin sürecinin seyrini belirler; bize ulaşın.

İlk adımlar: yapılması ve yapılmaması gerekenler

Bir doktor hakkında asılsız bir cinsel suç iddiası ortaya atıldığında, hastayla veya yakınlarıyla doğrudan iletişime geçip durumu “açıklığa kavuşturmaya” çalışmak, yeni bir baskı iddiasına yol açabilir. Doğru adım, olayı derhal kurum yönetimine (hastane başhekimliği, klinik sorumlusu) bildirmek, hiçbir ifade vermeden önce bir ceza avukatıyla görüşmek ve varsa muayene sırasında bulunan hemşire/asistanın tanıklığını erken aşamada yazılı olarak kayıt altına almaktır.

Doktor iftirası savunma infografik

Muayene odasında ikinci personel (chaperone) kuralı

Sağlık Bakanlığı düzenlemeleri ve çoğu hastanenin iç yönetmeliği, özellikle jinekolojik, ürolojik veya fiziksel temas gerektiren muayenelerde ikinci bir sağlık personelinin (hemşire, asistan) bulunmasını önerir veya zorunlu kılar. Bu uygulamaya uyulmuş olması, asılsız bir iddiaya karşı doktorun elindeki en güçlü savunma araçlarından biridir; tanık personelin ifadesi, muayenenin standart tıbbi protokole uygun yürütüldüğünü doğrulayabilir. Buna karşılık bu kuralın ihmal edildiği durumlarda, tanıksız geçen bir muayene anının değerlendirilmesi büyük ölçüde hastanın beyanına ve doktorun tıbbi kayıtlarına (muayene notu, yapılan işlemin gerekçesi) dayanır.

Muayene ortamının delil değeri açısından değerlendirilmesi
Durum Savunma açısından önemi
İkinci personel (chaperone) mevcut ve tanıklık yapabiliyor Güçlü, bağımsız bir tanık delili
Muayene odasında kamera/kayıt sistemi var Nesnel ve tarafsız bir delil kaynağı
Muayene notu işlemin tıbbi gerekçesini net biçimde belgeliyor Dolaylı ama önemli bir destekleyici delil
Tanıksız ve kayıtsız bir muayene anı İspat yükü büyük ölçüde beyanlara dayanır

Videolu anlatım

▶VİDEOLU ANLATIMCinsel Suçlarda Savunma Stratejileri
Av. Burakhan Çalışkan · İstanbul BarosuYouTube kanalı →Tüm videolar →
Doğru savunma stratejisi için

Muayene kayıtlarının ve tanık ifadelerinin erken toplanması davanın seyrini belirler.

Üç ayrı süreç: ceza, kurum disiplini ve TTB

Bir doktor hakkındaki cinsel suç iddiası, birbirinden bağımsız üç ayrı sürece konu olur. Birincisi, TCK m.102/103/105 kapsamındaki ceza yargılamasıdır. İkincisi, çalıştığı kurumun disiplin sürecidir: kamu hastanesinde görevli doktor için 657 sayılı DMK’daki disiplin hükümleri (görevden uzaklaştırma, disiplin kurulu kararı) uygulanırken, özel hastanede çalışan doktor için İş Kanunu ve hastane ile yapılan sözleşme hükümleri geçerlidir. Üçüncüsü ise, tüm doktorların üyesi olduğu tabip odası aracılığıyla yürütülen Türk Tabipleri Birliği (TTB) disiplin sürecidir; bu süreç, hekimlik meslek etiği kurallarına uygunluğu denetler ve ceza yargılamasının sonucundan bağımsız olarak işletilebilir.

  1. 01

    İddianın ortaya çıkması

    Hasta veya yakını durumu kurum yönetimine veya doğrudan adli makamlara bildirir.

  2. 02

    Kurumun bildirimi ve görevden uzaklaştırma değerlendirmesi

    Kamu hastanesi savcılığa bildirir; kurum, soruşturmanın selameti için geçici tedbir uygulayabilir.

  3. 03

    TTB/tabip odası disiplin soruşturması

    Meslek örgütü, ceza sürecinden bağımsız kendi soruşturmasını başlatabilir.

