Sürenin ne zaman başladığı çoğu dosyada tartışma konusudur. Av. Burakhan Çalışkan ile iletişime geçebilirsiniz.
Kısa cevap: Cinsel taciz suçunda şikâyet süresi altı aydır. Bu süre olayın gerçekleştiği günden değil, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden itibaren işlemeye başlar (TCK m. 73/1-2). Altı aylık süre, dava zamanaşımını geçmemek koşuluyla tanınmıştır; cinsel taciz suçunda dava zamanaşımı ise sekiz yıldır (TCK m. 66/1-e).
Bu yazıda sürenin ne zaman başladığı, hangi hâllerde şikâyetin aranıp aranmadığı, süre geçtiğinde ne olduğu ve şikâyetten vazgeçmenin doğurduğu sonuçlar kanun metinleri esas alınarak ele alınmaktadır.

Şikâyet Süresi Ne Zaman Başlar?
Kısa cevap: Fiili ve faili öğrendiğiniz günden.
TCK m. 73/1’e göre soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan suçlarda yetkili kimse altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. İkinci fıkra ise sürenin başlangıcını belirler: “Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar.”
Buradaki iki koşul birlikte aranır: hem fiilin hem de failin kim olduğunun bilinmesi. Uygulamada en çok tartışılan durum, mesajları gönderen hesabın kime ait olduğunun sonradan ortaya çıkmasıdır; böyle bir hâlde altı aylık sürenin failin öğrenildiği tarihte işlemeye başladığı ileri sürülebilir. Bu nedenle şikâyet dilekçesinde öğrenme tarihinin ve bunu gösteren verilerin açıkça belirtilmesi önem taşır.
Şikâyet süresi ile dava zamanaşımı farklı şeylerdir. Şikâyet süresi, hakkın kullanılması için tanınan altı aylık süredir; zamanaşımı ise kamu davasının düşmesine yol açan sekiz yıllık üst sınırdır. İkisi birlikte işler: öğrenme çok geç gerçekleşse bile, zamanaşımı dolduktan sonra şikâyet hakkı kullanılamaz.
Videolu anlatım
Cinsel Suç Davalarında Zamanaşımı Süreleri — Av. Burakhan Çalışkan
Nitelikli Hâllerde de Şikâyet Aranır mı?
Kısa cevap: Evet. Bu, hakkında en sık yanlış bilgi dolaşan konulardan biridir.
TCK m. 105’in birinci fıkrası şöyledir: “Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikayeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına, fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”
İkinci fıkra ise nitelikli hâlleri sayar ve bunların sonucunu “yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır” biçiminde düzenler. Yani ikinci fıkra bağımsız bir suç tipi yaratmaz; birinci fıkradaki suçun cezasını artırır. Şikâyet koşulu birinci fıkrada yer aldığından, nitelikli hâllerde de aranır.
Şikâyet Süresi Geçerse Ne Olur?
Kısa cevap: Soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
TCK m. 73/1 uyarınca yetkili kimse altı ay içinde şikâyette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Bunun aşamalara göre sonucu şudur:
Burada dikkat edilmesi gereken bir ayrım vardır: düşme kararı ile beraat kararı aynı şey değildir. Düşme, kovuşturma şartının gerçekleşmemesine dayanır; fiilin işlenip işlenmediğine ilişkin bir değerlendirme içermez. CMK m. 223/9 uyarınca derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez. Bu nedenle beraat beklentisi olan sanık bakımından hangi kararın verileceği önemlidir.
Şikâyetten Vazgeçmenin Sonuçları
Şikâyetten vazgeçme, şikâyete bağlı suçlarda davayı sona erdirebilen bir kurumdur; ancak sonuçları sanıldığı kadar tek yönlü değildir.
TCK m. 73/6’ya göre kanunda aksi yazılı olmadıkça vazgeçme, onu kabul etmeyen sanığı etkilemez. Hakkında asılsız bir suçlama bulunduğunu düşünen ve beraat kararı almak isteyen sanık, vazgeçmeyi kabul etmeyerek yargılamanın sürmesini isteyebilir. Düşme kararı ile beraat kararının hukuki sonuçları farklı olduğundan bu tercih önemli olabilir.
Şikâyetten vazgeçmenin cinsel suçlar bakımından ayrıntılı değerlendirmesi için cinsel suçlarda şikâyetten vazgeçmek davayı düşürür mü başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.
Cinsel Taciz Suçunda Uzlaştırma Var mı?
Kısa cevap: Hayır. CMK m. 253/3 açıktır: soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (m. 123/A) ve hakaret suçunda (m. 125) uzlaştırma yoluna gidilemez.
Cinsel taciz, Türk Ceza Kanunu’nun “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar” bölümünde yer aldığından bu yasak kapsamındadır. Suçun şikâyete bağlı olması bu sonucu değiştirmez. Konunun ayrıntısı için cinsel taciz suçunda uzlaşma var mıdır başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.
Şikâyet Nasıl Yapılır?
Şikâyet nasıl yapılır?
Öğrenme tarihinin nasıl ortaya konacağı ve hangi delillerin talep edileceği dosyanın seyrini etkiler. Kartal’daki büromuzdan randevu alabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Cinsel taciz suçunda şikâyet süresi ne kadardır?
Altı aydır. Bu süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar (TCK m. 73/1-2). Sürenin başlangıcı fiilin işlendiği tarih değil, öğrenme tarihidir; bu ayrım uygulamada belirleyicidir.
