📌 Kısa Cevap: Uyuşturucu ticareti davasına ağır ceza mahkemesi bakar. 5235 sayılı Kanunun 12. maddesi on yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçları ağır cezaya bırakır; TCK 188/3’teki satış, nakil ve bulundurma fiillerinin cezası on yıldan az olmamak üzere belirlendiğinden üst sınırı yirmi yıldır, 188/1’deki ithal-ihraç ise yirmi ila otuz yıl hapis gerektirir. Fail fiil tarihinde 18 yaşından küçükse dava çocuk ağır ceza mahkemesinde, kullanmak için bulundurma (TCK 191) ise asliye ceza mahkemesinde görülür. Hangi şehirdeki mahkemenin bakacağı CMK 12 uyarınca suçun işlendiği yere göre belirlenir. Ağır ceza mahkemesi yargılama sırasında suçu kullanmaya çevirse bile CMK 6 nedeniyle dosyayı asliye cezaya gönderemez, hükmü kendisi kurar.
“Uyuşturucu ticareti hangi mahkeme bakar” sorusu, gözaltından sonra ailelerin ve şüphelilerin ilk merak ettiği konulardan biridir. Cevap yalnızca bir mahkeme adından ibaret değildir: Ceza muhakemesinde görev (davaya hangi tür mahkemenin bakacağı) ve yetki (hangi yerdeki mahkemenin bakacağı) ayrı kurallara bağlıdır. Ayrıca failin yaşı, yetişkinlerle birlikte yakalanıp yakalanmadığı, birden fazla suç isnadı bulunup bulunmadığı ve yargılama sırasında suçun vasfının değişip değişmediği de dosyanın hangi mahkemede görüleceğini etkiler.
Bu yazıda 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri Kanunu, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) görev, yetki, bağlantı ve birleştirme hükümlerini yürürlükteki metinleriyle, Yargıtayın tam metnini incelediğimiz kararlarıyla birlikte ele alıyoruz. Ayırt edici noktamız şu: Uyuşturucu dosyalarında görev meselesi çoğu zaman vasıf tartışmasıyla iç içe geçer; ticaret ile kullanma arasındaki çizgi, dosyanın hangi mahkemeye gideceğini ve hangi usulün uygulanacağını belirler. Suç vasfının değişmesi için uyuşturucu ticareti kullanmaya dönüşür mü yazımıza, ilk oturumdaki tutukluluk değerlendirmesi için uyuşturucu ticaretinde ilk duruşma ve tahliye yazımıza bakabilirsiniz.
Yetkisizlik iddiası duruşmadaki sorgudan önce bildirilmezse bir daha ileri sürülemez; görevsizlik ve yetkisizlik kararlarına karşı itiraz da süreye bağlıdır. İddianame tebliğ edildiyse dosyayı vakit kaybetmeden birlikte inceleyelim.

Uyuşturucu ticareti hangi mahkeme bakar: ağır ceza mahkemesinin görevi
Uyuşturucu ticareti davalarında görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir. 5235 sayılı Kanunun 12. maddesi, kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara ağır ceza mahkemelerinin bakacağını düzenler. TCK 188/1 ve 188/3’teki suçlar bu ölçütü karşılar; bu nedenle dava üç hâkimli ağır ceza mahkemesinde görülür.
Görev ölçütünü anlamak için TCK 188’deki ceza aralıklarına bakmak gerekir:
- TCK 188/1 (imal, ithal, ihraç): Yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve iki bin günden yirmi bin güne kadar adli para cezası öngörülür. Alt sınır bile on yılın çok üzerindedir.
- TCK 188/3 (satma, satışa arz, başkasına verme, sevk, nakil, depolama, satın alma, kabul etme, bulundurma): “On yıldan az olmamak üzere” hapis cezası öngörülür. Kanunda ayrıca bir üst sınır yazılmadığından TCK 49/1’deki genel kural devreye girer: Süreli hapis cezası, kanunda aksi belirtilmeyen hâllerde yirmi yıldan fazla olamaz. Suçun üst sınırı yirmi yıl olduğundan on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar arasında yer alır.
- TCK 188/3 ikinci cümle (çocuğa verme veya satma): Hapis cezası on beş yıldan az olamaz.
- TCK 188/7 (uyuşturucu üretiminde kullanılan izne tabi maddeler): Sekiz yıldan az olmamak üzere hapis öngörülür; üst sınır yine TCK 49/1 uyarınca yirmi yıldır.
Uyuşturucu ticaretinin unsurları ve seçimlik hareketler için uyuşturucu ticareti suçunun unsurları yazımıza, sınır ötesi fiiller için uyuşturucu madde ithal ve ihraç suçu yazımıza bakabilirsiniz.
Tablodaki görev belirlemesi, iddianamede isnat edilen suçun kanuni tanımındaki cezaya göre yapılmıştır. TCK 190’ın temel hâllerinde üst sınır tam on yıl olduğundan “on yıldan fazla” ölçütü karşılanmaz ve dava kural olarak asliye ceza mahkemesinde görülür; ancak aynı kişiye TCK 188 de isnat ediliyorsa davalar CMK 9 uyarınca birleştirilerek ağır ceza mahkemesinde açılabilir. Arkadaşına madde vermenin ticaret mi kolaylaştırma mı olduğu tartışması için arkadaşa uyuşturucu vermek ticaret mi yazımıza bakabilirsiniz.
