Elle Tacizin Cezası Nedir? Doğru Hukuki Nitelendirme (2026)

📌 Kısa Cevap: Beden temasıyla gerçekleşen “elle taciz”, hukuken TCK m.105 (cinsel taciz) değil, TCK m.102/1 kapsamındaki cinsel saldırı suçunun sarkıntılık düzeyini oluşturur ve yetişkin mağdurda 2-5 yıl hapis cezasıyla cezalandırılır; mağdur çocuksa TCK m.103/1 uygulanır ve ceza 3-8 yıl arasındadır. Bu suç tipi, temassız tacizden farklı olarak CMK m.100/3 kapsamında tutuklama nedeninin var sayıldığı katalog suçlar arasındadır.

Bu yazıda öncelikle “elle taciz” ifadesinin doğru hukuki karşılığını ayrıntılı biçimde netleştiriyor, ardından ceza aralığını, tutuklama riskini, HAGB imkânını, nitelikli hâlleri ve delil değerlendirmesini adım adım ele alıyoruz. Sarkıntılığın genel çerçevesini ve nitelendirme sıralamasını ayrıca “Sarkıntılık Ne Demek? Sarkıntılık Düzeyinde Kalan Cinsel Saldırı” yazımızda derinlemesine işledik; bu yazı ise özellikle el ile temas içeren somut senaryolara odaklanmaktadır.

Elle taciz suçlamasıyla mı karşılaştınız?

Doğru hukuki nitelendirme, davanın seyrini ve ceza aralığını doğrudan belirler; dosyanızı birlikte değerlendirelim.

Neden “elle taciz” TCK m.105 değil, TCK m.102/103 kapsamındadır?

Türk Ceza Kanunu, cinsel nitelikli fiilleri temas içerip içermediğine göre iki ayrı madde altında düzenler. TCK m.105 (cinsel taciz), yalnızca beden temasının bulunmadığı fiilleri kapsar: sözlü sarkıntılık, ısrarlı bakışlar, cinsel içerikli mesajlar, teşhircilik gibi. Buna karşılık TCK m.102 (cinsel saldırı) ve TCK m.103 (çocukların cinsel istismarı), beden temasını gerektiren fiilleri düzenler; elle dokunma, sarılma, öpme gibi eylemler bu kapsamdadır ve kanun koyucu bu ikili ayrımı bilinçli biçimde kurmuştur. “Elle taciz” ifadesi günlük dilde yaygın kullanılsa da, elin bedene değmesi bir temas fiilidir ve bu nedenle hukuken TCK m.102/103 kapsamında değerlendirilir; TCK m.105 kapsamına girmez. Bu ayrım yalnızca terminolojik bir ayrıntı değildir: ceza aralığı, tutuklama riski, şikâyet süresi ve uzlaştırma imkânı gibi pek çok sonuç bu nitelendirmeye göre değişir.

TCK m.105 ile TCK m.102/103 arasındaki temel farklar
Kriter TCK m.105 (cinsel taciz) TCK m.102/103 (elle temas — sarkıntılık)
Temas şartı Temas YOK (sözlü, yazılı, bakış) Temas VAR (elle dokunma dahil)
Ceza (yetişkin mağdur) 3 ay-2 yıl hapis/adli para 2-5 yıl hapis (m.102/1, sarkıntılık)
Ceza (çocuk mağdur) 6 ay-3 yıl hapis 3-8 yıl hapis (m.103/1, sarkıntılık; 12 yaş altında en az 5 yıl)
CMK 100/3 katalog suç Hayır Evet (m.103 tüm fıkralar, m.102 birinci fıkra hariç)
Şikâyete tabi mi (yetişkin/çocuk) Evet / – Evet (m.102) / Hayır, resen (m.103)

Elle tacizin doğru hukuki nitelendirmesi infografik

Sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel saldırı: ceza aralığı

TCK m.102/1 uyarınca cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlal eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır; ancak cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde bu ceza 2 yıldan 5 yıla kadar hapistir. Elle taciz olarak nitelendirilen fiillerin büyük çoğunluğu, kısa süreli ve tekrarlanmayan bir temas niteliği taşıdığından, sarkıntılık düzeyinde değerlendirilir ve bu daha hafif ceza aralığı uygulanır. Ancak temas daha yoğun, tekrarlı, uzun süreli veya doğrudan cinsel organa yönelikse, mahkeme fiili sarkıntılık düzeyinin üzerinde bir cinsel saldırı olarak nitelendirebilir ve bu durumda çok daha ağır olan 5-10 yıllık ceza aralığı gündeme gelebilir.

