📌 Kısa Cevap: Sarkıntılık suçunda (TCK m.102/1 son cümle) delil yetersizliği hâlinde soruşturma evresinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir (CMK m.172); dava açılmışsa suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmadığı için beraat kararı verilir (CMK m.223/2-e). Delil yetersizliği “suçsuzluğun kanıtlanması” anlamına gelmez; mağdur bakımından itiraz ve yeni delil yolları açık kalır.
Sarkıntılık düzeyindeki cinsel saldırı fiilleri çoğu kez tanıksız ortamlarda, kısa sürede ve fiziksel iz bırakmadan gerçekleştiği için ispat bakımından en zor dosyalar arasındadır. Bu yazıda delil yetersizliği kavramını, soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki sonuçlarını, hem şüpheli/sanık hem de mağdur açısından başvuru yollarını ve suç vasfının değişme ihtimalini 2026 güncel mevzuatla ele alıyoruz. Sarkıntılık düzeyinin ne anlama geldiğini “Sarkıntılık Düzeyinde Kalan Cinsel Saldırı Nedir?” yazımızda ayrıca anlattık.
Delil yetersizliği tespiti zamanında ve doğru gerekçeyle yapılmazsa hem savunma hem mağdur hakları zayıflar.
Delil yetersizliği hukuken ne anlama gelir?
Ceza yargılamasında farklı aşamalar için farklı ispat eşikleri vardır. İddianame düzenlenebilmesi için soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda “yeterli şüphe” oluşturması gerekir (CMK m.170/2). Mahkûmiyet kararı için ise yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin “sabit” olması aranır (CMK m.223/5). Delil yetersizliği, bu iki eşikten birinin aşılamadığı durumu ifade eder: soruşturmada yeterli şüphe oluşmamışsa kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir (CMK m.172/1); yargılamada ise suçun işlendiği kesinlik derecesinde sabit olmamışsa beraat kararı verilir (CMK m.223/2-e). Bu nedenle “delil yetersizliği” tek bir karar türü değil, aşamaya göre değişen sonuçlar zinciridir.
Soruşturma evresinde: kovuşturmaya yer olmadığı kararı
CMK m.172/1 uyarınca Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir ve kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. Sarkıntılık dosyalarında bu karar çoğunlukla şu durumlarda görülür: mağdurun beyanının olayın yeri, zamanı veya biçimi bakımından çelişkili olması, fiili doğrulayacak kamera kaydı, tanık veya mesaj gibi bir dayanağın bulunmaması, şüphelinin fiili ısrarla ve tutarlı biçimde inkâr etmesi ve beyanı çürütebilecek veya destekleyebilecek başka bir bağımsız delilin elde edilememesi.
KYOK’a itiraz: mağdurun elindeki yol (CMK m.173)
Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde (7499 sayılı Kanunla önceki on beş gün yerine iki hafta olarak düzenlenmiştir) ilgili sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir (CMK m.173/1). İtiraz dilekçesinde kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir (m.173/2). Sulh ceza hâkimliği gerek görürse soruşturmanın genişletilmesini Cumhuriyet başsavcılığından isteyebilir; kamu davasının açılması için yeterli neden bulunmazsa gerekçeli olarak itirazı reddeder. İstemi yerinde bulursa Cumhuriyet savcısı iddianame düzenler (m.173/4). Bu aşamada itirazın etkili olabilmesi için yalnızca “karara katılmıyorum” demek yetmez; savcılığın göz ardı ettiği kamera kaydı, tanık, mesajlaşma veya adli rapor gibi somut deliller dilekçede gösterilmelidir.
KYOK sonrası yeni delil çıkarsa ne olur? (CMK m.172/2)
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz. Dolayısıyla delil yetersizliğine dayanan KYOK kararı mutlak bir kesin hüküm gibi sonsuz koruma sağlamaz; sonradan ortaya çıkan, yeterli şüpheyi oluşturacak yeni delil ve sulh ceza hâkimliği kararı ile soruşturma yeniden açılabilir. Bu hüküm hem mağdur açısından bir umut penceresi hem de şüpheli açısından devam eden bir risk anlamına gelir. Şikâyet ve zamanaşımı sürelerinin ise bu süreçte dikkatle takip edilmesi gerekir.
