Kısa cevap: Cinsel taciz davasının toplam süresi için kanunda sabit bir rakam yoktur; süre, dosyanın türüne (basit yargılama usulü mü, klasik duruşmalı usul mü), delil sayısına ve kanun yoluna başvurulup başvurulmadığına göre değişir. Kanunun sabit süre verdiği aşamalar şunlardır: basit yargılama usulünde beyan/savunma için iki hafta (CMK m. 251/2); takipsizlik kararına itiraz için iki hafta (CMK m. 173); istinaf ve temyiz başvurusu için gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta (CMK m. 273, 291 — 7499 s.K. ile değişti); soruşturma evresinde tutukluluk ağır ceza dışı işlerde altı ay, ağır ceza işlerinde bir yılı geçemez (CMK m. 102/4). Bu yazıda soruşturmadan kanun yoluna kadar her aşamanın süresini, süreyi uzatan sebepleri ve sürecin nasıl takip edileceğini ele alıyorum.
Cinsel taciz mağdurları ve şüpheliler için en sık sorulan sorulardan biri, davanın ne zaman sonuçlanacağıdır. Bu belirsizlik anlaşılırdır; çünkü ceza yargılaması, tek bir standart süreçten değil, dosyanın niteliğine göre farklılaşan birçok aşamadan oluşur. Bazı aşamalar için kanun kesin süreler koyar, bazı aşamalar ise mahkemenin ve savcılığın iş yüküne bağlı olarak değişkenlik gösterir.
Bu yazıda soruşturma, kovuşturma, basit yargılama usulü, istinaf ve temyiz aşamalarının her birini ayrı ayrı ele alıyor, 7499 sayılı Kanun’la 2024’te değişen sürelere dikkat çekiyor ve davayı uzatan ya da kısaltan etkenleri sıralıyorum. Anlatım genel usul kurallarına ilişkindir; her dosyanın somut süresi kendi koşullarına göre değişir.
İtiraz, istinaf ve temyiz süreleri kesin ve iki haftadır; bu süreler kaçırıldığında karar kesinleşir. Dosyanızın hangi aşamada olduğunu birlikte değerlendirelim.
Cinsel taciz davasının aşamaları
Bir cinsel taciz dosyası, mağdurun şikâyetinden (ya da resen soruşturulan nitelikli hâllerde bildirimden) başlayıp kesinleşmiş bir hükme kadar birkaç aşamadan geçer. Her aşamanın kendi süresi ve bazılarının kanunda belirlenmiş azami sınırı vardır.
Şikâyet süresi: sürecin başlangıcı
Cinsel tacizin temel şekli (TCK m. 105/1) şikâyete bağlıdır; şikâyet hakkı, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır (TCK m. 73). Bu süre hak düşürücüdür; kaçırılırsa şikâyet hakkı sona erer ve dava açılamaz. Kamu görevi, hizmet ilişkisi, elektronik haberleşme aracı gibi nitelikli hâllerde (m. 105/2) uygulamada şikâyet aranmadığından bu süre kısıtlaması geçerli değildir; bu durumda soruşturma re’sen başlar ve süreç şikâyetten değil bildirim ya da ihbardan itibaren işler.
Soruşturma evresi: sabit süre yok, ama sınırlar var
Kanun, soruşturma evresinin toplam süresine ilişkin genel bir azami sınır koymaz; savcılık, gerekli gördüğü delilleri toplayana kadar soruşturmayı sürdürebilir. Ancak bu sınırsızlık mutlak değildir:
- Şüpheli tutukluysa: CMK m. 102/4 uyarınca soruşturma evresindeki tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde bir yılı geçemez. Cinsel taciz genellikle asliye ceza görevinde olduğundan altı aylık sınır uygulanır; bu süre soruşturmanın fiilen hızlandırılmasını sağlar.
- Seri muhakeme ve kamu davasının ertelenmesi: Bazı katalog suçlarda (CMK m. 250) savcılık daha hızlı bir usul izleyebilir; cinsel taciz bu katalogda değildir, ancak koşulları varsa CMK m. 171 uyarınca kamu davasının açılmasının beş yıl süreyle ertelenmesi mümkündür — bu, davanın açılmasını tamamen farklı bir sürece taşır.