  4. 04

    Doktorun ifadesi ve delil toplama

    Şüpheli sıfatındaki doktor, avukatı eşliğinde ifade verir; muayene kayıtları ve tanık ifadeleri toplanır.

  5. 05

    Soruşturma sonucu ve üç ayrı sürecin nihai kararı

    Ceza, kurum disiplini ve TTB süreçleri kendi usullerine göre ayrı ayrı sonuçlanır.

Doktor hakkındaki iddiada sürecin işleyişi

Doktor iftira süreci infografik

Mesleki uygulamadan men riski

Kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmünde mahkeme, TCK m.53 kapsamında belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakma kararı verebilir; bu, doktorun belirli bir süre mesleğini icra etmesini engelleyebilir. Bu yan ceza, Sağlık Bakanlığı ve TTB nezdinde ayrı bir idari işlemle (hekimlik belgesinin askıya alınması gibi) uygulanır. HAGB kararı verilmesi hâlinde, mahkûmiyet hükmü açıklanmadığından bu yan ceza da fiilen uygulanmaz; ancak TTB disiplin kurulu, HAGB kararına rağmen kendi bağımsız değerlendirmesiyle mesleki uygulamayı kısıtlayıcı bir karar verebilir.

Hasta-doktor güç dinamiği: gerçek mağduriyet ihtimali

Bu yazı asılsız iddialara karşı savunma stratejilerine odaklansa da, hasta-doktor ilişkisindeki doğal güç dengesizliği (hastanın bilgi ve bağımlılık açısından dezavantajlı konumu), gerçek bir tacizin ortaya çıkmasını veya şikâyet edilmesini zorlaştırabilir. Bu nedenle bir iddia değerlendirilirken, ne “doktorlar asla böyle bir şey yapmaz” ne de “her iddia kesinlikle doğrudur” biçimindeki genellemeci ve tek taraflı yaklaşımlar benimsenmemeli; her olay kendi somut delilleri (muayene kayıtları, tanık ifadeleri, hastanın anlatımının tutarlılığı) ışığında tarafsızca değerlendirilmelidir.

Örnek senaryo: muayene sırasında ortaya çıkan bir iddia

Bir hastanın, bir muayene sırasında doktorun yaptığı fiziksel muayeneyi cinsel amaçlı bir dokunma olarak algıladığını ve bu durumu hastane yönetimine bildirdiğini varsayalım. Doktor, yapılan muayenenin ilgili şikâyetin (örneğin karın bölgesi ağrısı) tıbbi değerlendirmesi için standart ve gerekli bir işlem olduğunu savunur. Bu senaryoda, eğer muayene sırasında bir hemşire bulunuyorsa, bu kişinin tanıklığı belirleyici bir ağırlık taşır; hemşire, yapılan işlemin tıbbi protokole uygun olup olmadığını, failin davranışının standart muayene sınırlarını aşıp aşmadığını değerlendirebilir. Tanık yoksa, mahkeme ve disiplin kurulu, doktorun o tarihli muayene notunu (hangi şikâyet için hangi işlemin yapıldığını belgeleyen tıbbi kayıt), hastanın tıbbi geçmişini ve iddianın ortaya çıkış biçimini bir bütün olarak değerlendirir. Bu tür davalarda, genellikle bağımsız bir tıbbi bilirkişi, yapılan muayenenin şikâyet edilen durum için standart ve gerekli olup olmadığını teknik olarak değerlendirir; bu bilirkişi görüşü, hukuki nitelendirmeyi değil, yalnızca tıbbi gerekliliği değerlendirir.

Aynı senaryoda, eğer doktor muayene öncesinde hastaya yapılacak işlemi ayrıntılı biçimde açıklamamışsa, bu durum hastanın yanlış anlamasına katkıda bulunmuş olabilir; bu nedenle muayene öncesi aydınlatılmış onam (bilgilendirme) uygulamasının eksiksiz yapılması, yalnızca tıbbi etik açısından değil, olası bir asılsız iddiaya karşı da önemli bir koruyucu rol oynar.