Videolu anlatım
KYOK itirazı ve beraat sonrası kanun yolu süreleri kısadır; dosyanızı süre kaçmadan birlikte inceleyelim.
Kovuşturma evresinde: beraat kararı ve türleri
Dava açıldıktan sonra mahkeme, CMK m.223/2 uyarınca beraat kararını şu hâllerde verir: yüklenen fiilin suç olarak tanımlanmamış olması, suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, kast veya taksirin bulunmaması, hukuka uygunluk nedeninin bulunması ve yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması. Delil yetersizliği hâli esas olarak son bentte (m.223/2-e) karşılığını bulur. Bu ayrımın pratik önemi vardır: “işlenmediğinin sabit olması” sanığın suçla ilgisinin bulunmadığının kesin biçimde ortaya çıktığını, “işlendiğinin sabit olmaması” ise mahkemenin suçun işlendiği konusunda yeterli kesinliğe ulaşamadığını gösterir. Beraat gerekçesinin hangi bende dayandığı, sonraki tazminat, iftira ve itibar süreçlerinde belirleyici olabilir.
Şüpheden sanık yararlanır ilkesi
Anayasa m.38/4, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağını düzenler. Bu masumiyet karinesinin doğal sonucu, mahkemenin suçun işlendiği konusunda makul şüpheyi giderecek kesinliğe ulaşamadığı durumlarda sanık lehine karar vermesidir. Sarkıntılık dosyalarında bu ilke, özellikle iddianın tek bir beyana dayandığı ve beyanın çelişkili olduğu durumlarda öne çıkar. Ancak ilke, mağdurun beyanının otomatik olarak güvenilmez sayılacağı anlamına gelmez; mahkeme beyanı diğer delillerle birlikte değerlendirerek makul şüphenin giderilip giderilmediğini denetler.
Tek beyana dayalı dosyalarda mahkeme neye bakar?
Mağdur beyanı kanunen geçerli bir delildir ve hükme esas alınabilir; mahkeme CMK m.217/1 uyarınca delilleri vicdani kanaatiyle serbestçe takdir eder. Uygulamada tek beyana dayalı dosyalarda şu hususlar incelenir: beyanın iç tutarlılığı ve zaman içinde istikrarı, anlatımın olayın doğal akışıyla uyumu, mağdurun şüpheliyle önceki ilişkisi ve olası husumet, şikâyetin gecikme nedeni, olay sonrası davranışlar (ilk tepki, yakınlarına anlatma, tanığa başvurma), şüphelinin savunmasının tutarlılığı ve varsa dolaylı deliller. Bu unsurlar birlikte beyanı destekliyorsa mahkûmiyet mümkün; beyan çelişkili, destekleyici hiçbir unsur yok ve makul şüphe sürüyorsa delil yetersizliği nedeniyle beraat gündeme gelir.
Sarkıntılık dosyalarında hangi deliller aranır?
Fiziksel iz bırakmayan sarkıntılık fiillerinde dolaylı deliller önem kazanır. Kamu alanlarında işlenen fiiller bakımından güvenlik kamerası kayıtları, toplu taşıma araçlarındaki kayıtlar ve çevrede bulunan işletmelerin görüntüleri, bu kayıtların süresi dolmadan talep edilmesi hâlinde kritik olabilir. Tanık beyanları, olay anında veya hemen sonrasında mağdurun yakınlarına gönderdiği mesajlar, olay sonrası psikolojik tepkiler ve gerekirse sağlık kuruluşu kayıtları da delil niteliği taşır. Delillerin hukuka uygun elde edilmesi şarttır; dijital delillerin toplanması aşamasındaki güvenceleri “Cinsel Suç Soruşturmasında Ev Araması ve Telefona El Koyma” yazımızda anlattık. Şikâyet dilekçesinde hangi delillerin gösterilmesi gerektiği için “Cinsel Taciz Şikâyet Dilekçesi Örneği” yazımıza bakabilirsiniz.
Sarkıntılık dosyasında delil yetersizliği süreci
Şikâyete bağlılık ve süre: delil yetersizliğinden önceki ilk eşik
TCK m.102/1 hükmü, cinsel davranışlarla vücut dokunulmazlığını ihlal eden kişinin mağdurun şikâyeti üzerine cezalandırılmasını öngörür; cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. TCK m.73/1 uyarınca soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz; bu süre şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. Şikâyet süresinin geçmesi ayrı bir engeldir ve delil yetersizliğinden bağımsız olarak dava şartı eksikliği doğurur. Şikâyetten vazgeçmenin sonuçlarını “Cinsel Suçlarda Şikâyetten Vazgeçmek Davayı Düşürür mü?” yazımızda ele aldık.