Çocuğa karşı işlenen elle temas: TCK m.103

Mağdur 18 yaşından küçükse, TCK m.103/1 uygulanır: çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır; cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde ceza 3 yıldan 8 yıla kadar hapistir. Mağdurun 12 yaşını tamamlamamış olması hâlinde, sarkıntılık durumunda dahi verilecek ceza 5 yıldan az olamaz. Bu düzenleme, çocuğa yönelik elle temasın yetişkine yönelik aynı fiile göre çok daha ağır bir ceza rejimine tabi olduğunu gösterir; ayrıca bu suç tipinde savcılık resen soruşturma yürütür, herhangi bir şikâyet süresi aranmaz.

Videolu anlatım

▶VİDEOLU ANLATIMCinsel Suçlarda Savunma Stratejileri
Av. Burakhan Çalışkan · İstanbul BarosuYouTube kanalı →Tüm videolar →
Doğru nitelendirme davanızı belirler

Fiilin TCK 102, 103 yoksa 105 kapsamında olup olmadığı, ceza ve usul bakımından büyük fark yaratır.

TCK 105 ile TCK 102 103 farkı infografik

Tutuklama riski: neden TCK 105’ten çok daha yüksek?

CMK m.100/3, belirli suçlar bakımından kuvvetli suç şüphesinin varlığı hâlinde tutuklama nedeninin de var sayılacağını düzenler; bu katalog suçlar arasında TCK m.103 (çocukların cinsel istismarı, tüm fıkraları) ve TCK m.102’nin birinci fıkrası hariç diğer fıkraları yer alır. Bu nedenle elle temas içeren bir sarkıntılık iddiasında — özellikle mağdur çocuksa — tutuklama riski, temassız bir cinsel taciz iddiasına (TCK m.105, katalog dışı) kıyasla çok daha yüksektir. Yetişkine karşı işlenen sarkıntılık düzeyindeki fiilde (m.102/1) katalog suç istisnası birinci fıkrayı kapsadığından, bu durumda otomatik tutuklama karinesi uygulanmaz ve genel şartlar (CMK m.100/1-2) aranır.

  1. 01

    Şikâyet veya ihbar

    Mağdur (veya çocuk mağdurda üçüncü bir kişi) savcılığa başvurur ya da olay tutanakla kolluğa intikal eder.

  2. 02

    İfade ve gözaltı değerlendirmesi

    Şüpheli ifadeye çağrılır; katalog suç kapsamındaysa tutuklama ihtimali değerlendirilir.

  3. 03

    Delil toplama

    Varsa görüntü kaydı, tanık beyanı ve mağdur beyanı bir araya getirilir.

  4. 04

    İddianame ve kovuşturma

    Yeterli şüphe bulunursa dava açılır, sarkıntılık mı yoksa daha ağır bir cinsel saldırı mı olduğu duruşmada tartışılır.

  5. 05

    Karar: beraat, mahkûmiyet veya HAGB

    Mahkeme fiilin niteliğini ve mağdurun yaşını esas alarak nihai kararını verir.

