Kısa cevap: Hayır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 30/5, “bu maddede yer alan suçlardan dolayı cezaya hükmedebilmek için markanın Türkiye’de tescilli olması şarttır” hükmünü taşır. Marka Türkiye’de tescilli değilse, ürün taklit niteliğinde olsa dahi bu maddeden cezai sorumluluk doğmaz. Marka sahibinin hukuk davası ve haksız rekabet yolları ise ayrıca değerlendirilir.
Bu hüküm, taklit ürün dosyalarında savunmanın ilk denetlediği noktadır ve çoğu zaman gözden kaçar. Tescilin varlığı kadar hangi sınıflarda ve hangi tarihten itibaren geçerli olduğu da önem taşır. Aşağıda tescil şartının kapsamını, denetlenmesi gereken alt başlıkları ve tescilin bulunmadığı hâllerde tablonun nasıl işlediğini açıklıyoruz.
Cezalandırılabilmenin kanuni koşulu olan tescilin, fiil tarihinde ve ilgili sınıfta geçerli olup olmadığı belgelenmelidir.
Tescil neden cezalandırılabilirliğin koşulu?
Marka hakkı, tescille doğan ve kapsamı tescil belgesiyle belirlenen bir haktır. Ceza hukukunda kanunilik ilkesi gereği, cezalandırılabilir alanın sınırlarının önceden ve açıkça belirlenmiş olması gerekir. Sınai Mülkiyet Kanunu bu nedenle cezai korumayı tescilli markalarla sınırlamıştır.
Bunun pratik sonucu şudur: tescil, suçun unsurlarından biri gibi değerlendirilmelidir. Tescilin varlığı ispatlanmadan mahkûmiyet kurulamaz ve bu husus mahkemece resen gözetilmesi gereken bir konudur.
Denetlenmesi gereken dört başlık

Bu dört başlıktan herhangi birinde ortaya çıkan eksiklik, cezalandırılabilirlik bakımından doğrudan sonuç doğurur. Özellikle sınıf kapsamı uygulamada en çok gözden kaçan başlıktır: bir marka belirli ürün grupları için tescilliyken, isnada konu ürün başka bir sınıfa girebilir.
Yurt dışında tescilli markalar
Kısa Cevap: Kanun tescilin Türkiye’de bulunmasını arar. Yurt dışında tescilli olmakla birlikte Türkiye’de tescili bulunmayan bir marka bakımından SMK m. 30 uyarınca ceza verilemez. Uluslararası tescil sistemleri üzerinden Türkiye’yi kapsayacak biçimde koruma sağlanmış olup olmadığı ise ayrıca incelenmelidir.
Bu ayrım, özellikle yabancı markaların söz konusu olduğu dosyalarda önem taşır. Şikâyette bulunan tarafın Türkiye’deki tescil kaydını dosyaya sunup sunmadığı, savunmanın ilk soracağı sorulardan biridir. Kaydın bulunmaması hâlinde tescile ilişkin belgenin getirtilmesi talep edilmelidir.
Tescil yoksa marka sahibi ne yapabilir?
Cezai yolun kapalı olması, marka sahibinin tümüyle korumasız kaldığı anlamına gelmez. Tescilsiz işaretler bakımından haksız rekabet hükümlerine dayanılarak hukuk davası açılması ve tanınmış markalara ilişkin özel korumadan yararlanılması gündeme gelebilir. Bu yollar ceza yargılamasından bağımsızdır ve farklı ispat ölçütlerine tabidir.
Savunma açısından bu ayrımın vurgulanması önemlidir: hukuk davası açılabiliyor olması, ceza sorumluluğunun doğduğu anlamına gelmez. İki süreç birbirinden bağımsız yürür ve birinin sonucu diğerini kendiliğinden belirlemez.
Tescil şartı diğer savunma eksenleriyle nasıl birleşir?
Tescil, cezalandırılabilirliğin kapısıdır; ancak tek savunma ekseni değildir. Dosyada birlikte değerlendirilmesi gereken diğer başlıklar şunlardır:
- İltibas değerlendirmesi: Ürünün karıştırılma ihtimali doğuracak derecede benzer olup olmadığı; bilirkişi raporunun dayandığı ölçütler.
- Ticari amaç: SMK m. 30/1 ticari amaçla satın almayı, bulundurmayı, nakletmeyi ve depolamayı arar.
