📌 Kısa Cevap: Mağdurun rızası veya bilgisi olmadan çekilen fotoğraf/görüntü, kural olarak TCK m.105 (cinsel taciz) değil, TCK m.134 (özel hayatın gizliliğini ihlal) kapsamındadır; bu suç 1-3 yıl hapis, kayıt suretiyle işlenmesi hâlinde bir kat artırılarak uygulanır. TCK m.105 ancak fail doğrudan mağdura yönelik ayrı bir taciz fiili (örneğin görüntüyü gösterip rahatsız edici mesaj göndermek) işlerse ayrıca gündeme gelir.
Bu yazıda gizli fotoğraf/görüntü çekiminin doğru hukuki nitelendirmesini, ifşa hâlinde ceza artışını, nitelikli hâlleri ve şikâyet sürecini 2026 güncel çerçevede ele alıyoruz. Görüntülerin şantaj amacıyla kullanılması (sextortion) durumunu ayrıca “Cinsel İçerikli Görüntülerle Şantaj (Sextortion)” yazımızda işledik; bu yazı özellikle çekim anındaki hukuki nitelendirmeye odaklanmaktadır.
Doğru madde tespiti, delil toplama stratejisini ve ceza aralığını belirler; bize ulaşın.
Neden TCK 105 değil TCK 134 uygulanır?
TCK m.105 (cinsel taciz), failin mağdura yönelik doğrudan ve mağdurun o anda algıladığı bir “taciz” fiilini cezalandırır — sözlü, yazılı, jestlerle yapılan cinsel içerikli bir yaklaşım. Gizli fotoğraf çekimi ise tanım gereği mağdurun bilgisi ve algısı dışında gerçekleşir; çekim anında mağdura yönelen, mağdurun fark ettiği bir davranış yoktur. Bu nedenle gizli çekim, TCK m.105’in aradığı “taciz” tanımına girmez; bunun yerine, kişinin kendi bilgisi ve rızası dışında görüntülenmesi, TCK m.134’ün konusu olan özel hayatın gizliliğinin ihlalini oluşturur. TCK m.134/1 uyarınca kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kişi 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır; gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır — yani fiilen 2 yıldan 6 yıla kadar bir aralığa çıkar.

İki suç birlikte oluşabilir mi?
Evet, somut olayın gelişimine göre iki suç bir arada gündeme gelebilir. Örneğin fail, gizlice çektiği bir görüntüyü daha sonra mağdura göstererek veya bu görüntüyle ilgili cinsel içerikli mesajlar göndererek mağdura doğrudan yönelen ayrı bir taciz fiili işlerse, bu andan itibaren TCK m.105 de ayrıca oluşur. Bu durumda, çekim anındaki TCK m.134 ihlali ile sonraki gösterme/mesaj gönderme eylemindeki TCK m.105 ihlali, TCK m.44’teki fikri içtima veya somut olaya göre gerçek içtima kuralları çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilir; genellikle iki farklı fiil ve iki farklı zaman dilimini kapsadıklarından gerçek içtima (ayrı ayrı cezalandırma) söz konusu olur.
Videolu anlatım
Çekim, gösterme ve ifşa aşamalarının her biri ayrı bir hukuki değerlendirme gerektirir.
Görüntü paylaşılırsa (ifşa edilirse) ne olur?
TCK m.134/2 uyarınca, kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kişi 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır; ifşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla (sosyal medya dahil) yayımlanması hâlinde de aynı ceza uygulanır. Bu, yalnızca gizli çekim fiilinden (1-3 yıl, kayıtla 2-6 yıl) daha ağır bir ceza rejimidir ve çekim ile ifşa ayrı fiiller olarak, aynı kişi tarafından işlenmiş olsa dahi ayrı ayrı değerlendirilebilir. Görüntülerin şantaj amacıyla kullanılması durumunda ayrıca TCK m.107 (şantaj) gündeme gelir; bu konuyu sextortion yazımızda ayrıntılı ele aldık.
Gizli çekimden ifşaya kadar sürecin aşamaları

Mağdur çocuksa hangi hükümler devreye girer?