Elle temas iddiasında sürecin işleyişi

Örnek senaryo: toplu taşımada yaşanan bir olay

Kalabalık bir metro veya otobüste, bir kişinin arkasındaki yolcunun elinin kendisine bilinçli biçimde ve tekrar tekrar temas ettiğini fark ettiğini varsayalım. Mağdur, ilk temasta bunun kalabalığın doğal bir sonucu olabileceğini düşünse de, temasın tekrarlanması ve belirli bir vücut bölgesine (kalça, bel) yönelmesi üzerine durumu fark eder ve şüpheliyi uyarır ya da bağırarak çevredekilerin dikkatini çeker. Bu senaryoda mahkeme, temasın tek seferlik ve kısa mı yoksa tekrarlı ve yönlendirilmiş mi olduğunu, aracın o andaki doluluk oranını (temasın kalabalığın doğal sonucu olup olamayacağını), failin mağdur uyardığında gösterdiği tepkiyi (özür dileme, uzaklaşma, inkâr, tekrar yaklaşma) ve varsa güvenlik kamerası görüntülerini birlikte değerlendirir. Failin olay sonrası kaçmaya çalışması veya durumu inkâr etmesi, kastın varlığını destekleyen bir gösterge olarak değerlendirilebilirken, mağdurun uyarısı üzerine derhal özür dileyip uzaklaşması, mahkemenin kastın varlığı konusunda daha temkinli bir değerlendirme yapmasına yol açabilir.

Bu tür davalarda tanık bulunması nadirdir; kalabalık bir ortamda çevredekilerin olayı fark etmemiş veya net görmemiş olması sık karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle mağdurun olay anını ve hemen sonrasını tutarlı ve ayrıntılı biçimde anlatması, dosyanın en önemli delillerinden birini oluşturur; ifadedeki tutarlılık, mahkemenin CMK m.217/1 kapsamındaki serbest delil değerlendirmesinde belirleyici bir ağırlık taşır.

İşyerinde yaşanan elle temas iddiaları

İşyeri ortamında amir-çalışan veya meslektaşlar arası ilişkilerde yaşanan elle temas iddiaları, ayrı bir dinamiğe sahiptir. TCK m.102/3-b uyarınca suçun kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu nedenle bir amirin astına yönelik elle temas içeren bir sarkıntılık fiili, hem temel ceza aralığından (2-5 yıl) hem de bu artırım nedeninden (yarı oranında artış) etkilenir. İşyeri ortamındaki bu tür olaylarda, olayın gerçekleştiği ortamın kapalı/özel bir alan olması (örneğin bir ofis odası) tanık bulunmasını daha da zorlaştırabilir; bu durumda mağdurun olay sonrası davranışları (durumu hemen bir meslektaşına anlatması, insan kaynaklarına bildirmesi, işten ayrılma kararı alması) dolaylı delil niteliği taşıyabilir.

Delil değerlendirmesi: tanıksız bir anın ispatı

Elle taciz iddialarının önemli bir kısmı, toplu taşıma araçları, kalabalık etkinlikler veya işyeri gibi ortamlarda, çoğu zaman tanıksız ve kısa süreli gerçekleşir. Bu durum hem mağdur hem de şüpheli açısından ispat güçlüğü yaratır. Mahkeme, mağdurun beyanının tutarlılığını, olay anındaki ve sonrasındaki davranışlarını (bağırma, uzaklaşma, kolluğa hemen bildirme gibi), varsa güvenlik kamerası görüntülerini ve tanık ifadelerini CMK m.217/1 uyarınca bir bütün olarak değerlendirir. “Yanlışlıkla değdi” savunması, temasın süresi, tekrarı, hedeflendiği vücut bölgesi ve failin temas sonrası tavrı (kaçmaya çalışma, inkâr, tekrar yaklaşma) ile birlikte değerlendirilir; tek ve kısa süreli bir temas ile bilinçli ve tekrarlanan bir temas arasındaki fark, kastın ispatında belirleyicidir.

Uzlaştırma ve şikâyetten vazgeçme

TCK m.102 ve m.103 kapsamındaki suçlar, CMK m.253’teki uzlaştırma kapsamına girmez; bu nedenle taraflar arasında bir anlaşma sağlansa dahi dava resen devam eder. Yetişkin mağdurda (TCK m.102) mağdur şikâyetinden açıkça vazgeçerse TCK m.73 uyarınca dava düşebilir; ancak çocuk mağdurda (TCK m.103) şikâyet aranmadığından, mağdurun veya velisinin vazgeçmesi davayı sona erdirmez, savcılık resen takibe devam eder.