Kullanmak için bulundurma davasına hangi mahkeme bakar?
Kullanmak için uyuşturucu satın alma, kabul etme, bulundurma ve kullanma suçu (TCK 191/1) iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası gerektirir; bu nedenle ağır ceza mahkemesinin değil, asliye ceza mahkemesinin görev alanındadır. 5235 sayılı Kanunun 11. maddesi, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işleri asliye ceza mahkemelerine bırakır.
Uygulamada TCK 191 dosyalarının çoğu mahkemeye hiç gelmez. TCK 191/2 uyarınca soruşturmada şüpheli hakkında CMK 171’deki şartlar aranmaksızın beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir ve erteleme süresince en az bir yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Dava ancak şüphelinin yükümlülüklere uymamakta ısrar etmesi, tekrar kullanmak için madde bulundurması veya kullanması gibi TCK 191/4’teki hâllerde açılır ve bu durumda asliye ceza mahkemesinde görülür.
Uyuşturucu dosyalarında görev meselesinin en sık tartışıldığı yer burasıdır: Savcılık iddianameyi TCK 191’den asliye ceza mahkemesine düzenlemiş olabilir; ancak ele geçen maddenin miktarı, paket sayısı, hassas terazi, ihbar veya alıcı beyanları gibi deliller eylemin aslında ticaret olabileceğini gösterebilir. Bu durumda asliye ceza mahkemesinin yargılamaya devam ederek hüküm kurması değil, görevsizlik kararı vermesi gerekir. Aşağıda ayrıntısıyla anlatacağımız gibi, Yargıtay bu noktada yerleşik bir çizgi izlemektedir.
Çocuk uyuşturucu ticaretinden yargılanırsa hangi mahkeme bakar?
Fiil tarihinde 18 yaşını doldurmamış bir kişi uyuşturucu ticaretinden yargılanacaksa davaya çocuk ağır ceza mahkemesi bakar. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 26/2. maddesine göre çocuk ağır ceza mahkemesi, çocuklar tarafından işlenen ve ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarla ilgili davalara bakar. Belirleyici olan, dava açıldığı tarihteki değil suçun işlendiği tarihteki yaştır.
Çocuk Koruma Kanunu, hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan çocuğu güncel metninde “adli süreçteki çocuk” olarak tanımlar (5395 m.3/1-a-2); uygulamada ve eski kararlarda aynı kavram için “suça sürüklenen çocuk” ifadesi kullanılır. Bu çocuklar bakımından mahkeme yapısı şöyledir:
- Çocuk ağır ceza mahkemesi (5395 m.25/2, 26/2): Bir başkan ve iki üyeden oluşur; ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlara, dolayısıyla TCK 188’e bakar.
- Çocuk mahkemesi (5395 m.25/1, 26/1): Tek hâkimlidir; asliye ceza ve sulh ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlara, örneğin TCK 191 ve kural olarak TCK 190 davalarına bakar. Çocuk mahkemelerindeki duruşmalarda Cumhuriyet savcısı bulunmaz.
- Yargı çevresi (5395 m.27): Çocuk ağır ceza mahkemelerinin yargı çevresi, bulundukları il merkezi ve ilçeler ile bunlara adli yönden bağlanan ilçelerin idari sınırlarıdır.
Çocuk mahkemeleri her yerde kurulu değildir. 5395 sayılı Kanunun geçici 1/3. maddesi, çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza mahkemeleri bulunmayan yerlerde bu mahkemeler kurulup göreve başlayıncaya kadar çocuklar tarafından işlenen suçlara ait soruşturma ve kovuşturmaların Cumhuriyet başsavcılığı ve görevli mahkemelerce bu Kanun hükümlerine göre yapılacağını düzenler. Yani çocuk ağır ceza mahkemesi olmayan bir yerde dava genel ağır ceza mahkemesinde görülse bile kapalı duruşma, sosyal inceleme ve zorunlu müdafilik gibi çocuklara özgü güvenceler uygulanmak zorundadır.
Sınır yaşlarda doğum tarihi ve hatta doğum saati önem kazanır. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, suç tarihinde tam 18. doğum gününde bulunan sanık bakımından doğum saatinin araştırılmasını, saptanamazsa durumun sanık lehine değerlendirilip çocuklara ilişkin usul hükümlerinin uygulanmasını aramıştır; bu kararı aşağıda ayrıca ele alıyoruz. Çocuklar bakımından ceza indirimi, tutukluluk ve infaz kuralları için 18 yaşından küçük çocuk uyuşturucu ticareti cezası yazımıza bakabilirsiniz.
7593 sayılı Kanunla 2026’da CMK 174/1’e eklenen (e) bendi de çocuk dosyalarını doğrudan etkiler: On beş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında sosyal inceleme yaptırılmaksızın düzenlenen iddianame, mahkeme tarafından Cumhuriyet başsavcılığına iade edilir.
Çocuk ile yetişkin birlikte yakalanırsa dava nerede görülür?
Çocuk ile yetişkin aynı uyuşturucu ticareti olayında birlikte yakalanırsa, kural olarak soruşturma ve kovuşturma ayrı yürütülür. 5395 sayılı Kanunun 17/1. maddesi bunu açıkça öngörür: Yetişkin genel ağır ceza mahkemesinde, çocuk ise çocuk ağır ceza mahkemesinde yargılanır. Ancak davaların birlikte yürütülmesi zorunlu görülürse birleştirme kararı verilebilir ve bu hâlde birleştirilen davalar genel mahkemede görülür.