- Delil toplama süresi: Dijital delil incelemesi (telefon, sosyal medya kayıtları), tanık sayısı ve adli tıp/psikolojik değerlendirme talepleri, soruşturmanın fiilî süresini en çok etkileyen unsurlardır.
Takipsizlik kararı ve itiraz
Savcılık, yeterli şüphe bulunmadığı sonucuna varırsa kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (takipsizlik) verir. Bu karar mağdura tebliğ edilir; tebliğden itibaren iki hafta içinde kararı veren savcılığın bağlı olduğu sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir (CMK m. 173). İtiraz kabul edilirse dosya yeniden savcılığa döner ve iddianame düzenlenir; bu, toplam süreci uzatan ama mağdurun hakkını koruyan bir aşamadır. İtiraz reddedilirse takipsizlik kararı kesinleşir ve dava açılmaz.
İki haftalık süre kaçırıldığında karar kesinleşir ve aynı olay için yeniden dava açılamaz. Kararınızı aldığınız anda birlikte değerlendirelim.
İddianamenin incelenmesi
Savcılık iddianameyi düzenleyip mahkemeye gönderdikten sonra, mahkeme iddianameyi on beş gün içinde inceler (CMK m. 174); iddianamede eksiklik varsa iade eder, uygunsa kabul kararı verir ve tensip zaptını düzenler. İddianamenin iadesi hâlinde savcılık eksikliği tamamlayıp yeniden gönderir; bu, sürece ek bir gecikme katar. İddianamenin kabulüyle kamu davası resmen açılmış olur.
Basit yargılama usulü: en hızlı yol
Asliye ceza mahkemesi, iddianamenin kabulünden sonra, adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verebilir (CMK m. 251/1). Cinsel tacizin temel şekli (üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para) bu kapsama girer. Bu usulde:
- Mahkeme iddianameyi sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ eder; beyan ve savunmalarını iki hafta içinde yazılı olarak bildirmeleri istenir (m. 251/2).
- Süre dolduktan sonra mahkeme, duruşma yapılmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaksızın karar verir (m. 251/3).
- Mahkûmiyet kararı verilirse sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir (m. 251/3 c. 2).
- Koşulları varsa kısa süreli hapis cezası seçenek yaptırıma çevrilebilir, erteleme uygulanabilir ya da sanık yazılı olarak karşı çıkmadıkça hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir (m. 251/4).
Bu usulde duruşma günü beklenmediği için dava, klasik usule kıyasla çok daha kısa sürede sonuçlanır; ancak duruşma günü belirlendikten sonra (m. 251/1 son cümle) bu usule geçilemez, bu nedenle sürecin başında hangi usulün uygulanacağının belirlenmesi önemlidir.
Klasik (duruşmalı) usul: neden daha uzun sürer?
Nitelikli cinsel taciz gibi basit yargılama usulüne girmeyen ya da mahkemenin duruşma açmayı tercih ettiği dosyalarda klasik usul uygulanır. CMK m. 190 uyarınca duruşmaya ara verilmeksizin devam edilerek hüküm verilmesi kuraldır; ancak zorunlu hâllerde davanın makul sürede sonuçlandırılmasını olanaklı kılacak şekilde ara verilebilir. Kanun bu aralığa kesin bir üst sınır koymaz; 176. maddedeki çağrı süresine uyulmamışsa sanığa duruşmaya ara verilmesini isteme hakkı hatırlatılır. Uygulamada duruşmalar arası aralık, mahkemenin dosya yoğunluğuna göre haftalar ile aylar arasında değişir.
Bu usulde süreyi uzatan başlıca etkenler: tanık sayısı ve tanıkların duruşmaya gelmemesi, bilirkişi (dijital delil, adli tıp) incelemesi beklenmesi, taraflardan birinin avukat değiştirmesi, tebligat sorunları ve ek delil taleplerinin araştırılmasıdır.
Hüküm sonrası: istinaf ve temyiz süreleri
İlk derece mahkemesi hükmünden sonra, taraflardan biri hükme itiraz etmek isterse kanun yoluna başvurur. 2024 yılında 7499 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik, istinaf ve temyiz başvuru sürelerini değiştirmiştir: Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf (CMK m. 273) ya da temyiz (CMK m. 291) başvurusu yapılmalıdır. Bu süre kesindir; kaçırılırsa hüküm kesinleşir ve olağan kanun yolu kapanır (olağanüstü yol olan yargılamanın yenilenmesi ayrı bir kurumdur).
