📌 Kısa Cevap: Kanunda “üçüncü kez yakalanma” diye bir hüküm yoktur; sonucu dosyanın aşaması belirler. Tipik üçüncü olay, ertelenen dosyada ihlal nedeniyle kamu davası açıldıktan sonra yaşanan tekrar olaydır. TCK m.191/6 uyarınca bu aşamadan sonra yeniden kamu davasının ertelenmesi kararı verilemez; olay soruşturulur ve yeterli şüphe varsa dava açılır. Mahkemede TCK m.191/1 uyarınca iki yıldan beş yıla kadar hapis öngörülür; CMK m.231 (HAGB), TCK m.62 ve m.51 gibi imkânlar koşullarına ve mahkemenin takdirine bağlıdır, hiçbiri garanti değildir.
“Üçüncü kez yakalandım, artık ne olur?” sorusu çoğu zaman birbirinden çok farklı üç hukuki durumu aynı çatı altında toplar: ilk olayın ertelenmesi, ikinci olayın ihlal sayılması ve üçüncü olayın artık yargılama aşamasında yaşanması. Hukuki açıdan üçüncü olayı farklı kılan şey sayısı değil, TCK m.191/6’daki kapıdır: erteleme sistemi bir kez ihlal nedeniyle dava aşamasına geçtiğinde, sonraki tekrar olay için aynı kolaylık sunulmaz. Bu yazı, kümedeki yalnızca bu aşamayı, yani kamu davasının açıldığı sonraki dönemi işler. Genel çerçeve için “İlk defa suç işleyen biri hapis cezası alır mı?”, erteleme sürerken veya dosya kapandıktan sonra yaşanan ikinci olay için “2 kez uyuşturucu yakalanmanın cezası”, mahkûmiyet sonrası tekerrür ve infaz için “4 kez uyuşturucudan yakalanma cezası” yazılarımıza bakabilirsiniz.
Hangi mekanizmaların hâlâ açık olduğu dosyanıza göre belirlenir; hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
“Üçüncü kez” ne demektir? Üç olası yol
Kanunda sayı eşiği olmadığı için “üçüncü kez” kavramı, ilk iki olayın nasıl sonuçlandığına göre farklı yorumlanmalıdır. Aşağıdaki tablo, en sık karşılaşılan üç yolu ve her birinde üçüncü olayın hukuki konumunu gösterir.
Bu ayrımın ilk sonucu şudur: Üçüncü olay iki farklı kanuni hâlin kesişiminde olabilir ve her birinin sonucu farklıdır. Önceki iki yazıda anlattığımız, ertelenen dosyada ihlalin sonuçları bu yazının önkoşuludur; burada odaklandığımız konu, o dava açıldıktan sonra ne olacağıdır.

TCK 191/6 tam olarak ne diyor?
Madde metni şöyledir: “Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez.” Bu cümlede üç unsur öne çıkar. İlk unsur, kamu davasının dördüncü fıkraya göre, yani ihlal nedenlerinden biri sonucunda açılmış olmasıdır; yani ertelenen dosyada yükümlülüklere uyulmaması, tekrar madde satın alma, kabul etme, bulundurma ya da kullanma nedeniyle açılan dava kastedilir. İkinci unsur, “birinci fıkrada tanımlanan suçun”, yani kullanmak için madde satın alma, kabul etme, bulundurma veya kullanma suçunun tekrar işlendiği iddiasıdır; ticaret iddiası bu fıkranın kapsamına girmez. Üçüncü unsur ise yasağın içeriğidir: ikinci fıkradaki beş yıllık erteleme kararı verilemez.