Aydınlatılmış onam ve iletişimin önleyici rolü

Hasta Hakları Yönetmeliği kapsamında doktorun, yapacağı her türlü tıbbi müdahale öncesinde hastayı bilgilendirme ve onayını alma yükümlülüğü vardır. Özellikle fiziksel temas gerektiren muayenelerde, doktorun ne yapacağını önceden açık biçimde ifade etmesi (örneğin “şimdi karın bölgenizi muayene edeceğim” demesi), hem hasta açısından şeffaflık sağlar hem de doktor açısından niyetinin tıbbi olduğunu baştan ortaya koyan bir davranış biçimidir. Bu iletişim pratiğinin eksikliği, tek başına bir suç oluşturmasa da, ileride ortaya çıkabilecek bir yanlış anlamanın zeminini hazırlayabilir.

Kamu hastanesinde görevden uzaklaştırma süreci

Kamu hastanesinde görevli bir doktor hakkında soruşturma başlatılırsa, DMK m.137 uyarınca soruşturmanın selameti bakımından geçici görevden uzaklaştırma tedbiri uygulanabilir; bu, bir disiplin cezası değildir ve DMK m.138 uyarınca doktor bu süre boyunca aylığının üçte ikisini almaya devam eder. Soruşturma sonucunda lehine bir karar çıkarsa, kesilen aylık farkları geri ödenir ve geçen süre görevde geçmiş sayılır. Bu süreç, kamu hastanesindeki idari hiyerarşi (başhekimlik, il sağlık müdürlüğü) üzerinden yürütülür ve Sağlık Bakanlığı’na bağlı müfettişlerin incelemesine de konu olabilir.

Sık karıştırılan noktalar

  • “TTB süreci ceza davasının sonucunu bekler” yanılgısı. İki süreç birbirinden bağımsızdır, TTB kendi takdirine göre ilerleyebilir.
  • “Özel hastanede çalışıyorsam disiplin süreci işlemez” yanılgısı. İş Kanunu çerçevesinde ayrı bir disiplin/fesih süreci her zaman işleyebilir.
  • “HAGB alırsam mesleğimi hiç etkilemez” yanılgısı. TTB disiplin kurulu, HAGB kararına rağmen ayrı bir değerlendirme yapabilir.
  • “Chaperone kuralı yasal bir zorunluluk değil, önemsiz” yanılgısı. Bu uygulamaya uyum, asılsız iddialara karşı en güçlü savunma araçlarından biridir.

TTB disiplin sürecinin işleyişi

Türk Tabipleri Birliği’ne bağlı il tabip odaları, kendi üyeleri hakkında gelen şikâyetleri Tıbbi Deontoloji Tüzüğü ve TTB’nin kendi disiplin yönetmeliği çerçevesinde değerlendirir. Bu süreç, bir onur kurulu tarafından yürütülür; doktorun savunması alınır, gerekirse tanıklar dinlenir ve sonucunda uyarma, kınama, para cezası, geçici olarak meslekten alıkoyma gibi disiplin cezalarından biri verilebilir. Bu süreç, ceza mahkemesindeki yargılamadan bağımsız yürütülür; ancak uygulamada tabip odaları genellikle ceza sürecinin en azından ilk derece sonucunu beklemeyi tercih etmekle birlikte, bu bir zorunluluk değildir.

Sağlık Bakanlığı’nın ayrı idari yetkisi

TTB disiplin sürecinden ayrı olarak, Sağlık Bakanlığı da hekimlik mesleğinin icrasına ilişkin kendi idari yetkisini kullanabilir; özellikle kesinleşmiş bir mahkûmiyet ve TCK m.53 kapsamında hükmedilmiş bir hak yoksunluğu varsa, Bakanlık bu doğrultuda hekimlik belgesinin kullanımını sınırlandırabilir veya iptal edebilir. Bu üç ayrı ve farklı mekanizma (ceza yargılaması, TTB disiplini, Sağlık Bakanlığı idari işlemi) birbirinden tamamen bağımsız olsa da, uygulamada pratikte birbirini besleyen bir bilgi akışı içindedir; örneğin ceza mahkemesindeki bir mahkûmiyet kararı, hem TTB hem de Bakanlık’ın kendi değerlendirmesinde önemli ve belirleyici bir referans noktası oluşturur.

Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesi kanunu ile ilişki

6698 sayılı Kanun’dan farklı olarak, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen ek maddeler ve ilgili düzenlemeler, sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti önlemeye yönelik özel hükümler içerir. Bu düzenlemeler, hastanın doktora yönelik şiddeti veya asılsız isnatları için özel bir ceza artırımı öngörmese de, hastanelerin güvenlik önlemlerini artırmasını ve asılsız/kötü niyetli şikâyetlerin bildirilmesi için iç mekanizmalar kurmasını teşvik eder. Bu bağlamda, sağlık kuruluşlarının hem hasta güvenliğini hem de çalışan güvenliğini dengeli biçimde koruyan politikalar geliştirmesi beklenir.

Özel hastane ile kamu hastanesi arasındaki pratik farklar

Özel hastanede çalışan bir doktor, genellikle hastane ile bağımsız bir hizmet sözleşmesi veya iş sözleşmesi ilişkisi içindedir; bu nedenle disiplin süreci DMK’nın katı usul kurallarına değil, hastanenin kendi iç yönetmeliğine ve İş Kanunu’nun genel hükümlerine tabidir. Özel hastane yönetimi, bir iddia karşısında daha hızlı ve esnek kararlar alabilir (örneğin sözleşmenin derhal feshi); ancak bu hız, doktorun savunma hakkının yeterince kullanılamaması riskini de beraberinde getirebilir. Bu nedenle özel sektörde çalışan doktorların sözleşmelerindeki fesih ve soruşturma usulüne ilişkin hükümleri önceden iyi bilmesi, böyle bir durumda haklarını daha etkin savunabilmesi açısından önemlidir.

Telekonsültasyon ve uzaktan muayenede özel durum

Pandemi sonrası yaygınlaşan telekonsültasyon (uzaktan/görüntülü muayene) uygulamalarında, fiziksel temas söz konusu olmadığından TCK m.102/103 kapsamındaki temaslı suçlar değil, olsa olsa TCK m.105 kapsamındaki sözlü/görsel bir taciz iddiası gündeme gelebilir. Bu tür görüşmelerin kayıt altına alınması (hem hasta hem doktor onayıyla), hem hasta güvenliği hem de doktorun asılsız iddialara karşı korunması açısından önemli bir uygulamadır; birçok telekonsültasyon platformu, görüşmeleri otomatik olarak kayıt altına alarak bu tür ihtilafların çözümünü kolaylaştırır.

Hasta yakınlarının rolü ve ikinci bir tanık bulundurma hakkı

Hastalar, muayene sırasında yanlarında bir aile üyesinin veya yakınının bulunmasını talep etme hakkına sahiptir; bu talep, doktor tarafından tıbbi gereklilik dışında bir nedenle reddedilemez. Bu uygulama, hem hasta güvenliğini artırır hem de doktoru asılsız iddialara karşı korur; bu nedenle hasta yakınının muayene sırasında bulunmasına izin verilmesi, doktorun şeffaflığının bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir. Doktorun bu talebi sistematik olarak reddetmesi, ileride ortaya çıkabilecek bir iddiada aleyhine yorumlanabilecek bir unsur olabilir.

Psikiyatri ve ruh sağlığı muayenelerinde özel hassasiyet

Psikiyatri, psikoloji gibi ruh sağlığı alanlarındaki görüşmeler, genellikle kapalı kapı arkasında ve tanıksız yürütülür; bu durum, hem tedavi sürecinin mahremiyeti açısından gerekli hem de asılsız/gerçek iddiaların ayırt edilmesi açısından zorlayıcıdır. Bu alanda çalışan hekimler için, seans notlarının düzenli ve ayrıntılı tutulması, aydınlatılmış onam formlarının eksiksiz alınması ve mesleki sınırların (professional boundaries) net biçimde korunması, hem etik açıdan hem de olası bir iddiaya karşı savunma açısından büyük önem taşır.

Sosyal medyada teşhir riski ve itibar yönetimi

Sağlık çalışanlarına yönelik iddialar, özellikle sosyal medyada hızla yayılabilir ve soruşturma sonuçlanmadan önce doktorun kimliği ifşa edilebilir. Kesinleşmiş bir mahkûmiyet olmadıkça masumiyet karinesi devam eder; haksız yere teşhir edilen bir doktor, kişilik haklarının ihlali gerekçesiyle ilgili yayın organına veya paylaşımı yapan kişiye karşı tazminat davası açabilir ve 5651 sayılı Kanun kapsamında içeriğin kaldırılmasını talep edebilir.