Bölge adliye mahkemesinin (istinaf) ya da Yargıtay’ın (temyiz) dosyayı inceleyip karar verme süresi için kanunda sabit bir azami sınır yoktur; bu süre mahkemenin iş yüküne, dosyanın kapsamına ve duruşma açılıp açılmadığına bağlı olarak değişir. İstinafta duruşma açılması hâlinde süreç yeniden bir duruşmalı yargılama sürecine döner; bu konu duruşmalı istinaf nasıl işler yazısında ayrıntılı ele alınmıştır.
Süreci uzatan başlıca etkenler
Cinsel taciz davasını uzatan başlıca etkenler
Süreci hızlandırmak için yapılabilecekler
Taraflar sürecin tamamını kontrol edemez, ancak kendi paylarına düşen adımları zamanında atarak gecikmeyi azaltabilirler:
- Delilleri erken sunun. Mesaj, tanık listesi ve varsa sağlık kayıtları, dosyanın en başında toplanıp savcılığa/mahkemeye sunulmalıdır; sonradan sunulan deliller ek celse gerektirir.
- Tebligat adresini güncel tutun. Adres değişikliğini derhâl bildirmek, tebligatın iadeli gitmesini ve duruşmanın ertelenmesini önler.
- Duruşmaları takip edin. Mazeretsiz katılmama, dosyanın uzamasına ve olumsuz değerlendirilmeye yol açabilir.
- Süreleri kaçırmayın. İtiraz, istinaf ve temyiz süreleri kesindir; bu süreler içinde başvuru yapılmazsa karar kesinleşir ve dosyanın “hızlanması” değil tamamen kapanması söz konusu olur.
- Basit yargılama usulüne uygunsa bunu değerlendirin. Koşulları varsa bu usul, klasik duruşmalı sürece göre önemli bir zaman tasarrufu sağlar; ancak sanık için mahkûmiyet hâlinde de sonuç doğuracağından avukatla birlikte değerlendirilmelidir.
Üç senaryo üzerinden karşılaştırma
Sürenin ne kadar değişebileceğini somutlaştırmak için üç kurgusal senaryo üzerinden gidelim; bu senaryolar gerçek bir dosyaya dayanmaz, yalnızca usul farklarının süreye etkisini göstermek içindir.
Senaryo 1 — basit yargılama usulü, tek delil, itiraz yok: Şikâyet üzerine soruşturma açılır, birkaç ay içinde iddianame düzenlenir, mahkeme basit yargılama usulüne karar verir, taraflara iki haftalık beyan süresi verilir ve dosya üzerinden karar çıkar. Kanun yoluna başvurulmazsa dosya, şikâyetten itibaren bir yıl içinde kesinleşebilir.
Senaryo 2 — klasik usul, tanık ve bilirkişi incelemesi var: Dosyada birden fazla tanık, dijital delil incelemesi ve adli rapor beklenmesi söz konusudur. Duruşmalar aylık aralıklarla görülür, birkaç celse sürer. Hüküm verildikten sonra taraflardan biri istinafa başvurur; bölge adliye mahkemesinin incelemesi de zaman alır. Toplam süreç bir yılı aşabilir.
Senaryo 3 — takipsizlik ve itiraz: Savcılık delil yetersizliğinden takipsizlik kararı verir; mağdur iki hafta içinde itiraz eder, itiraz kabul edilip iddianame düzenlenir. Bu senaryoda süreç, itiraz aşamasında geçen ek zamanla birlikte, dava hiç açılmayan bir dosyaya göre daha uzun sürer; itiraz reddedilirse dosya burada kapanır ve süreç kısa kalır.
Bu üç senaryo, aynı suç tipinin (cinsel taciz) neden çok farklı sürelerde sonuçlanabildiğini gösterir; belirleyici olan suçun adı değil, dosyanın usul yolu ve delil yapısıdır. Aynı ilke, nitelikli hâllerin (m. 105/2) bulunduğu dosyalar için de geçerlidir: nitelikli taciz iddianamesi genellikle klasik usulle görülür, çünkü ceza aralığı basit yargılama usulünün üst sınırını aşabilir; bu da baştan itibaren duruşmalı bir sürecin izleneceği anlamına gelir.