Görüntünün müstehcen nitelikte olması ve mağdurun çocuk olması hâlinde, TCK m.134 değil çok daha ağır olan TCK m.226/3 (müstehcenlik, çocuk istismarı görüntülerinin üretimi) uygulanır; bu maddede ceza 5 yıldan 10 yıla kadar hapistir. Çocuğa yönelik gizli çekim, aynı zamanda somut olaya göre TCK m.103 (çocukların cinsel istismarı) kapsamında da değerlendirilebilir; bu durumda hangi maddenin (veya maddelerin birlikte) uygulanacağı, çekimin niteliğine ve varsa fiziksel temas unsuruna göre belirlenir.
Nitelikli hâller: cezayı artıran durumlar
TCK m.137 uyarınca, m.134-136’daki suçların kamu görevlisi tarafından görevinin verdiği yetki kötüye kullanılarak veya belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Örneğin bir güvenlik görevlisinin kamera sistemlerini kötüye kullanarak gizli çekim yapması veya bir fotoğrafçının mesleğinin sağladığı erişimi kötüye kullanması, bu nitelikli hâl kapsamına girer.
Nerelerde işlenir: özel alan kavramı
TCK m.134’ün koruduğu “özel hayat” kavramı, kişinin makul biçimde mahremiyet beklentisi taşıdığı her ortamı kapsar: soyunma odaları, tuvaletler, evler, oteller, hatta bazı durumlarda halka açık ama kişinin mahremiyet beklediği alanlar (plaj kabinleri gibi). Tamamen herkese açık bir sokakta, kişinin genel görünümünü kapsayan sıradan bir fotoğraf çekimi, kural olarak bu suçun kapsamına girmez; ancak çekimin kişinin özel bir anını (örneğin giysisinin altına yönelik gizli çekim — “upskirting”) hedef alması hâlinde, ortam kamuya açık olsa dahi TCK m.134 uygulanabilir, çünkü korunan değer mekân değil, kişinin mahremiyet beklediği bedensel/kişisel alandır.
Örnek senaryo: soyunma odasında gizli kamera
Bir spor salonunun soyunma odasına gizlice kamera yerleştiren bir kişinin, birden fazla kullanıcıyı görüntülediğini varsayalım. Bu senaryoda fail, her bir mağdur için ayrı ayrı TCK m.134/1 kapsamında sorumlu tutulur; kayıt suretiyle işlendiği için ceza bir kat artırılmış olarak (fiilen 2-6 yıl aralığında) uygulanır. Eğer fail bu görüntüleri sonradan bir internet sitesinde veya sosyal medyada paylaşırsa, her bir mağdur açısından ayrıca TCK m.134/2 kapsamında ifşa suçu (2-5 yıl) oluşur; bu iki suç aynı fail tarafından işlense de farklı fiiller olduğundan ayrı ayrı cezalandırılır ve toplam ceza içtima kurallarına göre belirlenir. Bu tür sistematik ve çok mağdurlu dosyalarda, savcılık genellikle tüm mağdurların şikâyetlerini birleştirerek tek bir soruşturma yürütür; bu yaklaşım, hem delil toplamayı önemli ölçüde kolaylaştırır hem de failin sistematik ve tekrarlanan davranış örüntüsünün ispatını belirgin biçimde güçlendirir.
Aynı senaryoda, işletme sahibinin bu gizli kameradan haberdar olduğu ancak önlem almadığı ortaya çıkarsa, işletme sahibi de ihmal veya kasıt derecesine göre ayrıca sorumlu tutulabilir; bu durumda hem doğrudan faille hem de işletmeyle ilgili ayrı hukuki süreçler (ceza sorumluluğu ve varsa iş yeri açma/kapama gibi idari yaptırımlar) gündeme gelebilir.
Dijital delil: gizli çekimin ispatı
Gizli çekim iddialarında en büyük zorluk, failin bu görüntüleri henüz paylaşmamış olması hâlinde delillerin tespitidir. Mağdur, bir kamera veya kayıt cihazı fark ederse, bu cihazın konumunu, markasını ve tespit anını mümkün olduğunca detaylı belgelemeli ve derhal ilgili yerin sorumlularına (işletme, apartman yönetimi gibi) ve savcılığa bildirmelidir. Savcılık, hâkim kararıyla arama yaparak cihazı el koyabilir; el konulan cihazın içeriği (varsa kayıtlı görüntüler, cihazın kime ait olduğu, kayıt tarihleri) CMK m.134 kapsamındaki dijital delil inceleme usulüyle (adli kopya alınması, hash değeriyle bütünlüğün korunması) incelenir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus, CMK m.134’ün (dijital arama/kopyalama/el koyma usulü) TCK m.134’ten (özel hayatın gizliliğinin ihlali) tamamen farklı bir düzenleme olduğudur; aynı madde numarasına sahip olmaları yalnızca bir tesadüftür ve iki farklı kanuna aittir.