Nitelikli hâller: cezayı artıran durumlar

TCK m.102/3, sarkıntılık dahil cinsel saldırı suçunun belirli koşullarda işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında artırılacağını düzenler: beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi, kamu görevinin/vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması, üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içindeki bir kişiye ya da üvey baba/ana/kardeş veya evlat edinen tarafından işlenmesi, silahla veya birden fazla kişiyle birlikte işlenmesi, ve insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların (yurt, kışla, cezaevi gibi) sağladığı kolaylıktan yararlanılması bu nitelikli hâller arasındadır. Elle temas içeren bir sarkıntılık iddiasında bu nitelikli hâllerden birinin varlığı tespit edilirse, temel ceza aralığı (2-5 yıl) yarı oranında artırılarak uygulanır; bu da davanın sonucunu önemli ölçüde ağırlaştırabilir.

Çocuğa karşı işlenen sarkıntılık düzeyindeki istismarda da benzer bir artırım rejimi TCK m.103/3’te düzenlenmiştir: birden fazla kişi tarafından birlikte işlenme, toplu yaşam ortamlarının sağladığı kolaylık, hısımlık ilişkisi, vasi/eğitici/öğretici/bakıcı/koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren kişiler tarafından işlenme ile kamu görevi veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması hâllerinde ceza yarı oranında artırılır. Bu nitelikli hâller, özellikle eğitim ve bakım kurumlarındaki olaylarda sıkça gündeme gelir ve savunma stratejisinin baştan bu ihtimalleri de hesaba katmasını gerektirir.

Kastın ispatı: sarkıntılık ile kaza arasındaki sınır

Ceza hukukunda her suç tipi için kural olarak kast aranır; TCK m.21 uyarınca suçun oluşması için failin, kanuni tanımdaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi gerekir. Elle temas iddialarında bu kast unsuru, davanın en çok tartışılan noktasıdır: kalabalık bir ortamda istemsiz bir temas ile bilinçli bir sarkıntılık fiili arasındaki sınır, çoğu zaman ince bir çizgidir. Mahkeme bu ayrımı yaparken, temasın süresine (anlık mı, uzun süreli mi), yönüne (rastgele mi, belirli bir vücut bölgesine yönelik mi), tekrarına (bir kez mi, birden fazla kez mi) ve failin temas sonrası davranışına (kaçma, inkâr, tekrar yaklaşma, özür dileme) bakar. Bu unsurların hiçbiri tek başına belirleyici değildir; mahkeme dosyadaki tüm bilgileri CMK m.217/1 uyarınca bir bütün olarak değerlendirir.

Mahkemenin fiili nasıl nitelendirdiği: sarkıntılık mı, ağır cinsel saldırı mı?

Uygulamada mahkemeler, sarkıntılık düzeyi ile TCK m.102/1’in birinci cümlesindeki daha ağır cinsel saldırı arasındaki sınırı, temasın yoğunluğuna ve hedeflediği vücut bölgesine göre çizer. Örneğin, giysi üzerinden ve kısa süreli bir temas genellikle sarkıntılık düzeyinde değerlendirilirken, cinsel organa doğrudan yönelen, tekrarlanan veya zorla gerçekleştirilen bir temas, sarkıntılık düzeyinin üzerinde bir cinsel saldırı olarak nitelendirilebilir. Bu nitelendirme farkı, ceza aralığını 2-5 yıldan 5-10 yıla çıkarabileceğinden, davanın en kritik aşamalarından biridir ve genellikle mağdurun ayrıntılı beyanına, varsa tıbbi rapora ve tanık ifadelerine dayanılarak yapılır.

Sık karıştırılan noktalar

  • “Her türlü taciz TCK 105 kapsamındadır” yanılgısı. Beden teması içeren fiiller TCK m.102/103 kapsamına girer; TCK m.105 yalnızca temassız fiiller içindir.
  • “Kısa bir dokunma önemsizdir” yanılgısı. Sarkıntılık düzeyinde dahi olsa, kısa süreli bir elle temas 2 yıldan başlayan bir hapis cezası öngörür.
  • “Uzlaşırsak dava biter” yanılgısı. Bu suç tipleri uzlaştırma kapsamı dışındadır; anlaşma davayı kendiliğinden sona erdirmez.
  • “Çocuk mağdur şikâyetini geri çekerse dava düşer” yanılgısı. TCK m.103 şikâyete tabi olmadığından, vazgeçme beyanı davayı sona erdirmez.