5395 m.17’nin sistemi üç kademelidir:
- Ayrı yürütme (17/1): Kural, çocuk ile yetişkin hakkındaki soruşturma ve kovuşturmanın ayrılmasıdır. Uygulamada yetişkinlerle birlikte açılan davada çocuk hakkındaki dosya “tefrik” edilerek çocuk mahkemesine gönderilir.
- Bekletme (17/2): Çocuk hakkında gerekli tedbirler uygulanmakla birlikte, mahkeme lüzum görürse çocuk hakkındaki yargılamayı genel mahkemedeki davanın sonucuna kadar bekletebilir.
- Birleştirme (17/3): Davaların birlikte yürütülmesi zorunlu görülürse, genel mahkemelerde yargılamanın her aşamasında, mahkemelerin uygun bulması şartıyla birleştirme kararı verilebilir; birleştirilen davalar genel mahkemede görülür.
Ayrı yürütme, delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi riskini doğurur. Aynı telefon kayıtları, aynı arama tutanağı ve aynı tanık beyanları iki farklı mahkemede iki farklı biçimde yorumlanabilir. Yargıtay bu riski, bağlantılı dosyanın akıbetinin araştırılmasını isteyerek gidermeye çalışmaktadır. Örgüt veya birlikte işleme iddiası bulunan dosyalarda çocuğun hukuki durumunun, yetişkinlerin yargılandığı dosyadaki delillerle birlikte değerlendirilmesi bu nedenle önemlidir.

Uyuşturucu ticareti davası hangi şehirdeki mahkemede görülür?
Uyuşturucu ticareti davası kural olarak suçun işlendiği yerdeki ağır ceza mahkemesinde görülür. CMK 12/1, davaya bakmak yetkisini suçun işlendiği yer mahkemesine verir. Teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir (CMK 12/2). Suç yeri belli değilse yakalanma yeri, o da yoksa yerleşim yeri mahkemesi yetkili olur.
Uyuşturucu dosyalarında yetki şu ihtimallere göre farklılaşır:
- Satış veya teslim: Satışın gerçekleştiği yer, suçun işlendiği yerdir.
- Bulundurma ve depolama: Bulundurma, süreklilik gösteren bir hareket olduğundan kesintisiz suç niteliğindedir; CMK 12/2 uyarınca kesintinin gerçekleştiği, yani çoğunlukla maddenin ele geçirildiği yer mahkemesi yetkilidir.
- Zincirleme suç: Aynı suç işleme kararıyla farklı zamanlarda birden fazla satış yapıldığı iddiasında son suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir.
- Suç yeri belli değilse (CMK 13): Şüpheli veya sanığın yakalandığı yer, yakalanmamışsa yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir; Türkiye’de yerleşim yeri yoksa en son adresinin bulunduğu yer, o da belirlenemiyorsa ilk usul işleminin yapıldığı yer mahkemesi yetkili olur.
- Yabancı ülkede işlenen suçlar (CMK 14): Kanun hükümleri uyarınca Türkiye’de kovuşturulması gereken suçlarda yetki CMK 13/1-2’ye göre belirlenir; Cumhuriyet savcısının, şüphelinin veya sanığın istemi üzerine Yargıtay, suçun işlendiği yere daha yakın olan yer mahkemesine yetki verebilir.
- Deniz, hava ve demiryolu taşıtları (CMK 15): Ülke içinde bu taşıtlarda veya bu taşıtlarla işlenen suçlarda taşıtın ilk ulaştığı yer mahkemesi de yetkilidir. Örneğin yurt içi uçuşla taşınan madde bakımından varış havalimanının bulunduğu yer mahkemesi de yetkili hâle gelebilir.
Bir mahkeme yetkili olsa bile hukuki veya fiili sebeplerle görevini yerine getiremeyecek hâlde bulunursa, yüksek görevli mahkeme davanın başka yerdeki aynı derecede bir mahkemeye nakline karar verebilir (CMK 19/1). Kamu güvenliği için tehlike oluşturan hâllerde naklin Adalet Bakanı tarafından Yargıtaydan istenmesi de mümkündür (CMK 19/2).
İstanbul Anadolu yakasında işlenen suçlarda dava nerede görülür?
Kartal, Pendik, Maltepe, Tuzla, Kadıköy, Üsküdar, Ümraniye, Ataşehir, Sultanbeyli, Sancaktepe ve Çekmeköy ilçelerinde işlenen uyuşturucu ticareti suçlarında yetkili mahkemeler, Kartal’daki İstanbul Anadolu Adliyesi bünyesindedir. Adliyenin resmî internet sitesinde yer alan bilgilere göre burada 26 ağır ceza, 2 çocuk ağır ceza ve 6 çocuk mahkemesi bulunmakta; ceza mahkemeleri B Blokta yer almaktadır.
Aynı adliyede birden fazla ağır ceza mahkemesi olması, yetki ile ilgili değil iş dağılımıyla ilgili bir durumdur. Dosya, adliyedeki ağır ceza mahkemelerinden birine tevzi edilir; hangi daireye düştüğü sanığın talebine göre değişmez. 5235 sayılı Kanunun 9. maddesine göre Hâkimler ve Savcılar Kurulu ihtisaslaşmayı sağlamak amacıyla daireler arasındaki iş dağılımını belirleyebilir; daireler tevzi edilen davalara bakmakla yükümlüdür ve iş dağılımı gerekçesiyle görülmekte olan dosyayı başka daireye gönderemez. Mahkeme sayıları ve bina düzeni zaman içinde değişebileceğinden, güncel bilgi için adliyenin resmî sitesinin kontrol edilmesi yerinde olur. Adliyeye ulaşım ve birimler için İstanbul Anadolu Adliyesi rehberimize bakabilirsiniz.