İşyerinde ve okulda gizli çekim: özel bağlamlar
İşyerlerinde çalışanların rızası dışında tuvalet, soyunma odası veya dinlenme alanlarına kamera yerleştirilmesi, hem TCK m.134 kapsamında cezai sorumluluk hem de işveren açısından İş Kanunu ve iş sağlığı-güvenliği mevzuatı kapsamında idari sorumluluk doğurabilir. Benzer şekilde okullarda öğrencilerin soyunma odalarına veya tuvaletlere gizli kamera yerleştirilmesi, hem TCK m.134 hem de mağdur çocuksa TCK m.103/226 kapsamında çok daha ağır bir değerlendirmeye tabi olabilir. Bu tür kurumsal ortamlardaki ihlallerde, kurumun güvenlik kamerası sistemlerinin yasal sınırları (çalışan/öğrenci mahremiyetinin korunduğu alanlara kamera yerleştirilmemesi) da ayrıca incelenir.
Sık karıştırılan noktalar
- “Gizli çekim her zaman TCK 105’tir” yanılgısı. Gizli çekim kural olarak TCK m.134 kapsamındadır; TCK m.105 yalnızca ayrı bir doğrudan taciz fiili varsa gündeme gelir.
- “Kamuya açık yerde çekilen her fotoğraf suç değildir” yanılgısı. Kamuya açık bir alanda dahi, kişinin mahremiyet beklediği bir anını hedef alan gizli çekim suç oluşturabilir.
- “Sadece çektim, kimseye göstermedim, suç oluşmaz” yanılgısı. TCK m.134/1 çekimin kendisini suç sayar; ayrıca paylaşma/ifşa şartı aranmaz.
- “Failin cinsel niyeti yoksa suç oluşmaz” yanılgısı. TCK m.134 cinsel amaç şartı aramaz; yalnızca özel hayatın ihlal edilmiş olması yeterlidir.
Zamanaşımı ve şikâyet süresi
TCK m.105 şikâyete tabi olduğu gibi, TCK m.134 de TCK m.139 uyarınca şikâyete tabidir; mağdurun fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 aylık şikâyet süresi içinde başvurması gerekir. Gizli çekim iddialarında bu süre, mağdurun görüntülendiğini fark ettiği veya öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar; bu tarih, çekimin gerçekleştiği tarihten çok sonra olabilir (örneğin görüntüler yıllar sonra internette bulunursa). TCK m.66 kapsamındaki dava zamanaşımı süresi ise öngörülen cezanın üst sınırına göre belirlenir; ifşa hâlinde (üst sınır 5 yıl) 8 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır.
Savunma açısından kritik noktalar
- Çekimin gerçekten “özel hayat” alanına girip girmediğini değerlendirin. Tamamen kamuya açık ve mahremiyet beklentisi olmayan bir alanda çekilen sıradan bir görüntü, suç oluşturmayabilir.
- Kastın varlığını sorgulayın. Kazara veya yanlışlıkla çekilmiş bir görüntü ile bilinçli olarak gizli çekim yapma arasındaki fark, TCK m.21 kapsamındaki kast unsurunun ispatında belirleyicidir.
- Çekim ile ifşa arasındaki farkı netleştirin. Bu iki fiil birbirinden tamamen ayrı ceza rejimlerine tabidir; dosyanın somut olarak hangi aşamada olduğu ilk adımda doğru tespit edilmelidir.
- Dijital delilin bütünlüğünü kontrol edin. El konulan cihazların adli kopyalama sürecinin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, davanın seyrini etkileyebilir.
Mağdur açısından pratik öneriler
- Şüpheli bir kayıt cihazı fark ederseniz dokunmayın, delilini bozmayın. Cihazın konumunu fotoğraflayın ve derhal yetkilileri bilgilendirin.
- Görüntülerin internette veya sosyal medyada yayıldığını fark ederseniz ekran görüntüsü alın. URL, tarih ve paylaşan hesabın bilgilerini kaydedin.
- 5651 sayılı Kanun kapsamında içeriğin kaldırılmasını talep edebilirsiniz. Bu, ceza sürecinden bağımsız, hızlı bir idari/hukuki yoldur.