HAGB değerlendirmesi: eşik neden bu kadar önemli?

2026 yılında CMK m.231’de yaşanan mevzuat değişiklikleri sonrasında HAGB kurumu, kabul şartının kalkması ve kanun yolunun istinafa dönüşmesiyle güncellenmiş biçimde varlığını sürdürmektedir; ancak temel eşik (2 yıl ve altı hapis cezası) değişmemiştir. Yetişkine karşı işlenen sarkıntılık düzeyindeki elle temas fiilinde (TCK m.102/1, 2-5 yıl), mahkeme temel cezayı alt sınıra (2 yıl) yakın belirlerse ve sanığın temiz sicili varsa, HAGB kararı verilmesi mümkündür. Ancak çocuğa karşı işlenen sarkıntılık düzeyindeki fiilde (TCK m.103/1, 3-8 yıl; 12 yaş altı mağdurda en az 5 yıl) öngörülen ceza aralığının alt sınırı dahi 2 yıllık eşiğin üzerinde kaldığından, bu imkân neredeyse tamamen ortadan kalkar. Bu fark, “elle taciz” iddiasında mağdurun yaşının, sonucu ne denli kökten değiştirebileceğinin somut bir göstergesidir.

Adli kontrol ve tutuksuz yargılama olasılığı

TCK m.102’nin birinci fıkrası (sarkıntılık dahil) CMK m.100/3’teki katalog suçlar arasında sayılmadığından, yetişkine karşı işlenen sarkıntılık iddiasında otomatik bir tutuklama karinesi yoktur; mahkeme somut olayda kaçma veya delil karartma tehlikesi bulunup bulunmadığını ayrıca değerlendirir. Bu değerlendirme sonucunda tutuksuz yargılamaya karar verilirse, adli kontrol tedbirleri (CMK m.109) uygulanabilir; yurt dışına çıkış yasağı, imza yükümlülüğü veya mağdurla iletişim kurma yasağı bunlar arasında sayılabilir. Buna karşılık çocuğa karşı işlenen sarkıntılık iddiasında (TCK m.103, tüm fıkraları katalog suç kapsamındadır), kuvvetli suç şüphesinin tespiti hâlinde tutuklama nedeninin var sayılması, sürecin çok daha erken aşamada ve daha ağır bir seyir izlemesine yol açabilir.

Savunma açısından pratik öneriler

  • Olayın geçtiği ortamı ve koşulları detaylandırın. Kalabalık bir ortamda istemsiz bir temasın mümkün olup olmadığı, savunmanın en temel dayanaklarından biridir.
  • Güvenlik kamerası kayıtlarının süresinde talep edilmesini sağlayın. Bu kayıtlar genellikle kısa sürede silindiğinden, ifade aşamasından itibaren avukat aracılığıyla derhal talep edilmesi gerekir.
  • Fiilin niteliğinin doğru belirlenmesini isteyin. Sarkıntılık düzeyi ile daha ağır bir cinsel saldırı arasındaki sınırın doğru çizilmesi, ceza aralığını doğrudan etkiler.
  • Mağdurun yaşının netleştirilmesini önceliklendirin. TCK m.102 ile m.103 arasındaki ceza farkı çok büyük olduğundan, bu husus davanın en başında netleştirilmelidir.

Cinsel saldırının daha ağır biçimleri: sarkıntılığın ötesi

TCK m.102/2 uyarınca fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, 12 yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur; bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde soruşturma ve kovuşturma mağdurun şikâyetine bağlıdır. Bu düzenleme, “elle taciz” olarak başlayan bir iddianın, olayın gerçek niteliğine göre çok daha ağır bir suç tipine dönüşebileceğini gösterir; bu nedenle olayın tam olarak nasıl geliştiğinin baştan doğru ve eksiksiz biçimde ortaya konması, hem savunma hem de mağdur açısından belirleyici önemdedir.

