Kısa cevap: Alacağın fiilen tahsili, takip açmakla değil borçlunun malvarlığına ulaşmakla olur. Üçüncü kişilerdeki alacaklar haciz ihbarnamesiyle bloke edilir; üçüncü kişi bundan böyle ancak icra dairesine ödeme yapabilir (İİK m.89). Haczi kabil mal bulunamazsa haciz tutanağı aciz vesikası hükmündedir (İİK m.105) ve bu belge tasarrufun iptali davası açma hakkı verir. Bağışlamalarda pencere bir yıl (İİK m.278, 7571 s.K.), zarar verme kastında beş yıldır (m.280).
İcra dosyalarında en sık duyulan cümle şudur: “Borçlunun üzerine kayıtlı mal yok.” Oysa bu cümle çoğu dosyada sürecin sonu değil, ikinci aşamasının başlangıcıdır. Kanun, mal bulunamaması hâlini ayrı bir hak doğuran bir belgeye bağlamış ve borçlunun mal kaçırma işlemlerini iptal ettirmek için ayrıntılı bir düzen kurmuştur.
Bu sayfa Pendik’teki icra dosyalarını alacaklı tarafından, fiilî tahsilat ekseninde ele alıyor: haciz ihbarnameleri, satış, aciz vesikası, tasarrufun iptali ve şikâyet yolu. Ödeme emrine itiraz, menfi tespit ve tehiri icra gibi borçlu tarafına ilişkin konular ayrı başlıklardır.
Haciz tutanağı aciz vesikası hükmündedir ve size tasarrufun iptali davası açma hakkı verir. Ancak bu davada süreler kısadır. Dosyanızı değerlendirmek için iletişime geçebilirsiniz.
Üçüncü Kişilerdeki Alacak ve Mallar: Haciz İhbarnamesi
Kısa cevap: Hamiline ait olmayan veya ciro edilebilir bir senede dayanmayan alacak, sair talep hakkı ya da borçlunun üçüncü şahıs elindeki taşınır malı haczedilirse; icra memuru üçüncü kişiye, borcunu bundan böyle ancak icra dairesine ödeyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin muteber olmadığını bildirir (İİK m.89).
Taşınır mallar bakımından uyarı daha da serttir: malı elinde bulunduran üçüncü kişi, malı bundan böyle ancak icra dairesine teslim edebilir; malı takip borçlusuna vermesi hâlinde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalır. Bu mekanizma, borçlunun üzerine kayıtlı malı olmadığı dosyalarda tahsilatın fiilen gerçekleştiği başlıca yoldur: banka hesapları, kira alacakları, şirket cari hesapları ve hakediş ödemeleri buradan yakalanır.

Takipten fiilî tahsilata: izlenen sıra
Aciz Vesikası: Dosyanın Sonu Değil, Davanın Başı
Kısa cevap: Haczi kabil mal bulunmazsa haciz tutanağı aciz vesikası hükmündedir. İcraca takdir edilen kıymete göre haczi kabil malların yetersizliği anlaşıldığı takdirde dahi tutanak, geçici aciz vesikası yerine geçerek alacaklıya İİK m.277’de yazılı hakları verir (İİK m.105).
Bu hüküm pratikte çok az kullanılır. Oysa “borçlunun malı yok” tespiti, kanunen bir belgeye dönüşmekte ve o belge tasarrufun iptali davasının kapısını açmaktadır. Dolayısıyla haciz tutanağının içeriği ve tanzimi, sonraki davanın dayanağı olduğu için titizlikle takip edilmelidir.
Tasarrufun İptali: Borçlunun Kaçırdığı Malın Peşine Düşmek
Kısa cevap: İptal davasından maksat, kanunda sayılan tasarrufların butlanına hükmettirmektir ve davayı elinde geçici yahut kesin aciz vesikası bulunan her alacaklı açabilir (İİK m.277). Kanun üç ayrı iptal sebebi öngörür.
Birincisi ivazsız tasarruflardır. 24 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanun’la yeniden yazılan hükme göre; alışılmış hediyeler dışında, aciz belgesinin ya da aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği yahut iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar iptale tabidir. Maddenin en güçlü tarafı ise karine kısmıdır: altsoy ve üstsoy, üçüncü derece dâhil kan hısımları, eş, üçüncü derece dâhil kayın hısımları, evlat edinen ile evlatlık ve ortak konutta yaşayan kişiler arasında yapılan tasarruflar, gerçek değerine uygun olarak ivazlı olduğu ispatlanmadıkça bağışlama sayılır (İİK m.278).
İkincisi aciz hâlindeki tasarruflardır: mevcut bir borcu temin için yapılan rehinler, para veya mutat ödeme vasıtaları dışında yapılan ödemeler, vadesi gelmemiş borç ödemeleri ve kişisel hakları kuvvetlendirmek için tapuya verilen şerhler — hacizden, acizden veya iflasın açılmasından önceki bir sene içinde yapılmışsa batıldır. Ancak bu tasarruftan yararlanan kişi borçlunun hâl ve vaziyetini bilmediğini ispat ederse iptal davası dinlenmez (İİK m.279).