Delil yetersizliğinde suç vasfının değişmesi
Her delil yetersizliği beraatle sonuçlanmaz. Mahkeme, delillerin fiilin vücut dokunulmazlığını ihlal eden cinsel davranış düzeyine ulaştığını göstermeye yetmediği, ancak rahatsız edici cinsel nitelikli bir davranışın sabit olduğu sonucuna varırsa, fiili TCK m.105 kapsamında cinsel taciz olarak nitelendirebilir. Bu durumda ceza rejimi belirgin biçimde hafifler ve başka usul sonuçları doğar. Tersine, delil durumunun daha ağır bir nitelendirmeyi desteklediği dosyalarda savcılık ve mahkeme daha ağır hükümleri de gündeme getirebilir. Vasıf değişikliğinin ayrıntılarını “Cinsel Suçlarda Suç Vasfının Değişmesi” yazımızda inceledik. Bu nedenle savunma stratejisi yalnızca “tam beraat” hedefine değil, olası vasıf değişikliği senaryolarına da hazırlıklı olmalıdır.
Tanık beyanlarının delil değeri ve sınırları
Sarkıntılık olayında doğrudan fiili gören tanık nadirdir; çoğu zaman tanıklık dolaylıdır. Olayı kendisi görmeyen ama mağdurun olay sonrası hâlini gören, anlatımını ilk duyan veya olay yerinde bulunan kişilerin beyanları, mağdurun anlatımının istikrarını ve tepkisinin doğallığını destekleyebilir. Mahkeme bu tür “duyuma dayalı” beyanları, olayı doğrudan kanıtlayan delil olarak değil, mağdur beyanını destekleyen veya zayıflatan bir yan delil olarak değerlendirir. Tanığın taraflardan biriyle yakınlığı, çıkar ilişkisi ve anlatımındaki tutarlılık da inceleme konusudur. Savunma tarafı için tanık, hem olayın başka türlü yaşandığını gösterebilecek hem de mağdurun anlatımındaki çelişkileri ortaya çıkaracak bir delil kaynağı olabilir; bu nedenle tanık listesi ve tanıklara sorulacak soruların önceden planlanması gerekir.
Kamera kayıtlarının korunması ve süre sorunu
Güvenlik kamerası görüntüleri çoğu işletmede belirli bir süre sonra otomatik olarak silinir. Bu nedenle olayın hemen ardından kayıtların korunması için yazılı başvuru yapılması, delil yetersizliği riskini azaltmanın en pratik yollarından biridir. Kayıt bulunması hâlinde görüntülerin hukuka uygun biçimde elde edilmesi, kaydın bütünlüğünün ve zaman damgasının doğrulanması, gerekirse bilirkişi incelemesi yapılması gerekir. Kayıtta fiilin açıkça görülmemesi, fiilin gerçekleşmediği anlamına gelmez; ancak mağdurun anlattığı yer ve zamanda şüphelinin hiç bulunmadığını gösteren bir kayıt, savunma açısından güçlü bir delil olabilir. Kayıtların her iki yönde de delil değeri taşıyabildiği unutulmamalıdır.
Mesajlaşma ve olay sonrası davranışların değerlendirilmesi
Olay sonrasında taraflar arasındaki mesajlaşmalar, hem mağdurun anlatımını destekleyebilir hem de çelişki yaratabilir. Mağdurun olayın hemen ardından yakınlarına gönderdiği mesajlar, anlatımın o anki doğallığını gösteren dolaylı bir delildir. Şüphelinin özür dileyen, durumu geçiştiren veya olayı inkâr eden mesajları ise mahkemece değerlendirilir; ancak özür dileme gibi ifadeler her zaman suçun kabulü anlamına gelmez, bağlamıyla birlikte yorumlanır. Mesajların tam ve değiştirilmemiş hâliyle dosyaya girmesi, ekran görüntüsüyle yetinilmemesi ve gerekirse bilirkişi incelemesi yapılması önemlidir.