- 6 aylık şikâyet süresini takip edin. Görüntüleri fark ettiğiniz tarihten itibaren bu süre içinde savcılığa başvurmanız gerekir.
Sosyal medya ve mesajlaşma uygulamalarında paylaşım
Gizli çekilmiş bir görüntünün küçük bir arkadaş grubuna, kapalı bir mesajlaşma grubuna veya sınırlı sayıda kişiye gönderilmesi de TCK m.134/2 kapsamında ifşa sayılır; ifşanın “geniş kitleye” ulaşması şart değildir, sınırlı sayıda üçüncü kişiyle paylaşılması dahi suçun oluşması için yeterlidir. Bu tür kapalı grup paylaşımlarında delil toplama, açık sosyal medya paylaşımlarına kıyasla daha zor olabilir; çünkü grup üyeleri dışındaki kişilerin bu paylaşımı görmesi mümkün olmayabilir. Bu durumda mağdur, grup üyelerinden birinin kendisine bilgi vermesi veya grup içeriğinin bir şekilde dışarı sızması yoluyla durumdan haberdar olabilir; bu bilgi kaynağının da (tanık olarak) sürece dahil edilmesi, ispat açısından önemlidir.
Bulut depolama ve senkronizasyon riskleri
Gizlice çekilen görüntülerin failin cihazından bulut depolama servislerine (iCloud, Google Fotoğraflar gibi) otomatik olarak yedeklenmesi, dijital delil toplama açısından hem bir fırsat hem de bir risk oluşturur. Bir yandan, cihaza el konulamasa dahi hâkim kararıyla bulut hesabından veri talep edilebilir; bu, failin cihazı yok etmesi veya sıfırlaması hâlinde dahi delillerin bir kopyasının bulunmasını sağlayabilir. Öte yandan, bu tür bulut verilerine erişim, CMK’nın dijital delil elde etme usulüne (hâkim kararı, orantılılık ilkesi) sıkı sıkıya bağlıdır; usulsüz elde edilen veriler hükme esas alınamaz.
Mahkemenin delil değerlendirmesi: kast ve amacın rolü
Mahkeme, TCK m.134 kapsamındaki bir dosyada, failin görüntüyü gerçekten “gizlice ve kasıtlı olarak” elde edip etmediğini, CMK m.217/1 uyarınca dosyadaki tüm delilleri (cihazın konumu, açı, gizleme çabası, kayıt süresi, tekrar sayısı) bir bütün olarak değerlendirerek tespit eder. Failin “yanlışlıkla çekildi” veya “farkında değildim” savunması, kamera açısı ve gizleme çabası gibi somut teknik bulgularla çelişiyorsa, bu savunma genellikle ikna edici bulunmaz. Öte yandan, gerçekten arızi ve kasıtsız bir çekim (örneğin genel bir alan çekimi sırasında tesadüfen bir kişinin görüntülenmesi), TCK m.21 kapsamındaki kast unsurunun bulunmaması nedeniyle suç oluşturmayabilir.
Uzlaştırma ve şikâyetten vazgeçme
TCK m.134 şikâyete tabi bir suç olduğundan, TCK m.73 kapsamındaki genel vazgeçme hükümleri burada da uygulanır; mağdur, dava düşene kadar şikâyetinden vazgeçebilir, ancak sanık bu vazgeçmeyi reddederse yargılama devam eder. Bu suç tipi, CMK m.253’teki uzlaştırma kapsamına girmediğinden, doğrudan bir uzlaştırmacı sürecine tabi değildir; ancak taraflar arasında mahkeme dışı bir anlaşma sağlanması, mağdurun vazgeçme kararını etkileyebilir. Bu konuyu genel çerçevede “Cinsel Suçlarda Şikâyetten Vazgeçmek Davayı Düşürür mü?” yazımızda ayrıntılı ele aldık.
Tazminat hakkı: ceza davasından bağımsız yol
Gizli çekim veya ifşa mağduru, ceza yargılamasından tamamen bağımsız olarak, TMK m.24-25 kapsamındaki kişilik haklarının korunmasına ilişkin hükümler ile TBK m.58 kapsamındaki manevi tazminat hükümlerine dayanarak ayrı bir hukuk davası açabilir. Bu tazminat davası, ceza mahkemesinin vereceği mahkûmiyet veya beraat kararından tamamen bağımsız olarak yürütülür; hukuk mahkemesi, kendi delil standardına göre (daha düşük bir ispat eşiğiyle) olayı değerlendirir. Tazminat miktarı, ihlalin ağırlığına, görüntünün yayılma kapsamına, mağdurun yaşadığı somut ve kanıtlanabilir zarara göre ayrı ayrı belirlenir; bu ölçütleri manevi tazminat yazımızda ayrıntılı ele aldık.