Mağdur açısından pratik öneriler

  • Olayı mümkün olan en kısa sürede bildirin. Güvenlik kamerası kayıtlarının silinmeden önce temin edilmesi için hızlı hareket önemlidir.
  • Olay anını ve hemen sonrasını ayrıntılı biçimde not edin. Tarih, saat, konum ve failin tarifi gibi ayrıntılar, ifadenizin tutarlılığını güçlendirir.
  • Varsa tanıkların iletişim bilgilerini alın. Kalabalık ortamlarda tanık bulmak zor olsa da, mümkünse yanınızdaki kişilerin bilgilerini kaydedin.
  • 6 aylık şikâyet süresini (yetişkin mağdurda) takip edin. Bu süre kaçırılırsa şikâyet hakkı düşer.

Zamanaşımı ve tekerrürün etkisi

TCK m.66 uyarınca dava zamanaşımı süresi, öngörülen cezanın üst sınırına göre belirlenir. Yetişkine karşı işlenen sarkıntılık düzeyindeki fiilde (üst sınır 5 yıl) 8 yıllık, çocuğa karşı işlenen sarkıntılık düzeyindeki fiilde (üst sınır 8 yıl) yine 8 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır; ancak TCK m.66/6 uyarınca zamanaşımı kural olarak suçun işlendiği günden başlar; çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden başlama kuralı yalnızca çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda uygulanır ve bu hâllerde fiilen çok daha uzun bir süreye denk gelebilir. Failin daha önce benzer bir suçtan mahkûm olup olmadığı (tekerrür), hem ceza miktarını artırıcı hem de HAGB imkânını ortadan kaldırıcı bir unsur olarak her zaman kontrol edilmelidir.

Sonuç ve değerlendirme

“Elle tacizin cezası nedir” sorusunun doğru cevabı, önce fiilin doğru hukuki nitelendirmesini gerektirir: beden temasıyla gerçekleşen bir eylem TCK m.105 değil, TCK m.102 (yetişkin) veya TCK m.103 (çocuk) kapsamındaki sarkıntılık hükümlerine tabidir. Bu ayrım, ceza aralığından tutuklama riskine, şikâyet süresinden uzlaştırma imkânına ve HAGB (hükmün açıklanmasının geri bırakılması) ihtimaline kadar davanın seyrini büyük ölçüde belirleyen temel ve kritik bir hukuki noktadır ve dosyanın en başında, ifade aşamasından önce doğru biçimde tespit edilmelidir.

Son olarak belirtmek gerekir ki, “elle taciz” iddiaları genellikle ani, tanıksız ve kısa süreli olaylar üzerine kurulu olduğundan, hem mağdur hem de şüpheli/sanık açısından erken ve doğru hukuki destek almak, sürecin adil ve doğru biçimde ilerlemesi açısından belirleyici bir rol oynar. Fiilin doğru nitelendirilmesi, sarkıntılık ile daha ağır bir cinsel saldırı arasındaki sınırın doğru çizilmesi ve mağdurun yaşına göre uygulanacak farklı ceza rejiminin baştan netleştirilmesi, davanın seyrini büyük ölçüde belirleyen üç temel unsurdur.

Kısacası, doğru madde ve doğru fıkranın belirlenmesi, hem savunma hem mağdur tarafı için davanın tüm seyrini baştan biçimlendiren en önemli adımdır.

İlgili yazılarımız

Mağdurun yaşına göre uygulanan farklı ceza rejimini ayrıntılı ele aldığımız yazımızda bulabilirsiniz.

Uygulama üzerinden başlayan bir tanışıklığın fiziksel boyuta dönüşmesi durumunda doğru nitelendirmeyi anlattığımız yazımızı bulabilirsiniz.

Cinsel saldırı dosyalarının bütününü bilgi merkezimizin sayfasında, aynı başlıktaki diğer yazıları yazı dizinimizin sayfasında inceleyebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Elle taciz hukuken hangi suça girer?

Beden temasıyla gerçekleşen bir eylem olduğu için TCK m.105 (cinsel taciz) değil, TCK m.102/1 kapsamındaki cinsel saldırı suçunun ‘sarkıntılık düzeyinde kalan’ hâlini oluşturur; fiil bir çocuğa karşı işlenmişse TCK m.103/1 (çocukların cinsel istismarı, sarkıntılık düzeyi) uygulanır. TCK m.105 yalnızca beden temasının bulunmadığı sözlü, yazılı veya jestlerle yapılan tacizi kapsar.