Üçüncüsü zarar verme kastıdır ve süre bakımından en geniş olanıdır: malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, bu durumun işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hâllerde iptal edilebilir; işlemden itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflâs yoluyla takipte bulunulmuş olmak şartıyla (İİK m.280).
Bütün bu sebeplerin üzerinde tek bir hak düşürücü süre vardır: iptal davası hakkı, batıl tasarrufun vukuu tarihinden itibaren beş sene geçmekle düşer (İİK m.284). Borçlunun taşınmaz devirleri araştırılırken bu pencere baştan çizilmelidir; tapu kaydı incelemesinin ayrıntıları için Pendik gayrimenkul avukatı sayfamıza bakabilirsiniz.
İcra Dairesinin İşlemine Karşı: Şikâyet
Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar dışında, icra ve iflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikâyet olunabilir. Şikâyet, muamelenin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır (İİK m.16).
Maddenin ikinci yarısı en az birincisi kadar önemlidir: bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikâyet edilebilir. Dosyası aylarca işlem görmeyen alacaklının elindeki araç budur. Borçlu tarafındaki itiraz ve savunma araçları için imzaya ve borca itiraz yazımıza, yeniden yapılandırma süreçleri için konkordato yazımıza bakabilirsiniz.
Görevli Merci ve Dosyanın Değerlendirilmesi
İcra takipleri icra dairelerinde yürütülür. İcra dairesi işlemlerine karşı şikâyet, ihalenin feshi ve itirazın kaldırılması gibi işler icra mahkemesinde; tasarrufun iptali davası ise kural olarak asliye hukuk mahkemesinde görülür. Pendik’in ayrı adliyesi bulunmadığından bu işler Kartal’daki İstanbul Anadolu Adliyesi‘nde yürütülür.
Bir alacak dosyası değerlendirilirken sıra şudur: önce belgenin niteliği — kambiyo senedi mi, ilam mı, adi belge mi; bu, takip yolunu ve borçlunun itiraz imkânını belirler. Sonra malvarlığı araştırması ve üçüncü kişilerdeki alacakların tespiti. Üçüncüsü, mal bulunamadıysa aciz vesikasının usulüne uygun alınması. Dördüncüsü borçlunun geçmiş devirleri: son bir yıl ve son beş yıl ayrı ayrı taranmalı, yakın hısımlara yapılan devirler ayrıca işaretlenmelidir. Tahsil edilemeyen alacağın tazminat boyutu için Pendik tazminat avukatı sayfamıza bakabilirsiniz.
Tasarrufun iptali davası hakkı, batıl tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yılda düşer. Borçlunun geçmiş devirlerinin taranması için Çalışkan Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Borçlunun banka hesabındaki parayı nasıl bloke ederim?
Üçüncü kişideki alacak veya hak, haciz ihbarnamesi ile haczedilir. İcra memuru, üçüncü kişiye bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödeyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin muteber olmadığını bildirir (İİK m.89). Banka hesapları, kira alacakları ve şirket cari hesapları bu yolla doğrudan bloke edilebilir.
Üçüncü kişi haciz ihbarnamesine itiraz ederse ne olur?
Üçüncü kişi; borcu olmadığı, malın yedinde bulunmadığı, ihbarnamenin tebliğinden önce borcun ödendiği, malın istihlak edildiği veya kusuru olmaksızın telef olduğu, malın borçluya ait olmadığı ya da malın kendisine rehnedilmiş olduğu gibi bir iddiada ise, keyfiyeti ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren kanuni süre içinde bildirir. Bildirim yapılmaz ya da gerçeğe aykırı bildirim yapılırsa üçüncü kişi bakımından ağır sonuçlar doğar; bu nedenle ihbarnameler ihmal edilmemelidir.
Borçlunun malı yok deniyor, dosya kapandı mı?
Hayır, tam tersine yeni bir yol açılır. Haczi kabil mal bulunmazsa haciz tutanağı aciz vesikası hükmündedir; haczedilen malların yetersizliği anlaşıldığında ise tutanak geçici aciz vesikası yerine geçer (İİK m.105). Bu belge, alacaklıya İİK m.277’deki hakları — yani tasarrufun iptali davası açma hakkını — verir.
Tasarrufun iptali davasını kim açabilir?
Elinde geçici yahut kesin aciz vesikası bulunan her alacaklı bu davayı açabilir. İflas hâlinde ise iflas idaresi ya da kanunda sayılan hâllerde alacaklıların kendileri açar (İİK m.277). Davanın amacı, kanunda sayılan tasarrufların butlanına hükmettirmektir.
Borçlu evini eşine devretti, iptal ettirebilir miyim?