Burada sık yapılan iki yanlış okuma vardır. Birincisi, bu fıkranın “artık hiçbir indirim ve imkândan yararlanılamaz” anlamına geldiğini düşünmektir. Oysa m.191/6 yalnızca ikinci fıkradaki erteleme kararını yasaklar; mahkemede CMK m.231, TCK m.62 ve m.51 gibi genel hükümlerin uygulanması m.191/9 ile ayrıca açık tutulmuştur. İkincisi, yasağın yalnızca üçüncü olayla sınırlı olduğunu düşünmektir. Fıkra sayıya bakmaz; kamu davası açıldıktan sonra yaşanan her tekrar olay bu kapsamdadır. Bu nedenle aynı dava yürürken yaşanan olay da, dava kesinleştikten sonra yaşanan olay da aynı yasağa tabidir; ancak ikinci hâlde ayrıca tekerrür tartışması gündeme gelir.
“Denetimli serbestlik tamamen kalkar” yanılgısı
Halk arasında “üçüncü kez yakalanana denetimli serbestlik verilmez, doğrudan dava açılır” denir. Bu ifade kısmen doğrudur ama eksiktir. TCK m.191/3’te düzenlenen denetimli serbestlik tedbiri, m.191/2’deki erteleme kararının bir parçasıdır ve erteleme süresi zarfında uygulanır. m.191/6 erteleme kararını yasakladığı için bu tedbir de bu yoldan kurulamaz. Fakat denetim ve tedavi imkânı başka kanallardan yeniden gündeme gelebilir:
- Soruşturma sırasında adli kontrol. CMK m.109/3-e, uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatmak dâhil tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmayı adli kontrol yükümlülüğü olarak sayar.
- HAGB denetim süresi. CMK m.231/8 uyarınca HAGB kararı verilirse beş yıl denetim süresi uygulanır; bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak eğitim, çalışma veya belli yükümlülüklere tabi tutulması mümkündür.
- Hapis cezasının ertelenmesi. TCK m.51/4-6 uyarınca denetim süresinde mahkeme eğitim programı, ücretli çalışma gibi yükümlülükler koyabilir, uzman kişi görevlendirebilir.
- İnfaz aşamasında denetimli serbestlik. 5275 sayılı Kanun m.105/A uyarınca belirli koşullarla cezanın bir kısmı denetimli serbestlik tedbiriyle infaz edilebilir; TCK m.191 hükümlüleri ayrıca tedavi ve rehabilitasyon programlarına katılma yükümlülüğüne tabi tutulur. Ayrıntılar dördüncü yazıdadır.
Bu yüzden doğru ifade şudur: “üçüncü olayda 191/2’deki erteleme ve ona bağlı denetimli serbestlik yolu yeniden açılmaz; başka denetim ve tedavi imkânları ise dosyaya göre devrede olabilir.”
Soruşturma ve gözaltı aşaması
Tekrar olay sonrasında kolluk işlemi ve savcılık soruşturması başlar. Bu aşamada uyuşturucu kullanma şüphesiyle gözaltı ve ifade, örnek alma ve madde analizi gibi işlemler gündeme gelebilir. CMK m.75/1 uyarınca bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheliden vücuttan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnek alınabilmesine hâkim veya mahkeme karar verebilir; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı karar verir ve bu karar yirmi dört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur. Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz. Örnek ancak tabip veya sağlık mesleği mensubu tarafından alınabilir (m.75/3), müdahalenin kişinin sağlığına zarar verme tehlikesi bulunmamalıdır (m.75/2) ve bu kararlara itiraz edilebilir (m.75/6). Bu güvenceler, savunmada delilin hukuka uygun elde edilip edilmediğinin incelenmesi bakımından önemlidir.
İfade sırasında müdafi yardımından yararlanma ve susma hakkı bulunduğu unutulmamalıdır; bu hakların kullanılması suçun kabulü anlamına gelmez. Fiilin kullanım mı yoksa ticaret mi olarak nitelendirildiği, ilk ifade ve el koyma tutanaklarından itibaren belirleyicidir. Ele geçirilen maddenin miktarı, paketlenme biçimi, terazi veya ambalaj malzemesi ve mesajlaşma kayıtları niteleme tartışmasının unsurlarıdır; bu konuyu terazi bulundurma yazımızda ayrıntılı ele aldık. TCK m.188/3’ün alt sınırı on yıldır; CMK m.150/3 uyarınca alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda müdafi görevlendirilmesi zorunludur. TCK m.191/8 ise 188’deki ticaret veya 190’daki kolaylaştırma suçundan yapılan kovuşturmada suçun münhasıran 191 kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verileceğini düzenler.