Yetkisizlik itirazı ne zamana kadar yapılır?
Yetkisizlik itirazı, ilk derece mahkemesinde sanığın duruşmadaki sorgusundan önce yapılmalıdır. CMK 18/1 bunu açıkça düzenler; mahkeme de yetkisizlik iddiasına ilişkin kararı sorgudan önce verir. Bu aşamadan sonra sanık yetkisizlik ileri süremeyeceği gibi mahkeme de bu konuda kendiliğinden karar veremez (CMK 18/2). Yetkisizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir (CMK 18/3).
Bu süre sınırı, görev ile yetki arasındaki en önemli farktır. Görev kamu düzenine ilişkindir ve mahkeme kovuşturma evresinin her aşamasında görevli olup olmadığını re’sen inceleyebilir (CMK 4/1). Yetki ise sorgudan sonra kesinleşir. Bu nedenle dosyanın başka bir yerdeki mahkemede görülmesi gerektiği düşünülüyorsa, itirazın ilk duruşmada, sorgu başlamadan dile getirilmesi gerekir. Bölge adliye mahkemesinde ise yetkisizlik iddiası incelemenin başlamasından, duruşmalı işlerde inceleme raporunun okunmasından önce bildirilir.
Mahkemeler arasında yetki konusunda olumlu veya olumsuz uyuşmazlık çıkarsa, yetkili mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkeme belirler (CMK 17). Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlamasından sonra, aynı bölge adliye mahkemesi yargı çevresindeki ilk derece ceza mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek 5235 sayılı Kanunun 37/2. maddesi uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin görevidir.
Dava yanlış mahkemede açılırsa ne olur?
Dava görevli olmayan bir mahkemede açılmışsa, iddianamenin kabulünden sonra işin davayı gören mahkemenin görevini aştığı veya dışında kaldığı anlaşılırsa mahkeme bir kararla işi görevli mahkemeye gönderir (CMK 5/1). Bu karara görevsizlik kararı denir ve adli yargı içindeki mahkemeler bakımından verilen görevsizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir (CMK 5/2).
Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, görevsiz mahkemenin verdiği karar sonradan bozulabilir. CMK 7’ye göre yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür. Örneğin asliye ceza mahkemesinin kullanmak için bulundurmadan verdiği mahkûmiyet, eylemin ticaret olabileceği gerekçesiyle Yargıtay veya bölge adliye mahkemesince bozulursa, dosya görevsizlik kararıyla ağır ceza mahkemesine gider ve yargılama orada yeniden yapılır.
Burada sanık bakımından önemli bir güvence vardır: Hüküm yalnızca sanık veya lehine kanun yoluna başvurulmuşsa, yeniden kurulan hükümde önceki hükümle verilen cezadan daha ağır bir ceza verilemez. Aşağıda anlattığımız Yargıtay kararında, ağır ceza mahkemesi eylemi uyuşturucu ticareti olarak nitelendirmiş, ancak önceki hüküm yalnız sanığın temyiziyle bozulduğu için sonuç cezayı önceki 10 aylık ceza ile sınırlı tutmuştur. Bu güvence, kanun yoluna başvurulurken yalnızca sanığın başvurusunun bulunup bulunmadığının ve Cumhuriyet savcısının da aleyhe başvurusu olup olmadığının dikkatle değerlendirilmesini gerektirir.
GÖREV VE YETKİ İTİRAZLARINDA SÜREÇ
Ticaret davası kullanmaya dönerse dosya asliye cezaya gider mi?
Hayır, gitmez. CMK 6 uyarınca duruşmada suçun hukuki niteliğinin değiştiğinden bahisle görevsizlik kararı verilerek dosya alt dereceli mahkemeye gönderilemez. Ağır ceza mahkemesi yargılama sonunda eylemin ticaret değil kullanmak için bulundurma olduğu kanaatine varırsa, sanığa ek savunma hakkı tanıyarak TCK 191’den hükmü kendisi kurar.
Bu kural iki yönlüdür ve uygulamada sık karıştırılır:
- Yukarı doğru gönderme serbesttir: Asliye ceza mahkemesi, kullanmak için bulundurma davasında eylemin ticaret olabileceğini görürse CMK 5 uyarınca görevsizlik kararı verip dosyayı ağır ceza mahkemesine gönderir.
- Aşağı doğru gönderme yasaktır: Ağır ceza mahkemesi, duruşmada vasfın kullanmaya döndüğünü görse bile dosyayı asliye cezaya gönderemez; hükmü kendisi kurar.
CMK 6’nın bugünkü metni 5560 sayılı Kanunla 2006’da getirilmiştir. Daha önceki metin, iddianamenin kabulünden sonra yargılamanın alt dereceli bir mahkemeye ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararını genel olarak yasaklıyordu. Yeni metin yasağı “duruşmada suçun hukuki niteliğinin değişmesi” hâliyle sınırlamıştır; bu nedenle duruşmadaki nitelik değişikliğine dayanmayan durumlarda alt dereceli mahkemeye görevsizlik kararı verildiği de görülür. Ağır ceza mahkemesi TCK 191’den hüküm kurduğunda, TCK 191/8 de devreye girer: TCK 188’den yapılan kovuşturmada suçun münhasıran TCK 191 kapsamına girdiği anlaşılırsa, sanık hakkında 191 hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir. Vasıf değişikliğinin ölçütleri ve ek savunma için vasıf değişikliği rehberimize bakabilirsiniz.