Sonuç ve değerlendirme
Rıza dışı gizli fotoğraf/görüntü çekimi, doğru hukuki nitelendirmeyle TCK m.105 değil TCK m.134 kapsamındadır; bu ayrım ceza aralığını, şikâyet sürecini ve varsa ifşa hâlindeki ek ceza rejimini doğrudan belirler. Çekim, gösterme ve ifşa aşamalarının her biri ayrı bir hukuki değerlendirme gerektirebileceğinden, olayın tüm aşamalarının dikkatle incelenmesi önemlidir.
Eski ilişkilerden kalan görüntüler: rızayla çekilen içeriğin sonradan ifşası
Bazı dosyalarda, görüntüler başlangıçta tarafların rızasıyla (örneğin bir ilişki süresince) çekilmiş olabilir; bu durumda çekim anında TCK m.134/1 kapsamında bir suç oluşmaz, çünkü rıza vardır. Ancak ilişki sona erdikten sonra bu görüntülerin diğer tarafın rızası olmadan üçüncü kişilerle paylaşılması veya internette yayımlanması, TCK m.134/2 kapsamında ayrı ve bağımsız bir ifşa suçu oluşturur. Bu senaryo, uygulamada “intikam pornografisi” olarak adlandırılan ve giderek daha sık karşılaşılan bir durumdur; burada suç, çekim anında değil, rızanın artık bulunmadığı ifşa anında doğar. Bu ayrım, “rızayla çekildiği için hiçbir zaman suç oluşmaz” biçimindeki yanlış inanışın düzeltilmesi açısından önemlidir; rıza yalnızca çekim anını kapsar, ilerideki paylaşım için ayrıca ve yeniden rıza gerekir.
Yapay zekâ ile üretilen veya değiştirilen görüntüler
Gerçek bir görüntünün yapay zekâ araçlarıyla değiştirilerek (deepfake) kişinin rızası olmadan cinsel içerikli bir görünüme büründürülmesi, TCK m.134’ün konusu olan “gerçek” bir kayıttan farklı bir teknik kategoridir; ancak bu tür içerikler de kişilik haklarının ihlali, hakaret (TCK m.125) veya somut içeriğe göre başka suç tipleri kapsamında değerlendirilebilir. Bu konu, sitemizde ayrı bir yazıda ele alınan yapay zekâ ve müstehcenlik kesişimiyle de bağlantılıdır; teknolojinin gelişimi, mevcut madde metinlerinin yeni senaryolara nasıl uygulanacağı konusunda sürekli güncellenen bir yorum ihtiyacı doğurmaktadır.
Sonuç olarak, “gizli fotoğraf çekimi TCK 134 mü TCK 105 mi” sorusunun cevabı, olayın hangi aşamada olduğuna göre değişir: çekimin kendisi TCK 134, sonrasında mağdura yönelen ayrı bir taciz fiili varsa TCK 105 ayrıca, ifşa varsa TCK 134/2 daha ağır biçimde uygulanır. Bu üç aşamanın doğru ve titiz biçimde ayrıştırılması, hem savunma hem de mağdur tarafı için davanın ceza aralığını, delil stratejisini ve nihai seyrini kökten ve belirleyici biçimde etkiler.
İlgili yazılarımız
- Cinsel İçerikli Görüntülerle Şantaj (Sextortion)
- Cinsel Taciz Suçu ve Cezası (TCK 105)
- Tinder ve Benzeri Uygulamalarda Cinsel Taciz
Bu rehberde ele aldığımız tüm başlıklar — doğru madde tespiti, ifşa aşamasındaki ek ceza rejimi, nitelikli hâller, dijital delil toplama ve tazminat hakkı — bir araya geldiğinde, gizli çekim ve ifşa vakalarının ne denli çok katmanlı bir hukuki değerlendirme gerektirdiğini göstermektedir.
Cinsel taciz dosyalarının genel haritasını Cinsel Suçlar Bilgi Merkezi sayfasında, bu alandaki diğer rehberleri ise makale dizini sayfasında bulabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Rıza dışı gizli fotoğraf çekimi hangi suçu oluşturur?