Tutuklama riski: CMK 100/3’te 191 yok
CMK m.100/1 uyarınca tutuklama için kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller ve bir tutuklama nedeninin bulunması gerekir; işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmayan tutuklama kararı verilemez. m.100/2 kaçma şüphesini uyandıran somut olguları ve delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ile tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapma girişimlerini tutuklama nedeni olarak sayar. m.100/3’teki katalog suçlarda ise somut delillere dayanan kuvvetli şüphe hâlinde tutuklama nedeni var sayılabilir; bu katalogda TCK m.188 vardır, m.191 ve m.226 yoktur. Dolayısıyla kullanma suçunda tutuklama, katalogdan değil, m.100/2’deki somut nedenlerden doğabilir. Tekrar eden olaylar, hâkimin kaçma şüphesi ve yeniden suç işleme riski bakımından yaptığı değerlendirmede göz önünde bulundurabileceği olgulardır; ancak “üçüncü kez” ifadesi tek başına tutuklama sebebi değildir. Tutuklama yerine CMK m.109 uyarınca adli kontrol uygulanabilir; yurt dışına çıkamama, düzenli imza ve tedavi tedbirleri bu kapsamdadır. Genel tutuklama ve gözaltı mantığı için ilgili yazımıza bakabilirsiniz.
Mahkemede ceza: TCK 191/1 ve belirleme
Kamu davası açıldığında yargılanan suç genellikle TCK m.191/1’dir: iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası. Mahkeme, delillerin değerlendirilmesinden sonra mahkûmiyete karar verirse temel cezayı belirler ve ardından varsa indirim nedenlerini uygular. TCK m.62 uyarınca takdiri indirim nedenlerinin varlığında diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir; m.62/2 uyarınca failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurulabilir ve takdiri indirim nedenleri kararda gerekçeleriyle gösterilir. Tedavi sürecine düzenli katılım, bağımlılıkla mücadele çabası ve belgelenmiş yükümlülük uyumu bu değerlendirmede savunmanın ileri sürebileceği somut unsurlar olabilir; tekrar eden olaylar ise mahkemenin yeniden suç işlemeyeceği kanaatini olumsuz etkileyebilir. Hiçbirinin sonucu önceden bilinemez.
Hesap açısından rakamlar şöyledir: alt sınırdan iki yıl hapis belirlenirse, m.62 uyarınca en fazla altıda bir indirimle ceza bir yıl sekiz aya inebilir. Yani takdiri indirim tek başına cezayı bir yılın altına, dolayısıyla TCK m.50’deki kısa süreli hapis eşiğine indirmez. Cezanın bir yılın altına inmesi için başka bir kanuni indirim nedeninin bulunması gerekir. Bu nedenle üçüncü olayda gerçekçi eşikler genellikle iki yıl civarındaki HAGB ve erteleme eşikleridir.

HAGB (CMK 231): üçüncü olayda mümkün mü?
CMK m.231/5’in 7589 sayılı Kanunla (16/7/2026) değişen metnine göre sanığa yüklenen suçtan dolayı hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir. m.231/6’ya göre karar için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, mahkemenin sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışlarını göz önünde bulundurarak yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varması ve zararın giderilmesi gerekir. Karar verilirse beş yıllık denetim süresi uygulanır; bu süre içinde kasten yeni suç işlenmez ve yükümlülüklere uyulursa dava düşer (m.231/10), aksi hâlde hüküm açıklanır (m.231/11). m.231/7 uyarınca HAGB verilen hükümde hapis cezası ertelenemez ve seçenek yaptırımlara çevrilemez.