Çocuk veya savunmasız mağdurlarda delil yetersizliği değerlendirmesi
Mağdurun çocuk olduğu veya beden ya da ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunduğu dosyalarda, delil değerlendirmesi ve beyanın alınma biçimi özel güvencelere tabidir. Çocuk beyanı çoğunlukla uzman eşliğinde ve tekrarı önleyecek şekilde alınır; bu beyanın usulüne uygun alınıp alınmadığı ve yönlendirme izi taşıyıp taşımadığı delil yetersizliği tartışmasında ayrıca önem kazanır. Bu dosyalarda fiilin hukuki nitelendirmesi de sarkıntılık değil, çocuğun cinsel istismarı hükümleri üzerinden yapılabileceğinden, aynı olayın farklı ceza rejimlerine konu olabileceği unutulmamalıdır. Çocuk mağdurlu dosyalarda ÇİM sürecini “Çocuk İzlem Merkezi (ÇİM) Nedir?” yazımızda anlattık.
İstinaf aşamasında delil yetersizliği tartışması
İlk derece mahkemesinin beraat veya mahkûmiyet kararına karşı istinaf yoluna başvurulduğunda, bölge adliye mahkemesi dosyayı hem maddi olay hem hukuki değerlendirme yönünden inceleyebilir. Delil yetersizliğine dayalı bir beraat kararında istinaf başvurusu yapan katılan veya savcı, mahkemenin delilleri yeterince tartışmadığını, tanıkları dinlemediğini veya bilirkişi incelemesini eksik bıraktığını ileri sürebilir. İstinaf mahkemesi eksik soruşturma nedeniyle kararı kaldırabilir ya da kendisi duruşma açarak yeni bir hüküm kurabilir. Bu nedenle ilk derece yargılamasında delillerin eksiksiz toplanması, hem mahkûmiyet hem beraat kararlarının istinafta ayakta kalması açısından önem taşır.
Delil yetersizliğinde ceza muhakemesinin amacı: hakikatin araştırılması
Ceza muhakemesinin amacı yalnızca bir tarafı korumak değil, maddi gerçeğe ulaşmaktır. Bu nedenle delil yetersizliği tespiti, savcılığın ve mahkemenin gerekli araştırmayı yapmadan verdiği bir karar olmamalıdır. Delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi, kayıtların temini ve gerekli bilirkişi incelemelerinin yapılması yükümlülüğü, hem şüphelinin hem mağdurun lehine ve aleyhine olan hususların araştırılmasını kapsar. Soruşturmanın eksik yürütüldüğü kanaatindeki taraf, itiraz dilekçesinde hangi delilin toplanmadığını ve toplanmasının sonuca nasıl etki edebileceğini somut biçimde belirtmelidir.
Şüpheli veya sanık açısından savunma stratejisi
Delil yetersizliğine dayanan bir savunma, mağdurun beyanını baştan kötü niyetli ilan etmek yerine, beyanın delil değerini sistematik biçimde sorgulamalıdır. Tutarlılık analizi için ilk ifade, sonraki ifadeler ve duruşmadaki beyan karşılaştırılır; olay yeri, saat ve çevredeki kişilerle ilgili çelişkiler somut olarak gösterilir. Savunma lehine kayıtlar (kamera görüntüsü, mesajlar, konum bilgileri) zamanında talep edilmeli ve dosyaya sunulmalıdır. İfade verilirken susma hakkı ve müdafi yardımından yararlanma hakkı mutlaka kullanılmalı; ilk ifadede verilen tutarsız bir anlatım sonraki savunmanın güvenilirliğini zedeleyebilir. Savunma dilekçesinin hazırlanışı için “Cinsel Suç Savunma Dilekçesi Örneği” yazımızdan yararlanabilirsiniz.
Delil yeterli olduğunda: ceza belirleme ve HAGB değerlendirmesi
Delil yeterli olduğunda bile sarkıntılık dosyasının sonucu otomatik değildir. Mahkûmiyet hâlinde hükmedilen cezanın miktarı, takdiri indirim nedenleri, sanığın geçmişi ve duruşmadaki tutumu gibi unsurlara göre belirlenir; hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi kurumların uygulanıp uygulanamayacağı ise verilen ceza miktarına ve kanundaki güncel şartlara bağlıdır. Bu nedenle delil yetersizliği savunması kurulurken, savunmanın başarısız olması ihtimaline karşı alternatif senaryoların da önceden değerlendirilmesi gerekir. TCK m.102/1’deki sarkıntılık düzeyi için öngörülen iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası aralığı, bu senaryoların değerlendirilmesinde temel çerçeveyi oluşturur ve her dosyada somut koşullara göre ayrıca tartışılır. Cinsel suçlarda HAGB tartışmasını “Cinsel Taciz Suçunda HAGB Verilir mi?” yazımızda ayrıca ele aldık.