Birden fazla suç veya sanık varsa davalar nasıl birleştirilir?
Bir kişi birden fazla suçtan sanık olursa veya bir suçta birden fazla sanık bulunursa davalar arasında bağlantı var sayılır (CMK 8/1) ve bağlantılı davalar tek mahkemede birleştirilebilir. Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, birleştirilerek yüksek görevli mahkemede, yani uyuşturucu dosyalarında çoğunlukla ağır ceza mahkemesinde dava açılabilir (CMK 9).
Uyuşturucu dosyalarında bağlantı şu biçimlerde ortaya çıkar:
- Aynı kişiye 188 ve 191 birlikte isnat edilmesi: Örneğin üzerinde satışa hazır paketler, evinde ise kullanım miktarında madde ele geçen kişi hakkında iki ayrı suçtan tek iddianame düzenlenebilir ve dava ağır ceza mahkemesinde görülür.
- Aynı olayda birden fazla sanık: Satıcı, aracı ve nakil yapan kişiler hakkında tek dava açılması, delillerin birlikte değerlendirilmesini sağlar.
- Suçtan sonraki fiiller: Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç sayılır (CMK 8/2).
Kovuşturma evresinin her aşamasında bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir; birleştirilen davalarda bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır ve işin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur (CMK 10). Farklı yerlerdeki mahkemelerin yetkisine giren bağlantılı davalar da yetkili mahkemelerden birinde birleştirilebilir; mahkemeler uyuşamazsa birleştirmeye ortak yüksek görevli mahkeme karar verir (CMK 16). Çocuk sanıklar bakımından ise yukarıda anlatılan 5395 m.17’deki özel kural öncelikle uygulanır.
Örgüt dosyalarında özel yetkili mahkeme var mı?
Hayır, bugün örgütlü uyuşturucu ticareti için ayrı bir özel yetkili mahkeme yoktur. Eskiden CMK 250 ile kurulan özel yetkili ağır ceza mahkemeleri örgüt kapsamındaki uyuşturucu ticareti davalarına da bakıyordu; bu madde 6352 sayılı Kanunla 2012’de yürürlükten kaldırılmıştır. CMK 250 bugün tamamen farklı bir konuyu, seri muhakeme usulünü düzenlemektedir.
Bu nedenle TCK 188/5 kapsamında suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlendiği iddia edilen dosyalar da genel ağır ceza mahkemelerinde görülür. Örgüt iddiası cezayı bir kat artırır ve dosyanın kapsamını genişletir, ancak görevli mahkemeyi değiştirmez. Büyük adliyelerde belirli ağır ceza dairelerinin bu tür dosyalara bakması, mahkeme türünü değiştiren bir görev kuralı değil, 5235 m.9’a dayanan bir iş dağılımı uygulamasıdır.
Eski sistemden kalan dosyalarda çocuk sanıklar bakımından önemli bir sorun yaşanmıştır: 6008 sayılı Kanunla 2010’da CMK 250’ye eklenen hükümle çocukların bu özel mahkemelerde yargılanamayacağı kabul edilmiş, Yargıtay da özel yetkili mahkemede yargılanan çocuk sanık hakkındaki hükmü görev yönünden bozmuştur. Bu kararı aşağıda ele alıyoruz.
Kararlara karşı istinaf ve temyiz hangi mahkemeye yapılır?
Ağır ceza veya çocuk ağır ceza mahkemesinin hükmüne karşı istinaf başvurusu, o mahkemenin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesinin ceza dairesince incelenir; bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı ise kanunda öngörülen hâllerde Yargıtaya temyiz yolu açıktır. Bölge adliye mahkemesi ceza dairesi, aynı zamanda yargı çevresindeki ilk derece mahkemeleri arasındaki görev ve yetki uyuşmazlıklarını da çözer (5235 m.37). Yargıtayın uyuşturucu ticareti dosyalarına ilişkin son yıllardaki kararlarının büyük bölümü 10. Ceza Dairesince verilmiştir. Kanun yolu süreleri ve aşamaları için uyuşturucu ticareti davasında istinaf ve temyiz süreci yazımıza bakabilirsiniz.
Yargıtay kararlarında görev ve yetki
Yargıtayın tam metnini incelediğimiz kararları, uyuşturucu dosyalarında görev ve yetki kurallarının nasıl uygulandığını somut olarak göstermektedir.
Kullanma davasında ticaret şüphesi varsa görevsizlik zorunludur. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 17.02.2020 tarihli, 2019/4335 Esas, 2020/1029 Karar sayılı kararında, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uyulmaması üzerine asliye ceza mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmü bozulmuştur. Daire, olay tutanağı ve dosya kapsamına göre eylemin ticaret amacıyla bulundurma suçunu oluşturabileceğini, bu suça bakma ve delilleri değerlendirme görevinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğunu, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devam edilmesinin yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir (karar metni).
