İntihara Teşebbüs Eden Hastanın Tedaviyi Reddetmesi ve Hekimin Hukuki Sorumluluğu

İntihara Teşebbüs Eden Hastanın Tedaviyi Reddetmesi ve Hekimin Hukuki Sorumluluğu

İntihar girişimiyle sağlık kuruluşuna getirilen bir hastanın, tedavi sürecini reddetmesi veya yatışına devam etmek istememesi; hasta hakları, hekim sorumluluğu ve toplum sağlığı bakımından önemli hukuki ve etik tartışmalara yol açmaktadır. Bu makalede, özellikle psikiyatrik konsültasyonun zorunluluğu, Hasta Hakları Yönetmeliği, yargı içtihatları ve uygulamadaki riskler ele alınacaktır.


1. Hasta Hakları ve Tedaviyi Reddetme Hakkı

Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 24. ve 25. maddelerinde, hastanın bilgilendirilmesi ve tedaviyi kabul ya da reddetme hakkı düzenlenmiştir. Yönetmeliğin 25. maddesi şu şekilde hüküm altına alınmıştır:

“Kanunen zorunlu olan haller dışında ve doğabilecek olumsuz sonuçların sorumluluğu hastaya ait olmak üzere; hasta, kendisine uygulanması planlanan veya uygulanmakta olan tedaviyi reddetmek veya durdurulmasını istemek hakkına sahiptir. Bu halde, tedavinin uygulanmamasından doğacak sonuçların hastaya veya kanuni temsilcilerine veyahut yakınlarına anlatılması ve bunu gösteren yazılı belge alınması gerekir.”

Bu maddeye göre, kural olarak hasta kendi tedavisi üzerinde karar verme hakkına sahiptir. Ancak bu hakkın istisnaları açıkça belirlenmiştir.


2. Kanunen Zorunlu Haller

Aynı yönetmelikte belirtilen “kanunen zorunlu haller” şu durumları kapsamaktadır:

  • Bulaşıcı hastalıklar (toplum sağlığına tehdit)

  • Akıl hastalığı veya ağır psikiyatrik bozukluklar (kendine ya da başkalarına zarar verme riski)

  • Çocuklar ve kısıtlılar

  • Adli vakalar (gözaltı, tutukluluk, adli gözlem)

  • Acil ve hayati tehlike içeren durumlar (bilinç kaybı, karar verememe vs.)

Bu gibi durumlarda, hastanın iradesi geçersiz sayılabilir; zira korunan hukuki değer yalnızca hastanın bireysel sağlığı değil, toplumun güvenliği veya kamu düzenidir. Dolayısıyla hekim, bu hallerde hastayı zorunlu olarak tedaviye almak ve gerektiğinde taburculuğa izin vermemekle yükümlüdür.


3. İntihar Girişimi ve Psikiyatri Konsültasyonu

İntihar teşebbüsü, doğrudan psikiyatrik bir belirti olarak kabul edilir. Her ne kadar mevzuatta açıkça “intihara teşebbüs eden hasta mutlaka psikiyatrik konsültasyona gönderilir” şeklinde bir hüküm yer almasa da, tıbbi standartlar, etik ilkeler ve yargı içtihatları, bu vakalarda psikiyatrik değerlendirmeyi zorunlu hale getirmektedir.

Örneğin Anayasa Mahkemesi’nin 2020/5261 başvuru numaralı Duran Bozdere kararında, hastanın psikiyatriye sevk edilmemesinin, tedavide eksiklik ve ihmale yol açtığı değerlendirilmiştir. Benzer şekilde uygulamada da intihar teşebbüsünden sonra psikiyatri servisine sevk edilmeden taburcu edilen hastalarla ilgili şikâyetlerin hukuki sorumluluk doğurduğu bilinmektedir.


4. Yargı Kararları: Uygulamadaki Riskler

Örnek bir kararda şu değerlendirme yer almaktadır:

Askeri Yargıtay 1. Daire, 25.01.2006, 2006/44 E. – 2006/55 K.
“…fazla ilaç içerek intihara teşebbüs eden hasta, ilk tedavisinin ardından psikiyatri servisine yatırılmış; tedavi planlandığı halde hasta kendi isteğiyle ve eşinin de onayıyla taburcu olmuştur. Ancak imzalı belgeyle bu karar alınmış ve tutanak altına alınmıştır.”

Bu kararda vurgulanan husus şudur: Psikiyatrik tedavinin gerekliliği hastaya açıkça anlatılmış, hasta buna rağmen tedaviyi reddetmiş ve bu yazılı belgeyle kayıt altına alınmıştır. Böylece hekimin sorumluluğunun sınırları netleştirilmiştir.


5. Hekimin Sorumluluğu ve Alınması Gereken Önlemler

Eğer hasta intihar teşebbüsünün ardından hastaneye getirilmişse ve tedaviyi ya da psikiyatri konsültasyonunu reddediyorsa, hekim şu adımları atmalıdır:

  • Hastaya, mevcut risk ve olası sonuçlar açık ve anlaşılır biçimde anlatılmalı,

  • Psikiyatrik konsültasyon önerildiği halde hasta bunu reddediyorsa, bu açıkça belirtilmeli,

  • Bu duruma ilişkin bir tutanak düzenlenmeli, hasta ve tercihen bir tanık personelin imzası alınmalı,

  • Kayıt ve dosyalama işlemleri eksiksiz tutulmalı.

Bu önlemler, hem tıbbi etik hem de ileride doğabilecek hukuki süreçlerde hekimin kusursuzluk savunusunu mümkün kılacaktır.


6. Sonuç

İntihara teşebbüs eden bir hastanın tedaviyi veya yatışı reddetmesi halinde, hekimlerin yalnızca onam formu ile yetinmeleri yeterli değildir. Özellikle psikiyatri servisine sevk veya psikiyatrik değerlendirme konusundaki tutum, hekimin ileride hukuki sorumluluğa maruz kalıp kalmayacağını doğrudan etkilemektedir.

Bu nedenle, hekimlerin aşağıdaki ilkelere göre hareket etmesi gereklidir:

  • Riskli durumlarda onam yeterli değildir; yazılı belge, tanıklık ve gerekçeli kayıt şarttır.

  • Psikiyatrik değerlendirme, her intihar teşebbüsünde dikkate alınmalı, reddi halinde sorumluluk hastaya bırakılmalıdır.

  • Hukuki güvence için her işlem belgelenmeli, hasta ve yakını bilgilendirilmelidir.

Bu çerçevede, hasta haklarını gözeten ama hekimin yükümlülüklerini de koruyan bir denge sağlanabilir.

Bu konuyla bağlantılı olarak TCK 158 Kapsamında “Hesap Kullandırma – IBAN Verme” Mağduriyetleri ve Çözüm Önerileri ve Yakalama Kararı Çıkarsa Ne Yapmalıyım? başlıklı yazılarımız da ilginizi çekebilir.

Av. Burakhan Çalışkan
Av. Burakhan Çalışkan
AVUKAT · İSTANBUL BAROSU · ÇALIŞKAN HUKUK BÜROSU, KARTAL
Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Whatsapp
Burakhan Çalışkan
Burakhan Çalışkan
Merhaba.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?