Üçüncü olay açısından üç ayrıntı belirleyicidir. Birincisi, “daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış” koşulu önceki dosyaların sonucuna bakar: ertelenen dosya, KYOK veya HAGB’yle düşen dosya metin bakımından mahkûmiyet değildir; kesinleşmiş bir mahkûmiyet ise koşulu ortadan kaldırır. İkincisi, mahkemenin “yeniden suç işlemeyeceği” kanaati burada kritik hâle gelir; tekrarlayan olaylar bu kanaati zorlaştırabilir, tedavi ve düzenli yaşam belgeleri ise lehe unsur olabilir. Üçüncüsü, m.231/8’e göre denetim süresi içinde kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha HAGB kararı verilemez; dolayısıyla önceki HAGB’nin denetim süresi içinde yaşanan olayda hem yeni dosyada HAGB engeli hem de önceki hükmün açıklanma riski (m.231/11) gündeme gelir. Bu yorumların uygulamada nasıl işleyeceği mahkemelerce somut olaya göre belirlenir.
Ayrıca bir uyarı gerekir: mevzuat.gov.tr’deki metnin dipnotuna göre Anayasa Mahkemesi 10/7/2025 tarihli kararıyla CMK m.231’in beşinci ila on dördüncü fıkralarını iptal etmiş, bu iptal 30/9/2026’da yürürlüğe girecek şekilde düzenlenmişti; bu fıkralar 16/7/2026 tarihli 7589 sayılı Kanunla yeniden kaleme alındı. Yeni metin ile iptal kararının uygulamadaki birlikte görünümünü güncel kaynaklardan izlemek gerekir. HAGB’nin ayrıntıları için HAGB rehberimize bakabilirsiniz.
Seçenek yaptırım ve erteleme: TCK 50 ve 51
TCK m.50/1 yalnızca kısa süreli hapis cezasına, yani TCK m.49/2’ye göre bir yıl veya daha az süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar öngörür. TCK m.191/1’in alt sınırı iki yıl olduğundan, sıradan bir 191 mahkûmiyetinde bu eşik kural olarak aşılmış olur. m.50/3’teki yaş istisnası (fiili işlediği tarihte on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş olanlar için bir yıl veya daha az süreli hapis) ise ayrı bir konudur. Bu nedenle üçüncü olayda seçenek yaptırım ihtimali sınırlıdır; ayrıntılar için seçenek yaptırımlar yazımıza bakabilirsiniz.
TCK m.51/1 ise iki yıl veya daha az süreli hapis cezasında erteleme imkânı sunar; bunun için kişinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması ve yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması gerekir. Erteleme hâlinde bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere bir denetim süresi belirlenir ve bu süre mahkûm olunan ceza süresinden az olamaz (m.51/3); süre iyi hâlli geçirilirse ceza infaz edilmiş sayılır (m.51/8), denetim süresinde kasıtlı suç işlenmesi veya yükümlülüklere uyulmaması hâlinde ertelenen ceza kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilir (m.51/7). Üçüncü olayda en kritik nokta, önceki mahkûmiyetlerin bulunup bulunmadığı ve mahkemenin “tekrar suç işlemeyeceği” kanaatine varıp varmayacağıdır. Aynı hükümde HAGB ve erteleme birlikte uygulanamayacağından (CMK m.231/7) mahkeme birini seçer.
Tedavi: TCK 192/4 ve bağımlılık
TCK m.192/4, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişinin, hakkında kullanmak için madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi ettirilmesini istemesi hâlinde cezaya hükmolunmayacağını düzenler; bu durumda kamu görevlileri ile sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirme yükümlülüğü doğmaz. Hükmün sınırı açıktır: başvurunun soruşturma başlatılmadan önce yapılması gerekir. Soruşturma başladıktan sonra yapılan tedavi başvurusu bu hükmün koruması dışındadır; ancak adli kontrol (CMK m.109/3-e), HAGB denetim yükümlülükleri, takdiri indirim değerlendirmesi ve mahkemenin yeniden suç işlemeyeceği kanaati bakımından fiilî olarak önem taşıyabilir. Tedavinin etkisi her dosyada aynı değildir; belgelenmiş, düzenli ve gerçek bir tedavi süreci ile yalnızca dosyaya sunulmuş bir başvuru arasında fark vardır. Etkin pişmanlığın uyuşturucu kullanma suçundaki uygulaması için ilgili yazımıza bakabilirsiniz.