Elle tacizin cezası ne kadardır?

Yetişkin bir mağdura karşı işlenirse TCK m.102/1’in ikinci cümlesi uyarınca 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörülür. Mağdur çocuksa TCK m.103/1 uyarınca 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası uygulanır; mağdurun 12 yaşını tamamlamamış olması hâlinde ceza 5 yıldan az olamaz.

Neden çoğu kaynak ‘elle taciz’ derken TCK 105’i işaret ediyor?

Günlük dilde ‘taciz’ kelimesi hem temaslı hem temassız eylemleri kapsayacak biçimde kullanılıyor; ancak kanun metninde TCK m.105 açıkça temassız fiiller içindir. Elle dokunma gibi fiziksel bir temas içeren eylemler, doğru hukuki nitelendirmeyle TCK m.102 (yetişkin) veya m.103 (çocuk) kapsamına girer.

Elle tacizde uzlaştırma uygulanır mı?

Hayır; TCK m.102 ve m.103 kapsamındaki cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı suçları CMK m.253’teki uzlaştırma kapsamı dışındadır. Buna karşılık TCK m.105 (temassız cinsel taciz) da uzlaştırma kapsamında değildir; iki suç tipi de bu noktada aynı kuraldadır.

Elle taciz suçunda HAGB mümkün müdür?

Yetişkine karşı sarkıntılık düzeyinde işlenen fiilde (2-5 yıl) alt sınıra yakın bir hükümde HAGB imkânı doğabilir. Çocuğa karşı işlenen sarkıntılık düzeyindeki fiilde ise öngörülen ceza aralığının (3-8 yıl, 12 yaş altı mağdurda en az 5 yıl) alt sınırı dahi çoğu zaman 2 yıllık HAGB eşiğinin üzerinde kaldığından, bu imkân fiilen büyük ölçüde kapanır.

Kalabalık bir ortamda ‘yanlışlıkla değdi’ savunması geçerli midir?

Bu savunma somut olayda değerlendirilir; temasın süresi, tekrarı, bölgesi (cinsel organ, kalça, göğüs gibi hassas bölgeler) ve failin temas sonrasındaki tavrı (kaçma, inkâr, tekrar yaklaşma, özür dileme) kastın varlığını gösteren belirleyici unsurlar arasında sayılır. Tek ve kısa süreli bir temas ile tekrarlanan, bilinçli bir temas arasında hukuki değerlendirme farklıdır.

Elle taciz suçunda şikâyet süresi ne kadardır?

TCK m.102 (yetişkin mağdur) şikâyete tabi bir suçtur; 6 aylık şikâyet süresi uygulanır. TCK m.103 (çocuk mağdur) ise şikâyete tabi değildir, savcılık resen soruşturma yürütür ve herhangi bir şikâyet süresi aranmaz.

Tutuklama riski var mıdır?

TCK m.102 (birinci fıkra hariç) ve TCK m.103 (tüm fıkraları) CMK m.100/3’teki katalog suçlar arasında sayıldığından, kuvvetli suç şüphesi varsa tutuklama nedeninin var sayıldığı kabul edilir; bu, TCK m.105 (cinsel taciz) için geçerli olmayan, çok daha ağır bir usuli sonuçtur.

Dosyanızı birlikte değerlendirelim

Doğru nitelendirme ve savunma stratejisi için hemen bize ulaşın.

Yazar Hakkında

Av. Burakhan Çalışkan, İstanbul Barosu’na kayıtlı olarak ceza hukuku alanında, özellikle cinsel saldırı ve sarkıntılık iddialarında hem mağdur hem de şüpheli/sanık vekilliği hizmeti vermektedir.

Av. Burakhan Çalışkan
Av. Burakhan Çalışkan
AVUKAT · İSTANBUL BAROSU · ÇALIŞKAN HUKUK BÜROSU, KARTAL

Hukuki Sorumluluk

Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.



Ziyaretçi Yorumları (0)

Whatsapp
Burakhan Çalışkan
Burakhan Çalışkan
Merhaba.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?