Kural olarak TCK m.134 (özel hayatın gizliliğini ihlal) kapsamındadır; bu suç 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasını gerektirir, görüntünün kayda alınması hâlinde bu ceza bir kat artırılarak uygulanır. TCK m.105 (cinsel taciz) ise ayrı bir suçtur ve yalnızca failin doğrudan mağdura yönelik rahatsız edici bir davranışta bulunması hâlinde, gizli çekimden bağımsız olarak ayrıca gündeme gelebilir.
Neden TCK 105 değil TCK 134 uygulanır?
TCK m.105, mağdura yönelen doğrudan bir ‘taciz’ fiilini cezalandırır; gizli çekim ise tanım gereği mağdurun bilgisi ve algısı dışında gerçekleştiğinden, o anda mağdura yönelik doğrudan bir taciz fiili yoktur. Gizlice elde edilen görüntü, mağdurun özel hayatının/mahremiyetinin ihlalini oluşturur, bu da TCK m.134’ün konusudur.
Her iki suç birlikte oluşabilir mi?
Evet; fail gizlice çektiği görüntüyü daha sonra mağdura göstererek veya bu görüntüyle ilgili cinsel içerikli mesajlar göndererek ayrıca bir taciz fiili işlerse, TCK m.105 de gündeme gelebilir. Bu durumda iki suç, gerçek içtima kurallarına göre ayrı ayrı değerlendirilir.
Görüntü paylaşılırsa (ifşa edilirse) ceza değişir mi?
Evet, TCK m.134/2 uyarınca özel hayata ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kişi 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır; bu, yalnızca çekim fiilinden daha ağır bir ceza rejimidir.
Mağdur çocuksa hangi hükümler devreye girer?
Görüntünün müstehcen nitelikte olması ve mağdurun çocuk olması hâlinde, TCK m.134 yerine çok daha ağır olan TCK m.226/3 (müstehcenlik, çocuk istismarı görüntüleri) gündeme gelir; bu durumda ceza 5 yıldan 10 yıla kadar hapistir.
TCK 134 şikâyete tabi midir?
Evet; TCK m.139 uyarınca, kişisel verilerin kaydedilmesi (m.135), verileri hukuka aykırı verme/ele geçirme (m.136) ve verileri yok etmeme (m.138) hariç, bu bölümdeki suçlar (m.134 dahil) şikâyete bağlıdır.
Nitelikli hâller nelerdir?
TCK m.137 uyarınca suçun kamu görevlisi tarafından görevinin verdiği yetki kötüye kullanılarak veya belli bir meslek/sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi hâlinde, ceza yarı oranında artırılır.
Gizli çekim sırasında failin niyeti cinsel değilse suç oluşmaz mı?
Suç yine oluşur; TCK m.134 failin cinsel amaç taşımasını şart koşmaz, yalnızca özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmiş olması yeterlidir. Cinsel amaç, somut olayda cezanın belirlenmesinde (TCK m.61 takdiri unsurlar) dikkate alınabilir.
Doğru madde tespiti ve delil toplama stratejisi için hemen bize ulaşın.
Gizli çekim ve ifşa vakaları, teknolojinin gelişimiyle giderek daha sık karşılaşılan ve teknik ayrıntıların büyük önem taşıdığı dosyalardır. Bu nedenle hem mağdur hem de şüpheli/sanık konumundaki kişilerin, sürecin en başından itibaren dijital delillerin doğru ve usulüne uygun biçimde toplanması, doğru madde tespiti ve doğru delil stratejisi konusunda deneyimli bir uzman desteği alması şiddetle önerilir.
Deneyimli ve doğru bir hukuki destek, sürecin her aşamasında gerçek ve belirleyici bir fark oluşturur.
Yazar Hakkında
Av. Burakhan Çalışkan, İstanbul Barosu’na kayıtlı olarak ceza hukuku alanında, özellikle özel hayatın gizliliğinin ihlali ve dijital görüntü suçlarında hem mağdur hem de şüpheli/sanık vekilliği hizmeti vermektedir.
Somut olayınızın ayrıntılarına göre doğru hukuki strateji belirlemek için sitemizdeki diğer ayrıntılı rehber yazılarımıza göz atabilir veya sorularınızı doğrudan bize iletebilirsiniz.
Doğru bilgiyle ve zamanında atılan her adım büyük önem taşımaktadır.
Hukuki Sorumluluk
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.