Savunma açısından pratik öneriler

  • Muayene notlarını ayrıntılı ve zamanında tutun. Yapılan işlemin tıbbi gerekçesini net biçimde belgeleyen bir kayıt, en güçlü savunma araçlarından biridir.
  • Chaperone uygulamasına tutarlı biçimde uyun. Bu uygulamanın istisnasız uygulanması, güvenilirliğinizi artırır.
  • Hastayla iletişiminizi şeffaf tutun. Yapılacak işlemi önceden açıklamak, yanlış anlamaların önüne geçer.
  • İfade öncesi hukuki destek alın. Hem ceza süreci hem de TTB/kurum disiplin süreci için ayrı stratejiler gerekebilir.

Dişhekimleri, veteriner hekimler ve diğer sağlık meslek mensupları

Yukarıda anlatılan ilkeler, yalnızca tıp doktorları için değil, diş hekimleri için de büyük ölçüde geçerlidir; diş hekimleri de Türk Diş Hekimleri Birliği (TDB) çatısı altında benzer bir disiplin mekanizmasına tabidir. Fizyoterapistler, psikologlar, hemşireler gibi diğer sağlık meslek mensupları için ise kendi meslek örgütlerinin (varsa) disiplin yönetmelikleri ve çalıştıkları kurumun iç yönetmelikleri uygulanır. Bu meslek gruplarının her birinde, hasta ile kurulan fiziksel temas gerektiren uygulamalarda benzer bir “ikinci kişi bulundurma” ve “açık iletişim” ilkesi, asılsız iddialara karşı koruyucu bir rol oynar.

Uzlaştırma ve şikâyetten vazgeçme ile ilişkisi

Doktor hakkındaki iddia TCK m.105 (temassız) veya m.102/1 (temaslı, yetişkin, sarkıntılık düzeyi) kapsamındaysa, bu suçlar şikâyete tabidir ve mağdur dava düşene kadar vazgeçebilir; ancak sanık (doktor) bu vazgeçmeyi TCK m.73/6 uyarınca reddedebilir, özellikle masumiyetini mahkeme kararıyla kanıtlamak istiyorsa. İddia mağdurun çocuk olduğu bir TCK m.103 iddiasıysa, bu suç resen kovuşturulur ve vazgeçmenin hiçbir etkisi yoktur; bu durumda hem ceza süreci hem de TTB disiplin süreci kendi seyrinde devam eder.

Mağdur açısından: gerçek bir mağduriyet yaşandıysa

Bir hasta, gerçekten bir doktorun cinsel amaçlı bir fiiline maruz kaldığını düşünüyorsa, bu durumu mümkün olan en kısa sürede hem kurum yönetimine hem de savcılığa bildirmelidir. Hastanın elinde tanık, kayıt veya yazılı bir belge bulunmasa dahi, olayı ayrıntılı ve tutarlı biçimde anlatması, savcılığın soruşturma başlatması için yeterlidir; CMK m.160 uyarınca savcılık, kendisine ulaşan her ihbarı değerlendirmekle yükümlüdür. Mağdur, TBK m.58 kapsamında ayrı bir tazminat davası açma hakkını da her zaman saklı tutar.

Sonuç ve değerlendirme

Doktorlar hakkındaki cinsel suç iddiaları, ceza yargılaması, kurum disiplini ve TTB disiplin süreci olmak üzere üç ayrı, birbirinden bağımsız ve her biri kendi usulüne tabi hukuki cepheye sahiptir. Muayene odası uygulamalarının (ikinci personel bulundurma, tıbbi kayıt tutma, aydınlatılmış onam süreci) tutarlı ve eksiksiz biçimde yürütülmüş olması, asılsız iddialara karşı en etkili ve güvenilir savunma zeminini oluşturur; bu nedenle hem önleyici uygulamaların tutarlı biçimde benimsenmesinin hem de olay sonrası atılacak doğru ve zamanında hukuki adımların bir arada, bütüncül bir stratejiyle değerlendirilmesi gerekir.