Gerekçeli kararın okunması: beraat gerekçesine dikkat
Beraat kararı verildiğinde gerekçeli kararın dikkatle okunması, hangi beraat bendine dayanıldığını ve mahkemenin delilleri nasıl değerlendirdiğini anlamak açısından önemlidir. Gerekçede mağdur beyanının güvenilir bulunmadığı yönünde sert değerlendirmeler yer alıyorsa, bunun sonraki iftira veya tazminat süreçlerine etkisi olabilir; buna karşılık gerekçe yalnızca delil yetersizliğini belirtiyorsa mahkeme suçun işlenmediğini değil, ispatlanamadığını söylemiş olur. Katılanın istinaf başvurusunda bulunup bulunmayacağına karar verirken de bu gerekçenin dayanağı ve eksiklikleri belirleyici olur.
Mağdur açısından yapılabilecekler
Mağdur, delil yetersizliği riskini azaltmak için olaydan sonra mümkün olan en kısa sürede şikâyette bulunmalı; olay yerindeki kamera kayıtlarının süresi dolmadan korunması için savcılığa yazılı başvuru yapılmalıdır. Olayı gören kişilerin kimlik ve iletişim bilgileri, olay sonrası yakınlarla yazışmalar, varsa psikolojik destek kayıtları dosyaya sunulmalıdır. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde iki haftalık itiraz süresi kaçırılmamalı, itiraz dilekçesinde savcılığın göz ardı ettiği somut deliller gösterilmelidir. Beraat kararı verilmişse katılan sıfatıyla istinaf yoluna başvurmak mümkündür. Mağdurun korunmasına yönelik tedbirler için “Cinsel Suç Mağduru İçin 6284 Koruma Kararı” yazımıza göz atabilirsiniz.
Beraat sonrası: iftira ve tazminat soruları
Delil yetersizliğine dayalı beraat kararı, tek başına şikâyetçinin iftira ettiği anlamına gelmez. Bilerek ve isteyerek, kişiyi soruşturmaya uğratmak amacıyla işlenmediği bilinen bir suçun isnat edilmesi hâlinde iftira suçu gündeme gelebilir; ancak kastın ayrıca ispatlanması gerekir ve beraat kararı bu kastı kendiliğinden göstermez. Tutuklu kalmış veya yakalanmış olan sanık, CMK m.141/1-e uyarınca beraat sonrası maddi ve manevi zararlarını Devletten isteyebilir; istem, kararın kesinleştiğinin tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde yapılmalıdır (CMK m.142). Gözaltına veya tutuklamaya hiç maruz kalmamış sanık bakımından bu tazminat yolu açık değildir; kişilik hakkı ihlali gibi ayrı hukuki yollar değerlendirilebilir.
Sık karıştırılan noktalar
- “Delil yok, dava açılamaz” yanılgısı. Savcı yeterli şüphe görürse tek beyanla da iddianame düzenleyebilir; delil yetersizliği her zaman KYOK ile sonuçlanmaz.
- “Beraat = mağdur yalan söylemiş” yanılgısı. Delil yetersizliği, suçun sabit olmadığını gösterir; kastın ayrıca ispatı olmadan iftira sonucu doğurmaz.
- “KYOK kesin ve değiştirilemez” yanılgısı. Yeni ve yeterli delil çıkarsa sulh ceza hâkimliği kararıyla dava açılabilir (CMK m.172/2).
- “İtiraz süresi önemli değil” yanılgısı. KYOK’a itiraz süresi iki haftadır ve kaçırılması ciddi hak kaybı doğurur.