Görevsizlikten sonra ağır cezada yargılama ve kazanılmış hak. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 10.05.2023 tarihli, 2023/3959 Esas, 2023/4222 Karar sayılı kararına konu dosyada, sanık hakkında TCK 191’den dava açılmış, asliye ceza mahkemesi 10 ay hapis cezası vermişti. Daire önceki bozma kararında, sanığın işlettiği markette ihbar üzerine yapılan aramada 49 paket esrar ile 40 adet MDMA ve amfetamin içeren hap ele geçirildiğine işaret ederek paket sayısı, miktar, çeşitlilik ve ele geçiriliş biçimine göre görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini belirtmişti. Bozmaya uyan asliye ceza mahkemesi CMK 3, 4/1 ve 5/1 uyarınca görevsizlik kararı vermiş; ağır ceza mahkemesi sanığı TCK 188/3’ten mahkûm etmiş, ancak önceki hüküm yalnız sanığın temyiziyle bozulduğu için sonuç cezayı kazanılmış hak gereği 10 ay hapis olarak belirlemiştir. Daire bu hükmü onamıştır (karar metni).
Doğum gününde işlenen suç ve çocuklara özgü usul. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 24.02.2022 tarihli, 2020/15268 Esas, 2022/2085 Karar sayılı kararında, 10.11.2016 tarihinde uyuşturucu ticareti suçunu işlediği iddia edilen 10.11.1998 doğumlu sanık hakkında ağır ceza mahkemesince kurulan ve bölge adliye mahkemesince onaylanan hüküm bozulmuştur. Daire, doğum tutanağı ve dayanak belgelerin getirtilerek doğum saatinin belirlenmesini, saat saptanamazsa durumun sanık lehine değerlendirilip suçun 18 yaşından önce işlendiğinin kabulüyle çocuklara ilişkin usul hükümlerinin ve TCK 31/3’ün uygulanmasını aramıştır. Karar oy çokluğuyla verilmiş; karşı oy yazan üyeler, doğum saati araştırılmadan sanığın doğum gününün son saatinde doğduğunun kabul edilmesi ve doğrudan TCK 31/3’ün uygulanması gerektiğini savunmuştur (karar metni).
Tefrik edilen çocuk dosyası ile yetişkin dosyasının bağlantısı. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 12.03.2018 tarihli, 2015/1220 Esas, 2018/2500 Karar sayılı kararında, yaş küçüklüğü nedeniyle tefrik edilerek çocuk ağır ceza mahkemesinde görülen dosya incelenmiştir. Örgüt kapsamında uyuşturucu ticareti iddiasıyla yaşı büyük sanıkların ağır ceza mahkemesinde yargılandığı dosyadaki hükümlerin bir kısmı bozulmuştu. Daire, bağlantılı dosyanın sonucunun araştırılmasını, kesinleşmişse getirtilerek dosya içine konmasını, derdest ise birleştirilmesini ve tüm delillerin birlikte değerlendirilmesini istemiş; bu gözetilmeden kurulan hükmü bozmuştur (karar metni).
Çocuk sanığın özel yetkili mahkemede yargılanması. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 09.11.2023 tarihli, 2018/2723 Esas, 2023/9674 Karar sayılı kararındaki hukuki süreç özetine göre, çocuk sanık hakkında CMK 250 ile görevli ağır ceza mahkemesince verilen hüküm, Dairenin 2011 tarihli kararıyla, 6008 sayılı Kanunla CMK 250’ye eklenen ve çocukların bu mahkemelerde yargılanamayacağını öngören hüküm ile göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olması gerekçesiyle bozulmuştu. Dosya daha sonra çocuk ağır ceza mahkemesinde görülmüş; Daire 2023’teki kararında, suç tarihinde 15-18 yaş grubunda bulunan sanık bakımından 15 yıllık olağanüstü dava zamanaşımının dolduğunu belirterek kamu davasını düşürmüştür (karar metni). Görev hatası nedeniyle uzayan yargılamaların zamanaşımı sonucunu nasıl etkileyebileceği için uyuşturucu ticaretinde zamanaşımı yazımıza bakabilirsiniz.
Yetki uyuşmazlığını bölge adliye mahkemesi çözer. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 25.10.2021 tarihli, 2021/2063 Esas, 2021/4993 Karar sayılı kararında, kullanmak için uyuşturucu bulundurma davasında iki asliye ceza mahkemesi arasında çıkan olumsuz yetki uyuşmazlığı incelenmiştir. Daire, bölge adliye mahkemelerinin 20.07.2016’da göreve başlamasından sonra aynı bölge adliye mahkemesi yargı çevresindeki ilk derece mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın 5235 m.37/2 ve CMK 17 uyarınca ortak yüksek görevli bölge adliye mahkemesi ceza dairesince çözülmesi gerektiğini belirterek görevsizlik kararı vermiştir (karar metni).
Görevsizlik ve yetkisizlik aynı kararda terditli verilemez. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 01.07.2025 tarihli, 2025/2748 Esas, 2025/7625 Karar sayılı kararına konu dosyada, uyuşturucu ticareti iddiasıyla açılan davada ağır ceza mahkemesi miktarın kişisel kullanım sınırında kaldığı gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, dosya yetkisizlik kararıyla başka bir asliye ceza mahkemesine gönderilmiş, bu mahkeme de hem görevsizlik hem yetkisizlik içeren tek bir karar vermişti. Daire, mahkemenin eylemi ticaret olarak değerlendiriyorsa dosyayı kendi yerindeki ağır ceza mahkemesine göndermesi, uyuşmazlık çıkarsa bunun bölge adliye mahkemesince çözülmesi ya da yalnız karşı yetkisizlik kararı vermesi gerektiğini, terditli kararın usulüne uygun bir yetkisizlik kararı sayılamayacağını belirterek dosyayı mahalline iade etmiştir (karar metni).