Kanun bu durumu özel olarak düzenler. 24 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanun’la değiştirilen İİK m.278 uyarınca, alışılmış hediyeler dışında, aciz belgesinin ya da aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği yahut iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar iptale tabidir. Üstelik altsoy-üstsoy, üçüncü derece dâhil kan ve kayın hısımları, eş (son bir yılda evlilik sona ermiş olsa bile), evlat edinen-evlatlık ve ortak konutta yaşayan kişiler arasında yapılan tasarruflar, gerçek değerine uygun olarak ivazlı olduğu ispatlanmadıkça bağışlama sayılır.
Borçlu borcunu ödemek yerine mal verdi, bu iptal edilebilir mi?
Evet. Hacizden, mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından önceki bir sene içinde yapılmışsa şu tasarruflar batıldır: mevcut bir borcu temin için yapılan rehinler (teminat gösterme önceden taahhüt edilmişse hariç), para veya mutat ödeme vasıtaları dışında bir suretle yapılan ödemeler, vadesi gelmemiş borç için yapılan ödemeler ve kişisel hakların kuvvetlendirilmesi için tapuya verilen şerhler (İİK m.279). Ancak bu tasarruftan yararlanan kişi borçlunun hâl ve vaziyetini bilmediğini ispat ederse iptal davası dinlenmez.
Devir bir yıldan eskiyse hiç şansım yok mu?
Var. İİK m.280 farklı bir sebebe dayanır: malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun malî durumunun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hâllerde iptal edilebilir. Şu şartla: işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflâs yoluyla takipte bulunulmuş olmalıdır.
Tasarrufun iptali davasında süre ne kadar?
İptal davası hakkı, batıl tasarrufun vukuu tarihinden itibaren beş sene geçmekle düşer (İİK m.284). Bu süre hak düşürücüdür. Dolayısıyla borçlunun geçmiş devirleri araştırılırken beş yıllık pencere baştan çizilmeli ve dava bu süre içinde açılmalıdır.
İcra dairesinin işlemi hatalı, ne yapabilirim?
İcra ve iflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında, kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikâyet olunabilir. Şikâyet, muamelenin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır (İİK m.16). Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı ise her zaman şikâyet edilebilir.
Alacağım senede dayanıyor, hangi takip yolunu seçmeliyim?
Çek, bono ve poliçe gibi kambiyo senetleri için kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu, borçlunun itiraz imkânını sınırlaması bakımından avantajlıdır. Mahkeme kararınız varsa ilamlı takip, elinizde yalnızca adi bir belge veya fatura varsa ilamsız takip gündeme gelir. Yanlış yolun seçilmesi itirazla aylarca gecikme doğurur; belgenin niteliği baştan değerlendirilmelidir. Senede dayalı uyuşmazlıklar için ayrıca senet davası sayfamıza bakabilirsiniz.
Borçlu taşınmazını sattı ama tapuda düşük bedel gösterilmiş. Ne olur?
Bu, hem İİK m.278 hem m.280 bakımından değerlendirilir. Yakın hısımlar veya ortak konutta yaşayanlar arasındaki devirlerde gerçek değere uygun ivaz ödendiğinin ispatı devralana düşer; ispat edilemezse tasarruf bağışlama sayılır. Üçüncü kişilerle yapılan devirlerde ise bedelin rayicin altında kalması, zarar verme kastının bilinmesini gerektiren açık emare olarak değerlendirilebilir.
Takip ve davalar hangi mahkemede görülür?
İcra takipleri icra dairelerinde yürütülür; icra dairesi işlemlerine karşı şikâyet ve ihalenin feshi gibi işler icra mahkemesinde, tasarrufun iptali davası ise kural olarak asliye hukuk mahkemesinde görülür. Pendik’in ayrı adliyesi bulunmadığından bu işler Kartal’daki İstanbul Anadolu Adliyesi‘nde yürütülür.
Borçlu konkordato ilan ederse alacağım ne olur?
Konkordato, borçluya borçlarını yeniden yapılandırma imkânı tanıyan bir kurumdur ve geçici mühlet kararıyla birlikte takipler bakımından koruma doğurur. Alacaklı açısından kritik olan, alacağın süresinde bildirilmesi ve alacaklılar toplantısında hakların usulüne uygun kullanılmasıdır. Süreç dosya bazında değişkendir ve mühlet kararının kapsamına göre yürütülür.
Yazar Hakkında
Av. Burakhan Çalışkan, İstanbul Barosu’na kayıtlı avukat olarak Kartal’daki bürosunda icra ve iflas hukuku dosyalarını takip etmektedir. Pendik ve çevre ilçelerden gelen alacak dosyalarında; takip yolunun belirlenmesinden malvarlığı araştırmasına, haciz ihbarnamelerinden satış aşamasına ve tasarrufun iptali davalarına kadar sürecin bütün aşamalarında hem alacaklı hem borçlu tarafında müvekkillerini temsil etmektedir. İletişim: 0 506 976 23 55 — Cevizli Mahallesi, Ulubey Sokak, No: 4A D: 46, Kartal/İstanbul.
Kaynaklar
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu — mevzuat.gov.tr (m.16, 89, 105, 277-280, 284)
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — mevzuat.gov.tr
- Adalet Bakanlığı — adalet.gov.tr
Hukuki Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.