Dava açıldıktan sonra tekrar olayın hukuki akışı
Üç örnek durum
Aşağıdaki örnekler kurgusaldır ve yalnızca mevzuattaki ayrımların işleyişini göstermek içindir; gerçek dosyalarda sonuç delillere, mahkemenin takdirine ve güncel uygulamaya göre değişir.
- Örnek 1 – Dava sürerken yeni olay. Ertelenen dosyada ihlal nedeniyle dava açılmış ve duruşmalar sürerken yeni bir kolluk kontrolünde madde bulundurduğu belirlenmiştir. m.191/6 uyarınca yeni soruşturmada erteleme verilemez; savcılık yeni dosyada dava açar ve mahkeme iki dosyanın birlikte yürütülmesi konusunu usul kurallarına göre değerlendirir. Mahkeme ceza belirlerken tekrar eden olayları da dikkate alabilir.
- Örnek 2 – HAGB’den sonra yeni olay. İlk davada HAGB kararı verilmiş ve denetim süresi sürmektedir. Yeni olayda dava açılırsa, CMK m.231/11 gereği önceki hüküm açıklanabilir; m.231/8 gereği denetim süresi içinde kasıtlı suç nedeniyle yeni HAGB kararı verilemez. Bu durumda tablo, iki dosyayı birlikte etkiler.
- Örnek 3 – Soruşturma başlamadan tedavi. Kişi hakkında henüz soruşturma başlamamışken sağlık kuruluşuna gönüllü başvurarak tedavi ister. m.192/4 lafzı bu hâlde cezaya hükmolunmayacağını öngörür; ancak başvurunun gerçekten soruşturma öncesinde yapıldığının ve tedavinin süregeldiğinin belgelenmesi gerekir. Aynı kişi sonradan farklı bir olayda yakalanırsa bu başvuru yeni olayı kapsamaz.
Savunma açısından önemli noktalar
Üçüncü olay sonrasında savunma, dosyanın iki ayağını birlikte okumalıdır: yeni soruşturmanın delilleri ve önceki dosyanın durumu. Önce önceki dosyaların güncel durumu UYAP kayıtları ve dosya içeriğinden netleştirilmeli; hangi dosyada erteleme, HAGB, KYOK veya mahkûmiyet bulunduğu bilinmelidir. İkinci olarak yeni olayın niteliği belirlenmelidir: kullanma mı, bulundurma mı, ticaret şüphesi mi? Üçüncü olarak delillerin hukuka uygunluğu incelenmelidir: arama kararı, örnek alma kararı ve onayı, laboratuvar raporlarının usulü, tutanaklardaki çelişkiler. Dördüncü olarak tedavi, çalışma, yerleşik adres ve aile bağları gibi lehe unsurlar belgelenmelidir; bunlar hem tutuklama değerlendirmesinde hem takdiri indirim ve HAGB kanaatinde somut olarak sunulabilir. Beşinci olarak, ifade ve savunma aşamasında müdafi yardımından yararlanılmalıdır. Hiçbir adımın sonucu garanti edilemez; ancak hangi hukuki kapının açık kalacağı bu adımlarla belirlenir. Uyuşturucu kullanma suçunun genel çerçevesi için TCK 191 rehberimize bakabilirsiniz.
Sık yapılan yanlış değerlendirmeler
- “Üçüncüde otomatik hapis” yanılgısı. Kanunda üçüncü olay için özel bir hapis hükmü yoktur; mahkeme TCK m.191/1 çerçevesinde ceza belirler ve HAGB, erteleme gibi imkânlar koşullarına göre değerlendirilir.