Süre olayın olduğu günden mi, öğrendiğim günden mi başlar?
Öğrendiğiniz günden. Kanun “fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar” der. Failin kimliği sonradan öğrenilmişse süre o tarihte işlemeye başlar. Örneğin mesajları gönderen hesabın kime ait olduğu daha sonra ortaya çıkmışsa, altı ay bu öğrenme anından itibaren hesaplanır.
Altı aylık sürenin bir üst sınırı var mı?
Evet. TCK m. 73/2 bu süreyi “zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla” tanımıştır. Yani öğrenme ne kadar geç olursa olsun, dava zamanaşımı dolduktan sonra şikâyet hakkı kullanılamaz. Cinsel taciz suçunda dava zamanaşımı TCK m. 66/1-e uyarınca sekiz yıldır.
Şikâyet süresi geçerse ne olur?
Süresi içinde şikâyette bulunulmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz (TCK m. 73/1). Soruşturma aşamasındaysa kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir; dava açılmışsa, kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması nedeniyle CMK m. 223/8 uyarınca davanın düşmesine karar verilir.
Nitelikli hâllerde de şikâyet aranır mı?
Evet. Bu konuda sıkça yanlış bilgiye rastlanır. TCK m. 105’in ikinci fıkrasındaki hâller (kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı kolaylık, aynı işyerinde çalışma, elektronik haberleşme araçları, teşhir gibi) bağımsız bir suç tipi değil, birinci fıkradaki cezayı artıran nitelikli hâllerdir. Fıkra, “yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır” demektedir. Şikâyet koşulu birinci fıkrada düzenlendiğinden nitelikli hâllerde de aranır.
Fiil çocuğa karşı işlenmişse şikâyet aranmaz mı?
Aranır. Çocuğa karşı işlenme hâli ayrı bir fıkrada değil, birinci fıkranın kendi içinde düzenlenmiştir: “…mağdurun şikayeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına, fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” Şikâyet koşulu cümlenin tamamını kapsar.
Mağdur çocuksa şikâyet hakkını kim kullanır?
Çocuk adına kanunî temsilcisi (veli veya vasi) şikâyet hakkını kullanabilir. Öğretide, kanunî temsilcinin bu hakkı kullanmadığı hâllerde çocuğun ergin olduktan sonra kendi şikâyet hakkını kullanabileceği kabul edilmektedir. Ayrıca fiil çocuğa karşı üstsoy veya çocuk üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenmişse, TCK m. 66/6 uyarınca dava zamanaşımı çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar.
Şikâyetten vazgeçersem dava düşer mi?
Kural olarak evet: kanunda aksi yazılı olmadıkça, kovuşturma yapılabilmesi şikâyete bağlı suçlarda suçtan zarar görenin vazgeçmesi davayı düşürür (TCK m. 73/4). Ancak önemli bir istisna vardır: vazgeçme, onu kabul etmeyen sanığı etkilemez (TCK m. 73/6). Beraat kararı almak isteyen sanık vazgeçmeyi kabul etmeyerek yargılamanın sürmesini isteyebilir.
Hüküm kesinleştikten sonra vazgeçersem ceza infaz edilmez mi?
Edilir. TCK m. 73/4’ün son cümlesi açıktır: hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.
Birden fazla fail varsa, birinden vazgeçmek diğerlerini etkiler mi?
Evet. İştirak hâlinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikâyetten vazgeçme, TCK m. 73/5 uyarınca diğerlerini de kapsar. Bu nedenle vazgeçme kararının failler bakımından ayrı ayrı düşünülmesi mümkün değildir.
Şikâyet hakkı olan birden fazla kişi varsa süre nasıl işler?
Her biri için ayrı işler. Şikâyet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse, bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez (TCK m. 73/3).
Vazgeçtikten sonra tekrar şikâyet edebilir miyim?
Hayır. Şikâyetten vazgeçme kural olarak geri alınamaz ve aynı fiil için yeniden şikâyet hakkı doğmaz. Ayrıca kamu davası vazgeçme nedeniyle düşmüş ve vazgeçme sırasında şahsi haklardan da vazgeçildiği ayrıca açıklanmışsa, artık hukuk mahkemesinde de dava açılamaz (TCK m. 73/7).
Cinsel taciz suçunda uzlaştırma yapılır mı?
Hayır. CMK m. 253/3 uyarınca, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaştırma yoluna gidilemez. Bu nedenle “uzlaşalım, dosya kapansın” teklifleri hukuken karşılıksızdır.
Takipsizlik kararı verilirse ne yapabilirim?
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı, kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir (CMK m. 173). Bu süre 7499 sayılı Kanunla getirilen düzenlemeden sonra iki hafta olarak uygulanmaktadır; eski kaynaklarda geçen “on beş gün” veya “yedi gün” ifadeleri güncel değildir.
Şikâyeti nereye yapmalıyım?
Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluk birimlerine yapılabilir; kolluğa yapılan başvuru savcılığa iletilir. Dilekçede fiilin ne zaman gerçekleştiği, failin kim olduğu, bunu ne zaman öğrendiğiniz ve elinizdeki deliller açıkça belirtilmelidir.
İlgili Yazılarımız
Zamanaşımı kavramının ceza ve borçlar hukukundaki genel çerçevesi için zamanaşımı ne demek başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.
Hukuki Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.