Hüküm kesinleştikten sonra: yargılamanın yenilenmesi
Olağan kanun yolları (istinaf, temyiz) tükenip hüküm kesinleştikten sonra da, sınırlı sebeplerle olağanüstü bir kanun yoluna, yargılamanın yenilenmesine başvurulabilir. Bu yol; yeni bir delilin ortaya çıkması, sahte belgeye dayanılmış olması, tanığın yalan tanıklık yaptığının anlaşılması gibi CMK m. 311 ve devamındaki sınırlı sebeplere dayanır ve kesinleşmiş bir hükmü yeniden tartışmaya açar. Bu yol, olağan sürecin bir uzantısı değil, ayrı ve istisnai bir başvurudur; süresi ve şartları olağan istinaf/temyizden farklıdır ve genellikle davanın “normal” süresine dahil edilmez.
Adli tatil ve süreler
Adli tatil (20 Temmuz – 31 Ağustos), yalnızca hukuk davalarındaki bazı süreleri durdurur; ceza yargılamasındaki süreler adli tatilden etkilenmez. Yani cinsel taciz davasında itiraz, istinaf ya da temyiz süresi adli tatil döneminde de işlemeye devam eder; bu dönemde de duruşma yapılabilir. Bu ayrım, hukuk davalarındaki sürelerle ceza davalarındaki süreleri karıştıranlar için önemli bir uyarı noktasıdır.
Uygulamada sık karıştırılan noktalar
“Her cinsel taciz davası aynı sürede biter.” Bitmez; basit yargılama usulüne tabi bir dosya ile duruşmalı, kanun yoluna taşınan bir dosya arasında aylarla yıllar arasında fark olabilir.
“Takipsizlik kararı verildiyse dava tamamen biter, itiraz edilemez.” İki hafta içinde itiraz edilebilir; bu süre kaçırılmadıkça hak düşmez.
“İstinaf/temyiz süresi eskisi gibi bir aydır.” 7499 sayılı Kanun’la 2024’te iki haftaya indirilmiştir; eski süreyi esas almak hak kaybına yol açar.
“Soruşturma süresiz uzayabilir, hiçbir sınır yok.” Şüpheli tutuklu değilse genel bir azami süre yoktur; ancak tutukluluk varsa CMK m. 102/4’teki sınırlar (altı ay/bir yıl) fiilen soruşturmayı hızlandırır.
Mağdur ve şüpheli için sürenin anlamı farklıdır
Aynı süre, dosyanın iki tarafı için farklı bir anlam taşır. Mağdur için uzayan bir süreç, belirsizliğin ve olayın tekrar tekrar hatırlanmasının uzaması demektir; bu nedenle mağdur tarafı genellikle sürecin hızlanmasını, delillerin erken toplanmasını ve gereksiz ertelemelerin önlenmesini ister. Şüpheli için ise süre, hem toplumsal hem mesleki belirsizliğin sürmesi anlamına gelir; ancak bazı durumlarda savunma tarafı, ek delil toplamak ya da tanık dinletmek için makul bir süre istemekte haklı olabilir. Mahkeme bu iki çıkarı dengelerken, CMK m. 190’daki “davanın makul sürede sonuçlandırılması” ilkesini esas alır; ne mağdurun ne sanığın çıkarı, adil yargılanma hakkının önüne geçemez.
Süreyi öğrenmenin yolları
Taraflar, dosyalarının hangi aşamada olduğunu UYAP Vatandaş Bilgi Sistemi üzerinden e-Devlet şifresiyle takip edebilir; bu sistem duruşma tarihini, dosyanın hangi mahkemede bulunduğunu ve temel işlem geçmişini gösterir. Avukatı olan taraflar için bu takip, UYAP Avukat Bilgi Sistemi üzerinden daha ayrıntılı yapılabilir. Dosyanın somut ilerleyişi hakkında en güncel ve güvenilir bilgi, mahkeme kalemine yapılan doğrudan başvuru ya da vekil aracılığıyla dosyanın incelenmesiyle elde edilir; internet üzerindeki genel süre tahminleri yalnızca bir çerçeve sunar, somut dosyanın durumunun yerini tutmaz. Dosya numarasını ve mahkeme adını bilmeyen taraflar için ilk adım, şikâyeti aldıkları kolluk biriminden ya da savcılıktan soruşturma numarasını öğrenmektir; bu numara olmadan UYAP sorgusu yapılamaz.