CMK 6’nın sınırı. Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 01.10.2012 tarihli, 2009/20428 Esas, 2012/24451 Karar sayılı kararı, CMK 6’nın 5560 sayılı Kanunla değişen metnine dikkat çekmiştir. Daireye göre yasak artık yalnızca “duruşmada suçun hukukî niteliğinin değiştiğinden bahisle” alt dereceli mahkemeye gönderilmeyi kapsar; bu hâl dışında, işin alt dereceli mahkemenin görevine girdiği durumda görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması bozma nedeni sayılmıştır (karar metni). Uyuşturucu dosyaları bakımından sonuç şudur: Ağır ceza mahkemesi duruşmada vasfın TCK 191’e döndüğü kanaatine varırsa hükmü kendisi kurar; duruşmadaki nitelik değişikliğine dayanmayan durumlarda ise görev değerlendirmesi somut dosyaya göre yapılır.
Sık yapılan yanlış değerlendirmeler
- “Dava her zaman ikametgâhın bulunduğu yerde görülür.” Kural, suçun işlendiği yer mahkemesinin yetkisidir (CMK 12). Yerleşim yeri ancak suç yeri belli değilse ve şüpheli yakalanmamışsa yetkiyi belirler (CMK 13).
- “Yetki itirazı her aşamada yapılabilir.” İlk derece mahkemesinde yetkisizlik iddiası sanığın sorgusundan önce bildirilmelidir; sonrasında ileri sürülemez (CMK 18).
- “Ağır ceza suçu kullanmaya çevirirse dosya asliye cezaya döner.” Duruşmada vasfın değişmesi nedeniyle alt dereceli mahkemeye görevsizlik kararı verilemez (CMK 6); ağır ceza mahkemesi hükmü kendisi kurar.
- “Dava açıldığında 18 yaşını doldurduysa yetişkin mahkemesine gider.” Görevli mahkeme, fiilin işlendiği tarihteki yaşa göre belirlenir; fiil tarihinde çocuk olan sanığın davası çocuk ağır ceza mahkemesinde görülür.
- “Örgüt dosyalarına özel mahkeme bakar.” CMK 250’deki özel yetkili mahkemeler 2012’de kaldırılmıştır; örgüt iddiası bulunan dosyalar da genel ağır ceza mahkemelerinde görülür.
- “Görevsizlikten sonra ağır ceza daha ağır ceza veremez, bu her durumda geçerlidir.” Önceki cezanın üst sınır oluşturması, hükmün yalnız sanık lehine kanun yoluna götürülmesine bağlıdır; Cumhuriyet savcısının aleyhe başvurusu varsa bu güvence aynı biçimde işlemez.
- “Çocuk ve yetişkin aynı davada yargılanır.” 5395 m.17 uyarınca kural ayrı yürütmedir; birleştirme ancak zorunlu görülürse ve mahkemelerin uygun bulmasıyla mümkündür.
Sonuç ve değerlendirme
Uyuşturucu ticareti davasına hangi mahkemenin bakacağı, suçun kanuni cezası ve failin yaşıyla belirlenir. TCK 188/1 ve 188/3’teki suçların cezası on yıldan fazla hapis gerektirdiğinden dava 5235 m.12 uyarınca ağır ceza mahkemesinde, fail fiil tarihinde çocuksa 5395 m.26/2 uyarınca çocuk ağır ceza mahkemesinde görülür; kullanmak için bulundurma (TCK 191) ise asliye ceza veya çocuk mahkemesinin görev alanındadır. Hangi yerdeki mahkemenin bakacağı CMK 12-16’ya göre suçun işlendiği yer esas alınarak belirlenir ve yetki itirazı sorgudan önce yapılmalıdır.
Uygulamada en kritik nokta, görev ile vasıf tartışmasının iç içe geçmesidir. Asliye ceza mahkemesi ticaret şüphesi gördüğünde dosyayı ağır cezaya göndermek zorundadır; ağır ceza mahkemesi ise duruşmada vasfın kullanmaya döndüğünü görse bile dosyayı geri gönderemez. Görev hataları hükmün bozulmasına, yargılamanın uzamasına ve kimi dosyalarda zamanaşımı tartışmasına yol açabilir. Bu nedenle iddianamenin tebliğinden itibaren görev, yetki, bağlantı ve çocuk-yetişkin ayrımının somut dosyaya göre değerlendirilmesi gerekir.
İlgili yazılarımız
Uyuşturucu Ticareti Kullanmaya Dönüşür mü? · Vasıf Değişikliği Rehberi · 18 Yaşından Küçük Çocuk Uyuşturucu Ticareti Cezası · Uyuşturucu Madde İthal ve İhraç Suçu · Uyuşturucu Ticaretinde İlk Duruşma ve Tahliye · İstinaf ve Temyiz Süreci · İstanbul Anadolu Adliyesi · Uyuşturucu Suçları Bilgi Merkezi
Görevli mahkemenin belirlenmesinden sonra davanın soruşturma, ağır ceza, istinaf ve Yargıtay aşamalarında geçirdiği süreler için uyuşturucu ticareti davaları ne kadar sürer yazımıza bakabilirsiniz.