Beraat sonrası itibarın iadesi ve tazminat

Soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir veya yargılama sonucunda beraat kararı çıkarsa, doktor görevine iade edilir ve görevden uzaklaştırma süresince eksik ödenen aylık farkları (kamu hastanesinde DMK m.138/139 kapsamında) geri ödenir. Ayrıca doktor, isnadın bilerek ve gerçeğe aykırı biçimde yapıldığını düşünüyorsa, isnat sahibi hakkında TCK m.267 kapsamında iftira suçundan şikâyette bulunabilir ve TBK m.58 kapsamında manevi, TBK m.49 kapsamında maddi tazminat talep edebilir. Bu tazminat davası, ceza yargılamasından bağımsız bir hukuk davası olarak yürütülür ve ceza dosyasındaki delillerin önemli bir kısmı bu davada da kullanılabilir.

Meslek sigortası ve mali koruma

Birçok doktor, mesleki sorumluluk sigortası kapsamında, kendisine yönelik hukuki süreçlerde avukatlık giderlerinin bir kısmının karşılanmasından yararlanabilir. Bu sigorta, genellikle tıbbi malpraktis (hatalı tedavi) iddialarına yönelik olsa da, bazı poliçeler asılsız cinsel suç isnatlarına karşı hukuki savunma giderlerini de kapsayabilir; doktorun poliçesinin kapsamını önceden incelemesi, böyle bir durumda mali açıdan hazırlıklı olmasını sağlar.

Mahkemenin delil değerlendirmesinde tıbbi bilirkişinin rolü

Bu tür davalarda mahkeme, genellikle ilgili uzmanlık alanından bağımsız bir tıbbi bilirkişi görevlendirir; bilirkişi, CMK m.67/3 uyarınca hukuki nitelendirme yapamaz, yalnızca yapılan işlemin tıbbi standartlara uygun olup olmadığını teknik olarak değerlendirir. Örneğin bir jinekolojik muayenede belirli bir pozisyonun veya dokunuşun o şikâyet için gerekli olup olmadığı, bilirkişi raporunda ayrıntılı biçimde açıklanır. Bu rapor, mahkemenin nihai kararında önemli bir ağırlık taşır ancak tek başına belirleyici değildir; mahkeme dosyadaki tüm delilleri (tanık ifadeleri, muayene notu, hastanın beyanı) CMK m.217/1 uyarınca bir bütün olarak değerlendirir.

İlgili yazılarımız

Bu rehberde ele aldığımız tüm başlıklar — muayene ortamının delil değeri, üç ayrı ve bağımsız sürecin işleyişi, mesleki uygulamadan men riski ve itibarın iadesi — doktor-hasta ilişkisindeki cinsel suç isnatlarının ne denli çok katmanlı bir değerlendirme gerektirdiğini göstermektedir.

Farklı bir meslek grubundaki iftira ispatı stratejisini ayrıntılı ele aldığımız yazımızda bulabilirsiniz.

Soruşturma ve yargılama aşamalarının tümünü Cinsel Suçlar Bilgi Merkezi sayfasında, bu konudaki diğer yazıları makale dizini sayfasında inceleyebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Bir doktor hakkında asılsız cinsel suç iddiası ortaya atılırsa ilk ne yapılmalı?

Hastayla veya yakınlarıyla doğrudan temas kurup durumu açıklamaya çalışmamalı; olay derhal hastane/klinik yönetimine bildirilmeli ve ifade öncesi bir ceza avukatından destek alınmalıdır. Muayene sırasındaki tanık (hemşire/asistan) varsa bu kişinin beyanı erken aşamada kayıt altına alınmalıdır.

Muayene odasında hemşire/asistan bulundurma kuralı neden önemlidir?

Sağlık Bakanlığı düzenlemeleri ve hastane iç yönetmelikleri, özellikle jinekolojik/ürolojik muayenelerde ikinci bir sağlık personelinin (chaperone) bulunmasını önerir; bu uygulamanın varlığı, hem hastanın güvenliği hem de doktorun asılsız iddialara karşı en güçlü savunma aracı olabilir.