- “Üçüncü olay mutlaka tutuklanma sebebidir” yanılgısı. TCK m.191 CMK m.100/3 kataloğunda değildir; tutuklama için somut nedenler aranır ve ölçülülük ilkesi geçerlidir.
- “Denetimli serbestlik bir daha hiç uygulanmaz” yanılgısı. m.191/6 yalnızca ikinci fıkradaki erteleme kararını yasaklar; adli kontrol, HAGB denetimi, erteleme denetimi ve infaz aşamasındaki denetimli serbestlik ayrı kanallardır.
- “Tedavi başvurusu her zaman cezayı kaldırır” yanılgısı. TCK m.192/4 soruşturma başlatılmadan önce yapılan başvuruyu arar; sonraki başvurular farklı biçimlerde değerlendirilir.
- “Sayı kaç olursa olsun aynı sonuç” yanılgısı. Kanun saymaz; sonuç dosyanın aşamasına, önceki mahkûmiyetlere ve fiilin niteliğine göre değişir.
Sonuç ve değerlendirme
Üçüncü kez yakalanmanın hukuki karşılığı, çoğu dosyada kamu davası açıldıktan sonra yaşanan tekrar olaydır. TCK m.191/6 bu aşamada yeniden kamu davasının ertelenmesini yasakladığı için soruşturma kamu davasıyla sonuçlanır; yargılamada iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülür. Yine de HAGB, takdiri indirim ve erteleme gibi genel hükümler TCK m.191/9 ve ilgili kanun maddeleri çerçevesinde açık tutulmuştur; bunların uygulanması koşullara ve mahkemenin takdirine bağlıdır. Tedavi süreci TCK m.192/4 bakımından ancak soruşturma başlamadan önce yapılmışsa cezasızlık sonucu doğurur; sonrasında ise lehe unsur olarak değerlendirilir. Kanunda sayısal bir eşik bulunmadığı için, üçüncü olayda yapılacak en sağlıklı iş dosyanın aşamasını ve önceki kayıtları netleştirmek, ardından delil ve savunma stratejisini buna göre kurmaktır.
İlgili yazılarımız
İlk Defa Suç İşleyen Biri Hapis Cezası Alır mı? · 2 Kez Uyuşturucu Yakalanmanın Cezası · 4 Kez Yakalanma Cezası · Denetimli Serbestlik İhlal Edilirse Ne Olur? · Denetimli Serbestlikte Yeni Suç · Sabıka Kaydı Ne Zaman Silinir?
Üçüncü kez uyuşturucudan yakalanırsam denetimli serbestlik uygulanmaz mı?
TCK m.191/6’ya göre, ertelenen dosyada ihlal nedeniyle kamu davası açıldıktan sonra birinci fıkradaki suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez. Yani 191/2’deki beş yıllık erteleme ve ona bağlı denetimli serbestlik tedbiri bu aşamada yeniden kurulamaz. Bununla birlikte adli kontrol kapsamında tedavi (CMK m.109/3-e), hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında denetim yükümlülükleri (CMK m.231/8) ve infaz aşamasında denetimli serbestlik gibi başka imkânlar ayrıca söz konusu olabilir.
Kanunda ‘üçüncü kez yakalanma’ diye bir hüküm var mı?
Hayır. Kanunda ‘ikinci’, ‘üçüncü’ veya ‘dördüncü kez’ diye sayısal bir eşik yoktur. Sonucu belirleyen, yeni olayın yaşandığı anda dosyanın hangi aşamada olduğudur: erteleme sürüyor mu, ihlal nedeniyle dava açılmış mı, hüküm kurulmuş mu, kesinleşmiş mi. ‘Üçüncü kez’ gündelik bir ifadedir; hukuki karşılığı çoğu zaman ‘kamu davası açıldıktan sonra yaşanan tekrar olay’dır.
Mahkemede ne kadar ceza verilebilir?