- Şikâyet koşulu: m. 30/6 uyarınca suç şikâyete bağlıdır; şikâyetin varlığı, yetkisi ve süresi denetlenmelidir. Bu konuyu şikâyetten vazgeçme yazımızda ele aldık.
- Kaynağı bildirme imkânı: m. 30/7 kapsamındaki cezasızlık hükmü, koşulları varsa ayrıca değerlendirilir.
- Arama ve el koymanın hukuka uygunluğu: Hukuka aykırı elde edilen delil hükme esas alınamaz.
Bu eksenlerin sırası önemlidir. Tescil şartı gerçekleşmemişse diğer tartışmalara girmeye gerek kalmadan sonuç alınabilir; bu nedenle dosyanın ilk incelemesinde tescil kaydının denetlenmesi gerekir.
Sonuç ve değerlendirme
SMK m. 30/5, taklit ürün dosyalarında cezalandırılabilirliğin sınırını çizen açık bir hükümdür: marka Türkiye’de tescilli değilse bu maddeden ceza verilemez. Tescilin varlığı kadar tarihi, sınıf kapsamı ve fiil tarihindeki geçerliliği de denetlenmelidir.
Uygulamada bu şartın çoğu zaman tartışmasız kabul edildiği görülür; oysa tescil kaydının dosyaya getirtilmesi ve kapsamının incelenmesi, sonucu doğrudan değiştirebilecek bir adımdır. Genel çerçeve için taklit ürün satmanın cezası rehberimize bakabilirsiniz. Her dosyanın sonucu somut delil durumuna ve tescil kayıtlarına göre değişir.
Sıkça Sorulan Sorular
Marka Türkiye’de tescilli değilse ceza verilebilir mi?
Hayır. SMK m. 30/5 uyarınca bu maddede yer alan suçlardan dolayı cezaya hükmedebilmek için markanın Türkiye’de tescilli olması şarttır. Tescil bulunmuyorsa cezai sorumluluk doğmaz.
Yurt dışında tescilli bir marka yeterli mi?
Hayır. Kanun tescilin Türkiye’de bulunmasını arar. Yurt dışındaki tescil, tek başına SMK m. 30 kapsamında ceza verilmesini sağlamaz; marka sahibinin başvurabileceği diğer hukuki yollar ayrıca değerlendirilir.
Tescil fiil tarihinden sonra yapılmışsa ne olur?
Ceza hukukunda fiil tarihindeki hukuki durum esas alınır. Tescilin fiilden sonra gerçekleşmiş olması hâlinde, fiil tarihi itibarıyla tescil şartının gerçekleşip gerçekleşmediği denetlenmelidir.
Tescil hangi mal ve hizmetleri kapsıyor, önemli mi?
Evet. Marka tescili belirli mal ve hizmet sınıfları bakımından koruma sağlar. İsnada konu ürünün tescilin kapsadığı sınıflar dışında kalması, korumanın sınırı bakımından tartışma yaratır ve dosyada denetlenmesi gereken bir husustur.
Tescil yoksa marka sahibi hiçbir şey yapamaz mı?
Cezai yol kapalı olsa dahi marka sahibinin hukuk davası açma ve haksız rekabet hükümlerine dayanma imkânı ayrıca değerlendirilir. Bu, ceza yargılamasından bağımsız bir süreçtir.
Tescil belgesi dosyada yoksa ne yapılmalı?
Tescil, suçun cezalandırılabilmesinin kanuni koşuludur; bu nedenle tescile ilişkin kaydın dosyaya getirtilmesi talep edilmelidir. Kayıt olmadan bu şartın gerçekleştiği kabul edilemez.
Marka tescili sona ermişse durum ne olur?
Tescilin fiil tarihinde geçerli olması gerekir. Koruma süresi dolmuş ya da tescil hükümsüz kılınmışsa, fiil tarihi itibarıyla geçerli bir tescilin bulunup bulunmadığı ayrıca incelenmelidir.
Markanın fiil tarihinde ve isnada konu ürünün sınıfında tescilli olup olmadığı, dosyanın sonucunu doğrudan etkiler.
Yazar Hakkında
Av. Burakhan Çalışkan, İstanbul Barosu’na kayıtlı olarak ceza hukuku alanında çalışmaktadır. Sınai mülkiyet haklarına yönelik ceza soruşturmalarında müdafilik, marka tescil kayıtlarının ve sınıf kapsamının denetlenmesi ile iltibas değerlendirmesine ilişkin bilirkişi raporlarına yönelik itirazlar çalışma alanları arasında yer almaktadır.
Hukuki Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.