Doktorun disiplin süreci kim tarafından yürütülür?

Kamu hastanesinde görevli bir doktor için 657 sayılı DMK disiplin hükümleri, özel hastanede çalışan doktor için ise hastane ile yapılan sözleşme ve İş Kanunu hükümleri uygulanır. Ayrıca tüm doktorlar, bağlı oldukları tabip odası aracılığıyla Türk Tabipleri Birliği (TTB) disiplin sürecine de tabidir.

TTB disiplin süreci ceza yargılamasından bağımsız mıdır?

Evet; meslek örgütünün disiplin süreci, ceza mahkemesinin kararından bağımsız olarak yürütülebilir. Ceza davasında HAGB veya beraat kararı verilmiş olması, TTB disiplin kurulunun kendi değerlendirmesini otomatik olarak etkilemez.

Mesleki uygulamadan men riski var mıdır?

Kesinleşmiş bir mahkûmiyet ve mahkemece ayrıca hükmedilen TCK m.53 kapsamındaki hak yoksunluğu hâlinde, doktorun belirli bir süre mesleğini icra etmesi engellenebilir; bu, Sağlık Bakanlığı nezdindeki ayrı bir idari süreçle uygulanır.

Hasta açısından gerçek bir mağduriyet nasıl ayırt edilir?

Muayenenin tıbbi gerekçesi, yapılan işlemin standart tıbbi protokole uygunluğu, tanık/kayıt varlığı ve hastanın anlatımının tutarlılığı, mahkeme ve disiplin kurulları tarafından birlikte değerlendirilir; hiçbir unsur tek başına belirleyici değildir.

Doktor beraat ederse itibarını nasıl geri kazanır?

Beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı sonrası doktor, varsa görevden uzaklaştırma süresince kesilen ücretlerini geri alır, iftira edene karşı TCK m.267 kapsamında şikâyette bulunabilir ve TBK m.58 kapsamında manevi tazminat davası açabilir.

Özel hastanede çalışan doktorlar için süreç farklı mıdır?

Evet; disiplin ve iş ilişkisi İş Kanunu ve hastane sözleşmesine tabidir, 657 sayılı DMK uygulanmaz. Ancak TTB disiplin süreci ve ceza yargılaması, kamu/özel ayrımı yapılmaksızın tüm doktorlar için aynı şekilde işler.

Sürecinizi birlikte yönetelim

Asılsız bir isnatla karşı karşıyaysanız hemen bize ulaşın.

Sağlık sektöründeki cinsel suç iddiaları, hem hasta güvenliğinin hem de sağlık çalışanlarının masumiyet karinesinin eşzamanlı, dengeli ve dikkatli biçimde gözetilmesini gerektiren son derece hassas bir alandır. Bu hassas dengeyi doğru kurmak, erken aşamadan itibaren doğru, zamanında ve profesyonel hukuki adımların atılmasıyla mümkün olabilmektedir.

Doğru bilgiyle ve zamanında atılan her adım büyük bir fark yaratmaktadır.

Yazar Hakkında

Av. Burakhan Çalışkan, İstanbul Barosu’na kayıtlı olarak ceza hukuku alanında, özellikle sağlık çalışanlarına yönelik asılsız cinsel suç isnatlarında savunma hizmeti vermektedir.

Av. Burakhan Çalışkan
Av. Burakhan Çalışkan
AVUKAT · İSTANBUL BAROSU · ÇALIŞKAN HUKUK BÜROSU, KARTAL

Bu rehberde yer alan genel bilgiler, somut olayınızın kendine özgü ayrıntılarına göre farklılık gösterebilir; bu nedenle durumunuza özgü bir değerlendirme için bize doğrudan ulaşmanızı öneririz.

Her olay kendine özgü ve farklı koşullar barındırır; bu koşulların dikkatli, tarafsız ve zamanında değerlendirilmesi, hem hasta hem de sağlık çalışanı açısından adil ve hakkaniyetli bir sonuca ulaşılmasını sağlar.

Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.

Hukuki Sorumluluk

Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.



Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Whatsapp
Burakhan Çalışkan
Burakhan Çalışkan
Merhaba.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?