TCK m.191/1 uyarınca kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden, bulunduran ya da kullanan kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fiil ticaret olarak nitelendirilirse TCK m.188/3 uyarınca on yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmibin güne kadar adli para cezası gündeme gelir. Somut ceza delillere, nitelendirmeye ve takdiri indirim gibi nedenlere göre belirlenir.
Üçüncü olayda HAGB (hükmün açıklanmasının geri bırakılması) verilebilir mi?
CMK m.231’in 7589 sayılı Kanunla değişen güncel metnine göre hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezasıysa, sanık daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamışsa, mahkeme yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varırsa ve zarar giderilmişse HAGB mümkündür. Öncesinde kasıtlı bir suçtan kesinleşmiş mahkûmiyet varsa bu koşul engel olur. Karar mahkemenin takdirindedir ve önceden garanti edilemez.
Ceza kaç yıl olursa hapis fiilen çekilmeyebilir?
TCK m.51 uyarınca iki yıl veya daha az süreli hapis cezası, koşulları varsa ertelenebilir. TCK m.191/1’in alt sınırı iki yıl olduğundan, ertelemenin ya da HAGB’nin gündeme gelmesi cezanın alt sınırdan belirlenmesine veya indirimlerle iki yılın altına inmesine bağlıdır. TCK m.62 uyarınca takdiri indirim cezanın altıda birine kadarını indirebilir. Bu bir garanti değil, mahkemenin takdirine bağlı bir imkândır.
Tedavi görmek davanın sonucunu değiştirir mi?
TCK m.192/4’e göre uyuşturucu madde kullanan kişi, hakkında soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi edilmesini isterse cezaya hükmolunmaz. Soruşturma başladıktan sonraki tedavi ise bu hükmün kapsamı dışında kalsa da adli kontrol yükümlülüğü, HAGB denetim yükümlülüğü ve takdiri indirim değerlendirmesinde lehe unsur olarak ileri sürülebilir. Etkisi dosyaya göre değişir.
Üçüncü olayda tutuklanır mıyım?
TCK m.191 suçu CMK m.100/3’teki tutuklama katalogunda yer almaz; tutuklama için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ve kaçma şüphesi veya delilleri karartma gibi bir tutuklama nedeni aranır, işin önemiyle ölçüsüz tutuklama kararı verilemez. Tekrar eden olaylar, tutuklama nedeni değerlendirmesinde ve adli kontrol kararında hâkimin göz önünde tutabileceği olgulardır. Fiilin ticaret olarak nitelendirilmesi katalog suç nedeniyle durumu değiştirir.
Önceki HAGB denetim süresinde yeni olay yaşanırsa ne olur?
CMK m.231/11’e göre denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi hâlinde mahkeme önceki hükmü açıklar. Ayrıca m.231/8 uyarınca denetim süresi içinde kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu nedenle denetim süresi içindeki bir olay hem yeni dosyayı hem önceki hükmü etkiler; somut durum dosyaya göre incelenmelidir.
Önceki dosyalarınızın durumu ve olayın niteliği birlikte değerlendirilmelidir; bize ulaşabilirsiniz.
Birlikte kullanım olaylarında ticaret ile kullanma ayrımı için arkadaşa uyuşturucu vermek veya birlikte kullanmak yazımıza bakabilirsiniz.
Yazar Hakkında
Av. Burakhan Çalışkan, İstanbul Barosu’na kayıtlı olup ceza hukuku ve uyuşturucu suçları alanında savunma hizmeti vermektedir. Bu yazı, güncel mevzuat metinleri dikkate alınarak hazırlanmıştır.
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup güncel mevzuat ve yerleşik hukuki uygulama esas alınarak kaleme alınmıştır. İçerikte yer alan değerlendirmeler, somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklılık gösterebilecek genel nitelikte açıklamalardır ve hiçbir şekilde hukuki tavsiye niteliği taşımaz, avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden, somut bir hukuki sorun hakkında adım atmadan önce alanında yetkili bir avukata danışılması önerilir.