Sonuç olarak, cinsel taciz davasında “ne kadar sürer” sorusuna verilebilecek en doğru yanıt, sürenin dosyanın somut özelliklerine göre değiştiğidir. Kanun, aşamaların bir kısmına iki haftalık kesin süreler koyarak öngörülebilirlik sağlar; soruşturma ve duruşma süreçlerinde ise bu öngörülebilirliği sınırlı tutar. Taraflara düşen, kendi kontrollerindeki adımları (delil sunma, tebligat takibi, süre kaçırmama) zamanında ve eksiksiz yerine getirmektir; geri kalanı mahkemenin ve savcılığın iş akışı belirler. Sabırsızlık, sürecin usulüne göre işlemesini hızlandırmaz; ancak süreleri bilmek, hangi anda harekete geçilmesi gerektiğini ve hangi bekleyişin normal olduğunu ayırt etmeyi sağlar. Bu bilgiyle hareket eden bir taraf, hem kendi haklarını zamanında kullanır hem de sürecin doğal seyrini gereksiz kaygıyla karıştırmaz. Bu da hem mağdur hem şüpheli için sürecin daha sağlıklı yönetilmesini sağlar.
Sonuç ve değerlendirme
Cinsel taciz davasının süresi, dosyanın niteliğine göre büyük farklılık gösterir; kanun yalnızca belirli aşamalar için (basit yargılama beyan süresi, itiraz, istinaf/temyiz başvurusu) kesin ve kısa süreler koyar, soruşturma ve duruşma süreçleri için genel bir azami sınır öngörmez. 2024 yılında 7499 sayılı Kanun’la istinaf ve temyiz süreleri iki haftaya indirilmiştir; bu değişikliği bilmeyen taraflar hak kaybına uğrayabilir. Süreci en çok etkileyen unsurlar delil ve tanık sayısı, tebligat düzeni ve kanun yoluna başvurulup başvurulmamasıdır. Gerçekçi bir zaman beklentisi için dosyanın hangi usule (basit yargılama/klasik) tabi olduğu ve hangi aşamada bulunduğu netleştirilmelidir.
Cinsel tacizin ceza çerçevesi için TCK 105 cinsel taciz suçu ve cezası, şikâyet süresi için cinsel taciz suçunda şikâyet süresi, savunma dilekçesi örneği için cinsel suç savunma dilekçesi örneği ve genel ceza davası süresi için ceza davası ne kadar sürer yazılarına bakabilirsiniz. Kanun metni için 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu‘na başvurabilirsiniz.
Tutuklu ya da tutuksuz yürütülen bir dosyanın süresini etkileyen unsurları cinsel taciz suçunda tutuklama olur mu yazısında ele aldım.
Yargılama sonunda karşınıza çıkabilecek HAGB kararı ve 2026 değişiklikleri olasılığını ayrıca incelediğimiz yazımıza göz atabilirsiniz.
Sürecin memuriyete etkisini merak ediyorsanız ayrı yazımıza göz atabilirsiniz.
Sürecin hangi aşamasında vazgeçmenin mümkün olduğunu ele aldığımız yazımızda okuyabilirsiniz.
Cinsel taciz dosyalarının genel haritasını Cinsel Suçlar Bilgi Merkezi sayfasında, bu alandaki diğer rehberleri ise makale dizini sayfasında bulabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Cinsel taciz davası ortalama ne kadar sürer?
Kanun, bir davanın toplam süresine ilişkin tek bir rakam vermez; süre soruşturmanın karmaşıklığına, delil sayısına, mahkemenin iş yüküne ve kanun yoluna başvurulup başvurulmadığına göre değişir. Basit yargılama usulüne tabi bir cinsel taciz dosyası, duruşmasız karar verildiğinde aylar içinde sonuçlanabilirken, delil tartışmalı ve kanun yoluna taşınan bir dosya bir yılı aşabilir. Kanunda yalnızca aşamaların kendi içindeki azami süreleri düzenlenmiştir; bunlar aşağıda ayrıntılı anlatılmıştır.