Sonuç ve değerlendirme
Sarkıntılık suçunda delil yetersizliği, soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığı kararı, yargılamada ise beraat sonucunu doğurur; ancak bu sonuç ne mağdurun hak arayışının ne de şüpheli/sanığın savunma hakkının sonu anlamına gelir. KYOK’a itiraz, yeni delil çıkması hâlinde yeniden soruşturma, beraat kararına karşı istinaf ve vasıf değişikliği ihtimali gibi başvuru yolları ve riskler, süreci iki taraf için de teknik bir alan hâline getirir. Tüm bu aşamalarda sürelerin takibi, delillerin zamanında ve hukuka uygun toplanması ve gerekçeli itirazların somut verilerle desteklenmesi belirleyicidir.
İlgili yazılarımız
Sarkıntılık Düzeyinde Kalan Cinsel Saldırı Nedir? · Cinsel Suçlarda Suç Vasfının Değişmesi · Cinsel Taciz Suçunda Delil · Cinsel Tacizden Nasıl Beraat Edilir?
Sarkıntılık suçunda delil yetersizliği hâlinde ne olur?
Soruşturma evresinde kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemezse savcı CMK m.172 uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verir; dava açılmışsa yüklenen suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmadığı için CMK m.223/2-e uyarınca beraat kararı verilir.
Delil yetersizliği nedeniyle beraat, ‘suçsuzluğun kanıtlanması’ demek midir?
Hayır. CMK m.223/2-b ‘suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması’nı, m.223/2-e ise ‘işlendiğinin sabit olmaması’nı ayrı beraat nedenleri olarak sayar. Delil yetersizliği genellikle ikinci gruba girer; yani mahkeme suçun işlendiğine dair kesin kanaate ulaşamamıştır.
Savcı kovuşturmaya yer olmadığına karar verirse mağdur ne yapabilir?
Suçtan zarar gören, kararın kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde CMK m.173 uyarınca ilgili sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. İtiraz dilekçesinde kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilmelidir.
Kovuşturmaya yer olmadığı kararından sonra aynı olay için yeniden dava açılabilir mi?
CMK m.172/2 uyarınca kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.
Sarkıntılık suçunda mağdurun tek beyanı mahkûmiyet için yeterli olur mu?
Mağdur beyanı geçerli bir delildir ve diğer delillerle desteklenmesi gerekmeden de hükme esas alınabilir; ancak beyanın iç tutarlılığı, istikrarı, olaya uygunluğu ve dolaylı delillerle (tanık, kayıt, mesaj, olay sonrası davranışlar) örtüşmesi mahkemece denetlenir. Beyanı destekleyen hiçbir unsur yoksa ve beyan çelişkiliyse delil yetersizliği gündeme gelir.
Sarkıntılık ile cinsel taciz arasındaki ayrım delil yetersizliğinde neden önemlidir?
Delil, fiilin vücut dokunulmazlığını ihlal eden cinsel davranış düzeyine ulaştığını göstermeye yetmezse, mahkeme fiili TCK m.105 kapsamında cinsel taciz olarak nitelendirebilir. Bu, çok daha hafif bir ceza rejimi anlamına gelir; ayrım ayrıca şikâyet ve zamanaşımı bakımından da sonuç doğurur.
Şüpheden sanık yararlanır ilkesi nedir?
Masumiyet karinesinin (Anayasa m.38/4) bir sonucudur: mahkeme, suçun sanık tarafından işlendiği konusunda makul şüpheyi giderecek kesinliğe ulaşamıyorsa sanık lehine karar verir. Bu ilke, delil yetersizliği hâlinde beraat kararının dayanağını oluşturur.
Beraat kararına karşı mağdur başvurabilir mi?
Evet; katılan (mağdur) sıfatını kazanmış kişi veya Cumhuriyet savcısı beraat kararına karşı istinaf yoluna başvurabilir. Karar ancak kanun yolu süresi geçtikten veya inceleme tamamlandıktan sonra kesinleşir.
KYOK itirazı, beraat sonrası istinaf ve savunma dilekçesi için sürelere uygun hareket edelim.
Sarkıntılık, cinsel saldırı ve ilgili usul konularının genel haritasını Cinsel Suçlar Bilgi Merkezi sayfasında, bu alandaki tüm yazıları ise makale dizini sayfasında bulabilirsiniz.
Yazar Hakkında
Av. Burakhan Çalışkan, İstanbul Barosu’na kayıtlı olup ceza hukuku ve özellikle cinsel suçlar alanında savunma ve mağdur vekilliği hizmeti vermektedir. Bu yazı, güncel mevzuat metinleri dikkate alınarak hazırlanmıştır.
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.