İstanbul Anadolu Adliyesi’ndeki ceza yargısı birimleri ve CMK 161/7 yetki uyuşmazlığı uygulaması Kartal Anadolu Adliyesi ceza avukatı yazımızda Yargıtay kararıyla açıklandı.
Sıkça sorulan sorular
Uyuşturucu ticareti davasına hangi mahkeme bakar?
Uyuşturucu ticareti (TCK 188/3) ve ithal-ihraç (TCK 188/1) davalarına ağır ceza mahkemesi bakar. 5235 sayılı Kanunun 12. maddesi on yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçları ağır cezaya bırakır; 188/3’teki ceza on yıldan az olmamak üzere belirlendiğinden üst sınırı yirmi yıldır. Fail fiil tarihinde 18 yaşından küçükse dava çocuk ağır ceza mahkemesinde görülür.
Kullanmak için uyuşturucu bulundurma davası hangi mahkemede görülür?
TCK 191/1’deki kullanmak için satın alma, kabul etme, bulundurma ve kullanma suçunun cezası iki yıldan beş yıla kadar hapistir; bu nedenle dava asliye ceza mahkemesinde görülür. Ancak çoğu dosyada önce beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir; dava ancak erteleme süresindeki ihlal hâlinde açılır.
18 yaşından küçük biri uyuşturucu ticaretinden yargılanırsa hangi mahkeme bakar?
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 26/2. maddesi uyarınca çocuklar tarafından işlenen ve ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlara çocuk ağır ceza mahkemesi bakar. Belirleyici olan dava tarihindeki değil fiilin işlendiği tarihteki yaştır. Çocuk ağır ceza mahkemesi kurulmamış yerlerde görevli genel mahkeme çocuklara özgü usul hükümlerini uygular.
Uyuşturucu ticareti davası hangi şehirde görülür?
CMK 12/1 uyarınca davaya bakma yetkisi suçun işlendiği yer mahkemesine aittir. Bulundurma gibi kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği yer, zincirleme suçlarda son suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir. Suç yeri belli değilse yakalanma yeri, o da yoksa yerleşim yeri mahkemesi yetkili olur (CMK 13).
Yetkisizlik itirazı ne zamana kadar yapılabilir?
CMK 18 uyarınca sanık yetkisizlik iddiasını ilk derece mahkemesinde duruşmadaki sorgusundan önce bildirmelidir. Mahkeme de bu konudaki kararını sorgudan önce verir; bu aşamadan sonra ne sanık yetkisizlik ileri sürebilir ne de mahkeme kendiliğinden yetkisizlik kararı verebilir. Yetkisizlik kararlarına karşı itiraz yolu açıktır.
Ağır ceza mahkemesi suçu kullanmaya çevirirse dosya asliye cezaya gider mi?
Hayır. CMK 6 uyarınca duruşmada suçun hukuki niteliğinin değiştiğinden bahisle görevsizlik kararı verilerek dosya alt dereceli mahkemeye gönderilemez. Ağır ceza mahkemesi eylemi TCK 191 kapsamında görürse, ek savunma hakkı tanıyarak hükmü kendisi kurar; kullanma suçuna özgü HAGB gibi hükümler de bu mahkemece uygulanır.
Asliye ceza mahkemesi ticaret şüphesi görürse ne yapar?
Kullanmak için bulundurma davasında dosya kapsamı eylemin ticaret olabileceğini gösteriyorsa asliye ceza mahkemesi CMK 5 uyarınca görevsizlik kararı vererek dosyayı ağır ceza mahkemesine gönderir. Yargıtay, bu durumda yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmasını bozma nedeni saymaktadır. Görevsizlik kararına karşı itiraz edilebilir.
Örgüt kapsamındaki uyuşturucu davalarına özel mahkeme mi bakar?
Hayır. Eskiden CMK 250 ile kurulan özel yetkili ağır ceza mahkemeleri 6352 sayılı Kanunla kaldırılmıştır. Bugün örgüt faaliyeti çerçevesinde işlendiği iddia edilen uyuşturucu ticareti davaları da genel ağır ceza mahkemelerinde görülür. Hâkimler ve Savcılar Kurulu, ihtisaslaşma amacıyla aynı adliyedeki daireler arasında iş dağılımı yapabilir.
İddianamedeki suç vasfı, failin fiil tarihindeki yaşı, suçun işlendiği yer ve bağlantılı dosyalar, davanın hangi mahkemede ve hangi usulle görüleceğini belirler. Dosyayı somut belgeler üzerinden inceleyelim.
Yazar Hakkında
Av. Burakhan Çalışkan, İstanbul Barosu’na kayıtlı avukat olarak Kartal’daki bürosunda ceza hukuku alanında çalışmakta; uyuşturucu suçlarına ilişkin soruşturma ve kovuşturmalarda, ağır ceza ve çocuk mahkemelerinde görülen dosyalarda savunma yürütmektedir. İddianamenin görevli mahkemeye düzenlenip düzenlenmediği, yetki itirazının zamanında yapılması, çocuk ile yetişkin dosyalarının ayrılması ve vasıf değişikliği hâlinde izlenecek usul, onun yazılarında üzerinde durduğu konular arasındadır. Bu yazı, 5235 ve 5395 sayılı Kanunlar ile CMK’nın yürürlükteki metinleri ve tam metni incelenen Yargıtay kararları esas alınarak hazırlanmıştır.
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.