Soruşturma aşaması ne kadar sürer?
Soruşturma için genel bir azami süre kanunda yer almaz; savcılık delilleri topladıktan sonra iddianame düzenler ya da kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Şüpheli tutukluysa soruşturma evresindeki tutukluluk süresi CMK m. 102/4 uyarınca ağır ceza dışı işlerde altı ayı, ağır ceza işlerinde bir yılı geçemez; bu, soruşturmanın fiilen bir baskı altında hızlanmasını sağlar.
Basit yargılama usulü davayı ne kadar hızlandırır?
Cinsel tacizin temel şekli gibi üst sınırı iki yıl veya daha az hapis ya da adli para cezası gerektiren suçlarda mahkeme basit yargılama usulüne karar verebilir (CMK m. 251). Bu usulde duruşma yapılmaz; iddianame taraflara tebliğ edilir, beyan ve savunma için iki hafta süre verilir, süre dolunca dosya üzerinden karar verilir. Bu yol, klasik duruşmalı usule göre davayı önemli ölçüde kısaltır.
İstinaf ve temyiz süreleri ne kadardır?
7499 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik sonrasında istinaf ve temyiz başvuru süresi, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftadır (CMK m. 273, 291). Bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay’ın dosyayı inceleme süresi ise mahkemenin iş yüküne bağlıdır; kanunda bu aşama için sabit bir azami süre yoktur.
Duruşmalar arasında ne kadar süre olabilir?
CMK m. 190 uyarınca duruşmaya ara verilmeksizin devam edilerek hüküm verilmesi kuraldır; ancak zorunlu hâllerde davanın makul sürede sonuçlandırılmasını olanaklı kılacak şekilde ara verilebilir. Kanun, duruşmalar arasındaki süreye kesin bir üst sınır koymaz; uygulamada mahkemenin dosya yoğunluğu bu aralığı belirler.
Dava neden uzar?
Sık görülen uzama sebepleri: taraf ve tanık sayısının fazlalığı, bilirkişi incelemesi gerektiren dijital delillerin varlığı, adli tıp ya da psikolojik değerlendirme raporlarının beklenmesi, tebligat sorunları (adres değişikliği, yurt dışı tebligat), duruşmaya gelinmemesi ve kanun yoluna başvurulmasıdır. Bu sebeplerin bir kısmı taraflarca öngörülüp azaltılabilir.
Takipsizlik kararı süreci nasıl kısaltır ya da uzatır?
Yeterli şüphe bulunmadığında savcılık kovuşturmaya yer olmadığına karar verirse dava hiç açılmaz ve süreç kısa sürede sonlanır. Ancak bu karara tebliğden itibaren iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir (CMK m. 173); itirazın kabulü hâlinde iddianame düzenlenir ve süreç yeniden başlar, bu da toplam süreyi uzatır.
Mağdur ya da sanık süreci hızlandırmak için ne yapabilir?
Delilleri erken ve düzenli sunmak, tebligat adresini güncel tutmak, duruşmalara müdafi/vekille birlikte katılmak, gerekli belgeleri (sağlık raporu, tanık listesi) geciktirmeden ibraz etmek ve usule ilişkin itirazları süresinde yapmak, dosyanın gecikmesiz ilerlemesine yardımcı olur.
Süreleri kaçırmamak, hakkınızı korumanın ilk şartıdır. Belgelerinizle görüşebiliriz.
Yazar Hakkında
Av. Burakhan Çalışkan, İstanbul Barosu’na kayıtlı olarak Kartal’daki bürosunda ceza hukuku alanında çalışmaktadır. Cinsel taciz dosyalarının soruşturma, kovuşturma ve kanun yolu aşamalarının takibi, sürelerin doğru hesaplanması ve basit yargılama usulünün değerlendirilmesi, doğrudan çalışma alanı içinde yer alır. Hem mağdur vekilliği hem müdafilik yürütmekte; bu alandaki değerlendirmelerini bu sitede ve YouTube kanalında paylaşmaktadır.
Hukuki Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.

